{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1734 <br>KARAR NO: 2025/231<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/06/2021<br>NUMARASI: 2020/313 Esas -  2021/536 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi olup davalıya farklı tarihlerde toplam 54.302.29 TL ürün satılarak fatura düzenlenmiş, 19.730.61 TL ödenmiştir. Ödemelerden sonra bakiye müvekkil alacağı 54.302.29 TL olup davalı tarafından ödenmemiş İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, davalı şirket tarafından icra takibine itiraz edilmiş ve takip durmuştur. İtirazın iptali ile takibin devamına, dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasındaki anlaşmanın davacı tarafça haksız şekilde ihlal edildiğini, müvekkiline ayıplı hizmet verildiğini, alacağın likit olmadığını, takip dayanağı faturaların tebliğ edilmediğini, cari hesap mutabakatı sağlanamadığını, alacağın muaccel olmadığını, yapılan ödemelerin davacı tarafça tekrar talep edilmekte olup mahsup edilmediğini, müvekkili şirketin davacıdan belli tarihlerde elektrik pano ve malzemeleri aldığını ve bu ürünleri ticari ilişki içinde olduğu kurumların asansör ve elektrik üretim panolarının yapımında kullandığını, ekte sunulan makine mühendisi tarafından alınan raporlarda da görüleceği üzere davacının ayıplı ifada bulunduğunu, edimlerini davacının ayıplı ifası nedeniyle yerine getiremediğini, müvekkilinin ... A.Ş. ile yaptığı sözleşme çerçevesinde edimlerini davacının ayıplı ifası nedeniyle yerine getiremediğini ve zarara uğradığını, ayıplı ifanın müvekkiline müşterileri tarafından bildirilmesi sonucunda müvekkilinin ödeme yapmayı durdurduğunu, bu nedenle müvekkilinin de alacaklarını alamadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı taraf davalı ile aralarında bir takım elektrik tesisat ürünlerinin satışına yönelik sözlü olarak anlaşma yapıldığı , dosyaya sunulan watsap mesajlarında da bu hususun doğrulandığı, davacının satışı yapılan ve teslim edilen ürünlerin ücretini alamadığını ,davalının satılan ürünlerin ayıplı olduğunu ve teslim edilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Davalıya satılan ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin ve davacıya ayıp ihbarı yapıldığına ilişkin delillerini sunmak üzere kesin süre verilmiş ancak davalı kesin süre içerisinde ayıp iddiasına ilişkin delillerini mahkememize sunmamış bu yöndeki iddialarını ispat edememiştir. İnceleme gününde davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmuş davalı taraf verilen ihtara ve kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Ticari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1). Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3) Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Öte yandan, davacı ve davalı tacirler arasındaki uyuşmazlıkta; tarafların ticari defter içerikleri taraflar yönünden yargılamaya esas olacaktır. Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın birer ticaret şirketi olduğu, tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulu bilgi ve belgeler, bilirkişi incelemesine davacı tarafından ibraz olunan faturalar ve ilgili belgeler, dosyada yer alan watsap mesajları, mübrez bilirkişi raporu dosya kapsamıyla birlikte kül halinde düşünülüp değerlendirildiğinde; davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu,  davalının ara karara ve tebligata rağmen ticari defterlerini Mahkememize ibraz etmediği, hâlböyleyken davalının HMK. m.222/3 uyarınca davacının kayıtlarını kabul etmiş sayıldığı, SMM bilirkişi tarafından yapılan tespit ve hesaplamaya göre  Davacı... Sanayi Dış Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... Yatırımları A.Ş.'nden faturaya dayalı cari hesap ilişkisi içinde 3.1.2020 takip tarihi itibariyle  54.300.27 tL asıl alacak ve taleple bağlı olarak 120.51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.420.78 TL alacaklı olduğu, İcra takibinin 54.302.29 TL asıl alacak ve işlemiş faizin 120,51 TL toplam 54.423,80 TL üzerinden talep edildiği ancak asıl alacağın  54.300.27 TL ve 120.51 TL işlemiş faiz  toplam  54.420.78 TL olduğu belirlendiğinden  davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe yapılan itirazın iptaline, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talepten fazlasına hükmedildiğini, alacağın çekişme konusu olduğunu, davalı tarafça davacıya çeşitli tarihlerde yapılan ödemeler davacı