{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2229 <br>KARAR NO: 2025/310<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/09/2024<br>NUMARASI: 2021/33 Esas - 2024/607 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 24/02/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir hâlindeyken, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde kaza meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda ...'ın tali kusurlu bulunduğunu, kazaya sebep olan aracın davalı ... tarafından sigortalandığını, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, alınan rapora göre %29  daimi maluliyeti oluştuğunu, davalı ... tarafından 14.180,00 TL tutarında tazminat ödendiğini ancak ödemenin yetersiz olması nedeniyle KTK'nın 111.maddesindeki 2 yıllık  sürede bu davanın açıldığını,  müvekkilinin kusursuz olduğunu belirterek müvekkilinin belirsiz olan maluliyet tazminatının hesaplanması ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL  maddi tazminatın  kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 160.819,82 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  mahkemenin yetkisiz olduğunu, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, kaza başına limitin 175.000,00 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, müvekkili şirket tarafından söz konusu kaza  nedeniyle  başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığını ve  davacıya 15/06/2012 tarihinde 14.180,00 TL tutarında tazminat ödendiğini ve davacının müvekkilini ibra ettiğini, bu nedenle davacının daimi maluliyet tazminatı ödenmesi ve ibra nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, sürekli iş göremezlik talebinden kaynaklı 160.819,82 TL tazminatın 24.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  müvekkilinin maluliyet oranı, geçici işgöremez süresi ve bakıcı süresi olayın oluşuna göre çok düşük olduğunu, AYM iptal kararı, AB uyum yasaları çerçevesinde ve de son Yargıtayın İçtihatları gereği yönetmelik çerçevesinde rapor alınması gerektiğini, aktüer raporunda Aym iptal kararları gözetilerek hazırlanması gerektiğini, raporun TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak %10 artırım %10 iskonto yöntemi kullanılarak yapılması gerekirken aksi tutumun müvekkilinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, raporun aleyhe hususlarının reddi gerektiğini, bu sebeple raporun denetime elverişli olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile taleplerinde tüm denkleştirme sebeplerinin dikkate alındığını, davada kusur dereceleri ve sorumluluk sebepleri ne olursa olsun mevcut ve muhtemel tüm zincirleme sorumlular yönünden müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine dayandıklarını, dava dilekçesinde arz ettikleri biçimde  yargılama gideri ve vekalet ücretinin kaza tarihinden itibaren istinaf mahkemesi aksi kanaatte ise davalı yanın temerrüt  tarihinden, ispatlanamaması halinde ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka ticari faizine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davacıya 15.06.2012 tarihinde 14.180,18 TL ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, bilirkişiden alınan 18.10.2023 tarihli kök rapor ile ödeme tarihi itibariyle müvekkili şirketçe yapılan ödemenin yeterli olması sebebiyle herhangi bakiye tazminat bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketçe sigortalı araç sürücüsünün %15 kusurlu tespit edilmiş olduğunu, %100 kusur oranı üzerinden tazminat hesabı yapılmasının kabul edilemez olduğunu, %15 kusur oranı üzerinden yapılan ödeme yeterliliğinin denetlendiğini ve müvekkili şirketçe yapılan ödemenin yeterli olduğunu, dolayısıyla bakiye tazminatın doğmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin, KTK'nın 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMSS) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, davacının kaza anında karşı araçta yolcu konumunda olduğunu, karşı araç sürücüsü ...'ın kaza anında 2.43 promil alkollü olduğunu, kaza anında alkollü sürücünün aracına binerek adeta kazaya davetiye çıkaran davacının tazminat hesabından en az %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının yaralandığı bölgeler gözetildiğinde \"sağ frontal lobda çökme\" kaza anında emniyet kemeri takmadığının açık olduğunu, emniyet kemeri takmama halinde  müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 15/06/2010 tarihinde dava dışı ...'ın  sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi  tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kazaya karışan ... plakalı araç, davalı ... A.Ş. tarafından 10.03.2010/10.03.2011 tarihleri kapsar şekilde ZMMS poliçesi bulunduğu, poliçede sakatlanma ve ölüm için kişi başına limitin 175.000,00 TL olduğu görülmüştür.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/864 Esas sayılı dosyasından alınan 12/05/2015 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından alınan kusur raporunda sigortalı araç  sürücüsü ...'ın %85 oranında, sürücü ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince alınan 17/01/2022 tarihli İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından alınan maluliyet raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine davacının %18.