{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1413 <br>KARAR NO: 2025/291<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/05/2021<br>NUMARASI: 2020/347  Esas - 2021/418 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı şirketin düğün sektöründe faaliyet gösteren işletmelere düğün.com portalı üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti verdiğini, davacı ile davalı borçlular arasında 11.07.2019 tarih ... sözleşme ile toplam 6.360,00 TL ödemesi kararlaştırıldığını, bunun üzerine 11.07.2019 tarihinde 4.000,00 TL, 2.360,00 TL ve 254,40 TL tutarlarında e-faturalar davalı ... adına davacı şirket tarafından tanzim edildiğini ve davalının sözleşmede belirttiği e-posta adresine gönderildiğini, davalıya iletildiğini ve davalının bu mailleri okuduğunu, faturaların herhangi bir itiraza uğramadığını, davacı şirketin sözleşmeye ve sözleşme eki tasarım formuna uygun olarak sözleşme imzaladıktan sonra davalı şirketin işletmesi olan ...'e kendi internet sitesi ...com portalında kır düğünü kategorisinde oluşturduğu sayfa üzerinden reklamasyon ve tanıtım hizmeti vermeye başladığını, sözleşme süresi 1 yıl olduğunu, sözleşmenin 11.07.2020 tarihinde sona ereceğini, davacı şirketin davalı şirket adına bir kullanıcı paneli oluşturduğunu, bu panel üzerinden tanıtım ve reklamasyon hizmetine halen devam ettiğini, bu kullanıcı paneli üzerinden şimdiye kadar 1254 kullanıcı ziyareti gerçekleştiğini, bu ziyaretler neticesinde 46 tekil kullanıcıdan toplam 48 fiyat teklifi talebi bulunduğunu, davalılardan borcun tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, borçluların takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, kötüniyetli karşı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...Davalı ... Ticaret Limited Şirketi  yönünden yetki itirazının incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10.9 maddesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, ayrıca takibin dayanağının taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlenen faturaya dayalı para alacağından kaynaklandığı, dava konusunun para alacağı olması nedeniyle TBK 89/1 maddesi gereği alacaklının ikametgah mahkemesinin de yetkili olması nedenleriyle davalı ... Ticaret Limited Şirketi'nin  takip dosyasına yaptığı yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuş, Davalı ... yönünden yetki itirazının incelenmesinde; bu davalının sözleşmenin tarafı olmadığı, düzenlenen faturaların diğer davalı şirket adına düzenlendiği, fatura konusu hizmetin diğer davalı şirkete sunulduğu, bu hali ile davalı  ...'in süresinde ve usulünce yapmış olduğu yetkiye itirazının kabulü ile yetkisiz icra dairesinde takip yapılmış olduğunun anlaşılmasına göre bu davalı yönünden usulüne uygun bir takipten de bahsedilemeyeceğinden bu davalı yönünden davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; Davacı ile davalı şirket arasında 11/07/2019 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme konusunun  davalı tarafından verilen reklam ve ilam siparişlerinin davacı tarafından sözleşmede belirtilen mecralarda yayınlanması buna mukabil reklam ve ilan bedellerinin davalı tarafından ödenmesi olarak belirlendiği, buna dayalı olarak davacı tarafından dava konusu takibe dayanak faturaların düzenlendiği, davacı tarafın  ticari defterlerine takip konusu faturaları işlediği, davacı tarafça cari hesap ve faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, davalıların tarafın süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından süresi içinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmakla, yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce taraflara tüm delillerini bildirmesi için verilen kesin süre içerisinde davacı şirket tarafından ticari defterleri dosyaya sunulmuş ancak davalı tarafça ticari defterler dosyaya ibraz edilmemiştir. Davalı tarafından takip konusu faturalara takip öncesinde bir itirazda bulunulmamış, icra dosyasına yapılan itirazda da  hizmetin teslim alınmadığı iddiasında da bulunulmamıştır. Düzenlenen uzman bilirkişi heyet raporundaki hizmetin sunulduğu ve alacağın varlığı yönünden tespitler mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması, bu hali ile davacının takip konusu faturalardan dolayı davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, davanın Davalı ... Ticaret Limited Şirketi yönünden kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı  şirket aleyhine hükmolunan asıl alacağın %20'si  oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine, diğer davalı ...'in takip dosyasına süresinde ve usulünce yapmış olduğu yetkiye itirazının kabulü ile yetkisiz icra dairesinde takip yapılmış olduğunun anlaşılmasına göre bu davalı yönünden usulüne uygun bir takipten de bahsedilemeyeceğinden bu davalı yönünden davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı şirket yetkilisi ... yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı şirketin imza ve temsil yetkisinin kendisinde olduğunu, dava konusu sözleşmenin kendisi tarafından imzalanmadığını, ...'in şirket adına sözleşme imzalama yetkisi olmadığı gibi şirketi borçlandıracak sözleşmeler yapma pozisyonunda bulunmadığını, sözde faturaların gönderildiği belirtilen faturaların mail adresi şirkete ait olmadığını, eşinin anlattığına göre kendisinin dolaylı olarak aldatıldığını, bu nedenle yapılan sözleşmenin şirketi bağlamadığından kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 3 adet e-faturaya istinaden ( 11/07/2019 tarihli  4.000,00 TL, 2.360,00 TL ve 254,40 TL bedelli) 6.614,40TL  alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalıların  yasal süresinde borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mali müşavir ve bilgisayar mühendisinden alınan 01/04/2021 tarihli müşterek bilirkişi raporunda \"Davacının ticari defterlerine göre; Davacı ... Hiz. A.