{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1637 Esas<br>KARAR NO: 2025/361<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2021<br>NUMARASI: 2019/317 Esas, 2021/501 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiline fatura ve cezai şart alacağından kaynaklı icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin şehir dışında olması nedeniyle süresinde icra takibine itiraz edemediğini, müvekkilinin davalı ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin Muratpaşa/ Antalya adresinde bulunan ... isimli otelin maliki olduğunu, sözleşmede belirtilen tarihlerde bu otelin ... isimli kişiye kiralandığını, takip dayanağı sözleşmelerde müvekkilinin kaşesi kullanılarak sözleşmelerin ... tarafından imzalandığını, imzanın müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin böyle bir sözleşmeden haberdar olmadığını, müvekkili tarafından bu kişiye kendi adına işlem yapılması yetkisinin verilmediğini, takibe konu edilen  faturadan müvekkilinin haberi olmadığını, faturanın müvekkiline ulaşmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine davalının % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 09.06.2017 tarihinde ... Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi ve ...  Programı kullanım sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin servis sağlayıcısı, karşı tarafın ise otel ismi ile belirtildiğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak yükümlüklerini yerine getirmesine rağmen davacının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini ve hizmet bedellerini ödemediğini, bu nedenle 23.10.2018 tarihinde iadeli taahhütlü ihtarname gönderilerek sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin, hizmet bedellerinin ve cezai şartın ödenmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, sözleşme gereğince cezai şartın davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, davacı, sözleşmenin kendisi tarafından imzalanmadığını, iş yerini başka bir kişiye kiraladığını iddia etmiş ise de davacının işleten sıfatının devam ettiğini ve sözleşmenin davacı adına düzenlendiğini, işyerinin vergi kayıtlarının davacı adına devam ettiğini, müvekkili tarafından hizmetin verildiğini ve davacı adına kayıtlı otelin bu hizmetlerden faydalandığını, sözleşmede davacı tarafından işveren vekili olarak başka bir kişinin yetkilendirmiş olmasının sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, cari hesapta kısmi ödeme yapılmasının bu durumu teyit ettiğini, sözleşmelerdeki kaşenin davacıya ait olduğunu davacının kabul ettiğini, davacı işletmesinin tüm yönetimini ve yetkilerini başkasına devir etmiş ise bu kişinin yapacağı işlemlerin kendisini bağlayacağını bildiğini belirterek davanın reddine davacı aleyhine % 20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  Menfi tespit davalarında, ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu, davalının davacıdan alacağı olduğunu ispat yükü altında olduğu, davalı alacak iddiasını taraflar arasında imzalandığını iddia ettiği boologic onlıne rezervasyon sistemleri kullanım sözleşmesine dayandırdığı, davacının da sözleşmede ki imzanın kendisine ait olmadığını,  ... Otel isimli  otelini ... 'a kiraladığını iddia ettiği, taraflar arasında alacağa konu sözleşmenin dava dışı ... tarafından imzalandığı noktasında ihtilaf bulunmadığı, sözleşme incelendiğinde \" ....\" kaşesi üzerine ... imzasının bulunduğunun görüldüğü, davalı yan iddiasının ...'ın davacı yanı temsilen sözleşmeyi imzaladığı yönünde olduğu, davalının menfi tespit davasının niteliği gereği bu iddiasını ispat yükü altında olduğu, davalı tarafça davacının dava dışı ...'a verdiği bildirilen İstanbul ... Noterliği'nin 09/06/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname sureti dosyaya celp edildiği,  incelenmesinden davacının davalı yana oteli ile ilgili acente sözleşmesi yapmak ve resmi kurumlarda yapılması gereken işler için temsil yetkisi verdiği, acentelik sözleşmesi dışında davacı adına sözleşme yapmakla yetkilendirilmediği, ...'