{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/421 Esas<br>KARAR NO: 2025/367 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2025/36 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:  29/01/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., davalı şirket ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.' de %33,334 oranında sermaye payına sahip olduğunu, davalı şirketin 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısı, 25/10/2024 tarihinde yapıldığını, genel kurul toplantısında gündemin 3. Maddesi ve buna bağlı olarak 4-5-6 maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiğini, erteleme talebi üzerine genel kurul oylaması yapılmış ve ... ve ...' ın 1.666.700 olumsuz oyuna karışılık 3.333.300 adet olumlu oyla erteleme talebinin red edildiğini, müvekkillerinin hissedarların erteleme talebinin hukuka ve dürüstlük kuruluna aykırı şekilde reddedilmesi nedeniyle genel kurul toplantısında alınan 4-5-6 numaralı kararların hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle öncelikle TTK 449. Madde hükmü uyarınca, dava konusu tarafların yürütmesinin geriye bırakılmasını, ve 06/12/2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında, TTK 420 Maddesi gereğince finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesine dair erteleme talebinin hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olarak reddedilmesi nedeniyle genel kurul toplantısının hukuka aykırı şekilde icra edildiğinin tespitini, 4,5,6 nolu genel kurul kararlarının iptalini ve mahkemece yokluk veya butlan ile malul olduklarının saptanması halinde geçersizliğinin tespitini talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte ise hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olarak sonucu alınan, 4, 5, 6 numaralı kararların iptalini, mahkemece dava konusu kararların yokuluk veya butlan ile malul olduklarının saptanması hailinde geçersizliğinin tespiti, davalı şirketin dağıtması gereken karın tespiti ile kar payının dağıtılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/01/2025 (Ara Karar Tarihi) ve 2025/36 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; \"Mahkememizce tensiben; Davalıya Yönetim Kurulu üyelerinin görüşünü TTK 449 Md. Gereği sunması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, Yönetim Kurulu beyanı geldikten veya verilen süre geçtikten sonra yürütmeyi durdurma talebinin karara bağlanmasına,\" karar verilmiştir.Yönetim Kurulunun beyan ve görüşlerinin sunulduğu görülmekle; Dava dosyası ve tedbir talebi incelendiğinde; iptali talep edilen kararların çoğunlukla alınmış kararlar olduğu, şirketi zora sokacak ve telafisi ağır bir zarara neden olacak kararlar olmadığı, zarar doğma ihtimali bulunmadığından ihtiyati  tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davacının ihtiyati tedbir yoluyla  yürütmenin geri bırakılması talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, söz konusu kararların salt \"zarar\" kıstası yönünden değerlendirildiğini ve hukuka aykırılığın yönü göz ardı edildiğini, İlk bakışta TTK 420 uyarınca erteleme taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedilmesi neticesinde icra edilen genel kurul toplantısının varlığı açıkça görülebilecekken, yalnızca \"zarar\" kıstası yönünden taleplerinin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, Ayrıca yerel mahkemenin, dava konusu kararların hukuka ve dürüstlük kurallarına da aykırı şekilde alındığı iddialarının göz önünde bulundurmadığını, Dava dilekçelerinde detayları ile izah edildiği üzere, dava konusu Genel Kurul Kararlarının alındığı toplantı, TTK 420 uyarınca ileri sürülen Erteleme talebimizin hukuka aykırı şekilde reddi sonrasında icra edilmiş durumda olduğunu, Mahkemece bu toplantının hukuka uygun şekilde icra edildiği kabul edildiğinde dahi bu defa dava konusu kararların hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ilk bakışta görülebilecek bir nitelik taşımakta olduğunu,  Ancak Yerel Mahkemenin, söz konusu hukuka aykırılıkları göz ardı ettiğini ve Yürütmesinin Geriye Bırakılması talep edilen kararları salt \"zarar\" yönünden ele aldığını; davanın yaklaşık ispatına dair hususlar ise hiçbir şekilde inceleme ve değerlendirme konusu yapılmamış ve buna dair bir değerlendirme de gerekçede gösterilmediğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2020/1649 E. 2020/1320 K. Sayılı kararında; \"İstinaf incelemesi açısından geçici hukuki korunma istemlerine yönelik kararların incelemelerinde, mahkeme kararının dosyaya sunulan delil- belgelerle uyumlu olup olmadığı ve bu bağlamda ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik kararlar açısından sunulan delil- belgelerin HMK'nın 390/3. Maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talep edenin yaklaşık haklılığını ispatlayıp, ispatlamadığı değerlendirmek durumundadır.