{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2266 <br>KARAR NO:2025/301<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/06/2021<br>NUMARASI:2020/97 E. -  2021/502 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile asıl borçlu davalı ....Şti.arasında  genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların ise müşterek müteselsil kefil olduğunu, açılan ve kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle kredi hesaplarının 04.12.2019 tarihinde kat edildiğini, kredi hesaplarının özeti, hesabın kat'ı ve borcun ödenmesi, gerektiği hususlarını içeren Gebze ... Noterliğinin 04.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, borçlular hakkında ... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, ancak davalı borçlu ve kefiller tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiğini,  hesap kat tarihinden sonra 3 adet çek garanti bedelinin ( 2.030 x 3 = 6.090,00 TL) tazmin edildiğini, işbu tutarın da asıl alacağa ilave edilerek takibin açıldığını ve takip tarihi itibariyle meri çek adedinin 16’ya düştüğünü ve takip tarihi itibariyle toplam nakit alacak tutarının 583.920,20 TL olduğunu,  borçlu davalıların... AŞ teminatlı... no.lu kredisinin bulunduğunu, ancak ... tarafından henüz ödeme yapılmadığını, ... Fonu ile müvekkili banka arasında kefalet protokolü bulunduğunu, protokol uyarınca kanuni takibi sürdürmenin kredi verenin yükümlülüğünde olması sebebiyle ... tarafından müvekkili bankaya ödenecek tutarın borçtan düşülmediğini, talep edilen temerrüt faizinin yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve  % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkil şirketin davacı bankaya icra takibindeki kadar borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin kredilerin teminatı olarak davacı bankaya  çekler verdiğini ve davacı bankanın teminata alınan çeklerin tahsilatını beklemeden, kendilerinin belirlediği bakiye risk üzerinden icra takibi başlattığını, kefalet sözleşmesinin hukuki unsurları taşımadığını,sözleşmede hangi kredi için kefil olunduğunun  ve kefalet süresinin belirtilmediğini,   faiz miktarının fahiş olduğunu, davacı tarafın faize işletilen gider vergisini ve ihtarname masrafını takibe yansıtmasının kabul edilemeyeceğini, davacıya 16.12.2019 keşide tarihli ... çek numaralı, 80.000,00 TL bedelli, 13.01.2020 keşide tarihli, ... numaralı 70.000,00 TL bedelli, 16.01.2020  tarihli,  ...  numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.01.2020 tarihli,  ... çek numaralı, 105.000,00 TL  bedelli, 28.02.2020 keşide tarihli, ... çek numaralı,75.000,00 TL bedelli, 31.01.2020 keşide tarihli,... çek numaralı,  40.000,00 TL bedelli çeklerin verildiğini, davacının bu çekleri cari hesaptan düşmeden haksız icra takibine başladığını,  çeklerin hepsinin ödendiğini ve davacı tarafından tahsil edildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddi ile % 20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan ve yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatından sorumlu tutulması istemine ilişkindir. ... sayılı takip dosyası kapsamında; takip alacaklısı ... A.Ş. nin takip borçlusu ....Şti., ... ve ... aleyhine 03.01.2020 tarihinde toplam 583.920,20 TL nakit alacak üzerinden ilamsız  icra takibi başlattığı, İskonto Kredisi + Taksitli Ticari Kredi + Çek Kredilerinden oluşan 539.971,80 TL’lık tutara, takip tarihinden itibaren yıllık % 46,80 temerrüt faizi; Esnek Ticari Hesaptan oluşan 20.026,59 TL’lık tutara ise takip tarihinden itibaren yıllık % 24,00 temerrüt faizi talep edildiği,Takip borçluları vekili tarafından ...’ne yazılan 13.01.2020 tarihli  dilekçe ile borca, faize, tüm ferilerine ve yetkiye itiraz edildiği, icra takibinin İİK.nun 62 maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur.Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller dosya içine alınmıştır.Taraflar arasında bağıtlanan Genel Kredi Sözleşmesi nin 13/2-b maddesi gereğince kesin delil olarak kabul edilen banka kayıtları ile dayanağı belgeleri üzerinde bankacı bilirkişi ..., bankacı bilirkişi ... ile akademisyen bilirkişi Dr ... tarafından inceleme yapılarak düzenlenen 22.03.2021  tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.Bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.Tüm dosya kapsamına göre;Davacı ...A.