{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1825 - 2025/333<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1825 <br>KARAR NO\t\t: 2025/333<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/207 Esas - 2023/327 Karar<br>DAVACI/<br>KARŞI DAVALI\t\t: OYAK ÇİMENTO FABRİKALARI ANONİM ŞİRKETİ - Cami Mah. Kaplan Cad. No: 149 Darıca/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t\t: Av...<br>DAVALI/<br>KARŞI DAVACI\t\t: YATAĞAN TERMİK ENERJİ ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİ - Asmalıevler Mah. Taşgeçit Cad. No:2 Pamukkale/DENİZLİ<br>VEKİLİ\t\t: Av...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Tazminat-Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 08/11/2017<br>KARŞI DAVA TARİHİ\t\t: 02/01/2018 <br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 17/02/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 17/03/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 05.03.2017 tarihinde, elektrik enerjisi tedariğine ilişkin, 2017 Nisan-2017 Kasım ayları arasında 8 ay süre ile geçerli olmak üzere sözleşmenin  akdedildiğini, akdedilen sözleşmenin 5.1 maddesi ile sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre zarfında, davalı tarafından temin edilen elektrik enerjisinin birim satış fiyatının 179,45 TL/MWh sabit fiyat olduğunu, yine aynı sözleşmenin 5.4 maddesinde ise sabit fiyatın Yekdem birim maliyetinin ortalama 40 TL/Mwh olarak kabulü ile hesaplandığını, Yekdem maliyetinin artma /azalma yönünde değişmesi halinde karşılıklı mahsuplaşma yapılacağının hüküm altına alındığını, davalı şirketin, 01.06.2017 tarihli yazısı ile \"enerji tedariki noktasında şirketlerinden kaynaklanmayan ve öngörülemeyen olumsuz piyasa koşulları nedeni ilediğer tedarikçi firmaların müşterilerine yaptığı fiyat revizelerini yapmak zorunda kaldıklarını, Haziran 2017 dönemi dahil bundan sonraki faturalarınızda aktif enerji birim fiyatınız EPDK ulusal tarife üzerinden %6 iskonto sonucu oluşan 0,192906 TL/kWh üzerinden fatura edileceği, fiyat revizesine sunulan yazılı teklifi 09.06.2017 tarihine kadar yazılı olarak reddetmediğiniz takdirde yazının tebliğinden sonra tahakkuk edecek faturaların revize edilmiş enerji satış fiyatı üzerinden hesaplanacağı, aksi halde sözleşmenin devam etmesi şirketimiz için edim ifasını katlanamayacak hale getireceğinden başka bir bildirime gerek kalmaksızın sözleşmenin feshedileceği\" şeklinde bildirimde bulunduğunu, davalı şirketin 15.06.2017 tarihli yazısı ile \"Revize fiyat teklifi yazımıza cevaben göndermiş olduğunuz yazınıza istinaden tarafınıza gönderilen revize fiyat teklifi ve sonrasında tarafınızla gerçekleştirilen toplantı neticesinde mutabakat sağlanamaması nedeni ile, cevabınız üzerine sözleşmenizin münfesih hale geldiği, fesih tarihine kadar geçen dönem için faturalandırmanın sözleşme hükümleri kapsamında yapılacağı, fesihten sonra mevzuat gereği elektrik tedarik edilmesi gereken süre sonuna kadar (30.06.2017) geçen dönem için, faturanızın EPDK ulusal tarife fiyatı üzerinden tahakkuk ettirileceği\" şeklinde bildirimde bulunduğunu, davalı tarafından yöneltilen fiyat revize teklifi ve bu teklifin kabul edilmemesi üzerine sözleşmenin fesih edilmesinin, sözleşmeye bağlılık ilkesinin açık ihlali olduğunu, hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle davacı  şirketin uğramış olduğu zararın giderilmesi gerektiğini, işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyan etmiş, şimdilik zararlarının 30.000,00.-TL'lik kısmının tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan Elektrik Enerjisi Tedariğine Ait Sözleşmenin 5.7.maddesinde, “... elektrik enerjisi maliyetlerini etkileyen Kamu Kurum kararları, piyasa koşulları, maliyeti etkileyen bileşenler ve EPİAŞ ve/veya alım fiyatları, tarife yapısı değişikliği gibi enerji satış fiyatını etkileyen tüm nedenlerden dolayı müvekkil Şirketin fiyat ayarlaması talep edebileceği, fiyat değişiklikleri hususunda mutabakata varılamaması durumunda tarafların sözleşmeyi tek taraflı olarak 1 ay içinde fesih etme hakkına sahip olduğu... ” düzenlendiğini, taraflar arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Tedariğine Ait Sözleşmenin 5.7. maddesine göre; elektrik enerjisi