{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2599 - 2025/648<br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2599 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/648<br>KARAR TARİHİ\t: 19/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/472 Esas, 2023/502 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ve ... hakkında alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2016/19783 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, icra dosyası alacağının tamamının davalı ... A.Ş.'ye temlik edildidiğini, temlik/icra dosyası alacaklısı davalı tarafından belirtilen icra dosyasındaki alacağın tahsili amacıyla borçlulara ait menkul malların haczi ile muhafaza altına alınması amacı ile 09.06.2021 günü müvekkil şirketin adresinin bulunduğu adrese icra memuru ile gelindiğini, müvekkil şirketin hukuka aykırı haciz ve muhafaza tehdidi altında kaldığını, haciz için gidildiği saatte kamera kayıtlarında da görüleceği üzere icra memuru ve alacaklı vekilinin müvekkili şirketin binasının dışında tam olarak belirli olmamasına rağmen göstermelik haciz tutanağı düzenlediklerini, bir süre sonra polis ile birlikte şirkete girdiklerini, nakliye aracının işyerine yakın adrese konuşlandırıldığını ve çağrıldığını, menkul malların nakliye aracına yüklenilmeye başlandığını, haciz tutanağında da yazılı olduğu şekilde belirtilen adreste borçlular ile ilgi ve alakasının bulunmadığının tespit edilmiş olmasına rağmen icra memurunca aidiyeti müvekkili şirkete ait olmayan müvekkili şirketi sahibinin oğlu ... ile alakasının olduklarını ileri sürdükleri olmayan belgenin varlığından bahsedilerek, müvekkili şirkete ait adreste tamamen göstermelik ve tehditkar bir şekilde hacze başlanıldığını, dosya borcu olan 1.800.000,00 TL ödeme yapılmadığı takdirde haczedilen malların muhafaza altına alınacağı söylendiğini, en son  520.000,00 TL ödeme yapılması halinde muhafazaya son verip gerçek duruma göre haciz tutanağı düzenlenebileceğinin söylendiğini,  520.000,00 TL'nin icra dosyası borcuna mahsuben ödenmek zorunda kalındığını, itirazi kayıt konulmaksızın kendilerine 520.000,00 TL ödenmesi halinde ve gerçek durumu yansıtacak şekilde tutanağın tutulup adresten ayrılacağı bildirilmesi üzerine 520.000,00 TL para ödendiğini, hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemlerinin ancak bu şekilde engellenebildiğini, davacının hiçbir sıfatla davalıya borcu olmadığını, müvekkilinin icra tehdidi ile kendisine ait olmayan bir borcu ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanacak tutara göre şimdilik 520.000,00  TL'nin dava tarihinden itibaren,  denkleştirici adalet ilkesi gözetilmediği takdirde talep edilen alacak tutarlarının 09.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \t<br>SAVUNMA:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekili şirketin alacağının tahsili amacıyla borçlular ... ve ... aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğü 2016/19783 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ilgili dosya ile 09.06.2021 tarihinde haciz uygulanmak üzere gidildiğini, iş bu haczin işlemi sırasında ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından dosya borcunun üstlenildiğini, dosya borcu için indirim talep edildiğini, alacaklı vekili ile borç miktarı konusunda müzakere edildiğini, yüksek miktarda indirim yapılarak dosya borcunun 525.000,00 TL ödenmesi halinde tahsil harcı hariç olmak üzere borcun kapanacağı hususunda anlaşmaya vardıldığını, tahsil harcından borçlunun sorumlu olduğu bildirildiğini, davacı tarafından hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın Ankara 9. İcra Müdürlüğü 2016/19783 Esas sayılı dosya borcu ödemesi açıklaması ile ödeme yapıldığını, iş bu borç üstlenilmesi ve borç ödemesi işleminin üzerinden bir yıla yakın bir süre geçmesine rağmen davacı tarafından dava dilekçesinde iddia ettiği haksız haciz işlemine ilişkin şikayet ya da davaya başvurulmadığını hiçbir hukuki yol tüketilmediğini, istirdat davalarında davacı sıfatının borçluya ait olduğunu, davacının kendilerine karşı haciz baskısı yapıldığını ileri sürdüğünü dosyada borcunu üstelenen davacının takipte borçlu bulunmadığı için kendisine karşı haciz baskısı yapılmasının söz konusu olmadığını, ayrıca iş yerinde yapılan haciz sırasında borçlu ile davacının hukuki, fiili ve organik bağ içerisinde bulunduğuna dair bir çok tespit yapıldığını, haciz mahallinde borçluya ait evraklar görüldüğünü,  ayrıca borçlu ... davacı şirket yetkilisinin oğlu olduğunu ve gerek sosyal medya gerekse medyada davacı şirketin yetkilisinin dava dışı borçlu olduğuna dair haber ve yayınlar olduğunu, belirterek, usul ve yasaya aykırı, kötüniyetle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; ...\" Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/19783 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Dosyamız davalısına icra dosyasındaki alacağını devreden alacaklı ... Bankası tarafından, dosya borçluları/kefiller ... ve ... aleyhine 420.422,86 TL toplam alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine 09/06/2021 tarihinde borçluların adresinde haciz işlemi yapıldığı, adresin davacı şirkete ait olduğunun anlaşılması ve borçluya ait hiçbir emareye rastlanmaması üzerine hiç bir işlem yapılmadan hacze son verildiği haciz tutanağından anlaşılmıştır. <br>Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının haciz baskısı ile icra dosyasına ödeme yaptığı iddiasını destekler delil sunamadığı, davacının da kabulünde olduğu üzere ödemenin itirazi kayıt konulmadan yapıldığı, davalının delil olarak dosyaya sunduğu kayıtlara göre, takip borçlusu ...'ın davacı şirketin yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine\".. şeklinde davanın reddine karar verilmiştir. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın müvekkili şirketin yetkilisi veya yönetim kurulu üyesi olmadığının ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğunu, mahkemece ticaret sicil kayıtlarına rağmen bir kısım haberlere istinaden bu kişinin şirket yetkilisi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, şirket adresine gelinen hacizde tutulan tutanakta da haciz adresinde bu kişiye dair hiç bir emareye rastlanmadığının açıkça yazılı olduğunu, aksi halde dahi,  borcun kaynağının dava dışı ...'ın şahsi kefaletine ilişkin olup bu sebeple müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca haciz mahallinde muhafaza işlemleri yapılmaya başlandığı, bu sebeple ödeme yapılmak zorunda kalındığı,   ödemenin ihtirazi kayıtsız olarak yapılması halinde muhafaza işlemine son verileceğinin belirtilmesi üzerine ödemenin ihtirazi kayıtsız olarak yapıldığına dair dinletmek istenen  tanıkların dinlenmediğini, oysa bu durumun açıkça irade fesadı olduğunu, bu durumun tanıkla ispatlanabileceğini, davanın haksız fiile dayandığını, haksız fiilin gerçekleştiğine dair kamera kayıtlarının da bulunduğunu, bu kayıtların denetime olanak verecek şekilde çözümünün yapılması, ayrıca icra memurunun bu kayıtlara istinaden dinlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, haksız  haciz ve muhafaza baskısı altında yapılan ödemenin  tazmini istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekilince, müvekkili şirketin ortak ve yetkilisi olmayan dava dışı ... hakkında başlatılan icra takibi dosyasında müvekkili şirketin adresine hacze gelindiğini, bu adresin borçlu ile ilgisi olmamasına ve  haciz tutanağına bu hususun  yazılmasına rağmen  müvekkili şirkette haciz ve muhafaza işlemlerine başlandığını, bu işlemlerin sonlandırılması için ihtirazi kayıtsız olarak belirtilen miktarın banka hesabına yatırılmasının şart koşulduğunu, müvekkilince haciz ve muhafaza baskısını savuşturmak için ödemeyi bu şekilde yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek ödenen miktarın tazmini talep edilmiştir. <br>İddianın ileri sürülüş biçimine göre davacı tarafça haksız fiile dayanıldığı ve haksız haciz baskısı altında yapılan ödemenin tazmininin talep edilebileceği açıktır. <br> Haksız fiil sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu'nun  49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tazminat borcunun doğabilmesi için failin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiili neticesinde zarar doğmalı ve zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun  50/1. Maddesi gereği de zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.<br>Haksız fiile dayalı açılan tazminat davalarında kusur ve zarar iddiaların ispatı için her türlü delile başvurulabilir. <br>Somut uyuşmazlıkta; öncelikle dava dışı borçlunun davacı şirketin ortak ve yetkilisi olmadığı ticaret sicil kayıtları ile sabittir. Aksi halde dahi dava dışı borçlunun kişisel borcundan davacı şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır.  Kaldı ki, olay günü davacı şirketin adresine gelen haciz memurları tarafından tutulan tutanakta da açıkça bu adreste borçlu ...'a ait hiç bir emare bulunmadığının yazılı olduğu, ayrıca adreste haciz ve muhafaza işlemlerine başlandığı tarafların anlaşması üzerine bu işlemlere son verildiğine dair bir ibare de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı tarafça sunulan kamera kayıtlarında davacı şirketin adresi olduğu iddia edilen yerde bir kısım muhafaza işlemlerine başlandığı, sonradan bu işlemlere son verildiği görülmektedir. Davacı vekilince, iş yerinde haciz ve muhafaza yapıldığı, muhafazadan kurtulmak amacıyla davalının muhafaza işlemine son verme şartı olarak ihtirazi kayıtsız ödeme talebinin yerine getirildiğini ispatlamak amacıyla tanık deliline dayanıldığı, mahkemece tanık dinletme talebinin yerine getirilmediği, buna rağmen davacının haciz baskısı ile ödeme yapıldığı iddiasının ispatı için delil sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle dosya içerisinde bulunan  kamera kayıtlarının çözümü yaptırılarak, kamera kayıtlarında görülen olayların davacı şirketin iş yeri adresinde haciz tutanağının tutulduğu gün ve ilgili icra memuru nezaretinde gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeli, davacı tarafın gösterdiği tanıklar dinlenerek olay günü iş yerinde haciz ve muhafaza işlemlerine başlanıp başlanmadığı,  başlanmış ise sonradan bu işlemlere neden son verildiği, haciz tutanağına bu işlemlere başlanıp vazgeçildiğinin neden yazılmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılması ve ihtirazi kayıtsız olarak ödeme yapılması için haciz ve muhafaza tehdidinin kullanılıp kullanılmadığı hususlarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. <br>22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Yasa ile değişik HMK'nın 353/1-a-6. maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması\" halinde bu bent uyarınca bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği yönünde düzenleme getirilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda ilkeler çerçevesinde, tarafların gösterdikleri deliller toplanıp değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1)Davacı tarafın istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2023 gün ve 2022/472 Esas, 2023/502 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, <br>3) Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,<br>4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imza<br><br>Üye<br><br>e-imza <br><br>Üye<br><br>e-imza <br><br>Katip<br><br>e-imza <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb6c55da1c5c97f3","SID":"15ba7f1128cef1ec"}}