{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1611 Esas 2025/231  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1611 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/231<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/10 Esas 2022/254 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 07/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...Madencilik Mühendislik İnş. İth. İhr. San. A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazın 229.668,61 TL asıl alacak, 3.677,76 TL işlemiş temerrüt faizi, 183,89 TL BSMV, 1.148,64 TL masraf olmak üzere toplam 234.678,90 TL yönünden iptaline, takibin bu bedel üzerinden kaldığı yerden devamına, 229.668,61 TL tutarındaki asıl alacak kısmına takip tarihinden %24,02 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve işbu temerrüt faizinin %5'i oranında BSMV'nin de davalı kefilden tahsiline, kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen %20 icra inkar tazminatı olan 46.935,78 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20.02.2019 tarihli genel kredi sözleşmesinin temerrüt başlıklı 11. maddesi ile borçluların temerrüde düşmesi halinde uygulanacak faiz oranının bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini, bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisinin ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt edeceği şeklinde düzenlendiğini, temerrüte düşülmesi halinde uygulanacak faiz oranının açıkça belirtildiğini, müvekkili tarafından hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiği tarihte ilan edilen kredi yıllık azami faiz oranları bildirim formunda belirlenen en yüksek faiz oranının %36 olup, gks'nin 11. maddesi uyarınca temerrüte düşen borçlunun, temerrüt faizi, ilan edilen en yüksek faizin %30'u oranında arttırılmak suretiyle belirlendiğini, uygulanacak faiz oranının belirlenmesi ve uygulanmasının müvekkili ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen sözleşme ile kararlaştırılmış olduğunu, temerrüt halinde anılan sözleşme hükmü ve ilan edilen (TCMB'ye bildirilen faiz genelgesi) en yüksek faize göre hesaplama yapılarak %46,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 20.02.2019 tarihli genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş olup, anılan sözleşme hükümleri gereğince hesap kat tarihinden itibaren asıl alacağa %46,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, genel kredi sözleşmesinin temerrüt başlıklı 11. maddesi gereği taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi veya vadesinde eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi hallerinde ayrıca herhangi bir ihbar ya da ihtara gerek olmaksızın bakiye alacağn muaccel hale geleceğini, müvekkilinin hesap kat tarihi itibariyle bakiye alacağa 11. maddede düzenlenen faiz oranlarına göre temerrüt faizi işletebileceğini, mahkemece hükmedilen tutar ile talep edilen tutar arasındaki farklılığın, hesapların kat edildiği tarih itibariyle kapitalize edilen müvekkilinin alacağına temerrüt faizi işletilmediğinden kaynaklandığını, TBK ve buna paralel düzenlenen gksdeki temerrüt faizi hükümleri uyarınca kapitalize edilen tutara hesap kat tarihi itibariyle temerrüt faizi işletilmesi halinde talepleri ile uyumlu olarak hesaplama yapılacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 2. İcra Müdürlüğünün 2020/9678 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 27/10/2021 tarihli kök, 21/02/2022 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2020/9678 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 246.825,07 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya bila tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalının 27/10/2020 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 07/01/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında 20/02/2019 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalının dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalı, dava dışı asıl borçlu şirket ve diğer borçlulara gönderilen ve toplam 235.394,40 TL nakdi borcun 24 saat içinde ödenmesi ihtarını içerir 25/09/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine 29/09/2020 tarihinde bila tebliğ olduğu, davalı kefile ise 30/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerine yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporunda, davalının 02/10/2020 tarihinde temerrüte düştüğü, davacının taleplerine rağmen temerrüt tarihi itibarıyla kullandırılan emsal kredilere fiilen uygulanan faiz oranlarını sunmadığı, davaya konu krediye yıllık %18,48 faiz uygulandığı, bu oran esas alındığında sözleşmenin 11.b maddesi uyarınca %30 fazlası ile hesaplandığında %24,02 temerrüt faiz oranı tespit edildiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 229.668,61 TL asıl alacak, 943,17 TL kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz, 47,16 TL BSMV, 3.677,76 TL işlemiş temerrüt faizi, 183,89 TL BSMV olmak üzere toplam 235.669,23 TL alacaklı olduğu, ancak davacının 943,17 TL akdi faiz ve 47,16 TL BSMV'sini talep edip edemeyeceğinin mahkemenin takdirinde bulunduğu, talep edilemez ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan toplam 234.678,90 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t<br>\tTaraflar arasında davacıyla dava dışı ... ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından davalıya ve dava dışı ... ... A.Ş.'ye gönderilen ihtarname ile 24 saat atıfet süresinin tanındığı gözetildiğinde asıl borçlu dava dışı ... ... A.Ş.'ye gönderilen ihtarnamenin şirketin sözleşmede yer alan adresine 29/09/20250 tarihinde bila tebliğ olduğu, davalıya ise 30/09/2020 tarihinde tebliğ edildiğinden dava dışı asıl borçlu şirket 01/10/2020 tarihinde, davalı kefil ise 02/10/2020 tarihinde temerrüte düşmüştür. Davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin usulüne uygun olarak asıl borçlu şirketin sözleşmedeki adresine bila tebliğ tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı gözetildiğinde davalı kefil yönünden TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulu oluşmuştur. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının asıl borçluya yapılan tebligat ile takip koşulu oluşan davalı kefil yönünden temerrütün 02/10/2020 tarihinde oluştuğu, davalı kefilin anılan tarihten önce temerrüte düşmediği gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, dava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %46,80 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %24,02 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin temerrüt başlıklı 11.b maddesinde müşterinin temerrütü halinde kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullandığı tüm kredilere bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte bulunan en yüksek kredi faiz oranına %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. <br>\tBilirkişi raporunda davacı bankanın taleplerine rağmen temerrüt tarihi itibarıyla kullandırılan emsal kredilere fiilen uyguladığı faiz oranlarını sunmadığı belirtilerek bankanın işbu akdi ilişkide fiilen uyguladığı akdi faiz oranı olan %18,48 oranına sözleşmede yer alan %30 oran ilave edilmek suretiyle %24,02 temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, halen bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %30 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %24,02 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır.   <br>\tHal böyle olunca, her ne kadar temerrüt tarihindeki davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenmeksizin taraflar arasındaki akdi faiz oranının temerrüt faizine esas alınması sözleşmeye uygun değilse de davalı taraf istinafa başvurmadığından, davacı bankada bilirkişi raporu ile hesaplamaya esas alınan işbu akdi ilişkide uygulanan faiz oranından daha yüksek oranda fiilen uyguladığı faiz oranını ispatlayamadığından davacının bu yöne ilişkin istinaf başvurusu red edilmiştir. <br>\tÖte yandan, kural olarak temerrüt tarihi itibarıyla işleyen akdi faiz ve BSMV'nin kat tarihindeki ana parayla kapitalize edilerek temerrüt tarihindeki asıl alacak miktarının tespiti gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda terditli hesaplama ile temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz 943,17 TL ile 47,16 TL BSMV miktarı hesaplandığı gibi, mahkemece davacının anılan kalemleri de talep edebileceği kabul edildiğinde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan toplam 235.669,23 TL, anılan kalemleri talep edemeyeceği kabul edildiğinde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan toplam 234.678,90 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 25/09/2020 tarihli hesap kat ihtarında tahsili talep edilen alacak miktarı 235.394,40 TL olduğu gibi, dava konusu olan ve 26/10/2020 tarihinde başlatılan icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı da aynıdır. Takip talebinde yer alan alacak kalemleri arasında işlemiş temerrüt faizi, BSMV ve masraf kalemleri bulunmakta olup, işlemiş akdi faiz ve BSMV'sine ilişkin bir alacak kalemi yer almamaktadır. <br>\tBu durumda davacının hesap kat ihtar tarihi ile temerrüt tarihi arasında işlemiş akdi faiz ve BSMV'yi kat tarihindeki ana parayla kapitalize etmek suretiyle takip talebinde asıl alacak kalemi olarak talep etmediği, takip talebinde yer alan asıl alacak miktarının hesap kat ihtarı ile aynı miktar olduğu, takip talebinde işlemiş akdi faiz ve BSMV kalemlerinin alacak kalemi olarak yer almadığı gözetilerek mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan davacının akdi faiz ve BSMV talep edemeyeceğine ilişkin terditli hesaplama kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>\t2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/03/2025 <br><br>Başkan -             Üye -                    Üye -                Zabıt Katibi <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6bb0291dec938f77","SID":"5cd8ae135dbd49ad"}}