{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:11/10/2021<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:03/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin muhasebe müdürü tarafından 01/04/2019 tarihinde ... A.Ş. Güzeloba/Antalya Şubesi'ndeki şirket hesaplarında bulunan ... TL'ye karşın Euro alma talebini banka personeline ilettiğini, bu talebin ardından banka genel müdürlüğünden bir çalışanın şirket yetkilisini arayarak ... tutarında döviz almak için onay verip vermediğini sorduğunu, telefonu açan şirket yetkilisinin kardeşinin konudan habersiz olması ve sorulan sorunun ... TL karşılığında Euro alınması olarak algıladığı ve banka personelinin yönlendirmesi sonucunda işlem için onay verdiğini, o esnada müvekkilinin hesabında yeteri kadar para bulunmamasına rağmen kredi ile kalan miktarın tamamlandığını, böylece 6.191.200,00 TL karşılığında ... Euro alındığını, olaydan 5-10 dakika sonra yapılan işlemin fark edilerek iptalinin istendiğini, o esnada hala işlemin gerçekleşmemiş olmasına rağmen iptal işlemi için akşamın beklendiğini, bu arada döviz kurunun düştüğünde nereden ve nasıl olduğu belirsiz bir şekilde hesaba 5.000.000,00 TL'sine yakın bir para girişi yapılarak sabah saatlerindeki kur üzerinden döviz alışı yapıldığını, akşamki kur üzerinden tekrar TL'ye çevrildiğini, hesaba habersizce konan yaklaşık 5.000.000.00 TL'sinin yine habersizce çekilerek müvekkilinin hesabından 127.800,00 TL'sinin kur farkı olarak tahsil edildiğini, böylece müvekkilinin zarara uğratıldığını, söz konusu zararın giderilmesi için davalı bankaya Bursa 1. Noterliği vasıtasıyla 09/05/2019 tarihinde ihtarname gönderilmesine rağmen davalı bankanın bu ihtarnameye de cevap vermediğini, davalı tarafla arabuluculuk görüşmesinde de bir anlaşma sağlanamaması nedeniyle mezkur zararın tazmini talebinde bulunduğunu beyan ederek, davanın kabulüne, oluşan 127.800,00 TL zararın hesaptan çekildiği günden itibaren işletilecek bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı şirketle müvekkili banka arasında Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ile Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin imzalandığını, 01/04/2019 tarihinde şirket yetkilisi banka nezdinde kayıtlı bulunan ... numaralı telefondan aranarak ... Euro alımı içim onay alındığını, 6,3190 kur üzerinden işlemin gerçekleştiğini, onaya ilişkin ses kaydının bulunduğunu, davacı şirketin bankanın iyi müşterisi olduğunu, bankanın hazine birimine yönlendirilen müşterilerin işlemlerine aracılık edebilmek için işlem tutarının 967'si kadar hesapta bakiye ya da limit olmasının yeterli olduğunu, davacı şirketin hesabında işlem anında bulunan miktarın da %7'den çok fazla olmasının da yeterli olması nedeniyle işlemin yapıldığını, bu işlem için ortaya çıkan eksikliğin/bakiyenin gün içerisinde yatırılmasının zorunlu olduğu ve pozisyonun açıkta kalmasının söz konusu olamayacağını, belirtilen şekilde yapılan işlem akabinde ... TL karşılığı Euro alımına onay verdikleri ve bankanın hata yaptığı gerekçesiyle davacı şirketin mezkur işlemin iptali talebinde bulunduğunu, müvekkili bankanın iptal işleminin mümkün olamayacağını belirtmesi üzerine şirketin para temin etmeye çalıştığını fakat ilerleyen saatlerde parayı temin edemediklerini ve işlemi de kabul etmediklerini bildirdiklerini, bankaca da aynı gün saat:18.00 itibariyle 6.1912 kur üzerinden dövizin TL'ye çevrilerek pozisyonun kapatılmak zorunda kalındığını, ortaya çıkan şirket zararının davacı şirketin kusur ve sorumluluğu sonucu oluştuğunu, davalı bankanın hafif kusurlu olduğu düşünülür ise de bu durumda müterafik kusuru düzenleyen TBK'nın 52. maddesinin uygulanması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...döviz alım satım işlemleri nedeniyle davacının toplam zararı 127.800,00 TL'dir. 07/07/2021 tarihli bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere; banka hazine görevlisinin kimlik doğrulaması yapmadan, müşteriyi ne için aradığını beyan etmeden ve herhangi bir güvenlik testi yapmadan görüşmenin başlatıldığı, görüşmede davacının ... Euro alacağına ilişkin açık bir ifadesinin bulunmadığı, satılan ... Euro'luk dövizin TL karşılığının belirtilmediği, banka görevlisinin davacıyı bilgilendirmediği, davalı banka tarafından yapılan işlemin açığa yapılan bir satış olduğu, davalı bankanın davacının