{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 28/02/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 17/03/2021<br>DAVANIN KONUSU  : Şirket Müdürünün Azli ve Şirkete Kayyım Atanması<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/02/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili asıl davada; müvekkili ...'ın ... ve ...ile birlikte 2013 yılında gıda alanında faaliyet gösteren .... Şti.'yi kurduklarını, şirket ana sözleşmesinde şirket ortağı ... isimli davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket müdürü ...'ın başlarda şirket yönetmedeki liyakati normal seyir göstermişken, bu yönetimi görev yaptığı 3 yıl boyunca gösteremediğini, pay sahiplerinin payına düşen miktarları ödemediğini, matrahsız bildirilen beyannamelerle 3 dönem boyunca şirket müdürünün kötü yönetimi neticesinde şirketin zarara uğratıldığını, 2016 şirket genel kurulu kararı ile ...'ın görevine son verilip yerine yeni katılan ortak ....'nin şirket müdürü olduğunu, TTK hükmü gereği tüzel kişi müdür olamayacağından ....temsilcisi ...şirketi tek başına temsile yetkili müdür olarak atandığını, ...da şirketi idare edemediğini, şirketin menfaatine hareket etmediğini, 12/12/2016 tarihinde davacının yokluğunda çağrı yapmaksızın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığını ve müvekkilinin yokluğunda kararlar alındığını, bu toplantının hazurun listesinde müvekkili bulunmamasına rağmen müvekkilinin isim ve sahte imzasının bulunduğunu, bu nedenle Denizli C. Başsavcılığı'na özel evrakta sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, ...sor. sayılı dosya ile soruşturmanın devam ettiğini, 12/12/2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında müvekkili hariç diğer hisseleri satın alan davalı ... ...aynı zamanda şirket müdürü olarak atandığını, davalı ... ...da hisse alım ve satımında davalı ... tarafından kandırıldığını belirttiğini, bu durumu bildirir şekilde davacı müvekkiline yazı verdiğini, ....Şti.'de stok yığılması bulunduğunu, bir döner dükkanınında 450.000,00 TL stok bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 200.000,00 TL'lik sermayesi bulunan şirkette 450.000,00 TL'lik stok bulunmasının akla mantığa ters olduğunu, şirkette sadece resmi kayıtlarda stok bulunduğunu, gerçekte stok yığılması olmadığını, şirket müdürü ,...tarafından resmi kayıtlardaki stoğu eritme amaçlı olarak yüklü miktarda fatura kesildiğini ve sonra bu faturaların iptal edildiğini, şirket kayıtları incelendiğinde durumun anlaşılacağını, stokta bulunan gıdaların beceriksiz ve özensiz yönetim nedeniyle çürütülerek zayi edildiği kanaatinin oluştuğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili birleşen davada; öncelikle benzer sebeplerle açılmış olan Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .,..Esas sayılı dosyası  ile işbu dava dosyasının HMK m. 166 gereği birleştirilmesine, şirketin mal varlığını eksiltme şeklindeki hareketlerin engellenmesi ve şirketin daha fazla zarara uğramaması için halihazırda şirket müdürü olan ...bu husustaki tüm görev ve yetkilerinin yargılama süresince ihtiyati  tedbir yoluyla sonlandırılmasına, yukarıdaki talepleri kabul görmezse şirketin mal varlığını eksiltme şeklindeki hareketlerin engellenmesi ve şirketin daha fazla zarara uğramaması için  hali hazırda şirket müdürü olan ...bu husustaki en azından tüm imza  yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla  kısıtlanmasına, 1 nolu bentteki taleplerinin kabul görmesi halinde .,.,şirketin tek müdürü olduğundan ve tüm yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verildiğinden şirketi yönetim ve temsil için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1-4 maddesi gereği şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini, 1 ve 3 nolu bentler gereğince kayyım atanmasına karar verilmesi halinde kayyım olarak .,..atanmasına karar verilmesini, hali hazırda  şirket müdürü olan ...TTK 630 maddesi gereği müdürlük görevinin tamamen  sona erdirilmesine ve şirketi temsil ve idare yetkisinin bütünüyle kaldırılmasına, şirketin vergi borcu ve maliyeye ait borcu olup olmadığının tespiti için Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkere yazılmasına, Mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... vekili; açılan davayı ve dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının beyanlarının gerçeklere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının şirketin mali durumu, stok durumu ve hisse devirlerinden haberdar olduğunu, davacının 17/08/2016 tarihli toplantıda ...