\" şeklindeki kararı ile yaklaşık ispat yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya koyduklarını,  Yönetim Kurulu üyelerinden ... ve ..., bu belgelerin müvekkil ...'a gönderildiğini iddia etmişlerse de müvekkili ...'a şirketin iştirakleri ve bağlı ortaklıkları hakkında herhangi bir bilgi belge gönderilmediğini,  06.12.2024 tarihili Olağan Genel Kurul Toplantısında, müvekkili hissedara iştirak ve bağlı şirketlerin mali tablolarını gönderdiğini iddia eden hissedarlar olduğunu,  \"Yukarıda belirtildiği üzere iştirakimizle ilgili soruların ana muhatabı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. Değil Meskon İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi'dir. Söz konusu bilgi ve belgelerinin paylaşımını, ... İnşaat ve Ticaret Limited Şİrketi'nin ilk genel kurulunda gündeme getirilecektir.\" şeklinde bir cevap vererek, söz konusu belgelerin müvekkili hissedara gönderilmediğini beyan ve ikrar ettiklerini,  Aksi yöndeki bir iddiaları var ise de bunun ispatının da karşı tarafın yükümlülüğü olduğunu, Bu yönde sunulan bir bilgi-belge olmadığı nazara alındığında, davanın haklılığı ilk bakışta tespit edilebilecek nitelikte olmasına rağmen Yerel Mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, Bu yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Taraflarının incelemesine sunulmaktan imtina edilen mali kayıtlara rağmen, dürüstlük kuralı ve hukuka aykırı şekilde kabul edilen finansal tablolar, bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmamakta olduğunu,  Somut gerçekle bağdaşmayan, genel kurulu yanıltmayı amaçlayan, iştirak ve bağlı şirketlere dair kayıtların yer almadığı  yönetim kurulu faaliyet raporuna rağmen yönetim kurulu üyelerinin ibrası dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı olduğunu,  Yine yönetim kurulunun kendileri veya birbirleri lehine oy kullanmaları nedeniyle de alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu kar dağıtmama yönünde alınan 6 nolu kararın, dürüstlük kuralına ve anonim şirketin amacına aykırı olduğunu; yine bu kararın müvekkilin hissedarlıktan doğan maddi menfaatlerini de olumsuz etkilediği ve zararına sebebiyet vereceğini, Bu ilk bakışta görülebilecek hukuka aykırılıkların da Yerel Mahkemece hiçbir şekilde inceleme ve değerlendirme konusu yapılmadığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenler doğrultusunda, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/36 E. Sayılı dosyasından verdiği  GK Kararlarının Yürütmesinin Geriye Bırakılması talebimiz hakkındaki usul ve yasaya aykırı ret kararı istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, TTK 449. Madde hükmü uyarınca, dava konusu kararların yürütmesinin geriye bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 06/12/2024 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan  4, 5 ve 6 nolu maddelerinde alınan kararların iptali, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde yokluk veya butlan ile malul olduğunun tespiti ve dağıtılmayan karın tespiti ile kar payının dağıtılmasına karar verilmesi talepli davada, alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece,  yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce,  genel kurul üyelerinin görüşü alınmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır. Davalı şirketin 2023 olağan genel kurul toplantısının 25/10/2024 tarihinde yapılmasına karar verildiği, ancak davacıların TTK'nın 420 maddesi uyarınca toplantının ertelenmesi talebi üzerine ertelendiği ve ertelenen toplantının dava konusu 06/12/2024 tarihinde yapıldığı, davacılar tarafından bir önceki ertelenen toplantıya ilişkin erteleme talep gerekçelerinin yerine getirilmediği ve kendilerine bilgi istenen konuda dürüst hesap verme ölçüsü ve ilkeleri uyarınca cevap verilmediği gerekçesi ile tekrar erteleme talebinde bulunulduğu, ancak genel kurulda talebin reddine karar verildiği, finansal tablolar, bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığı, alınan kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu olağan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği  hususunda yeterli delil bulunmamaktadır.  İstinafa konu ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı da gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince yürütmenin durdurulması yönünde tedbir talebinin reddi ara kararı usul ve yasaya uygun olup  davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan  reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"028eb226927a0247","SID":"27beb41995992220"}}