maliyetlerini etkileyen Kamu Kurum kararları, piyasa koşulları ve maliyeti etkileyen tüm bileşenler ve EPİAŞ ve/veya alım fiyatları, tarife yapısı değişikliği gibi enerji satış fiyatını etkileyen tüm nedenlerden dolayı fiyat uyarlaması talep edebilme hakkı mevcut olduğunu, sözleşmenin 5.7. Maddesinde elektrik enerjisi maliyetlerini etkileyen nedenlerin gösterildiğinin, bu nedenlerle fiyat uyarlaması talebinde bulunulduğunu, taraflarca mutabakata varılamaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshedilerek, elektrik tedariğine son verildiğini, davacıya EPDK ulusal tarife fiyatından daha düşük teklifte bulunulmasına rağmen, davacının bu teklife yanaşmadığını, bu kararıyla sözleşmenin münfesih hale gelmesine sebebiyet verdikten sonra kendisine sunulan teklifin üzerinde bir fiyatla elektrik tedarik etmesinin ve buna bağlı olarak işbu davayı ikame etmesinin iyiniyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, davacının iddia ve taleplerine dayanak olacak herhangi bir yazılı delil dahi sunmadığını, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen her bir ihtarnameye cevaben, talep edilen bedellerin fahiş olduğu, bu bedellerin ne şekilde hesaplandığının tespit edilemediği belirtilerek itiraz edildiğini, elektrik enerjisi maliyetini etkileyen nedenler arasında döviz fiyatları gösterilmekte ise de, davalı şirketin bu bileşenin yanında, Kurul Kararı, piyasa koşulları ve EPİAŞ alım fiyatlarındaki değişiklikler nedeniyle fiyat uyarlaması talebinde bulunduğunun açık olduğunu, davacının aşırı ifa güçlüğü başlığı altındaki açıklamalarının kabul edilemez olduğunu, sözleşmede belirtilen koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle, davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, EPİAŞ raporlama görüntüsünde açıkça görüleceği üzere, Elektrik Enerjisi Tedariğine Ait Sözleşmenin münfesih hale gelmesinden sonra, 2017 yılı Haziran ayını takip eden dönemlerde elektrik enerjisi birim fiyatının, revize teklif fiyatının dahi çok üzerinde gerçekleştiğini, davacının sözleşmenin haksız fesih edildiği iddiasıyla zararını kalem kalem tespit edebilmişken heyet denetiminden kaçınmak için işbu kısmi alacak davasını 30.000,00-TL üzerinden ikame etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından düzenlenen e-faturaların sözleşmeye ve mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirildiğini, taraflarca yeni birim fiyat hususunda mutabakata varılamadığından sözleşmenin münfesih hale geldiğini, bu hususun karşı davalıya bildirildiğini, nihayetinde müvekkili şirket ile karşı davalı arasındaki sözleşmenin 01/06/2017 tarihinde feshedildiğini, karşı davalının haziran ayı elektrik tüketiminin davalı şirketten tedarik edildiği hususunun Haziran dönemine ilişkin e-fatura ile sabit olduğunu, davalı tarafın Haziran dönemine ilişkin faturaya karşı süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından fatura alacağının kesinleştiğini, ancak itirazsız kesinleşen fatura borcunun tamamanın bugüne kadar ödenmediğini, tüm bu nedenlerle karşı davalının sözleşmeye göre asli edim yükümlülüğü olan bedel ödeme borcunu yerine getirmediğinden e-fatura bedelinden kalan bakiye 98.307,26.-TL'nin temerrüt tarihi olan 25/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Asıl davanın REDDİNE,<br>2-Karşı davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp, hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, dosya içerisinde mevcut ve birbiri ile çelişen bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, davalı şirket tarafından mevzuata ve Sözleşmeye uygun olarak düzenlenen e-faturaların tümü, davacı-karşı davalı tarafından itirazsız kabul edilmiş olup, muhasebe kayıtlarına işlendiğini, buna ilişkin e-fatura görüntüleri ile cari hesap ekstresi dosyaya sunulduğunu, bilirkişi tarafından bu hususlar irdelenmediği gibi, bilirkişi raporundaki eksiklikler de ek rapor alınarak giderilmeden raporun hüküm kurmaya elverişli bulunması hukuka aykırı olduğunu, mali müşavir bilirkişi tarafından yalnızca davacı-karşı davalı şirketin 2017 yılına ilişkin ticari defterleri ile muavin kayıtları incelenmek suretiyle yapılan tespitler hatalı olup, bu hususa ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı şirketin de ticari defter kayıtları incelenmeksizin yalnızca davacı-karşı davalı şirketin ticari defterlerine dayalı olarak tespitte bulunulması ve rapor düzenlenmesi de hukuka aykırı olduğunu, Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararından önce dosya içerisinde alınan mevcut ve birbirini doğrular şekilde tespitlerde bulunulan 3 ayrı bilirkişi raporunda davalı şirketin davacı-karşı davalı şirketten alacaklı olduğu tespit edildiğini, yerel mahkemece, kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunun dosyada mevcut bilirkişi raporları ile çelişki içerdiği ve eksik inceleme ile düzenlendiği hususu ise göz ardı edilerek, bilirkişi raporuna dayalı hukuka aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu, \tdavacı-karşı davalının sözleşmeye göre asli edim yükümlülüğü olan bedel ödeme borcunu yerine getirmediği dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları ile de ispat edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, üst mahkemece taraf lehine müktesep hak oluşturan tespite rağmen, davalı tarafından yapılan tek yanlı feshin haklı olduğuna ilişkin hükmü hukuki dayanaktan yoksun ve oluşa aykırı olduğunu,  Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin hükme esas aldığı 08.01.2023 tarihli raporda Elektrik  Yüksek Mühendisi bilirkişi tarafından açıkça zarar hesabı yapılmış olmasına rağmen, alacak ve zarar tespiti yapılmadığı gerekçesi ile davayı reddetmesinde hukuka uyarlık olmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı/karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının, davalı şirket tarafından yapılan teklifi kabul etmeyerek, bu teklifin üzerinde bir fiyatla elektrik tedarik etmesi de, sözleşmenin feshinde davacı-karşı davalının kusuru olduğunu ayrıca ortaya koyduğunu, davalı şirket tarafından son derece iyiniyetli bir şekilde sözleşme hükümlerinin karşılıklı mutabakat ile uygulanması talebi ve buna ilişkin sunmuş olduğu tekliflere rağmen Sözleşme hükümlerine uymayarak, Sözleşmenin feshine sebep veren davacı-karşı davalının kendi kusuruna dayalı olarak tazminat talep etmesi hukuka uygun olmadığından, yerel mahkemece verilen asıl davanın reddine yönelik karara ilişkin istinaf talepleri de hukuka aykırı olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 Tarih - 2022/207 Esas - 2023/327 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava; sözleşmenin erken ve haksız feshedilmesi nedeni ile tazminat istemine, karşı dava; sözleşme gereğince elektrik tüketimine dair düzenlenen faturadan kaynaklı alacak  istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince asıl ve karşı davaların ayı ayı reddine karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 05.03.2017 tarihinde, elektrik enerjisi tedariğine ilişkin, 2017 Nisan-2017 Kasım ayları arasında 8 ay süre ile geçerli olmak üzere sözleşme akdedildiği, akdedilen sözleşmenin 5.1 maddesi ile sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre zarfında, davalı tarafından temin edilen elektrik enerjisinin birim satış fiyatının 179,45 TL/MWh sabit fiyat olduğu, yine aynı sözleşmenin 5.4 maddesinde ise sabit fiyatın yekdem birim maliyetinin ortalama 40 TL/Mwh olarak kabulü ile hesaplandığı, yekdem maliyetinin artma /azalma yönünde değişmesi halinde karşılıklı mahsuplaşma yapılacağının hüküm altına alındığı, davalı şirketin, 01.06.2017 tarihli yazısı ile, \"enerji tedariki noktasında şirketlerinden kaynaklanmayan ve öngörülemeyen olumsuz piyasa koşulları nedeni ile fiyat revizelerini yapmak zorunda kaldıklarını, Haziran 2017 dönemi dahil bundan sonraki faturalarınızda aktif enerji birim fiyatınız EPDK ulusal tarife üzerinden %6 iskonto sonucu oluşan 0,192906 TL/kWh üzerinden fatura edileceği, fiyat revizesine sunulan yazılı teklifi 09.06.2017 tarihine kadar yazılı olarak reddetmediğiniz takdirde yazının tebliğinden sonra tahakkuk edecek faturaların revize edilmiş enerji satış fiyatı üzerinden hesaplanacağı, aksi halde sözleşmenin devam etmesi şirketimiz için edim ifasını katlanamayacak hale getireceğinden başka bir bildirime gerek kalmaksızın sözleşmenin feshedileceği\" şeklinde bildirimde bulunduğu, davalı şirketin mutabakat sağlanamaması nedeni ile sözleşmeyi feshettiği, yapılan fesih sonrası davacının eldeki davayı açtığı ve açılan davada fesih sonrası oluşan zararın tazmininin talep edildiği, davalının da karşı dava açtığı ve sözleşmenin feshedildiği dönem için düzenlenen fatura bedelini davacıdan talep ettiği, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın istinafı üzerine Dairemizin 25/01/2022 tarih 2020/1694 Esas - 2022/160 karar sayılı kararı ile \" ... Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; Asıl davada; davalı-karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinin taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun olduğu, elektrik tedarikçisi davalı-karşı davacının Yekdem farklarının 40TL/MVH üzerine çıkması nedeni ile uyarlama talep ettiği, davacı- karşı davalının bu talebi karşılamadığı, talebin karşılanmaması üzerine belirlenen usule göre tedarikçinin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin feshedilmesinde davalı-karşı davacının haklı olduğu anlaşılmakla, davacının davasının reddine şeklinde, Karşı davada; davalı-karşı davacının sözleşmeden kaynaklı olarak tüketim faturası düzenlediği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, son tüketim faturasının her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı-karşı davacının ticari kayıtlarına göre 98.307,26.-TL alacaklı olduğu, davacı-karşı davalının ticari kayıtlarına göre borcu bulunmadığı, 98.307,26.-TL farkın davacı-karşı davalı tarafça düzenlenen 17.07.2017 tarihli aynı tutarlı faturadan kaynaklandığı, faturanın Yekdem ve birim fiyat farkı olarak düzenlendiği, fatura ile herhangi bir mal ve hizmet teslim edilmediği, sözleşmeye göre böyle bir fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, karşı davacının davasının kabulüne şeklinde karar verilmişse de verilen kararın doğru olmadığı anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamından; taraflar arasında 05.03.2017 tarihinde, elektrik enerjisi tedariğine ilişkin 2017 Nisan-2017 Kasım ayları arasında 8 ay süre  geçerli olmak üzere sözleşme  akdedildiği, akdedilen sözleşmenin 5.1 maddesi ile sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre zarfında, davalı tarafından temin edilen elektrik enerjisinin birim satış fiyatının 179,45 TL/MWh sabit fiyat olduğu, yine aynı sözleşmenin 5.4 maddesinde ise sabit fiyatın Yekdem birim maliyetinin ortalama 40 TL/Mwh olarak kabulü ile hesaplandığı, yekdem maliyetinin artma /azalma yönünde değişmesi halinde karşılıklı mahsuplaşma yapılacağının hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli davalı-karşı davacının akdin feshinde haklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından yöneltilen fiyat revize teklifi ve bu bu teklifin kabul edilmemesi üzerine başladığı, sözleşmenin davalı-k. davacı tarafından fesih edilmesinin, dosya kapsamı delilere göre haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin fesih edilme şartlarının açıkça yer aldığı, ancak davalı-karşı davacı tarafından fesih hükümlerinin tam işletilmeden sözleşmenin feshine gidildiği, bu durumda, sözleşmeye bağlılık ilkesinin açıkça davalı-karşı davacı tarafından  ihlal edildiği anlaşılmış, bu durumda, asıl dosya davacı şirketin  uğramış olduğu zararın ilk derece mahkemesince  hesaplattırılması, bunun için konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırılması ve tüm dosya kapsamının değerledirilmesi sonrasında oluşacak kanaate göre; karşı dava davacısının da talepleri göz önünde bulundurularak asıl dava ve karşı dava hakkında olumlu olumsuz  bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olması hatalı olmuş bu nedenle de verilen kararın  kaldırılması gerekmiştir. ...