Şti.'nin ...%24 hissesini ve ...'ın %26 hissesini devralmasından ve ...şirket müdürü olarak atanmasından habedar olduğunu, imzası ile tasdik ettiğini, davacının sermaye koyma edimini yerine getirmemesi nedeniyle şirketin mali sıkıntı içinde bulunması sebebiyle güçlenemediğinden gün geçtikçe daha da zora girdiğini, davacının haksız menfaat elde etmek amacıyla iş bu davayı ikame ettiğini beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...temsilcisi; davanın husumet yönünden reddini talep ettiğini, ...Şti.'nin daha önce ...nin ortağı olduğunu, ortaklık payını devrettiğini ve ortaklık sıfatının kalmadığını, davacının ortaklık sıfatı kalmayan şirketine davayı yönelttiğini beyanla davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... asıl davaya ve birleşen davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Asıl dava, şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıların  ...Şti.'nin müdürü ve münferiten şirketi temsile ve ilzama yetkili olduğu dönemde  ...stok yığılması bulunduğunu, şirkette sadece resmi kayıtlarda stok bulunduğunu, gerçekte stok yığılması olmadığını, şirket müdürü ...tarafından resmi kayıtlardaki stoğu eritme amaçlı olarak yüklü miktarda fatura kesildiğini ve sonra bu faturaların iptal edildiğini, şirket kayıtları incelendiğinde durumun anlaşılacağını, stokta bulunan gıdaların beceriksiz ve özensiz yönetim nedeniyle çürütülerek ve zayi edildiği ileri sürerek oluşan zarar karşılığı tazminatın ortağı olduğu şirkete ödenmesini talep etmiştir. Dava açıldıktan sonra davacının davalı ... hakkındaki davadan feragat etmesinin müteselsil borçlu olan diğer davalılara TBK’nın 166 - 168. maddeleri çerçevesinde  sirayet edip etmeyeceği hususunun da yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca takas ilişkisinden bahsedebilmek için  karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimlerin borçlu olunması gerekmektedir. Aynı Kanunun 166. maddenin 1. fıkrasına göre de, borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Davacı vekili 05.02.2020 tarihli duruşmada \"davalı ...'dan hiç bir bedel tahsil etmeden bu davalı yönünden davadan feragat ettiklerini \" beyan ve imza etmiştir. Davacı bedel tahsil etmeksizin feragat ettiğinden ve talep edilen zararın şirkete ödenmesi istenilmekle  6098 sayılı TBK'nın 166. maddesinin 2. fıkrasına göre feragatin şirket müdür olan davalılara sirayet etmeyeceğine karar verilerek  26/07/2019 tarihli heyet bilirkişi raporu ile tespit edilen 48.366,24 TL’nin davalılar ...ve ... şirketinden  müştereken ve müteselsilen alınarak dava dışı ...Şirketine verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Birleşen dava, ...müdürünün haklı sebeple azli ve şirkete tedbiren kayyım atanması istemlerine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca davalının şirket müdürlüğünden azline, işbu davadaki talepleri karara bağlanana kadar davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilmesine ve bu süreçte şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde  davalı şirket yöneticisi ...tarafından 48.366,24 TL tutarında bir karın şirketin ticari defterlerine intikal ettirilmediği ve firmanın gerçek faaliyet sonuçlarının bu tutar kadar gizlendiği kanaatine varılmıştır.Davalı temsilcinin 6102 sayılı TTK'nın 630/(2)-(3). maddeleri gereğince şirkete karşı olan özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, 48.366,24 TL’nin davalılar ...ve ...dava tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak dava dışı ...verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen dosya yönünden davacının davasının kabulü ile, davalı ... ...’nun Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı ...müdürlüğünden TTK’nın 630/2 maddesi uyarınca haklı nedenle azline, davacının tedbir talebinin kabulü ile karar kesinleşinceye kadar .b..