{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1525 <br>KARAR NO: 2025/292<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 23/12/2021<br>NUMARASI: 2021/54 Esas - 2021/1006 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi ile teminat altında olan ...plakalı araç sürücüsünün müvekkilinin oğlu ...'ın yaya konumunda iken çarpması sonucu ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldığını ve 22.09.2018 tarihinde vefat ettiğini, dava öncesinde davalı sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru sonrasında müvekkiline 06.12.2019 tarihine 25.926,00 TL ödeme yapıldığını ancak işbu ödemenin eksik olduğunu ve zararın karşılanmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesinde dava konusu trafik kazası nedeni ile başvuru yapıldığını ve alınan aktüerya raporu dahilinde 06.12.2019 tarihinde 25.926,00 TL maddi tazminat ödemesi yapılarak sorumluluklarının yerine getirildiğini, müteveffanın dava konusu kazada asli kusurlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, hesaplamanın genel şartlarda belirtilen şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizle yapılması  fahiş bir fark olması halinde bakiye alacaktan söz edilebileceğini, temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu ve davacının yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini  talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müteveffa yayanın herhangi bir kural ihlali bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirilmediğini ve gerekçeli kararda bu hususlara ilişkin inceleme yapılmadığını bu nedenle yerel mahkeme kararı yetersiz ve eksik incelemeler ile kurulduğunu, raporlara itirazların gözetilerek yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınması gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporları tamamen varsayımlara dayalı olup ihtimallere dayalı olarak hesaplandığını, destekten yoksun kalma pay oranlarında varsayımlara dayalı evlenme ihtimalinin ve çocukların doğma ihtimalinin dahil edilmemesi gerektiğini, bu nedenle destek paylarını bölüştürmeden sadece anne ve babanın payının hesaplaması gerektiğini, bilirkişi kök ve ek raporundaki hesaplamalar eksik ve hatalı olduğunu, tarafa yapılan hesaplamada müvekkil babanın destekten yoksun kalma tazminatı alacağı  olduğunu ancak yerel mahkeme tarafından bu husus dikkate alınmadığını, yetiştirme giderine ilişkin hesaplamaların davacı tarafça kabulü mümkün olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasında müvekkil baba ile birlikte müteveffanın annesinin de destekten yoksun kalma payı aynı olacağı durumu tekrar değerlendirilmediğini ancak müteveffanın 18 yaşına kadar olan yetiştirme giderlerinden yalnızca babanın sorumlu olduğu ve yetiştirme giderlerine müteveffanın annesinin de katlanması gerektiği yerel mahkeme tarafından gözetilmediğini, açıkça görüleceği üzere yapılan tüm hesaplamalarda müteveffanın annesinin alacağı pay değerlendirilerek hesaplanmış olmasına rağmen yetiştirme giderlerinin hesaplandığı bölümde müteveffanın annesinin payına değinilmediğini, destekten yoksun kalma pay oranlarında varsayımlara dayalı evlenme ihtimalinin ve çocukların doğma ihtimalinin dahil edilmemesi gerektiğini, bu nedenle destek paylarını bölüştürmeden sadece anne ve babanın payını hesaplaması gerektiğini, yerel mahkemece her ne kadar meydana gelen kaza dolayısıyla müvekkile ödenmesi gereken tutarın kusur oranları da hesaba katıldığında 24.978,08-TL olup sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davacı müvekkilin zararlarını karşıladığı belirtilmiş ise de bu hususun kabulü mümkün olmadığını, kaldı ki müteveffanın uzun süre boyunca müvekkile destek olabileceği hususu tartışmasız olduğunu, müteveffanın ileride yüksek öğrenim görüp ileride yüksek gelir sahibi olma ihtimali bulunduğunu ancak yerel mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporunda müteveffanın yüksek gelir sahibi olma ihtimaline göre değerlendirme yapılmamış olup bu husus müvekkilin mağduriyetine neden olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 10.09.2018 günü saat 15:30 sıralarında davalıya ZMMS ile sigortalı sürücünün ... plakalı  otomobil