ın 6098 sayılı TBK'nun 574. Maddesi gereği ticari temsilci ya da aynı kanunun 551. Maddesi gereği ticari vekil olarak kabul edilmesini sağlayacak dosya da delil bulunmadığı, davacı yanın kendisi ya da temsile yetkisi verdiği kimse tarafından sözleşmenin imzalanmadığı  gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı yanın davalı yana borçlu olmadığının tespitine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmeler üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığı, müvekkili ile davalı arasında geçerli bir akit olmaması sebebi ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı talep edilerek dava açıldığını, davanın kabul edildiğini ancak kötüniyet tazminatı taleplerinin reddedildiğini, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığının davalının da kabulünde olduğunu, davalının müvekkilinin kaşesi üzerine bir başkasının imzasının atılması sırasında bu kişinin müvekkilinin temsile yetkili ve borçlandırıcı işlem yapabilme yetkisinin bulunup bulunmadığını kontrol etmesi basiretli bir iş adamının yerine getirmesi gereken yükümlülüklerden birisi olduğunu, davalının kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını ve müvekkilinin icra takibi nedeniyle zarar gördüğünü, bu nedenle Mahkemenin kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi yönündeki kararı yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin kabul kararının gerekçesinin dosya içeriğine, kanuna, delil durumuna açıkça aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılmış sözleşmelerin, kurulumların yapıldığı, mailler üzerinden taraflar arasında sözleşmelerin kurulduğunu, bu nedenle hizmetin verildiğine ilişkin bilgisayar kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılması gerektiğinin taraflarınca belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu yönde hiç bir delil toplanmadan karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, rezervasyonlarını artırabilmek amacıyla alınan bir hizmet için yapılan sözleşmede davacı adına hareket eden ...'ın yetkisi olmadığını ileri sürmenin kanuna ve teamüllere açıkça aykırı olduğunu, davacıya faturaların mail yolu ile gönderildiğini, davacıya tebliğ edildiğini, faturaların müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu, e posta yazışmalarını yapan kişinin, davacı adına hareket eden ticari vekil sıfatına sahip bir kimse olduğunun da kabul edilmesi gerektiğini, dosyaya çelp edilen vekaletname incelendiğinde, davacının ...'a otelin işltmsini sağlaması için gerken tüm yetkilerin geniş anlamda verildiğini, vekaletnamede her bir sözleşme için ayrı bir başlık atılamayacağını, ...'in ticari vekil sıfatı taşıdığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava; 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesi gereği İstanbul  ...İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasına konu alacak nedeni ile davalıya borçlu olmadığının  tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Somut olayda, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul  ...İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyası ile  414,28 EUR fatura alacağı, 323,83 EUR işlemiş akdi faiz, 9.000 EUR cezai şart alacağı, 9.000 EUR cezai şart alacağı olmak üzere toplam 18.738,11 EUR karşılığı 119.738,11 TL alacak için  02.11.2018 tarihinde ilamsız icra takibine başlandığı, davacı tarafından 29.05.2019 tarihinde alacağa konu sözleşmenin kendisi yahut yetkilendirdiği kimse tarafından imzalanmadığı iddiası ile iş bu  menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın  kabulü ile  davacının İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasına konu alacak nedeni ile davalıya  borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davacı ve davalı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; takip konusu alacağın dayanağı sözleşmenin davacı tarafından düzenlenip düzenlenmediği, sözleşmenin davacı adına yetkisiz temsilci tarafından düzenlenmişse davacının sözleşmeye onay verip vermediği, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığının kabulü halinde davalının hizmet sözleşmesi  nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. 29/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının sunduğu işletme defterinin TTK hükümlerine göre gerekli açılış onayına sahip olduğu, TTK hükümleri içerisinde işletme defterlerinin kapanış onayı zorunluluğu açısından herhangi bir hüküm olmadığı, başka bir ifade ile işletme defterlerinin noterden kapanış onayı alma zorunluluğunun olmadığı, davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olduğu, davacı yanın işletme defteri tuttuğu ve teknik olarak bu defter üzerinden kaydi anlamda borç alacak tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, bu defterin sadece vergisel açıdan gelir gider hesaplarının kayıt edildiği bir vesika niteliğinde olduğu, dolayısı ile, davacı yanın sunduğu işletme defteri üzerinden menfi tespit isteminin kaydi olarak ve davalı defterlerinin niteliği gereği izaha ve ispata muhtaç görüldüğü, davalı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı yandan takip tarihi itibarı ile kaydi olarak 2.632,79 TL alacaklı göründüğü kanaatiyle rapor alınmıştır. 1-Davalının istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Davacı taraf, online rezervasyon sistemleri kullanım sözlemesinin davacının yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığını, bu nedenle taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını savunmuştur. Dosyada sunulan sözleşmesinin dava dışı ...  