Ş. tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların E-Arşiv Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı yan tarafından 11.07.2019 tarihinde 254,40 TL bedelli olarak tanzim edilen vade farkı faturasının taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.3 maddesi doğrultusunda sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, faturaların davalı yana teslimi konusunda ise faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşmede de kararlaştırıldığı üzere aşağıdaki e- arşiv teslim portalından görüleceği üzere 14.07.2019 tarihinde davalı yanın mail (...@hotmail.com) adresine iletildiği, davalı yanın cari hesaba konu faturalara takip öncesi itirazının olmadığı da anlaşıldığından düzenlenen faturanın davalı yan bilgisi dahilinde olduğu kanaati edinildiği, faturanın davalı yan bilgisi dahilinde olduğu kanaati edinildiği, Faturaların içeriği hizmetin verilip verilmediği noktasında Teknik Yönden Yapılan incelemeler ise; yapılan hizmet tam ve eksiksiz yapıdığı, google gibi arama motorlarında ön sırada hala daha bulunur şekilde olup firma mahkemelik olduğu halde firmanın sayfasını kapatmayarak hala daha bulunur olmasına katkısı devam ettiği, davacı firma dava konusu hizmeti tam, eksiksiz ve layıkıyla yaptığı, neticeten; davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde takip tarihi davalı yandan (30.07.2019) itibariyle 6.614,40 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu \" yönünde görüş ve tespitte bulunmuşlardır. Dosya kapsamına göre; davalı tarafından verilen reklam ve ilam siparişlerinin davacı tarafından sözleşmede belirtilen mecralarda yayınlanması konusunda ve  6.360,00 TL ödeme yapılması karşılığında davacı şirket ile davalı şirket arasında 11/07/2019 tarihli Arge ve Üyelik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 6.3 maddesi \"Müşteri fatura bedellerinin ödenmesinde meydana gelecek gecikmeler halinde, ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın aylık %2 oranında gecikme faizini hiçbir itiraz ileri sürmeksizin derhal ödemeyi,  gayrikabili rücu ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt eder.\"  6.4 maddesi \"...’un e-fatura sistemine geçtiği tarihten itibaren faturalar müşterinin ...’a bildirdiği mail adresine e-posta olarak gönderilecektir. Müşteri e-fatura sistemini peşinen kabul eder. Müşteri verdiği e-mail adresinin geçerliliğinden sorumludur.\" 10. Maddesi \"Taraflar işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ...’un defter ve muhasebe kayıtlarının ve belgelerinin kesin delil olduğunu gayri kabili rücu ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt ederler…” şeklinde kararlaştırıldığı\t davalı şirket adına sözleşmenin, davalı şirket kaşesi altında diğer davalı ... tarafından imzalandığı görülmüştür.Davacı, sözleşmeye uygun edimlerini yerine getirdiğinden bahisle dayanak yapılan fatura alacaklarının tahsili amacıyla takip başlatmış, davalı şirket yetkilisi ... ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağı olarak gösterilen sözleşmenin şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından akdedilmediğini ileri sürmüştür. Davalı şirket yetkilisinin iddia ettiği gibi eşi olan ...'in yetkisiz olarak sözleşmeleri düzenlemiş olduğu kabul edilse dahi  sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından imzalanmış olması salt  sözleşmenin geçersiz olduğunu göstermez. Bir kimsenin, hüküm ve sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine temsil denir (Eren, F.; Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017, s. 444). Temsil hâlinde işlem temsilci tarafından temsil olunanın nam ve hesabına yapıldığından hukuki işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunandır. Temsilci hukuki işlemi temsil olunanı hiç söylemeden kendi adına yaptıktan sonra bu işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana nakledebileceği gibi (dolaylı temsil), hukuki işlemi yaparken bu işlemi doğrudan temsil olunan nam ve hesabına da (doğrudan temsil) yapabilir. Temsilin söz konusu olabilmesi için temsilcinin hukuki işlemi/muameleyi temsil olunan adına yapması, bunu diğer tarafa bildirmesi, temsilcinin temsil yetkisinin bulunması veya temsil olunanın sonradan yapılan hukuki işleme icazet vermesi gereklidir. Bu noktada, mümessil tarafından yapılan hukuki işlemden doğan hak ve borçların temsil edilene ait olabilmesi için gerekli en önemli unsur; mümessilin, temsil edilen adına hukuki işlem yapmaya yetkili olmasıdır. Temsil yetkisi, temsil olunanın temsilciye, kendisini üçüncü kişiler nezdinde temsile yetkili olduğunu bildiren bir irade beyanıdır. Temsil ilişkisinin meydana gelmesi için yetki beyanının temsilcinin hakimiyet alanına ulaşması yeterlidir. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür. Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (HGK'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.) Bu husus TBK'nun 46. maddesinde; \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.\" şeklinde ifade edilmiştir. Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; teknik bilirkişilerin raporunda ifade edildiği üzere sözleşmeye konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiği, herhangi bir itiraz, ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin verilen hizmetten davalı şirketin haberdar olduğu ve dolayısıyla  davalı şirketin, yetkisiz temsil ile yapıldığı kabul edilse dahi yapılan sözleşmeye zımnen icazet verdiği, bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sözleşmeye konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiği, takibe dayanak yapılan faturaların taraflar arasında akdedile sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, söz konusu faturalardan dolayı davacının alacaklı olduğu ispatlanmış olmakla davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlikgörülmemiştir.Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı şirketin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı şirketin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı şirket tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 112,96 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 502,44 TL harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"062a2623404ff3a7","SID":"625b1f8ef34f84d1"}}