ile Adalet Sarayı önünden Eskişehir Devlet Hastanesi yönünde doğru Cumhuriyet Bulvarı üzerinde  seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile  giriş istikametine göre sağ tarafında bulunan kaldırımdan kaplamaya giren müteveffa yaya ...’e çarpması sonucu ölümlü dava konusu trafik kazasının meydana geldiği bu nedenle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Kaza nedeniyle tutanak düzenlenmediği, araç sürücüsünün yargılandığı ceza mahkemesinde; Hazırlık soruşturması sırasında sanığın kusur tespitine yönelik yaptırılan inceleme ve  Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu  Trafik ihtisas dairesinin  9.04.2019 tarih ve 14199 sayılı raporuna göre; sanığın meskün mahal içerisinde  müteyakıkız  bir şekilde seyrini sürdürmesi  sağ tarafından seyir yoluna  giren yaya nedeniyle  zamanında gerekli -yeterli tedbir alması gerekirken  buna riayet etmediği   bu haliyle   alt derecede ve tali kusurlu olduğu, Asli kusurun ise  yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermeyen  kontrolsüzce taşıt yoluna giren ve kendi can güvenliğini tehlikeye atan  müteveffa yayaya ait olduğu belirtilmiş ve mahkemecede aynı kanıya varılarak düzenlenen rapor hükme sas alınarak verilen mahkumiyet vee HAGB kararı verildiği görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda da aynı doğrultuda müteveffa %75, sürücü %25 oranlarında kusurlu oldukları tespit edildiğine göre, raporların birbiri ile uyumlu dosya kapsamı ve olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin   2021/2341E. ve  2023/7711 K. sayılı kararında belirttiği gibi;\"... Davacı anne ve baba destek ...'nın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.Destek kaza tarihinde destek 17 yaşındadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda pay dağıtımı; destek ...'nın yıllık gelirinin her iki davacı yönünden 21 yıl destek süresi kabul edilmek suretiyle 1/8'er olarak belirlenmiş olup, anılan hesaplama hatalıdır. Şöyle ki; Dairemiz uygulamalarına göre 18 yaşında gelir elde etmeye başlayan desteğin askere gideceği, askerlik görevini tamamladıktan sonra 2 yıl içinde evleneceği ve bir yıl sonra bir çocuğu daha sonra ikinci çocuğunun olacağı varsayılarak hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az  iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması  gerekeceği .. \" açıklaması mevcuttur. Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin 2022/8549 E. ve  2024/1895 K. sayılı kararında belirttiği gibi;\".. davacı annenin çalışmayıp davacı ... bakımından hesaplanan tazminattan yetiştirme giderinin indirilmemesi, davacı baba yönünden de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre %5 oranında yetiştirme gideri yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir...\" şeklinde açıklanmıştır. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek yukarıya aktarılan yargıtay ilamı doğrultusunda destek, eş, çocuklar, anne ve babaya da pay verilerek, dosyada annenin geliri olduğuna yönelik delil ibraz edilmediğinden davacı anne için  yetiştirme giderinden indirim yapılmayarak, yine yapılan ödemenin güncellenmiş tutarı da düşülerek yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında, ibradan sonra 2 yıl içinde dava açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre  ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında davacının zararın karşıladığı anlaşıldığından KTK'nın 111.maddesi hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince de bu rapora itibar edilerek \"alınan kusur raporunda davalı ... Sigorta A.Ş. sigortalısı araç sürücüsü ...'ın % 25 oranında tali kusurlu olduğu, davacının murisinin % 75 oranında asli kusurlu olduğu, bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, davadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucu davacıya ödeme yapıldığı  ve raporda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davacıya yapılan ödemenin ödeme tarihindeki ve hesap tarihindeki veriler dikkate alındığında zararın tamamen karşılandığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,7‬ TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"881832a0027d301c","SID":"bfb733be62c719f3"}}