tarafça haksız bir şekilde tekrar talep edilmiş ve toplam miktardan mahsup edilmediğini, sadece davacı tarafın tek taraflı belge ve delilleri üzerinde inceleme yapılarak haksız bir karar verildiğini, davalının mücbir sebeplerden dolayı defterlerini ibraz edememiş bu hususun davalı aleyhine delil sayıldığını, takip dayanağı faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, bu nedenle likit olmayan ve çekişme konusu olan takibe itiraz edildiğini, diğer faturaların teslim alan kısımlarında isim ve imzanın yer almadığı, teslim alan kısımlarının boş olduğu, sonuç olarak, davacının cari hesap ilişkisi içinde 54.300.27 TL tutarındaki alacağını oluşturan davacının davalı adına düzenlediği 17 adette toplam 55.147.22 TL bedelli faturadan 14.12.2019 tarih ve ... no.lu 2.388.32 TL bedelli fatura ile 14.12.2019 tarih ve ... no.lu 404.74 TL bedelli faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin ispatlandığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 15 adette toplam 52.354.16 TL. bedelli fatura konusu ürünün davacı tarafından davalıya tesliminin ispatlanamadığını, taraflar arasında mutabakat olmadığını, TTK.’nun 29 ve devamı maddeleri uyarınca cari hesap sözleşmesi, hesap kesilmeden alacak talep edilmeyeceğine dair bir anlaşma olup TTK.’nun 97. Maddesi uyarınca cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiç biri alacaklı veya borçlu sayılamayacağını, tarafların hukuki durumunu ancak mukavelenin sonundaki hesabın kesilmesini tayin ettiğini, yasanın 94. Maddesi uyarınca hesap devresi hakkında mukavele veya teamül yoksa her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayıldığını, faturaya itiraz edilmemesinin alacağın varlığına karine olmadığını, mahkemenin kabulünde ve somut olayda olduğu gibi, açıklanan koşullar gerçekleşmeden sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamadığını, davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemiş olup davalının üçüncü kişilere karşı mağdur edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayıplı ifa bulunup bulunmadığı, davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura alacağı\" sebebine dayalı olarak 54.303,29 TL asıl alacağın 120,51 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 03/01/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2. Maddesine göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Anılan maddenin 3. fıkrasına göre ise, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 54.300,27 TL alacaklı durumdadır. Davalı ise herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ancak, davalı 2019 yılında davacının 17 adet faturasını 61.472,00 TL bedelle BA bildiriminde bulunmuştur. Bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerekir. Davalının  herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri lehe delil kabiliyeti kazanmıştır. Davacı kendi ticari defterlerine göre 54.300,27 TL alacaklı olup, davalının bunun aksini ispatlaması gerekir. Bu aşamada faturaların davalıya gönderilip gönderilmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Davalı tarafça bir kısım ödemelerinin mahsup edilmediğini ileri sürmüş ve bir kısım banka dekontları sunmuştur. Ancak söz konusu banka dekontlarındaki ödemeler davacının ticari defterinde kayıtlı olup, fatura alacağından mahsup edilmiş durumdadır. Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığından davalının dayandığı TTK'nın 89 vd. maddelerinin somut olayda uygulama yeri yoktur.Davalı tarafça, davacının edimini ayıplı ifa ettiği ileri sürülmüş ve bu nedenle zarara uğradığı beyan edilmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından da tespit edildiği gibi davalının sunduğu makine mühendisi raporunun davacının ürünlerine ilişkin olmadığı gibi davacıya ayıp ihbarı yapıldığı da ispatlanamadığından ayıp savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir. Davalı taraf, davacının lehine delil teşkil eden ticari defterlerin aksini ispatlayamamış olup,  davacıya karşı borçtan sorumludur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Bu nedenle, davalının alacağın likit olmadığı yönündeki iddiaları dinlenebilir değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 929,37 TL harcın, alınması gerekli olan 3.717,48 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.788,11 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"013fbff25d6fcb30","SID":"d76394cc5542eb08"}}