hesabında yeteri karşılığı olmadan kasadan ... Euro'luk satış yaptığı, gün sonunda ise bu kez ... Euro'nun kasadan alışını yaptığı, bankanın, müşterinin hesabında yeteri miktarda parası olmadan büyük bir risk altına girerek döviz satışı yaptığı işlemin, 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun 48. maddesinde kredi olarak öngörüldüğü, dolayısıyla davalı bankanın davacıya nakdi kredi kullandırdığı, bu konuda davacı/müşteriye tahsis edilmiş bir kredi limitinin davalı bankaca ortaya konulmadığı, ... Euro'luk döviz satım ve döviz alım işlemleri için davacı müşterinin talimatı olmadığı gibi imzasının da bulunmadığı, kaydi bir işlem yapıldığı ve oluşan zararın davacıdan tahsil edildiği, bankanın hazine görevlisinin müşterinin hesabını kontrol etmeden döviz satmaya çalışması ve olası zararlar konusunda müşterisini uyarmayarak Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'ne aykırı hareket ettiği, dolayısıyla davalı bankanın meydana gelen zarardan sorumlu olduğu\" gerekçesiyle davanın kabulü ile, 127.800,00 TL alacağın, 01/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunda uzman olmayan bilirkişilerden alınan raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bilirkişi heyetinin siyasal bilgiler fakültesi öğretim üyesi, emekli müfettiş-mali müşavir ve bilgisayar mühendisinden oluştuğunu, heyetin içerisinde bankacılık hazine döviz işlemlerinden anlayan bilirkişinin bulunmasının gerektiğini, davacının tacir olup, basiretli davranması gerektiğinin gözardı edildiğini, bu ilkenin sadece müvekkili banka açısından değerlendirilip, davacı için dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, kusurun tamamen bankaya yükletilmesinin yanlış olduğunu, davacının döviz kuru ile ilgili olarak banka hazine görevlisiyle kuruş detayına kadar pazarlık yaptığını, bu durumda ... Euro'nun TL karşılığını davacı tacirin bilebilecek olduğunu, davacının banka görevlisini eksik bilgilendirme yaptığı ve kendisini uyarmadığı yönünde herhangi bir iddiasının bulunmadığını, davacının iddia etmediği konuda değerlendirme yapılmasının yasal olmadığını, davacının hesabında yeteri miktarda para olmadan bankanın büyük risk altına girip döviz satışı yaptığı işlemin 5411 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca kredi kullandırımı niteliğinde olduğuna yönelik değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacının uzun yıllar boyunca müvekkilinin müşterisi olup, referansının iyi olduğunu, bu tarz müşteriler için işlem yapılırken paranın tamamının hesapta bulunmasının aranmayıp, işlem tutarının %7'si kadar hesapta bakiye bulunmasının yeterli olduğunu, tüm işlemlerin davacı şirketin onayı ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, bankacılık işleminden kaynaklı mudi tarafından açılmış tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükme esas alınan raporu sunan heyet arasında, emekli banka müfettişinin bulunmasına, raporun gerekçeli, somut ve denetime elverişli olması sebebiyle hükme esas alınmasında usule aykırı bir yön bulunmamasına, davacının açıkça ... Euro döviz alımı yapacağı şeklinde bir talebinin olmamasına, davalı bankanın, davacının hesabında yeterli karşılığı bulunmamasına rağmen ... Euro satış yaptığı dava konusu işlemde, davacıyı bu konuda uyarmasının gerekmesine, yapılacak döviz alımı için hesabında gerekli paranın bulunmadığını, bunun için hesabına tanımlanacak olan paranın gün içerisinde yatırılması gerektiği, aksi halde ters işlem yapılarak, Euro'nun geri alınacağı ve bundan kaynaklı zararının oluşabileceği şeklinde açıklayıcı bilgi vermesi gerekirken, bu yönde hiçbir bilgilendirmenin yapılmadığının anlaşılmasına, bilirkişi raporuna göre, bankanın davacının hesabına tanımladığı paranın kredi kullandırımı niteliğinde olduğu dikkate alındığında, bankanın bu konuda davacıdan açıkça onay ve iznini almasının gerekmesine, hesabında ... Euro alacak kadar parası bulunmayan davacı şirketin, banka tarafından bu tutarda kendisine satış yapıldığını anlamamasının, davacıya kusur yüklemek için yeterli görülmemesine, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.730,02 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.182,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.547,51 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01085d1c6c834b51","SID":"6650ae25342ea441"}}