{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ<br> Esas-Karar No:  2025/118-2025/188 <br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>\t\t\t         (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>(Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.3,4,6)<br>DOSYA NO\t: 2025/118  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/188<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/382 Esas-2023/925 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/03/2025<br><br>\tTaraflar arasında yargılaması yapılan Menfi Tespit(Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında  mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>\t\t\t\t\t\t\tDavacılar vekili;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2016/24419-24420 E. sayılı dosyaları ile birlikte, ... Sitesinin eski yönetim tarafından borçlandırıldığını, borçlandırıcı işlemin kambiyo senedi ile yaptırılmış olup, senet üzerinde eski yönetici ...'ın imzası bulunduğunu, takibin yönetim adına yapıldıktan sonra site maliklerinin tamamının dosyaya borçlu olarak kaydedildiğini, eski yönetici ...'a böyle bir borçlandırmaya ilişkin site karar defterinde yetki verilmeksizin sitenin borç altına sokulduğunu ve site yönetiminin mağdur edildiğini, müvekkillerinin dosyaya hukuksuz bir şekilde borçlu olarak eklendiğini, müvekkillerinin bazılarından tahsilat yapıldığını, bazılarının evlerine ve arabalarına haciz işlemi yapıldığını, eski yöneticiler ve denetçiler hakkında Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/451 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını ve ...'ın cezalandırıldığını ifade ederek Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2016/24419-24420 E. sayılı dosyalarında müvekkillerinin borçlu olarak rastgele eklenip çıkarıldığı için borçlu olmadıklarının tespitine ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini   talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın bir kısım davacılar bakımından temeli istirdat talebine ilişkin olup, istirdat davaları 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan işbu davanın süresi içerisinde açılmamış olduğunu, davacılar tarafından “Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2016/24419-24420 E. sayılı dosyalarında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ve haksız açılan takibin iptali” talepli açılan bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın açılmasında herhangi bir hukuki yararın da bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacıların icra dosyasında borçlu gözükmediğini, icra dosyasında borçlu gözükmeyen davacıların mahkeme kararıyla borçlu olmadıklarının tespit edilmesi talebinin hukuki yarar ve mantıktan uzak olduğunu, davacılar vekili dava dilekçesinde işlemlerin yolsuz olduğunu iddia etmişse de bu durumun gerçeğe aykırı olduğunu, zira Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/664 E. sayılı dosyası ile açılan davanın gerekçeli kararı dayanak gösterilerek borçlu kayıtlarının silinmesi için iyi niyetle icra dosyasına talepte bulunulduğunu ve icra müdürlüğü tarafından emsal karar sebebiyle taleplerinin kabulüne karar verilerek davacıların borçlu kayıtlarının silinmiş olduğunu, aslında bir kısım maliklerin haksız olmalarına rağmen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/664 E. sayılı dosyası ile açılan davanın gerekçeli kararında yöneticinin bina malikleri adına senet düzenleme yetkisi olmadığı için davanın kabul edildiğini, zira esasen kat maliklerinin borçlu olduğunu, çünkü binalarının mantolama işlemi nedeniyle menfaat elde etmiş olduklarını, ancak usule uygun olmadığı için borçlu olmadıklarına karar verildiğini, bu yönüyle işbu davanın açılmasının iyi niyet kurallarıyla da bağdaşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>\t\t\t\t\t\t\tMahkemece;  Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2016/24420 ve 2016/24419 esas sayılı dosyalarına konu senetlerin, dava dışı ... tarafından ... Sitesi Yönetimi kaşesi kullanılarak keşide edildiği, 5.000,00'er TL bedelli toplam 13 adet senet nedeniyle kat maliklerine başvurulduğu ancak, ...'ın kambiyo taahhüdünde bulunması için özel yetkisinin olmadığı anlaşıldığından davacı olan kat maliklerinin senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, dava dışı ...'ın şahsen sorumlu bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne, şartları oluşmadığından ve kötüniyetle takip başlatıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bir kısım davacılar yönünden davanın temlinin istirdata dayalı olduğunu, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 11 davacı yönünden davanın reddinin gerektiğini, davacılar icra dosyasında borçlu görülmediğinden dava açmakta hukuki yararları olmadığını, Ankara Batı ATM'nin emsal 2018/664 Esas sayılı dosyasında verilen karardan sonra davacı kayıtlarının talepleriyle icra dosyasından silindiğini, davacıların esasen mantolama işinden dolayı borçlu olduğunu, ödeme yapanların ödemelerinin dosyaya iade edildiğini, borçlu kayıtları silindikten sonra davacılar adına icra dosyasına vekaletname sunulduğunu, icra dairesi sistemindeki hata nedeniyle bazı davacıların borçlu kayıtlarının silinmediğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, davanın kötüniyetle açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavacılar vekili katılma yoluyla  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra müdürlüğünde yapılan borçlu kayıtlarının usulsüz olduğunu, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu, müvekkilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek davalı tarafın istinaf başvurusunun reddi ile talepleri doğrultusunda kararın kaldırılmasını talep etmiştir. \t<br>\tGEREKÇE :<br>\tDava,  Eser Sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit   istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t1- Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, \"Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanım başlıklı 3. maddesinin (1) sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (k) Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi.\" düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. <br>\tAçıklanan hususlar gözetildiğinde somut olayda, davacıların kat maliki olduğu sitede iş sahibi yönetici (tüketici)  ile davalı  yüklenici (sağlayıcı) arasında eser sözleşmesi niteliğinde tüketici işlemi bulunmaktadır. Bu kapsamda taraflar arasındaki temel ilişkinin Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında olduğu anlaşılmakla, Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/3342 Esas, 2019/1069 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6502 sayılı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.<br>\tGörev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olamaz.  İş bu dava bakımından tüketici mahkemesinin görevli olması nedeniyle, mahkemece davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi ile talep halinde tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\t2- Taraf ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. Taraf ehliyeti gerçek kişilerde çocuğun sağ olarak doğduğu andan başlayıp yaşadığı sürece devam eder ve ölümle sona erer. Tüzel kişilerin taraf ehliyeti de özel ve kamu tüzel kişilikleri yönünden kanunla belirlenir. TMK'nın 28. ve HMK'nın 50. maddeleri gereğince dava açıldıktan sonra tarafı olan gerçek kişilerden birisinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti sonra erer. Davaya ölen tarafa veya vekiline karşı devam edilemez. Veraset ilamı temin edilip, tesbit edilecek tüm mirasçıların davaya dahil ettirilip, taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılamanın sürdürülmesi gerekir. Bu husus dava şartı olup, görevi gereği mahkemeler, istinaf halinde Bölge Adliye Mahkemeleri ve temyiz halinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden gözetilir (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2018/5606 Esas, 2019/2405 Karar).  <br>\tDosya kapsamına alınan nüfus kaydına göre davacılardan ...'ın   yargılama devam ederken 18/02/2023 tarihinde vefat ettiği, veraset ilamı sunulmadığı gibi mirasçılarının da davaya katılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacılar vekiline, bu davacı yönünden tüm mirasçılarını gösterir veraset ilamını ibraz etmek üzere yetki belgesi düzenlenerek süre verilmesi, mirasçılarının tamamına usulüne uygun tebligat yapılarak bu şekilde taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>\t3-  Bir davanın dinlenebilmesi başka bir ifade ile işin esasının incelenebilmesi için gerekli şartlardan birisi de davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Mahkemece dava şartları bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı gibi görevi gereği istinaf halinde Bölge Adliye Mahkemesi ve temyiz halinde Yargıtay tarafından da dikkate alınır.<br>\tSomut olayda davalı alacaklı vekili tarafından dava tarihinden önce bir kısım davacı borçluların kaydının takip dosyasından çıkartıldığı ileri sürülmüş olmasına rağmen hukuki yarar kapsamında bu iddialar tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\t4-  Menfi tespit istemi ile açılan davalarda  yargılamanın devamı sırasında menfi tespite konu olan alacak karşı tarafa ödenmiş olursa, menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşecektir. <br>\tBu kapsamda dava tarihinden sonra takip konusu alacağı ödeyen davacı olup olmadığı araştırılıp tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\t5- O halde Mahkemece yapılacak işlem; öncelikle görev yönünden yukarıdaki açıklamalara göre değerlendirme yapılması; dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi halinde taraf teşkilinin sağlanması, yukarıdaki açıklamalar kapsamında icra dosyalarının kül halinde getirtilmesi, dava tarihi itibariyle davacıların durumunun ve hukuki yararları bulunup bulunmadığının ayrı ayrı tartışılması, menfi tespit talebi istirdata dönüşen davacı bulunup bulunmadığının tartışılması, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar yönünden verilecek kararın kesin olup olmayacağına esas olmak üzere ayrı ayrı uyuşmazlık konusu miktarın belirlenmesi ile ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3,4,6 maddesi gereğince  kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br> 1- Taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>\t2-ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/09/2023 tarih ve 2022/382 Esas-2023/925 Karar  sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.3,4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine,<br>\t5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>\t6-Taraflarca  ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br> 7-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa  İADESİNE, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br> <br>Başkan ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  ✍e-imzalıdır<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46528a91f98fcb0b","SID":"edfa3d37d0d926dd"}}