Ş ile davalı ...Ltd.Şti. arasında, 23.05.2018 tarihinde Sözleşme Ön Bilgi Formunu da içeren 2.500.000,00 TL tutarlı  Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin imzalandığı, Davalılar ... ve ...’in söz konusu sözleşmede ayrı ayrı olarak 2.500.000,00 TL tutarlı 23.05.2018 tarihli müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının mevcut olduğu,Dava konusu alacak tutarının, davacı ... A.Ş. ile davalı asıl borçlu ...Şti. arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden, davalı şirkete kullandırılan İskonto Kredileri, Taksitli Ticari Kredi, Esnek Ticari Hesap Kredisi ve Çek Karnesi borcundan kaynaklandığı,anlaşılmıştır.Davalıların icra dairesinin yetkisine yaptıkları itiraz mahkememizce 08/10/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında sözleşmenin 13-e maddesinde istanbul icra daireleri ve mahkemelerinin yetkisi kabul edildiğinden ve taraflar tacir olup, yetki sözleşmesi ile bağlı olduklarından reddedilmiştir.TBK.m.583.maddesinde kefaletin geçerlilik koşulları açıklanmıştır.Buna göre, 1-Yazılı şekilde yapılması,2-Kefilin sorumlu olacağı miktarın ve kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılarak belirtilmesi,3-Müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefilin kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Dava konusu  23.05.2018 tarihli sözleşme ve ekindeki kefalet akdinde; kefalet limiti, kefalet tarihi ve davalı kefiller ... ile ...’in müteselsil kefil olduğunun kendi el yazıları ile yazıldığı ve imzalandığı tespit edilmiştir.Asıl borçlu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre davalı kefiller davalı şirketin hissedarı olduklarından 12.04.2013 tarih ve 29615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun’un 77. maddesi ile TBK’nın 584. maddesine eklenen fıkra ile şirket ortaklarının kefaleti için eşin rızası aranmayacaktır.Davalı kefillerin  eş rızası bulunmadığından kefalet akdinin geçersizliği itirazı kabul edilmemiştir.Kefalet sözleşmesinde süre geçerlilik koşullarından değildir. Ayrıca genel kredi sözleşmesinin 10.13. maddesinde kefaletin 10 yıl süreli olarak belirlendiği açıklanmıştır. Davalıların kefaletin süresinin belirlenmediğine ilişkin itirazı kabul edilmemiştir.Kefalet sözleşmesinde bilgi edinilmesi ve incelenmesi amacıyla müteselsil kefillere ön bilgi formunun ve ekinde sözleşmenin 22.05.2018 tarihinde verildiğinin belirtildiği, ön bilgi formunun da kefiller tarafından imzalandığı görülmüş, davalıların kefaletin hangi krediye ve neye istinaden verildiğinin belirtilmediği, hukuki unsurları taşımadığı itirazı kabul edilmemiştir.Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin kefil beyan bölümünün, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 583. Maddesinde yer alan hükümlere göre düzenlendiği ve geçerlilik koşullarını taşıdığı sabit bulunmuştur.Davalılarca faize ve faiz oranına da itiraz edilmiştir.Yargıtay HGK, 02.05.2019 Tarih ve 2017/1650 esas- 2019/507 karar sayılı kararında;“Somut olayda yanlar arasında 02.11.2011 tarihinde “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmenin 45. maddesinde davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunları davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince ... Bankası’na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların... Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir. O halde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir. Açıklaması yapılmıştır.Yargıtay’ın emsal kararı gereğince; kredi hesabının kat edildiği tarihte dava konusu kredilere bankaca uygulanan en yüksek akdi faiz oranı yıllık % 22,00 (... no.lu Kredi) olduğundan, sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca davacı tarafından ticari krediler için yıllık % 28,60 (= % 22,00 x 1,30) faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği Kredili Mevduat Hesabı niteliğinde olan Esnek Ticari Hesap Kredisine ise ...’nin 2019-40 sayılı duyurusu uyarınca, kredi hesabının kat tarihinde yıllık % 19,20 (= Aylık % 1,60 x 12) azami akdi faiz oranı ve yıllık % 24,00 (= Aylık % 2,00 x 12) azami gecikme faizi talep edilebileceği Davacı bankanın takip talebinde; temerrüt faiz