şirket müdürü olan davalının her türlü karar ve işleminin denetim kayyımı onayına bağlı kılınmasına, denetim kayyımı olarak SMMM ...’nin atanmasına karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, asıl dava yönünden davacı vekili ve davalı ...Ltd. Şti. vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporu ve ek raporlarda sabit olduğu üzere belirtilen miktarın mal olarak alındığının sabit olduğunu, zira firmanın almış olduğu ve stokta açık / zarar gösterilen bu meblağın satıldığının ancak fatura edilmediğinin bilirkişi raporunda da sabit olduğunu, akabinde satışı yapılan bu malların karını şirket ortaklarına hiçbir şekilde vermeyerek hatta şirketi  matrahsız göstererek sanki şirket zarar görmüş gibi hareket ederek şirket müdürünün görevini kötüye kullandığını, söz konusu bu satışı yapılan malların bir an olsun bozulduklarını varsayarsak, şirkette bozuk olan mal/ürün ile ilgili bilgiler Maliye Müdürlüğü'ne bildirilmek vasıtasıyla Takdir Komisyonu'ndan rapor alınması gerektiği işleyen bir prosedür olduğunu, ancak şirket tarafından alınmış bir takdir komisyon raporu bulunmadığını, işbu raporun alınmamasının ise şirkette çıkan bu meblağa tekabul edilen ürünlerin/etlerin satışının yapıldığının ve kar eden firmanın karlarının dağıtılmadığının, şirket müdürünün yetkilerini kötüye kullanarak şirketi zarar etmiş gibi gösterdiğinin alınan bilirkişi raporunda da sabit olduğunu, bu yönüyle davalıların kötü niyetli ve beceriksiz yönetimleri sonucu şirketin zararı uğradığının herkesin kabulünde olduğunu, Mahkemece GİB Takdir Komisyonları tarafından lokanta işletmeciliğinde ortalama net karlılık oranının asgari %5 ile azami %15 arasında olacağına dair görüşlerin mevcut olduğunu, bu durumda %10 ortalama karlılık dikkate alındığında 483.662,45 TL x 0,10 = 48.366,24 TL tutarında bir karın şirketin ticari defterlerine intikal ettirilmediğinin ve firmanın gerçek faaliyet sonuçlarının bu tutar kadar gizlendiği kanaatine varıldığını, önceki kök ve ek raporlarını tekrar ederek bilanço kayıtlarında görünen 483.662,45 TL'lik stok miktarının akıbetinin tespit edilememesi nedeniyle bu bakiyenin firmanın satışı yapılan ancak faturası düzenlenmeyen hasılat için gerekli sarf malzemeleri olduğu ve lokanta sektörü %10 karlılık ortalaması dikkate alındığında 48.366,24 TL faaliyet karının şirket kayıtlarına yansıtılmaması nedeniyle davalıların müştereken sorumlu olduklarına karar verilmişse de kararın netice kısmının hatalı olduğunu, zira eldeki davanın bir kâr payı alacağı davası olmadığını, 6102 sayılı TTK m. 555 gereği şirketin uğradığı zararın şirket adına tazmini davası olduğunu, bu yönüyle şirket müdürlerinin şirketi uğrattıkları tüm zararın tazminat olarak şirkete ödenmesi gerektiğini, burada müvekkilinin lehine doğrudan doğacak bir durumun söz konusu olmadığını, eldeki davanın amacının  şirket müdürlerinin ya da yönetim kurulunun alacağı kararların sınırsız keyfiyetini engellemek ve denetlemek üzere zararın tazmini olduğunu, bu sebeple bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere 483.662,45 TL'lik stoğun mevcut olmaması sebebiyle şirketin uğramış olduğu bu zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi şeklinde karar kurulması gerekirken sanki davanın konusu mahrum kalınan kâr payıymışçasına takdiren %10 kârlılık ortalaması ile 48.366,24 TL üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ...Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararı ve bilirkişi raporunda şirket müdürlerinin sorumlu olduğu dönem göz önünde bulundurulmadan tüm yöneticilerin tüm dönemler için  müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, Mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda şirket stoğunda görünen 483.662,45-TL ürünün şirketin faaliyetine yönelik gıda maddesi,sarf malzemesi olduğunun belirtildiğini, bu ürünlerin satılmak suretiyle elde edilen hasılatın ticari defter ve kayıtlara intikal ettirilmediğinin belirtildiğini, sektörde %10 ortalama karlılık dikkate alınarak 48.366,24-TL'nin  şirket kayıtlarına yansıtılmadığı cihetiyle şirket müdürü davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları yönünde  rapor gibi hüküm kurulduğunu, mevcut bilirkişi raporuna göre; gıda maddelerinin 5-6 yıl süre ile stoklanamayacağına kanaat getirildiğini, gıda ürünlerinin zayi olduğuna ilişkin somut delil bulunamadığı, bu büyüklükte bir gıda ürünü stoğu yapılmadığının anlaşıldığını, sorumlu müdürlerin gıda maddeleri satışından elde edilen hasılatı şirket ticari kayıtlarına yansıtmadığına kanaat getirildiğini, uzun süre şirket müdürlüğü yapan ...'