{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO\t: 2025/418 <br>KARAR NO: 2025/525<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2024<br>ESAS NO: 2024/69<br>KARAR NO: 2024/1139<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:21/03/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ve 2024/69 Esas 2024/1139 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kayseri ilinde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise davacı kooperatif üyesi olup davacı kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, Kayseri Asliye Ticaret mahkemelerinde görülen 160'dan fazla davada davalarının kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararların istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, istinaf kararlarının davalılar tarafından temyiz edildiğini ve 107 dosyanın şu an temyiz incelemesinde olduğunu, bu aşamada temyiz incelemesinde bulunan dosyalardan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/819E-2021/648K. sayılı ilamına ilişkin yapılan temyiz başvurusunda karar çıktığını  ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6290Esas 2022/521Karar sayılı 20.01.2022 tarihli ilamı ile kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davaların kabulü yönündeki yerel mahkeme kararlarının bozulduğunu, Yargıtay ilgili ilamında \"İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.\" şeklindeki ifadeyle kooperatifin üyelerden aidat talep edebileceği, aksi yöndeki taahhütlerin geçersiz olduğunun belirtildiği, söz konusu Yargıtay kararının ardından verilen istinaf mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere davalının, istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcunu ödemek zorunda olduğunu, davacı kooperatif açısından, davalının 2003 yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan zaten muaccel aidat alacağının bulunduğunu,  kooperatifin söz konusu aidat alacağını tüm üyelere karşı talep ettiğini, koperatiften taşınmaz temin edip her türlü istifa, ilişik kesme belgesi olsada  söz konusu aidatı ödemesi gerektiği, davalının, kooperatiften 150 m2 ev temin etmiş olduğundan 150m2 evler için genel kurulda düzenlenen aidat borcundan sorumlu tutulacağını, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2022 yılı Mayıs ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcunun, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar  şimdilik 9.000-TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiklerini, açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan  Kayseri ili Melikgazi ilçesi ... mahallesi ... Ada ... Parsel A Blok Bağımsız Bölüm No:10  da kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine \"davalıdır şerhi\" konulmasını  talep ettiklerini belirterek dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000-TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife ödenmesine ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:<br> Davacının 2003 yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan muaacel alacağı bulunduğunu belirterek 2003 yılı Ocak ayı itibariyle aidat talebinde bulunduğunu, davalının yıllar önce davalı kooperatif ile ilişiği kesildiğini, ayrıca davacı kooperatiften istifa ettiğini,  böylece davacı kooperatife üye olmadığından davacının  aidat  alacağı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarına göre inşaatlar devam ederken üyelerden aidat alınacağı belirtildiğinden davacının davasını kabul etmemekle birlikte davacı   taraf devam eden inşaatlar  sebebiyle davalıdan aidat alacağı talep etmekteyse de kooperatifin devam eden inşaatlarının seviyesinin bilirkişi marifetiyle saptanması ve tamamlanması gereken miktar belirlenmesi  ve aidat alacağı miktarının buna göre belirlenmesi ve akabinde genel kurulda bir karar alınarak üyelere tebliği gerektiğini, ayrıca davacı tarafın müvekkilin temerrüde düştüğünden bahsettiğini, bu hususta alınmış ve davalılara tebliğ edilmiş bir genel kurul kararı dahi bulunmadığından temerrüde düştüğü gerekçesi ile dava tarihinden itibaren %18 faiz oranı ile faiz talebinde bulunmasının kanuna aykırı olduğunu, davalının tapusunu uzun yıllar önce aldığını, üyelikle ilişiği kesildiğinden alacak talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davasının  esastan reddini ve  zamanaşımı itirazının değerlendirilerek zamanaşımından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı kooperatife yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan  yargılama sonucunda \"...Somut olayda; kooperatif ana sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61. maddesi ve kur'a çekimine ilişkin 62. maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, inşaat bittikçe biten binalar için kur’a çekileceği ve çıkarılan kesin maliyet hesabına göre % 10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine, gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62. maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 tarih, 2021/6310 Esas, 2022/185 Karar sayılı kararı) 1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlen ve anılan maddede, \"Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.\" hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla yapımı devam eden inşaatların finansmanı için gerekli bulunan kesin maliyet bedelinin hesaplanarak, taşınmazını devralan yahut henüz devralmayı bekleyen kooperatif üyelerinden tahsili istemi yerinde olduğu gibi, kesin maliyetin veya buna benzer inşaat finansmanı için zorunlu giderlerin aidat alacaklarına eşitlik ilkesi de gözetilerek yansıtılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Yukarıda alıntılanan emsal Yargıtay kararında da belirtildiği gibi; taşınmazın, davalı kooperatif üyesine devredilmesi, genel giderlere ve inşaat finansmanı için zorunlu bulunan giderlere katılım borcunu ortadan kaldırmamaktadır. Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Dolayısıyla dosyadaki mevcut genel kurul kararları çerçevesinde davacının dava tarihinden (ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden) itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi istemi yerinde görülmüştür. Eldeki davada davalı tarafından kooperatifin üyeliğinden çıktığı, kooperatifle ilişiğinin kalmadığı savunulmuştur. Kural olarak, kooperatif ortaklığından istifa edenlerin, kooperatifçe ortakları için yaptırılan daireler üzerinde hakkı kalmayıp, dairenin kooperatife iadesi ile ancak ayrıldıkları yıl bilançosuna göre payına düşeni talep edebilmesi mümkündür. Başka bir deyişle, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekir (Yargıtay 23. HD. 13/12/2012 taGenel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Dolayısıyla dosyadaki mevcut genel kurul kararları çerçevesinde davacının dava tarihinden (ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden) itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi istemi yerinde görülmüştür. Eldeki davada davalı tarafından kooperatifin üyeliğinden çıktığı, kooperatifle ilişiğinin kalmadığı savunulmuştur. Kural olarak, kooperatif ortaklığından istifa edenlerin, kooperatifçe ortakları için yaptırılan daireler üzerinde hakkı kalmayıp, dairenin kooperatife iadesi ile ancak ayrıldıkları yıl bilançosuna göre payına düşeni talep edebilmesi mümkündür. Başka bir deyişle, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekir (Yargıtay 23. HD. 13/12/2012 tarih ve 5200 E., 7357 K., 22/05/2012 tarih ve 769 E.,  3526 K. Yargıtay 11. HD. 13/03/2008 tarih ve  2006/11210 E., 2008/3143 K., 13/03/2008 tarih ve 2006/11193 E., 2008/3190 K. sayılı ilamları). İstifa eden ortağın ise, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. ve anasözleşmenin 17. maddesi uyarınca, kooperatiften ayrıldığı yılın bilançosunun görüşüldüğü genel kuruldan bir ay geçtikten sonra,  kooperatife ödediği miktarları talep edebileceği tabîdir. Bu kuralın istisnası 1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede, \"Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.\" hükmü kabul edilmiştir. Davacı kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali Müşavir bilirkişi  tarafından düzenlenen  raporda davalının kooperatif ortaklığından çıkmadığı veya çıkarılmadığı, davalının halen kooperatifin üyesi olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından rapordaki bu tespitin aksi yasal delillerle ispatlanmış değildir. Davalının kooperatif üyeliği nedeniyle adına tapuda tescil edilen dairenin davacı kooperatife iade etmediği de dikkate alındığında aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kooperatif aidat alacağını talep edebileceği, benimsenen  kooperatif aidat  alacağının en geç dava tarihinde (ıslah ile artırılan tutar yönünden ıslah tarihinde) muaccel olmasına rağmen, davacının talebi doğrultusunda  9.000,00-TL alacağının dava tarihinden bakiye kısmının ıslah tarihi olan 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ancak davacı kooperatifin genel kurul kararlarında yıllık %18 faiz işletileceğine dair karar olmadığından hükmedilen meblağa yıllık %18 oranında faiz işletilmesine yönelik davacı isteminin reddi ile hükmedilen meblağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.1-67.851,00-TL aidat alacağının 9.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 06/06/2022, 58.851,00-TL'sinin ıslah tarihi olan 18/09/2023 tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın faizin yıllık %18 oranında işletilmesi talebinin reddine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme tarafından mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile müvekkilinin kooperatif üyeliğinden ayrılmadığının dile getirildiğini, bu hususun gerçek dışı olduğunu, mali müşavir bilirkişinin bu konuda inceleme yapma yetkisinin dahi yokken yerel mahkemenin bilirkişisinin hatalı tespitini davanın temel noktası yaparak karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, yerel mahkemenin dikkat etmediği bir hususun kesin maliyeti ödedikten sonra kooperatifin üye sayısının tapusunu alan kişi sayısı kadar azaldığını, genel kurula davet edilen kişi sayası azaldığı için bu üye sayısının esas alınarak genel kurullar toplandığını, bu üye sayası dikkate alınarak aidat konusunda karar alındığını, kooperatif genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak göstermemesi ayrı hukuki sonuç doğuracağını, davacı kooperatifin fason üyeler kullanarak ilgili kararları aldığının tespit edildiğini, her ne kadar bilirkişi raporunda iptal davası açılmadığı belirtilmişse de bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu ilamın dikkate alınarak ilgili genel kurulda alınan kararların geçerliliği yönünden ön sorun olarak inceleme yapılması gerektiğini, mahkemece bu hususa ilişkin yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle öncelikle tehiri icra taleplerinin kabulü ile istinaf taleplerinin kabulünü, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dava, aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir. <br>HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları,  Dairemiz kaldırma kararı öncesi ve sonrasında toplanan deliller, mahkemece konusunda uzman heyet bilirkişiden (Dairemizin 21.12.2023 tarihli kaldırma ilamı doğrultusunda)  alınan 27.02.2024 ve  07.03.2024 tarihli  raporlardaki tespit ve değerlendirmeler nazara alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin yukarıda yazılı ve yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının tümden reddi gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Bu itibarla; yerel mahkemece verilen kararda yazılı açıklamalara,yasal sebep ve gerekçelere binaen kararda usul,yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı,kararın hukuka uygun olduğu,bu nedenlerle usul ve yasaya uygun mahkeme kararına karşı davalı taraf vekilince yapılan istinaf itirazlarının reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Belirtilen nedenlerle, davalı taraf vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/12/2024 tarih ve 2024/69 E. - 2024/1139 K.sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 4.634,90'TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.158,73-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 3.476,17' TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, \t\t <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 05/03/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5b1259498cea920","SID":"06ee60415b16de2f"}}