oranı farklılıkları nedeniyle dava konusu İskonto Kredileri, Taksitli Ticari Kredi ve Banka Yükümlülük Tutarı Ödenen Çek yapraklarından kaynaklanan alacakların birleştirilerek tek kalemde talep edildiği, Esnek Ticari Hesaptan kaynaklanan alacak tutarının ise ayrı bir kalem olarak talep edildiği görülmüştür.Bu sebeple, kat tarihi itibariyle hesaplanan söz konusu alacak tutarları, takip talebindeki taleple uyumlu olarak (davacı kendi talebi ile bağlı olduğundan) temerrüt tarihine kadar akdi faiz, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise temerrüt faiz oranı üzerinden faiz hesaplanarak borç miktarı belirlenmiştir.Davalıların gider vergisi ve ihtarname masraflarının talep edilemeyeceği itirazı Genel kredi sözleşmesinin 6.3 ile 6.6 maddesi ve 10.13 maddesi uyarınca kabul edilmemiş, davacı bankanın talep edebileceği sabit bulunmuştur.Davalılar tarafından davacı bankanın takipten sonra (ancak davadan önce ) yaptığı çek tahsilatları olduğu savunulmuştur. Çek Bankası Teminatında Keşide No'su Olduğu iskonto kr.  Tarihi Tutarı TL Tahsilat Tarihi... ,...,..13.01.2020  70.000,00 14.01.2020...,...,16.01.2020, 20.000,00, 17.01.2020 ..., 22.01.2020 105.000,00, 23.01.2020, 31.01.2020 40.000,00 03.02.2020 Toplam 235.000,00 Davacı bankanın toplam 235.000,00 TL tahsilat yaptığı bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmiştir.Yargıtay, yerleşik emsal kararlarında, takipten sonra ancak davadan önce yapılan ödemelerin, itirazın iptali davasında, davalının takip tarihi itibariyle mevcut olan borcundan mahsup edilmesi gerektiği görüşündedir. Ayrıca Yargıtay emsal kararlarına göre, takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan ödemeler bakımından, talep varsa temerrüt faizi hesaplanması gerekmektedir. Davanın temelini teşkil eden takip talebi incelendiğinde, davacının takip tarihinden sonrası için de faiz talebinde bulunduğu görülmektedir. Ancak, tahsil edilen söz konusu çek bedellerinden, vade tarihlerine kadar işlemiş faiz tutarları, iskonto kredilerinin kullandırma aşamasında peşin olarak tahsil edildiğinden, takipten sonra tahsil edilen bu tutarlara mükerrer faize sebebiyet verilmemesi için ayrıca faiz hesaplanmadan, doğrudan takip tarihi itibariyle hesaplanan Asıl Alacak tutarından düşülmüştür.Alacağın Türü Tutar (TL) İskonto Kr. + Taksitli Kr. + Çek Kredileri Toplam Asıl Alacak\t459.828,46 İskonto Kredisi Teminat Çeklerinden Yapılan Tahsilat Tutarı -235.000,00 İskonto Kr + Taksitli Kr. + Çek Kredileri Kalan Asıl Alacak 224.828,46 Esnek Ticari Hesap (KMH 20.018,11 İşlemiş Faiz Tutarı 3.220,53 İşlemiş Faizin BSMV'si 161,03  Masraf 1.426,18 Nakit Toplamı 249.654,31 Gayrinakit Toplamı 32.480,00  Davacı banka tarafından huzurdaki dava, takip talebindeki alacak tutarları toplamı olan 616.400,20 TL (= 583.920,20 TL Nakit + 32.480,00 TL. Gayrinakit) alacak tutarı üzerinden (Dava Esas Değeri) ikame edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, dava tarihinden önce teminat çeklerinden sağlanan toplam 315.000,00 TL’lık (= 80.000,00 TL + 235.000,00 TL) tahsilatın dava açılırken dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.İskonto Kredisinin teminatında olan 28.02.2020 keşide tarihli, 75.000,00 TL tutarlı ...bank çekinin, dava tarihinden sonra 02.03.2020 tarihinde tahsil edildiğinden bu tahsilatın  infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak;Davacı bankanın 03.01.2020 takip tarihi itibariyle 484.654,31 TL nakit ve 32.480,00 TL gayri nakit alacak tutarının bulunduğu, takip talebinde ise davacı tarafından 583.920,20 TL nakit ve 32.480,00 TL gayri nakit alacak talep edildiği, bu durumda tespitlerimizi aşan talebin yerinde olmadığı,İskonto kredilerinin teminatında bulunan çeklerden, takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce toplam 235.000,00 TL ve dava tarihinden sonra 75.000,00 TL tahsilat yapıldığı, takip tarihi itibariyle hesaplanan Asıl Alacak tutarından 235.000,00 TL’lık tahsilatın düşülmesi sonucu; davacı bankanın takip tarihi itibariyle 249.654,31 TL Nakit ve  16 adet çek yaprağı bedeli  32.480,00 TL Gayrinakit Alacak tutarının bulunduğu,Davacı banka tarafından huzurdaki dava, takip talebindeki alacak tutarları toplamı olan 616.400,20 TL (= 583.920,20 TL Nakit + 32.480,00 TL. Gayrinakit) alacak tutarı üzerinden (Dava Esas Değeri) ikame edildiği, ancak, yukarıdaki bölümlerde yer verildiği üzere, teminat çeklerinden takipten önce yapılan 80.000,00 TL ve dava tarihinden önce yapılan toplam 235.000,00 TL’lık tahsilatların, gerek takip açılırken gerekse dava açılırken dikkate alınmadığı Ayrıca, dava konusu toplam 390.000,00 TL tutarlı iki adet İskonto Kredisinin (ilk kullandırımda 394.273,18 TL + 145.000,00 TL = 539.273,18 TL olup, kat öncesinde tahsil olan çekler nedeniyle 390.000,00 TL Anapara tutarı kalmıştır.)  