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18   aya kadar uzayabileceği tespit ve rapor edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamından davacı  vekilinin  hükme esas alınan aktüerya bilirkişi  raporuna karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde açıkça hesaplama yöntemine dair \" % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması ve  geçici bakıcı giderinin hesaplamasında net asgari ücret esas alınması gerektiği\" yönünde itirazı bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi gereğince davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden bu yönlere ilişkin davacı vekili istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  Kaldı ki hükme esas alınan aktüerya raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılarak tazminat hesaplaması yapılmıştır.Davacı vekili bilirkişi ek raporuna beyan dilekçesinde talep artırımı yaptığı, asgari ücrette değişiklik sebebi ile güncel veriler üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönünde itiraz etmediğinden davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek asgari ücretin güncel verileri üzerinden hesaplama yapılması için ek rapor alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18 /04/2019 tarih, 2016/13426 E.ve 2019/5035 K. sayılı  kararı). Davacının  kaza tarihinde çalışmadığı ev hanımı olduğu (hazırlık aşamasında verdiği ifadesinde) sigortalılık kaydının kaza tarihinden sonra 2011 yılında başladığı  anlaşıldığından geliri asgari ücret kabul edilerek hesaplama yapılmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı, dava açmadan önce davalıya başvurmuş olup davalı tarafından davacıya   üzerinde sigorta şirketinin 06/06/2012 tarihli kaşesi bulunan  ibraname uyarınca 15/06/2012 tarihinde 14.180,18 TL ödeme yapılmıştır. Davalı ... ödeme esas aldığı hasar dosyasında bulunan aktüer raporunda %3 CSO 1980 Yaşam Tablosu, %10 artırım ve %10 indirim yapılarak, sigortalı araç sürücünün %25 oranındaki kusurlu olduğu,  davacının %29 maluliyet oranı, geliri asgari ücret üzerinden esas alınarak rapor tarihi itibariyle 14.180,18 TL  sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı kök bilirkişi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılarak davacı geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek  hesaplama yapılmış,  ödeme tarihi verileri dikkate alınarak sigortalı araç sürücüsü  % 15 oranında oranında kabul edilerek yapılan hesaplama sonucu ödemenin yeterli  olduğu tespit edilmiş, itiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise (TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılarak)  %100 kusur üzerinden yapılan hesaplama sonucu ödemenin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün eşi olduğu,  soruşturma evrak içeriğinden eşinin alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılmalıdır. Ancak  bu yönde indirim yapılmamıştır. Olay tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun  müteselsil sorumluluğa ilişkin 141.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 145.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Emsal  Yargıtay  17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da \"... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu\" yönünde karar verilmiştir. Bu itibarla davacı yolcu olup kusursuz olduğundan BK'nın 141 vd. maddeleri gereğince müteselsil sorumluluk hükümleri gereğince davalı ... zararın tamamından sorumlu olacağından  %100 oranında kusur esas alınarak hesaplama sonucunda ödemenin yeterli olmadığı anlaşıldığından KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptali şartları somut olayda gerçekleşmemiştir. Davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan  aktüerya bilirkişi raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  23.10.2017  tarih, 2016/ 9924 E. ve 2017/9413 K. sayılı kararı).Somut olayda davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün eşi olduğu,  soruşturma evrak içeriğinden eşinin alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşıldığından mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamış olması doğru olmamıştır. Ancak poliçe limitin çok üzerinde 1.272.126,91 TL tazminat belirlendiğinden  olduğundan %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında dahi belirlenen tazminat (1.017.701,52 TL) poliçe limitini aştığından  % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamış olması   sonuca etkili değildir. 3095 sayılı Kanun’un 2/3 maddesi uyarınca gerçek ve tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Bu durumda tarafların tacir olmaması ve sigortalı araç otomobil olması nedeniyle avans faize hükmedilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye  187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 10.985,60 TL harçtan peşin alınan 3.174,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.811,6‬0 TL harcın davalıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.24/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfb8891dd78d0e46","SID":"f7822644d495feb2"}}