{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1830 - 2025/307<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1830 <br>KARAR NO\t\t: 2025/307<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:02/03/2023<br>NUMARASI\t:2020/486 Esas - 2023/195 Karar<br><br>DAVACI\t:YAPKİM YAPI KİMYA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - Barbaros Mah. Dereboyu Cad. Akzambak Sk. Uphıll Towers A1 Blok D:A28 Ataşehir/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t:DESTEBAŞI GRUP İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ -  Süleyman Bey Mah., Konak Sk. No:8 İç Kapı No:43 Merkez/YALOVA<br>VEKİLİ\t:Av...<br><br>DAVA\t:Alacak (Kayıt Kabulden Dönüşen)<br>DAVA TARİHİ\t:31/08/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:14/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:10/03/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından, 16.12.2019 tarihinde fazlaya ilişkin hak ve alacak talepleri de saklı tutmak kaydıyla,  iflas masasına alacak kaydı dilekçesi verildiğini, sonrasında, İflas İdaresi tarafından 28.07.2020 tarihinde; \".... Alacak kayıt dilekçesi ekinde bulunan iki adet çek takibinden İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7776 Esas nolu dosyasının kesinleşmiş olduğu ve çekin karşılığının olmadığının çekin arka yüzüne şerh edildiği, ancak İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7780 esas sayılı dosyası kesinleşmiş ise de, takip dayanağı çeklerin banka tarafından arkasına vurulan kaşede, keşideci imzası ile çekteki imzanın uyuşmadığının yazılı olduğunun görüldüğü, işbu nedenle, 2019/7776 esas nolu dosyaya istinaden talep edilen 820.607,29 TL'lik kısmın kabulü ile 4. Sıraya alınmasına ve 4. Sıraya kaydedildiği, bakiye 3.617.643,40 TL'lik alacağın çeklerdeki imzanın sıhhatinde şüphe olduğu\"ndan bahisle reddine karar verildiğini, kararın 17.08.2020 tarihinde e-tebligat yolu tebliğ edildiğini, söz konusu şirketin icra takiplerine yapmış olduğu itirazlarının yerinde olmayıp taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, alacak kayıt dilekçelerinde de belirttikleri üzere, davalı müflisin, iflasın açıldığı 29.08.2019 tarihi itibariyle  İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7776 Esas sayılı dosyası bakımından davacı şirkete kesinleşmiş 820.607.29-TL borçlu olduğunu, müflis şirketin davacı şirket adına düzenlemiş olduğu çeklere istinaden yine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nde 2019/7780 E. sayılı dosyada, müflis şirket tarafından verilen çeklerdeki imzaların uyuşmaması sebebi ile ilamsız takip başlatıldığını ve müflis şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, söz konusu bu dosyada da iflasın açıldığı tarih 29.08.2019 itibariyle 868.102,95-TL kesinleşmemiş alacaklarının söz konusu olduğunu, çeklerdeki imzaların uyuşmaması sebebi ile şüpheliler hakkında Çek Kanunu'nun 5. maddesi gereğince şikayette bulunulduğunu ve yargılamasının halen İstanbul Anadolu 10. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2019/232E. sayılı dava dosyası ile devam ettiğini,  yine İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2017/23767 Esas sayılı dosyası bakımından kesinleşmemiş iflasın açıldığı tarih itibari ile 2.749.540,45-TL alacaklarının mevcut olduğunu, söz konusu icra takibinin taraflar arasında 30.10.2015 tarihli kimyasal katkı maddelerini temin ve nakletme amacıyla imzalanmış olan sözleşmenin 6. maddesi uyarınca alıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ödeyeceği  2.000.000,00-TL'ye ilişkin olduğunu, söz konusu sözleşmenin iflas halindeki şirket tarafından edimleri ve sorumlulukları yerine getirilmediğini  ve feshedildiğini, bu durum üzerine 16 Mayıs 2017 tarihinde Ankara 56. Noterliği ... yevmiye numara ile ihtarname gönderildiğini ve cezai şartın ödenmesi istendiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen ödeme olmaması sebebi ile İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2017/23767 E. takip başlatıldığını ve itiraz üzerine takibin durduğunu, sözleşme incelendiği zaman haklılıklarının ortaya çıkacağını beyanla; iflas idaresi tarafından alacağın reddine dair karara karşı alacaklarının tamamının sıra cetveline kaydının ve kabulünün yapılabilmesi için mahkeme aracılığıyla incelemelerin yapılması ve haklı taleplerinin devamına karar verilmesini ve söz konusu kalemlerin iflas dosyasında sıra cetveline eklenmesi amacı ile huzurdaki davanın açıldığını beyanla, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne, davacının alacağının tamamının sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın; İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7776 Esas sayılı dosyası kapsamında 820.607.29-TL, İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7780 E. sayılı dosyası kapsamında 868.102,95-TL ve İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2017/23767 Esas sayılı dosyası kapsamında iflasın açıldığı tarih itibari ile 2.749.540,45-TL alacaklı olduklarını, iflas idaresince alacak kayıt taleplerinin  reddine karar verildiğini, bu hukuka aykırı red kararının kaldırılarak alacaklarının iflas masasına kaydını talep ettiklerini, iflas idaresince verilen karar incelendiğinde \"... Alacak kayıt dilekçesi ekinde bulunan iki adet çek takibinden İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7776 Esas nolu dosyasının kesinleşmiş olduğu ve çekin karşılığının olmadığının çekin arka yüzüne şerh edildiği, ancak İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2019/7780 esas sayılı dosyası kesinleşmiş ise de, takip dayanağı çeklerin banka tarafından arkasına vurulan kaşede, keşideci imzası ile çekteki imzanın uyuşmadığının yazılı olduğunun görüldüğü, işbu nedenle, 2019/7776 esas nolu dosyaya istinaden talep edilen 820.607,29 TL'lik kısmın kabulü ile 4. Sıraya alınmasına ve 4. sıraya kaydedildiği, bakiye 3.617.643,40 TL'lik alacağın çeklerdeki imzanın sıhhatinde şüphe olduğu ...\" şeklinde bir açıklama ile alacak kayıt talebinin kısmen  reddine karar verildiğinin görüldüğünü, müflis şirkete aidiyeti şüpheli olan bu çeklerin ve mahkemece karar verilmemiş olan cezai şarta ilişkin alacağın iflas idaresince kabulünün mümkün olmadığını, HMK m. 119 gereğince davacıya, dava dilekçesinin sonuç kısmında masaya kayıt ve kabulünü talep ettiği miktarı tam olarak açıklattırılması gerektiğini, TTK m. 783/3'e göre karşılık çek düzenleyen kişinin çek tazminatı ödemesi gerektiğini, davacının masaya kaydını talep ettiği alacağının dayanağı olan çeklerin ise karşılıksız düzenlendiğine dair bir tespit bulunmadığını, aksine, çeklerin ödenmemesinin sebebi imza uyuşmazlığı olduğunu, dolayısıyla davacının alacağının kabulü halinde dahi çek tazminatının ve çek komisyonunun kabulünün mümkün olmadığını, çek tazminatı talep hakkı olmadığından icra takibinde hesaplanan vekalet ücreti ve faiz alacağı miktarlarının da yeniden hesaplanması gerektiğini, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenerek öncelikle söz konusu çeklerin kayıtlarda bulunup bulunulmadığının, sonrasında ise çeklerin hangi hizmetten dolayı düzenlendiği bu hizmetin yerine getirilip getirilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, davacı alacaklının icra takiplerinden birinin sözleşmede belirtilen 2.000.000,00-TL'lik cezai şarta ilişkin olduğunu,  söz konusu sözleşmedeki cezai şartın bağlı olduğu sebebin gerçekleştiğine dair davacı tarafça herhangi bir belge dosyaya sunulmadığını, müflis şirkete 16 Mayıs 2017 tarihinde Ankara 56. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini ve burada alıcı şirketin mal alımını durduğunu belirtildiğini ancak tarafların ticari defterleri incelendiğinde ihtarname tarihinden çok sonra dahi müflis şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin devam ettiğinin görüldüğünü, davacının bahsettiği gibi müflis şirketin ticari ilişkiye son vermediğini ancak taraflarca akdedilen sözleşmedeki bedelin yabancı para cinsinden belirlenmiş olduğundan sözleşme tarihi ile bahse konu ihtarname tarihi arasında aşırı kur farkı bulunduğunu, müflis şirketin kur farkından dolayı aşırı zarar ederek proje yapabilecek ekonomik güçten yoksun kaldığını, sözleşmede belirtilen borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinden ceza koşulu muaccel olursa alacaklı dilerse asıl borcun ifasını, dilerse ceza koşulunun ödenmesini isteyebileceğini, davacı alacaklının sözleşmeyi feshedip ceza koşulunu talep etmesine rağmen sözleşmeye devam ederek aslında ceza koşulundan feragat ederek sözleşmeyi devam etme iradesini ortaya koyduğunu, bu sebeple ve altıncı bentte açıkladıkları sebeple davacının cezai şarta dayanan alacağını talep etme koşullarının gerçekleşmediğini, cezai şartı kabul etmemekle beraber mahkeme aksi kanaatte ise TBK'nın 182/2. Maddesi gereğince cezai şartın çok fahiş olması sebebiyle indirim yapılmasını talep etme zarureti doğduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davacının İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğü'nün 2019/7776 Esas sayılı takip dosyasında takip konusu edilen ve takipte kesinleşen 820.607,29.-TL bakımından açtığı dava konusuz kaldığından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Davacının İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğü'nün 2019/7780 Esas sayılı takip dosyasında takip konusu edilen ve henüz kesinleşmeyen takip bakımından açtığı 10.000,00.-TL tutarlı davanın KABULÜNE, davacının  İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğü'nün 2019/7780 Esas sayılı dosyasında davalıdan 10.000,00.-TL ALACAKLI OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 10.000,00.