kullandırma aşamasında, teminata alınan çeklerin vadelerine kadar işlemiş faiz tutarları peşin olarak tahsil edildiği halde, davacı bankaca takip talebinde, kat tarihinden itibaren ve % 46,80 temerrüt faiz oranı üzerinden mükerrer faiz talep edildiği Davalı kefiller ... ve ...’in, ayrı ayrı 2.500.000,00 TL’lık geçerli kefaletleri bulunduğundan; davalı asıl borçlu ile birlikte 11.12.2019 tarihinde temerrüde düştüklerinden, takip tarihi itibariyle hesaplanan ve davalı kefillerin kefalet limiti içinde kalan toplam 249.654,31 TL Nakit borçtan ve sözleşmenin 10.13. maddesi uyarınca 32.480,00 TL Gayrinakit borcun deposundan, müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri,Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi’nin 11/b Maddesi uyarınca;  dava konusu kredilere bankaca uygulanan en yüksek akdi faiz oranı yıllık % 22,00 (... no.lu Kredi) olduğundan, sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca davacı tarafından ticari krediler için yıllık % 28,60 (= % 22,00 x 1,30) faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği Kredili Mevduat Hesabı niteliğinde olan Esnek Ticari Hesap Kredisine ise ...’nin 2019-40 sayılı duyurusu uyarınca, kredi hesabının kat tarihinde yıllık % 19,20 (= Aylık % 1,60 x 12) azami akdi faiz oranı ve yıllık % 24,00 (= Aylık % 2,00 x 12) azami gecikme faizi talep edilebileceği Sabit bulunmuştur.Mahkememizce ... sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere, 249.654,31 TL nakdi ve 32.480,00 gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine, dava tarihinden sonra davacı bankaya  02/03/2020 tarihinde yapılan 75.000,00 TL tahsilatın infaz aşamasında dikkate alınmasına 16 adet çek yaprağı bedeli 32.480,00 gayrinakdi alacağın takip koşullarında davalılar tarafından depo edilmesine  224.828,46 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için takip tarihinden itibaren %28,60, 20.018,11 TL esnek kredi için takip tarihinden itibaren %24 temerrüd faizi yürütülmesine 249.654,31 TL nakdi alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İİK.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren hüküm altına alınan miktarın % 20’si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, ... sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere, 249.654,31 TL nakdî ve 32.480,00 gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla istemin reddine, dava tarihinden sonra davacı bankaca 02/03/2020 tarihinde yapılan 75.000,00 TL tahsilatın infaz aşamasında dikkate alınmasına, 16 adet çek yaprağı bedeli 32.480,00 gayrinakdi alacağın takip koşullarında davalılar tarafından depo edilmesine, 224.828,46 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için takip tarihinden itibaren %28,60, 20.018,11 TL esnek kredi için takip tarihinden itibaren %24 temerrüt faizi yürütülmesine, 249.654,31 TL nakdi alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalılardan tahsiline karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı borçluların müvekkili bankaya teminat olarak verildiği belirtilen çeklerden takipten önce 80.000,00 TL ve dava tarihinden önce de toplam 235.000,00 TL’lık tahsilat yapıldığına dair  iddialarını hiçbir şekilde ispatlayamadıklarını, mükerrer faiz işletildiği tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişilerin yerinde inceleme yapmadan vardıkları bu tespitin hatalı olduğunu, eksik, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunda ve bu rapora göre verilen mahkeme kararında  faiz oranı ile ilgili tespit ve hükümlerin de  yasaya, usule ve sözleşmeye aykırı olduğunu, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin Temerrüt başlıklı 11/b maddesinde faizin