\" şeklindeki gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda asıl ve karşı davaların ayrı ayrı reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada; Dairemizin 25/01/2022 tarih 2020/1694 Esas - 2022/160 karar tarihli kaldırma ilamı sonrasında dosya arasına kazandırılan 08/01/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı-karşı davalı Şirket'in 2017 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresi içerisinde yapılmış olup TTK ve VUK'a göre uygun olduğu, defterlerin delil kudretine haiz olup takdiri sayın mahkemenin olduğu, dava konusu yekdem ve birim fiyat fark bedeli olarak davacı-karşı davalı şirket'in kestiği 98.307,26 TL lik e-faturanın davacı-karşı davalı şirket'in ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı-karşı davalı Şirket'in BA ve BS bildirimlerinin kanuni süresinde beyan edildiği, defter kayıtlarına göre; davacı-karşı davalı şirket'in muavin dökümünde 5.471.010,72-TL borca istinaden 5.372.703,46-TL banka üzerinden ödeme yapıldığı, kalan 98.307,26-TL nin yekdem ve birim fiyat farkı olarak karşı tarafa faturalandırıldığı 2017 yılı defter incelemesine göre davalı- karşı davacı firmaya borç bakiyesinin görünmediği şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; \"...kaldırma ilamı doğrultusunda uzman bilirkişi heyetinden asıl dava konusu ile ilgili rapor düzenlemesi için dosya tevdi edilmiş, düzenlenen 08/01/2023 tarihli rapora göre kaldırma ilamında belirtilen davacı-karşı davalı taraf ile davalı-karşı davacı tarafın, dava konuları ile ilgili bir alacak ve zarar tespitinin yapılamadığı bu nedenle mahkemece; Asıl davada; davalı-karşı davacının sözleşmeyi feshetmesinin taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun olduğu, elektrik tedarikçisi davalı-karşı davacının YEKDEM farklarının 40TL/MVH üzerine çıkması nedeni ile uyarlama talep ettiği, davacı- karşı davalının bu talebi karşılamadığı, talebin karşılanmaması üzerine belirlenen usule göre tedarikçinin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin feshedilmesinde davalı-karşı davacının haklı olduğu anlaşılmakla, asıl dava davacısının davasının reddine...\" şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır.<br>Yine, eldeki davada, ilk derece mahkemesince; \"...davalı-karşı davacının sözleşmeden kaynaklı olarak; alınan bilirkişi raporuna göre talep edilen karşı dava alacağının bulunmadığı tespit edilmiş ve bu nedenle de karşı davanın da reddine...\" şeklinde karar verilmiş verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak ve Anayasa'nın 141-(3) maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak verildiği görülmüştür.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297-(1)-c) maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. <br>6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297-(1) maddesinin  (c) bendinde;<br>“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. <br>Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.<br>Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br><br>Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. <br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141-(3) maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.<br>Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece karşı davanın reddine dair  gerekçesinde sadece \"...davalı-karşı davacının sözleşmeden kaynaklı olarak; alınan bilirkişi raporuna göre talep edilen karşı dava alacağının bulunmadığı tespit edilmiş ve bu nedenle de karşı davanın da reddine...\" denilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiş, bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. <br>2-Kabule göre de;<br> Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında elektrik satım sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan tazminat talep edip edemeyeceği ile davalının davacıdan bu sözleşme gereğince alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>Taraflar arasındaki sözleşme iki tarafa borç yükleyen satım sözleşmesidir.<br>İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüte düşmesi halinde alacaklının seçimlik hakları 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesinde düzenlenmiştir. Alıcının müspet zarar isteme hakkı \"Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir\" şeklinde belirlenmiştir (m.125/2).<br> Satım sözleşmelerinde ise; TBK'nın 212-(1) maddesinde \"Satıcının temerrüdü halinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır\" şeklindeki atıftan sonra \"Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir (m.212/2)\" şeklindeki hüküm ile alıcının, müspet zararının tazminini isteyebileceği yolunda yasal bir karine konulmuştur. Alıcı böyle bir niyet taşıyorsa, bunu satıcıya hemen bildirmek, onu bundan haberdar etmek zorundadır (m.212/3) (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, 7. Baskı, s:73). Satıcının anılan hükme göre zararını talep ettiği durumlarda zararın nasıl hesaplanması gerektiği TBK'nın 213. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükümdeki zarardan amaç müspet zarardır. Müspet zarar fiilî zararla yoksun kalınan kârdan oluşur. Dolayısıyla, satıcı müspet zararın her iki kısmını da gidermek zorundadır (Fikren Eren, s:74). TBK. m. 212/II ve III'te kanun koyucu zararın hesaplanması yönünde iki yöntem koymuştur. Bunlar somut hesaplama yöntemi ile soyut hesaplama yöntemidir. Hem soyut hem de somut hesaplama yöntemlerinin her ikisi de hesaplama yöntemi olarak fark teorisine dayanmaktadır (Fikret Eren, s:75). Somut hesaplama yönteminin uygulanabilmesi için alıcının mutlaka ikame bir satış sözleşmesi yapması gerekir. Somut yönteme göre, satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kuralına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir (TBK. m. 213/2). İkinci hesaplama yöntemi soyut yöntemdir. Zararın bu yönteme göre hesaplanması için satılan malın borsada kayıtlı veya pazardan satılan dolayısıyla borsa veya piyasa fiyatı bulunan bir mal olması gerekir (Fikret Eren, s:76-77). Bu yönteme göre zarar, satılan borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise alıcının onun yerine bir başkasını satın alma zorunda olmaksızın satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zarardır (TBK. m. 213/3). Tüm bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, bu hükümlere göre talep edilecek zarar müspet zarar olup TBK'nın 213. maddesinde müspet zararın hesaplanma yöntemleri belirtilmiştir. <br>Az yukarıda daha detaylı olarak verilen Dairemize ait 25/01/2022 tarih 2020/1694 Esas - 2022/160 karar sayılı karar kaldırma ilamında; \"...taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli davalı-karşı davacının akdin feshinde haklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından yöneltilen fiyat revize teklifi ve bu bu teklifin kabul edilmemesi üzerine başladığı, sözleşmenin davalı-k. davacı tarafından fesih edilmesinin, dosya kapsamı delilere göre haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin fesih edilme şartlarının açıkça yer aldığı, ancak davalı-karşı davacı tarafından fesih hükümlerinin tam işletilmeden sözleşmenin feshine gidildiği, bu durumda, sözleşmeye bağlılık ilkesinin açıkça davalı-karşı davacı tarafından  ihlal edildiği anlaşılmış, bu durumda, asıl dosya davacı şirketin  uğramış olduğu zararın ilk derece mahkemesince  hesaplattırılması, bunun için konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırılması ve tüm dosya kapsamının değerledirilmesi sonrasında oluşacak kanaate göre; karşı dava davacısının da talepleri göz önünde bulundurularak asıl dava ve karşı dava hakkında olumlu olumsuz  bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olması hatalı olmuş bu nedenle de verilen kararın  kaldırılması gerekmiştir..\" şeklindeki daire görüşümüzde, asıl vurgulanmak istenilen husus; davanın tarafları ( uyuşmazlık dosyasında asıl dava ve karşı dava olması ve taraf sıfatlarının davacı ve karşı davacı ile davalı ve karşı davalı olması nedeniyle) arasında elektrik tedarik sözleşmesi bulunması ile bu sözleşmenin feshedilmesi sonrası tarafların zararlarının olup olmadığı ile birbirlerinden alacaklı konumda bulunup bulunmadıkları ve bu sonuca varılırken sözleşmesinin feshine hangi tarafın sebebiyet verdiği ve fesih sürecinin sözleşmede yazılı yükümlülüklere uygun yapılıp yapılmadığının yerel mahkemece doğru, hakkaniyetli ve adilane değerlendirilip değerlendirilmediğidir.   <br>Gelinen bu aşamada, yukarıda da tespiti yapıldığı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen satım sözleşmesi olduğu, anılı sözleşmede, bu sözleşmenin nasıl sonlanacağının açıkça belirtilmiş olduğu görülmektedir.<br>Eldeki davada, uyuşmazlığın başlangıcının, davalı/ karşı davacı tarafından 01.06.2017 tarihli muhatabı davacı/ karşı davalı olan ve \"fiyat revizesi\"ni konu alan ihtarname gönderilmesi üzerine, davacı/ karşı davalı tarafından gönderilen 09.06.2017 tarihli cevabi ihtarnamede; fiyat revizesi hakkındaki teklif ile ilgili görüşlerin açıklanmasından sonra,\" yapılan bildirim üzerine, söz konusu teklifin irdelenmesi amacıyla taraflarına, 16.06.2017 tarihine kadar\" süre tanınmasının istenildiği, bunun üzerine de, davalı/ karşı davacı tarafından 15.06.2017 tarihli yeni ihtarname ile \"... sözleşmenin mutabakat sağlanamaması nedeniyle münfesih hale geldiğinin ...