tarafından imzalandığı, bu kişinin davacıyı temsil yetkisinin bulunmadığı beyan edilmektedir. Sözleşmeler Hukuku'nun en temel ilkelerinden birisi olan sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince sözleşme,  kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Somut olayda,  davalı ile dava dışı ...  arasında imzalanan sözleşme bulunmakta olup, davacı  ile davalı arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, iş bu davaya konu temel  uyuşmazlık,  yetkisiz temsilin mevcut olup olmadığına ilişkindir.  Yetkisiz temsil, bir kimsenin temsil yetkisi olmaksızın, başka bir kişi adına üçüncü bir kişiyle hukuki işlem yapmasıdır. Yetkisiz temsil, TBK. m. 46-47’ de düzenlenmiştir. TBK'nın 46/1 fıkrasında; \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.\" hükmünü, aynı Yasa'nın 47/1 fıkrasında ise; \"Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir.\" hükmünü düzenlemektedir. Davalı, dava dışı ...'ın davacı adına sözleşmeyi imzaladığını ileri sürmüştür. HMK 190. Maddesi uyarınca davalının bu iddiasını ispatlaması gerekir. Dosya kapsamına gönderilen SGK müzekkere cevabında dava dışı ...'ın davacının maliki olduğu otelde çalışmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla sözleşmeyi imzalayan kişi, şirket çalışanı değildir.   Dosya kapsamına celp edilen davacı tarafından dava dışı ...'a verilen İstanbul ...Noterliğinin 09.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde de, davacı tarafından dava dışı ...'a yurt içi ve yurt dışında otel konaklama ile ilgili acentelik sözleşmesi yapma konusunda yetki verildiği, acentelik sözleşmesi dışında davacı adına sözleşme yapmakla yetkilendirilmediği anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacının kısmi ödeme yaptığı iddia edilmiştir. Dosya kapsamında sunulan bilirkişi raporunda, dosyada mübrez ödeme makbuzları incelendiğinde davacı tarafından davalıya 25,00 TL ödeme yapıldığı, davacının bahse konu işlemin ATM'den yapıldığını iddia ettiği, banka makbuzu üzerindeki incelemeden, işlemin ATM'den yapıldığının görüldüğü, işlemi yaptığı idda edilen dava dışı ...'ın davacının 09.06.2017 tarihinde İstanbul ...Noterliğinin ... yevmiye numarası ile vekil tayin edildiğini, davanının davacıya keşide ettiği ilk faturanını tarihinin ise vekaletin tanziminden sonra 21.07.2017 tarihi olduğu, davacının tebliğ etmediğini iddia ettiği faturanın davacı adına düzenlendiği, fakat üzerinde teslim alan imzasının olmadığı, davacının ATM üzerinden yaptığı ödemenin davaya konu faturanın tebellüğü açısından kaydi anlamda kanaat oluşturmaya yetmediği belirtilmiştir. Bu durumda, davacı adına ATM üzerinden yapılan 25,00 TL ödemenin sözleşme kapsamında bizzat davacı tarafından  yapıldığı da ispat edilememiştir. Somut uyuşmazlıkta 09/06/2017  tarihli online rezervasyon sistemleri kullanım sözleşmesinde davacının kaşesi üzerinde dava dışı ...'ın imzasının bulunduğu, bu hususun tarafların kabulünde olduğu,  davacının sözleşme ilişkisini kabul etmediği gibi sonrasında sözleşmeye onay verdiğinin ve sözleşmenin davacı adına imzalandığı iddiasının davalı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından dava dışı ...'a verilen İstanbul ...Noterliğinin 09.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamede dava dışı ...'ın yurt içi ve yurt dışında otel konaklama ile ilgili acentelik sözleşmesi yapma konusunda yetki verildiği, acentelik sözleşmesi dışında davacı adına sözleşme yapmakla yetkilendirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince  davaya konu sözleşmenin davacı  yönünden bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Belirtilen nedenlerle Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.  2-Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu icra takibi sebebiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin kötüniyetle başlatıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa İİK'nun 72/5 fıkrasının 2. cümlesi uyarınca,  borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Ancak somut olayda, takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de, davalının kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından, davanın kabulüne karar verilmesi takibin başlatılmasında davalının kötüniyetli olduğunu ortaya koymaz. Bu nedenle Mahkemece kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/317 Esas, 2021/501 Karar sayılı ve 22/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.033,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.418,56 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a32d6852656871d","SID":"bd40ba682e859987"}}