-TL'yi aşan tutar bakımından dava bulunmadığından icra takibinde takip konusu edilen fazlaya ilişkin alacak bakımından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>3-Davacının İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğü'nün 2017/23767 Esas sayılı takip dosyasında takip konusu edilen ve henüz kesinleşmeyen takip bakımından açtığı 10.000,00.-TL tutarlı davanın KABULÜNE, davacının  İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğü'nün 2017/23767 Esas sayılı dosyasında davalıdan 10.000,00.-TL ALACAKLI OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 10.000,00.-TL'yi aşan tutar bakımından dava bulunmadığından icra takibinde takip konusu edilen fazlaya ilişkin alacak bakımından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın iddia ettiği gibi davalı şirket tarafından sözleşmenin eylemli olarak sona erdirildiği iddiasının somut olaya aykırı olduğunu, davacının söz konusu borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunun farkında olduğunu, lakin itiraz edilmesinin üzerinden 3 sene geçtikten sonra yeniden cezai şarta ilişkin alacağının olduğunu iddia ederek istemde bulunmasının gerek kanuna gerekse Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararı kabul manasına gelmemekle birlikte TBK 182/2  \"Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.\" şeklinde belirttiği hükmü gereğince fahiş nitelikte olan cezai şartın istinaf incelemesi sonucunda indirilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın cezai şarta ilişkin çekmiş olduğu ihtarnameden sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, buna rağmen davacının cezai şartı talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, MK.2/II'de “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” şeklinde belirtildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarih, 2020/486 Esas - 2023/195 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kayıt kabul davasından dönüşen alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İncelenen dosyada; davalı vekilinin istinaf talebi sadece İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2017/23767 Esas sayılı dosyasında hükmedilen cezai şarta ilişkin olup, Mahkemece somut davada talep konusu edilen cezai şart değerlendirildiğinde, davalı Destebaşı Grup İnşaat San. Tic. A.Ş.'nin sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde sözleşmenin 2. maddesine uymadığı ve davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren Chryso-Kat Katkı Malzemeleri San. Tic. A.Ş firmasından 4 Kasım 2015 - 3 Eylül 2018 tarihleri arasında ve Polisan Kimya San. Tic. A.Ş. firmasından 7 Şubat - 24 Mayıs 2017 tarihleri arasında, sözleşme konusu akışkanlaştırıcı ve süper akışkanlaştırıcı beton katkı ürünlerinin muadillerini satın aldığı; sözleşmeye aykırılık nedeni ile cezai şart koşulunun gerçekleştiği, davalının sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartı davacıya ödemekle yükümlü olduğu, davalının tacir olması nedeniyle cezai şartın fahiş olduğunu ileri süremeyeceği, davada şimdilik sadece 10.000,00.-TL cezai şart alacağı talep edilmiş olmakla, TBK 182/3 maddesinin resen uygulanmasını gerektirir bir neden bulunmadığı sonucuna varılmakla; davacının  İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2017/23767 Esas sayılı dosyasında davalıdan 10.000,00.-TL alacaklı olduğunun tespitine, 10.000,00.-TL'yi aşan tutar bakımından dava bulunmadığından icra takibinde takip konusu edilen fazlaya ilişkin alacak bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Uyuşmazlık, cezai koşulu alacağının isteme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasıdadır.<br>Ceza koşulu 6098 sayılı TBK’nın 179-182. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi:<br> “…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.<br>Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.<br>Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.<br> Maddenin birinci bendinde seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir.<br>Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).<br>İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.<br>Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu, alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulu ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.<br>Ceza koşulunda ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler.<br> Ceza koşulunun amacı da onun ifaya eklenen nitelikte olup olmadığının tespitinde önemli rol oynayabilir.<br>Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir(Yargıtay HGK 29/09/2022 tarih, 2022/11-490 E., 2022/1184 K.)<br>Eldeki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince ceza koşulu alacağının doğduğu kabul edilmekle birlikte ceza koşulunda indirim yapılması koşullarının oluşmadığı belirtilmiş ise de varılan sonucun eksik incelemeye  dayandığı anlaşılmaktadır.