ın  şirket 2013-2014 yılı 96.683,09-TL  zarar etmesine rağmen 30/03/2015 tarihli genel kurulda şirket kar elde etmiş gibi karın dağıtılmaması yönünde karar alınması nedeniyle şirket faaliyetinin ... döneminde gizlendiğinin belirtildiğini, raporda büyük çoğunluğu (%99'u ) ... zamanında oluşturulan stoğun ... tarafından kendisinden sonraki müdür ...ye teslim edildiği iddiasına karşılık, teslime ilişkin irsaliye bulunmadığı ve bu büyüklükte bir gıda ürününün son kullanma tarihleri de göz önünde bulundurulduğunda oluşamayacağı kanaatine varıldığını, Yerel Mahkeme tarafından gelen bilirkişi raporu üzerine stokta görünen sarf malzemesi ve ürünlerin hangi sorumlu müdür zamanında oluşturulduğu ,dolayısıyla hangi sorumlu müdür zamanında satılıp şirket ticari kayıtlarına yansıtılmadığının araştırılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ve tüm müdürler ,tüm dönemler için ürünleri satıp şirket kayıtlarına yansıtmamış gibi sorumlu tutulduğunu, müvekkili ....'nin 17/08/2016 ile 12/12/2016 tarih aralığında 3 ay  şirket müdürlüğü yaptığını, sorumlu olduğu 3 aylık dönemde stok oluşturulmasının söz konusu olmadığını, kendisine şirket müdürlüğünü devreden ... döneminde şirket kayıtlarına göre 458.270,86-TL stok oluşturulduğunu, müvekkili şirkete böyle bir stok devri yapılmadığını, bilirkişi raporunda da müvekkili şirkete böyle bir stoğun devrine ilişkin irsaliye veya başkaca delil olmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin ...Şti.'nin 1/2 payını 100.000,00-TL'ye devraldığını, şirketin kalan payının kendisine devrinin yapılmayacağına kanaat getirince kendi payını satarak ortaklıktan çekildiğini, müvekkili şirkete fiilen şirket defter ve kayıtları, işletme devri yapılmadığını, müvekkili şirketin ..tamamını almak için anlaştığını, satış geciktirilip ertelenince almaktan vazgeçtiğini, müvekkili ....'ye, ...Şti.'nin 1/2 payının devri tarihinde 458.270,00-TL stoğu olan şirketin 100.000,00-TL'ye satışının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirkete devir esnasında böyle bir stoğun mevcut olamayacağının 1/2 payının 100.000,00-TL'ye satılmasından da anlaşıldığını, ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddi kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın geldiği aşama, tüm bilirkişi raporları ile deliller göz önünde bulundurulduğunda .... Şti.'nin mesul müdürü ... tarafından şirket zararının genel kurulda gizlendiği, gerçek dışı beyanlar ile karlılık gösterilip ibra edildiği, şirket kayıtlarına göre ... döneminde dava konusu stoğun oluştuğu,  bilirkişi raporuna göre  gerçekte stok oluşmadığı, satılan sarf malzemelerinden elde edilen hasılatın şirket kayıtlarına yansıtılmadığı ortaya konmuşken  ...asıl zarara uğratan kişi ... iken feragat nedeniyle 6098 sayılı TBK 166/2. maddesi uyarınca  sadece ... için davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, TBK'nın 166/2. md. alacaklıya bu hakkı tanıdığını, alacaklının davacı ... değil  ... olduğunu, tek sorumlu ... iken davacının da çıkar elde etmeden ... yönünden davadan feragat etmesinin hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, davalı ...'ın sadece davacıya yönelik değil kendisinden sonraki ortaklar olan davalı  müvekkili şirkete ve diğer davalı ... ,....karşı da sorumluluğu bulunduğunu, ayrıca şirket kayıtlarına gelirleri yansıtmadığı için ...tüzel kişiliğine, vergi kaçırılması suretiyle Maliye Bakanlığına karşı da sorumluluğu olduğunu, bu sebeple TBK 166/2 hükmüne dayanarak tek alacaklı davacıymış gibi feragatın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının menfaat karşılığı ... yönünden davadan feragat etiğini, 6098 sayılı TBK 166/1 hükmünce tüm davalıların borçtan kurtulacağını, davanın tüm davalılar için reddi gerektiğini, davalı ...'ın bilirkişi raporlarında ve gerekçeli kararda belirtildiği üzere ve Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre ...Şti. sahibi ve yetkilisi olduğunu, Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında ... Şti.'nin alacaklı, ...'nin borçlu olduğunu, davacı ... 'ın b...şirketine ortaklık sebebiyle sermaye olarak yatırmayı taahhüt ettiği tutarı hiç ödemediğinden dolayı .,...şirketi tüzel kişiliğine borçlu olduğunu, haricen yaptıkları araştırmaya göre Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ..,E. sayılı dosyasından ...borcu sebebiyle ...'a birinci, ikinci, üçüncü haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, sonrasında ...'ın dosyaya borçlu olarak eklendiğini, ...'