kararlaştırıldığını, temerrüt tarihinde müvekkili Bankaca Merkez Bankasına sunulmuş olan faiz genelgesinin dosyaya ve bilirkişi incelemesine sunulduğunu, sözleşme gereği bu oranın %30 ilavesi ile takipte uygulanması gereken faiz oranının % 46,80 olması gerektiğini, ticari krediler için akit serbestisi ve G.K.S. hükmü gereği iskonto kredileri,  taksitli ticari kredi ve çek kredisi için takip talebinde yıllık faiz oranının % 46,80 olarak talep edildiğini, buna rağmen huzurdaki dosyada yaptırılan eksik ve yetersiz incelemede  bilirkişilerin kendilerini mahkeme yerine koyarak ve davayla ilgisi olmayan Yargıtay içtihatlarına atıf yapmak suretiyle, takipte uygulanacak faiz oranlarıyla ilgili olarak, \"224.828,46 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için takip tarihinden itibaren %28,60, 20.018,11 T24.828,46 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için takip tarihinden itibaren %28,60, 20.018,11 TL esnek kredi için takip tarihinden itibaren %24 temerrüt faizi yürütülmesi\" şeklinde  eksik ve hatalı tespitte bulunduğunu, mahkemenin de iş bu eksik ve hatalı tespitleri hiç değiştirmeden aynen hüküm olarak kabul ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların takibe konu miktar tutarında borçları bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin kısmen kabulüne ilişkin kararını istinaf ettiklerini,   davalıların  davacı bankaya herhangi bir borcu  olmadığını,  zira söz konusu kredi borçlarına istinaden alacaklı bankaya bir takım çekler verilip bunların alacağa mahsup edilmesi gerekirken kötü niyetli şekilde icra takibine girişildiğini, davalıların bunları teminat olarak çekleri davacı bankaya verdiğini, ancak davacı banka iş bu çekleri krediye teminat olarak aldığını,  çeklerin tahsilatını beklemeden kendilerinin belirlediği tüm bakiye risk üzerinden  icra takibine başlandığını,  takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağını, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekeceğini, somut olayda bankanın hem iskonto kredisi vererek müvekkiline ait müşteri çeklerini tabiri caizse satın aldığını, hem de çeklerin günleri gelmeden alacağını kat ettiğin, icra takibi açtığını Yargıtayın yerleşik emsal kararlarında, takipten sonra ancak davadan önce yapılan ödemelerin, itirazın iptali davasında, davalının takip tarihi itibariyle mevcut olan borcundan mahsup edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas 2003/19-589 Karar 2003/645 sayılı ilamında da bu hususa yer verildiğini, davacının alacağını tahsil adı altında hem alacağa mahsup verilen çekleri tahsil ettiğini, hem de tahsilde tekerrür yoluna başvurarak haksız bir yol izlediğini,  bilirkişi raporu alındığını, '' 249.654,31 TL nakdi alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalılardan tahsiline'' şeklinde davacı lehinde verilen hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu,  davacının gerçek olmayan alacak nedeniyle müvekkilleri aleyhine takip başlattığını,  yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüyle takibin 249.654,31 TL nakdi ve 32.480,00 gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamın karar verildiğini,  keza icra ve inkar tazminatına hükmedilebilmesi için iş bu alacağın likit yani belirlenebilir olması gerektiğini, ancak bankanın alacağının ilk derece mahkemesinde de görüleceği üzere yargılamayı gerektirdiğini likit olmadığını, yargılama neticesinde davacının icra takibinde belirtilen alacak miktarının haksız bir şekilde açılmış olduğunu, bundan  dolayı  reddedilen miktar yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeniden yargılama yapılması gerektiğini,  icra takibinde takibe esas miktarın 484.654,31- TL olması gerekirken 583.920,20- TL nakit alacağa binaen haksız takip başlatıldığını, aradaki fark gözetilerek reddedilen 99.265,89-TL yönünden davacılara kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan nakdî ve gayri nakdî kredi alacağının davalı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi  uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalılar takip borçlusu aleyhine 559.998,39 TL asıl alacak, 21.293,71 TL işlemiş faiz, 1.064,66 TL faizinin %5 gider vergisi, 1.563,99 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 583.920,20 TL alacak yönünden 03.