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şarta ilişkin 6. maddesi; \"ALICI, işbu sözleşmedeki yükümlülüklerini ve /veya taahhüdünü yerine getirmediği ve/veya işbu sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sonlandırdığı takdirde hiçbir mahkeme kararına, ilama veya ihtara gerek olmaksızın 2.000.000,00.-TL (iki milyon Türk Lirası) cezai şartı ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt etmektedir.\" şeklindedir.<br>Davacının gönderdiği Ankara 56. Noterliğinin 16/05/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinde davalının, sözleşmenin sipariş şartlarına ilişkin \"ALICI; iştiraklerinin, şubelerinin veya ortağı oldukları adi ortaklıkların, ortak girişimlerin, iş ortaklıklarının konsorsiyumların veya bu şirketler ile akdedilen sözleşmeler çerçevesinde bu şirketlere her türlü malzeme, işçilik ve/veya hizmet temin  etmeyi üstlenmiş tüm gerçek ve tüzel kişiler ile taşeronların, sözleşme süresince her türlü beton katkı maddesini sadece ve münhasıran SATICI'dan alacağını, başka bir firmadan ve/veya şahıstan, kurum veya kuruluştan satın almayacağını kabul, beyan ve taahhüt etmektedir. ALICI, ALICI'nın ve/veya ALICI şirketlerin, SATICI tarafından temin edilen ve/veya satışa sunulan beton katkı maddeleri ile her ne ad altında ve benzer içerik ve nitelikte ve aynı işe yarayacak benzer ve/veya rakip katkı maddesini başka bir firmadan ve/veya şahıstan, kurum veya kuruluştan ve/veya ülkeden doğrudan ve/veya dolaylı satın almayacağını, tedarik etmeyeceğini, satın ve teslim alınan ürünlerin üretiminde veya ithalatında bulunmayacağının peşinen kabul ve taahhüt etmektedir.\" şeklindeki 3.1 maddesine aykırı davranarak, davacı dışındaki üçüncü kişilerden de sözleşmeye konu ürünleri satın alması nedeniyle sözleşmeyi davalının tek taraflı feshettiğini belirterek sözleşme kapsamında davalıya teslim ettiği bir kısım ürünlerin de iadesini talep ettiğii görülmektedir. Ancak, davalının, davacı ile ticari ilişkilerinin fesihten sonra da devam ettiğini savunması ve bilirkişi heyetinin 05/09/2022 tarihli kök ve 10/01/2023 tarihli kök raporunda belirtildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği görülmektedir. Bu durumda, fesih ihtarnamesinden sonraki ticari ilişkinin sözleşmenin devamı niteliğinde mi olduğu yoksa dava konusu sözleşmeden farklı bir ticari ilişki mi olduğunun belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklandığı taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen ceza koşulu seçimlik ceza koşulu olup, alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunu isteyebilir. Alacaklının her ikisini de aynı anda istemesi olanaklı değildir.<br>6098 sayılı TBK'nın 182-(3) maddesi uyarınca; hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Bu hüküm emredici niteliktedir. Bu durumda davalının tacir olması tek başına bu hükmün uygulanmamasının gerekçesi olamaz. Tarafların tacir olması durumunda ancak karşı tarafın mahvına sebep olacaksa hükmedilecek bedelden indirim yapılabilir (Yargıtay 6. HD'nin 21.04.2022 tarih, 2021/3168 E., 2022/2315 K.). Talep edilen ceza koşulunun tacir olan  karşı tarafın ekonomik olarak mahvına sebep olup olmayacağının ise ancak bu yönde bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra değerlendirilmesi gerekir. <br>Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; bilirkişi kurulundan,  Ankara 56. Noterliğinin 16/05/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinden sonra taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin sözleşme koşulları içerisinde mi devam ettiği, yoksa sözleşme koşullarından başka koşullarla mı devam ettiği konusunda ve ceza koşulunun davalının mahvına neden olacak nitelikte olup olmadığı konusunda taraf ve mahkeme denetimine uygun rapor almak, rapordan sonra ihtarnameden sonra devam eden ilişkisinin sözleşmenin devam ettirilmesi iradesi taşıyıp taşımadığı ve sözleşmeden bağımsız bir ticari ilişki olduğu konusunda değerlendirmek yapmak ve yine sözleşmenin kim tarafından sona erdirildiği ve feshin haklı olup olmadığını değerlendirmek, en son aşamada ceza koşulu isteme koşullarının oluştuğu sonucuna varılır ise ceza koşulunda indirim gerekip gerekmediği de değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.  <br>Yine Mahkemece; davanın, kayıt kabul davası olarak açılan ve daha sonra alacak davasına dönüşen alacak isteminden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen tespit hükmü kurulması da doğru olmamıştır.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir .<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarih, 2020/486 Esas ve 2023/195 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.14/02/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d33df28b5232ad0","SID":"2b3d7ae419410a8c"}}