ın aracının fiilen haczedildiğini ve ...'a yediemin olarak teslim edildiğini, 05/02/2020 tarihli Yerel Mahkeme 10. celsesinde ...'ın ... hakkındaki davasından feragat ettiğini, feragat sonrası ...'ın şirketi ....alacaklı olduğu Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında hiç bir işlem yapılmadığını, feragat sonrası icra dosyasındaki araç haczinin satış istenmemek suretiyle süre geçirilerek düşmesinin sağlandığını, 21/08/2020 tarihinde borçlu ...'ın talebi ile ...plakalı  araç haczinin kaldırıldığını, dolayısıyla .... sahibi ...'ın icra dosyası ile ...'dan haciz ihbarnameleri sonrası doğan alacağı miktardan vazgeçtiğini, ...'ın da istinafa konu mevcut dava dosyasında ...'a karşı davasından feragat ettiğini, bu yönüyle bakıldığında ...'ın bedel tahsil ederek Denizli 4. İcra Müd...E. sayılı dosya borcundan kurtularak davadan feragat ettiğinin anlaşıldığını, Yerel Mahkemenin davacının bedel tahsil edilmeksizin davasından feragat etmesi sebebiyle TBK 166/2 hükmünü uyguladığını gerekçeli kararda belirtip diğer davalılar için TBK 166/1 hükmünü uygulamadığını, sonuç olarak davacı bu dosyada gerçek alacaklı kabul edilecek ve feragatı sonuç doğuracak ise  maddi menfaat karşılığı  davalı ... yönünden feragat ettiğinin açık olduğunu ve TBK 166/1 hükmünce bu feragatin tüm davalıları borçtan kurtaracağını, bu yönüyle de tüm davalılar hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kısmen reddi sonrası davalı tarafa ödenecek vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olarak hesaplandığını, reddedilen miktar üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin davalı ...Şti'ne ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ...nin ...Şti.'nin şirket müdürü olarak davaya, davalı olarak  taraf edildiğini, tüzel kişinin bu tür davalarda taraf olamayacağını, şirket müdürü ...'ın davaya taraf edilmesi gerektiğini, bu sebeple husumet yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf incelemesine konu asıl dava, limited şirket müdürü olan davalıların şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açılan limited şirket yöneticisinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesinde belirtilen hallerde, şirkete, pay sahiplerine veya şirket alacaklılarına karşı vermiş oldukları zarardan kusurları dahilinde sorumlu olurlar. Aynı Yasa’nın 555. maddesinde ise şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta; davacı şirket ortağı tarafından davalı şirket müdürlerinin görevi sırasında kötü yönetim ile şirketi zarara uğrattıklarının, şirkette sadece resmi kayıtlarda stok bulunduğunun, gerçekte stok yığılması olmadığının, stokta bulunan gıdaların beceriksiz ve özensiz yönetim nedeniyle çürütülerek zayi edildiğinin, böylece şirketin zarara uğratıldığının ileri sürüldüğü, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket müdürlerinin ,.,,.'de farklı dönemlerde tek başlarına münferiden müdürlük görevini üstlendikleri görülmekle Yerel Mahkemece davacının iddiasına konu stoğun hangi müdür döneminde oluşturulduğunun, hangi müdür döneminde zayi edildiğinin veya hangi müdür döneminde satışı yapılıp satışların ve satıştan elde edilen gelirlerin şirket hesaplarına yansıtılmadığının tespiti ve buna göre davalıların şirket zararından sorumluluklarının bulunup bulunmadığının, varsa ayrı ayrı sorumluluk miktarlarının belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile tüm dönem zararından davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutularak hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.<br>Bu itibarla; Mahkemece, şirketin ticaret sicil kayıtlarından her bir müdürün görev yaptığı dönem tespit edilerek her bir müdür yönünden davacının stok zararı iddiası doğrultusunda sorumlulukları değerlendirilerek, zarardan sorumlu olup olmadıklarının, sorumlulukları varsa sorumluluk miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınması, sonucuna göre de davalılar ... ve ...kararı istinaf etmedikleri de gözetilerek usulü kazanılmış haklar nazara alınmak suretiyle karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/202 tarihli ve ... Esas ....Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili ve davalı .... Şti. vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE, <br>5-Davacı ve davalı ...Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28/02/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70ee97351b7ac837","SID":"adb7b4b2e2c038b9"}}