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi taahhütnamesi, sözleşmesi, ihtarname, hesap özetinin gösterildiği, ödeme emrinin davalı ... ve...Şti.'ne 09.01.2020 tarihinde,  davalı ...'e 15.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği,  davalılar tarafından 13.01.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.TBK'nın 583/1. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda  davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi  üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında 23.05.2018 tarihinde 2.500.000  TL limitli  genel  kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalı gerçek kişilerin  bu krediye müteselsil kefil oldukları,  davalı müteselsil kefillerin 2.500.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları,  sözleşmenin el yazısıyla, miktar belirtilerek imzalandığı, buna göre TBK'nın  583/1 maddesine göre davalı gerçek kişilerin müteselsil kefaletinin geçerli olduğu görülmektedir. Davacı banka sözleşme kapsamında kullandırılan kredi geri ödemelerinin yapılmaması üzerine 04.12.2019 tarihinden hesabı kat ederek davalılara kat ihtarnamesi göndermiş, kat ihtarnamesi davalılara 09.01.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamede 24 saatlik ödeme süresi verilmiş olup süre sonu olan 11.12.2019 tarihinde davalılar temerrüte düşmüştür.  Mahkemece, 22.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu uyarınca; davacı bankanın takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yaptığı çek tahsilat miktarı borçtan mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra davacı tarafından yapılan 75.000 TL tahsilatın  ise infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden  yapılan istinaf incelemesinde;İlk derece mahkemesince, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için bankacı bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir. Bankacılardan  oluşan bilirkişi heyeti dosya evrakları ve davacı bankadan istenen belgeler üzerinde inceleme yapmıştır. Bilirkişi heyet raporunda, temerrüt faiz oranı yıllık 28,60 olarak tespit edilmiş, davacı vekili  temerrüt faizinin %46,80 olması gerektiğini ileri sürmüştür. Somut olayda, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 11/b maddesinde davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunların davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince ...Bankasına bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların ... Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 11/b  maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %30 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve 2017/19-1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve 2016/6484 Esas 2017/134 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir).  Bu açıklamalara göre somut olayda, davacı bankanın esasında  fiilen uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi  nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte fiilen uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık  %22 olan oranın esas alınarak sözleşmedeki yüzde  otuz fazlası hükmüne göre  temerrüt faizinin yıllık % 28,60 olarak belirlenmesi yerinde olup  aksi kabul taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacaktır. Bu nedenle, davacı vekilinin faiz oranına  ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili her ne kadar davalıların yapıkları ödemeleri ispatlayamadığını ileri sürmüş ise de; davacı bankadan istenen kayıtların  incelendiği bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere  davalıların kredi borcu için çek verdikleri, bu çeklerin bir kısmının tahsil edildiği ve tahsil edilen miktarların da mahkemece borçtan mahsup edildiği  görülmektedir. Davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı suulan beyan dilekçesinde bu ödemelerin mahsubu ile yapılan hesaplamaya bir itirazda bulunulmadığı  da görülmektedir. Bu hususlar  dikkate alındığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de  yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Davalılar  vekilinin istinaf başvurusu yönünden  yapılan istinaf incelemesinde; Davalılar vekili, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. İİK’nın 67. maddesi uyarınca  takip alacaklısı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz ettiği alacağın mevcut olduğunu bildirerek, itirazın iptaline karar verilmesini ve istiyorsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep eder. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması, alacağın likit olması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Somut olayda; eldeki davada takipten ve davadan önceki ödemeler dışında kalan miktar yönünden itirazın iptaline  karar verilmiş olup bu  miktar alacak,  kredi geri ödeme miktarlarının belli olması davalıların yaptıkları ödeme miktarlarının belli olması karşısında, likit bir alacak olup  mahkeme tarafından, bu  alacak miktarı üzerinden İİK'nın 67. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde olup aksi yöndeki davalılar istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalılar vekili,  itirazın iptali davasından önce yapılan ödemeler yönünden  davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalıların iskonto kredilerinin teminatında bulunan 13.01.2020 keşide tarihli, ... numaralı 70.000,00 TL bedelli, 16.01.2020  tarihli, ...  numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.01.2020 tarihli,  ... çek numaralı, 105.000,00 TL  bedelli,  31.01.2020 keşide tarihli,... çek numaralı,  40.000,00 TL'lik çeklerin takipten sonra ancak davadan önce davacı yanca tahsil edildiği, buna göre takipten sonra davadan önce toplam 235.000 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. Yine takipten önce  16.12.2019 keşide tarihli,  80.000,00 TL bedelli çekin tahsil edildiği ancak takip talebinde bu bedelin dikkate alınmadığı tespit edilmiş, bu kapsamda  bilirkişilerce takipten önce ödenen bu miktar düşülerek davacının takipte talep edebileceği asıl alacak ve  işlemiş faiz kalemleri hesaplanmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporunda yapılan tespit ve hesaplamalar uyarınca takipten ve  davadan önce yapılan ödemeler yönünden davanın kısmen reddine, kalan miktarın kabulüne karar verilmiştir.İlamsız icra takibine itiraz üzerine takip durduktan sonra ödeme yapıldığında, dava açılmadan önce ödeme miktarının tespiti ile bakiye kısım yönünden dava açılması gerekmektedir. İcra takibinden sonra ve dava açılmadan önce ödeme yapılmışsa bu miktar üzerinden itirazın iptali davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır (Yargıtay HGK'nın 21.09.2011 tarih ve 2011/15-494 Esas, 2011/555 Karar, 03.05.2017 tarih ve 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar, 29.06.2022 tarih ve 2020/19-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı). Hukuki yarar dava şartı olduğundan bu miktar yönünden itirazın iptali davasının usulden reddi gerekir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yukarıda belirtilen çek bedellerinin davacı yanca takipten sonra ancak  itirazın iptali davası açılmadan önce  tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı sunulan 16.04.2021 tarihli  beyan dilekçesinde de bu ödemelere ilişkin bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda mahkemece, davadan önce ödendiği anlaşılan 235.000,00 TL alacak yönünden davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu sebeple, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının düzletilmek üzere kaldırılması ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.Davalılar vekili, davacının iskontolu krediler  için mükerrer faiz uygulaması ve takip tarihinden önce 80.000 TL'lik bir çekin tahsiline rağmen bunu mahsup etmeden takip başlatması sebebiyle  esasında  davacı tarafça takip talebinde 484.654,31 TL nakti alacak talep edilebilecek iken davacının takipte 583.920,20 TL nakdî alacak talep etmesi sebebiyle aradaki 99.265,89 TL üzerinden kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Davacı yanca 03.01.2020 tarihinde icra takibi başlatılmış, davalı borçlu tarafça davacıya verilen 16.12.2019 keşide tarihli,  80.000,00 TL bedelli çekin 17.12.2019 tarihinde yani takip tarihinden önce davacı yanca tahsil edildiği ancak bu miktar mahsup edilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim mahkemece de bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere  bu miktar  yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak  takip konusu borca karşılık verilen çekin takip tarihinden önce tahsil  edilmesine rağmen bu miktar mahsup edilmeden takip başlatıldığından 80.000 TL  bakımından davacı banka  takip yapıp dava açmakta haksız ve kötüniyetli kabul edilmelidir (Yargıtay 19.HD'nin 16.04.2014 tarih ve 2014/1308 Esas, 2014/7535 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir). Bu nedenle reddedilen 80.000 TL üzerinden davalılar lehine %20 oranında (16.000 TL) kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu yönden de düzeltilmesi gerekmiştir.Davalılar  vekili  99.265,89 TL üzerinden tazminat hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de sırf mükerrer faiz işletilmiş olması davacının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğinden, bu yöne ilişkin istinafı yerinde görülmemiş ve tahsil edilen ancak mahsup edilmeden takip konusu edilen miktar üzerinden hesaplama yapılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin  istinaf başvurusunun  ise HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair  aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, Dairemizce  davanın  esası hakkında yeniden  karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere, 249.654,31 TL nakdî ve 32.480,00 gayrinakdi alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazla istemin reddine; 224.828,46 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı için takip tarihinden itibaren %28,60 oranında,  20.018,11 TL esnek kredi alacağı için takip tarihinden itibaren %24 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, 2-Davadan önce ödenen 235.000,00 TL yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine,3-Dava tarihinden sonra davacı banka tarafından  02/03/2020 tarihinde yapılan 75.000,00 TL tahsilatın, infaz aşamasında dikkate alınmasına, 4-16 adet çek yaprağı bedeli 32.480,00 gayrinakdi alacağın, takip koşullarında davalılar tarafından depo edilmesine,5-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen 249.654,31 TL nakdî alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 49.930,86 TL icra inkâr tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Takipten önce ödenen, takiple talep edilen ve reddine karar verilen 80.000,00 TL bakımından davacının icra takibine girişmekte haksız ve kötü niyetli olduğu sabit görülmekle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 16.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-İlk derece yargılamasındaki  harç ve yargılama giderleri yönünden:Nakdi Alacak Talepleri Yönünden:a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 17.053,89 TL harçtan peşin alınan 7.604,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.448,91 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi gereği 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin ret kabul oranına göre 785,40 TL'sinin davacıdan, 534,60 TL'sinin davalılardan  tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 39.944,69 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,d-Davalılar  kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, davanın usulden reddine karar verilen kısmı yönünden  AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,e-Davalılar  kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, davanın esastan reddine  karar verilen 99.265,89 TL yönünden  AAÜT'nin 13. maddesi uyarınca 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Gayri  Nakdi Alacak  Talebi Yönünden;a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve  Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine ,c-Davacı tarafından yapılan ilk gider,  tebligat, müzekkere gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.382,88 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranları nazara alınarak takdiren 5.015,06 TL'lik bölümünün davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,d-HMK'nın 333. maddesi uyarınca, artan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönündena- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,c-Davalılar tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 20,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 182,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c36af4ac79bf9fa","SID":"b964ce3d5cecaa33"}}