{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1620 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/252<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/05/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/110 E 2021/321 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/03/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili;  müvekkilinin davalı şirkette 2013 yılından itibaren finans müdürü olarak çalıştığını, iş akdinin 03.12.2017 tarihinde haksız şekilde sonlandırıldığını, müvekkilinin hak ettiği alacakların ödenmesi vaadiyle 11.12.2017 tarihinde Sulh/İbra Sözleşmesi imzalatıldığını, anılan belgede işçi aleyhine 500.000,00 TL tutarında tek taraflı cezai şart konularak işçilik alacaklarını talep etmesinin engellenmeye çalışıldığını, müvekkilinin hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, davalı yanın ihbar tazminatının yanında 3 katı tutarında kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini, yıllık izin ücretlerinin ödenmediğini, fazla çalışma yapmasına karşın fazla çalışma ücretlerinin de ödenmediğini, müvekkilinin son yıla ait prim ücretinin ödenmediğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL ihbar tazminatı, 100,00 TL kötü niyet tazminatı, 100,00 TL yıllık izin ücreti, 100,00 TL fazla çalışma ücreti, 100,00 TL AGİ ücreti, 18.000,00 TL prim ücreti olmak üzere toplam 18.600,00 TL'nin en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin 2011 yılından itibaren ... markasının Ankara ve çevresi illerde yetkili distribütörlüğünü üstlenmesi nedeniyle kendisine bağlı alt bayilik ilişkilerinin kurulması, yerleştirilmesi, çalışma şekil ve şartlarını düzenlemesi amacıyla davacının bankacılık ve halka ilişkiler hususlarındaki uzmanlığı da dikkate alınarak Harici Danışmalık ilişkisi kurulduğunu, karşılığında davacıya aylık veya yıllık sabit bir ücret ödenmediğini, müvekkili firma için yapacağı masrafları karşılamak üzere davacıya şirket kredi kartı tahsis edildiğini ve her ay yaptığı işin nitelik ve hacmine göre ücret ödendiğini, taraflar arasında Sulh ve İbra sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen sözleşmede taraflar arasındaki ilişkinin açıkça ortaya koyulduğunu, anılan sözleşme ile davacının harici olarak danışmanlık görevini üstlendiği süre boyunca oluşan alacağının belirlendiği ve nihayetinde ödenerek danışmanlık sözleşmesinin sona erdirildiğini bildirerek  davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; tüm deliller, taraflar arasında akdedilen sulh/ibra sözleşmesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 05.10.2019 tarih 2019/2669 Esas 2019/1951 Karar sayılı ilamı, Ankara 24.İş Mahkemesi'nin 16.05.2019 tarih 2018/251 Esas 2019/281 Karar sayılı ilamı, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dosya arasında bulunan SGK kayıtlarından  davacı adına davalı tarafından verilen herhangi bir hizmet bildirimi bulunmadığı, davalı iş yerinde 7 yıldır finans müdürü olarak çalıştığını iddia eden davacının sigortasız çalıştığının düşünülmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dosya arasına alınan sulh/ibra sözleşmesi ile SBY'ye dışarıdan sözlü/yazılı harici danışmanlık hizmetinin verildiği ve hizmetin 01.12.2017 tarihinde sonlandırıldığı, sözleşmenin \"Taraflar arasındaki hukuki durumun tespiti\" başlıklı 6.maddesinde; \"Taraflar, işbu sözleşme tahtında aralarında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, danışmanlık hizmetlerinin sonlandırılması için anılan şekilde anlaşmaya varıldığını gayrikabili rücu surette kabul, beyan ve ikrar ettikleri, harici danışman, sözleşme tahtında SBY'ye verdiği harici danışmanlık hizmetinden kaynaklanan herhangi bir hak ve alacağı kalmadığı; sözleşmenin imzalanmasından sonra SBY'nin ticari faaliyetlerini engelleyecek nitelikte bayi ve çalışanları ile irtibat kurmayacağı, taraflar birbirleri aleyhinde telkin ve beyanda bulunmayacağı, SBY'den her ne ad altında olursa olsun işçilik alacağı bulunmadığı ve bu konuda ileride de bir talepte bulunmayacağı gayrikabili rücu surette beyan ve ikrar etmiştir.\" denildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 393. maddesinde hizmet sözleşmesi düzenlenmiş olup, danışmanlık sözleşmeleri ile belirli süre içerisinde bir sonuç ortaya konulması karşılığında bedel ödemesi öngörüldüğü ve danışman ile iş sahibi arasında bağımlılık unsuru da bulunmadığı danışmanlık sözleşmelerinin hizmet akdi niteliğinde olmadığı, taraflar arasında akdedilen sulh/ibra sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen bir alacak bulunduğu iddiasına da dayanılmadığı gibi davacı yanca tahsili talep edilen alacak kalemlerinin işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan kalemleri ihtiva ettiği, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı yönündeki kesin hüküm, dinlenen tanık beyanları ile de davacı danışman ile davalı iş sahibi arasında bağımlılık ilişkisi bulunmadığı,\tTürk Borçlar Kanunu'nun 132. maddesinde \"Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.\" ifadesine yer verildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yazılı ispat hükümleri gereğince bedel karşılığı yapılan ibra anlaşmalarının yazılı olarak yapılması gerekmekle, yazılı şekilde düzenlenen sulh ibra sözleşmesinin fesihten sonra düzenlendiği, davacı ile davalının avukatları arasındaki telefon-whatsapp görüşme kayıtlarından davacının sözleşmenin hazırlanmasında birebir katıldığı, isteklerini dile getirip, bunların da dikkate alınarak sözleşmenin düzenlendiği, davacının yaşı, eski banka çalışmaları  göz önüne alındığında imzaladığı sözleşmenin hukuki sonuçlarını bilebilecek eğitim seviyesinde olduğunun kabulü gerektiği yönündeki yerinde tespiti içeren ilam da göz önüne alındığında taraflar arasında yazılı olarak yapılan sulh/ibra sözleşmesine göre davacı tarafından davalının ibra edildiği, davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; hükme dayanak alınan sulh-ibraname başlıklı belgeye itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından sunulan ve ne surette üretildiği bilinmeyen \"telefon ve Whatsapp görüşmelerine ait kayıt\"lara dayanarak davada bahsi geçen sulh-ibraname isimli belgeyi geçerli kabul ettiğini, belgenin geçerli olmadığını, davacının işten ayrılmasından 10 gün içerisinde imzalandığını,  içeriği incelendiğinde tek taraflı hazırlandığı, ısrarla davacının işçi olmadığının anlatılmaya uğraşıldığını, bu yolla açılacak davaların savuşturulmak istendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, hükme esas alınamayacağını, alacağın varlığının araştırılamadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; danışmanlık sözleşmesi kapsamında davacının alacağının varlığını usulüne uygun delillerle kanıtlayıp kanıtlayamadığı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; danışmanlık hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 20/1. maddesinde; \"Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda re'sen karar verilir.\" hükmü bulunmaktadır.<br>Görevsizlik kararı veren mahkeme bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez. Dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi ve davaya görevli mahkemede devam edilebilmesi için görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren  6100 sayılı HMK'nın 20.maddesine göre iki hafta içinde taraflardan birinin mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir.  Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece re’sen gözetilir.<br>Somut olayda;  mahkemece 16/05/2019 tarihinde görevsizlik kararı verildiği kararın istinaf edildiği ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24/09/2019 tarihli kararın kesinleştiğinin 06/11/209 tarihinde kesinleştiğine dair tasdik edildiği, ancak davacı tarafından yasada öngörülen 2 haftalık süreden sonra 13/02/2020 tarihinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvuruda bulunulmuştur.<br>Hal böyle olunca, davacının süresinden sonra görevli mahkemeye gönderilmesi istenen dava yönünden 6100 sayılı HMK'nin 20.maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın görevsiz mahkemeye gönderilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir. <br>Açıklanan sebeplerle davacı tarafın istinaf itirazlarının esası incelenmeksizin HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/110 Esas 2021/321 Karar sayılı 31/05/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK.'nin 353/1-a-4.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana  İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran  vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>HMK'nin 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07/03/2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. \t\t\t\t<br><br>Başkan...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c7ce0d53a621445","SID":"c8eccf1cc1f73238"}}