\" bildirilmesi olduğu değerlendirilmektedir.<br>Taraflar arasındaki 05.03.2017 tarihli sözleşmenin 5.7 maddesinde açık ve anlaşılır biçimde \"... fiyat ayarlaması talep edilebilir, fiyat değişiklikleri konusunda mutabakata varılamaması halinde taraflar tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir...\" hükmü düzenlenmiştir. Hal böyle iken, dairemizce daha önceki kaldırma kararında da dikkat çekildiği üzere, yukarıda tarih sıralarıyla verildiği şekilde davalı / karşı davacı tarafından, davacı / karşı davalının ek süre  talep etmesine rağmen \"mutabakat\" aşamasının tam olarak işletilmeden sözleşmenin feshine gidildiği anlaşılmıştır.<br> Yeri gelmişken belirtmek gerekirse;  usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi HMK.'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.<br>Az yukarıda belirtildiği şekilde Dairemize ait 25/01/2022 tarih 2020/1694 Esas - 2022/160 karar sayılı karar kaldırma ilamında; \"... taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından yöneltilen fiyat revize teklifi ve bu bu teklifin kabul edilmemesi üzerine başladığı, sözleşmenin davalı-k. davacı tarafından fesih edilmesinin, dosya kapsamı delilere göre haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin fesih edilme şartlarının açıkça yer aldığı, ancak davalı-karşı davacı tarafından fesih hükümlerinin tam işletilmeden sözleşmenin feshine gidildiği, bu durumda, sözleşmeye bağlılık ilkesinin açıkça davalı-karşı davacı tarafından  ihlal edildiği anlaşılmış, bu durumda, asıl dosya davacı şirketin  uğramış olduğu zararın ilk derece mahkemesince hesaplattırılması...\" şeklinde belirtilen görüş karşısında  artık  davalı/ karşı davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Buna rağmen yerel mahkemece bu hususun göz ardı edilmesi ve kaldırma sonrası yargılamada bu hususun dikkate alınmaması   doğru olmamıştır.<br>Eldeki davada; tüm bu açıklamalara göre, davacı/karşı davalının kendisine sözleşme gereğince verilmesi kararlaştırılan elektrik enerjisini bir başkasından satın almasından kaynaklı müspet zararını talep ettiği, davalı karşı davacının ise taraflar arasındaki sözleşmenin sonlanması sonrası bir süre daha kendisi tarafından davacı /karşı davacıya sağlanan (satışı yapılan) elektrik enerjisi nedeniyle alacaklı olduğunu ve bu alacağını talep ettiği görülmektedir. Ancak mahkemece, daha önce dairemizce verilen 25/01/2022 tarihli kaldırma kararında da belirtilmesine rağmen davalının, sözleşme sona erdikten sonra tedarikini sağladığını iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarı yönünden bir araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Davalı/ karşı davacının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Gelinen bu aşamada mahkemece yapılacak iş; karşı dava yönünden davalı karşı davacının, taraflar arasında imzalandığı her iki tarafında kabulünde olan elektrik enerjisi satım sözleşmesi gereğince, bu sözleşmenin tarafların da kabulünde olduğu fesih tarihten sonra davalı karşı davacı tarafından davacı karşı davalıya sağlanan elektrik enerjisi miktarı ile bu miktarın sözleşme hükümlerine göre tespit edilecek bedeli hususunda konusunda uzman bilirkişi veya heyetinden rapor alınması suretiyle bedelin tespiti yoluna gidilmesi; asıl dava yönünden davalı karşı davacının sözleşme gereğince taahhüt ettiği ancak taahhüt edilen elektrik enerjisinin teslim edilmemesi nedeniyle davacı karşı davalının üçüncü kişiden satın aldığı  elektrik enerjisi  yönünden, 6098 sayılı TBK'nın 212 ve 213. maddesi uyarınca, zarar ve zararın tazminini talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda araştırma yapılıp konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi  ve verilen kararın  taraf ve üst yargı denetine uygun gerekçesinin yazılması olmalıdır.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,<br>\ta-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 Tarih - 2022/207 Esas - 2023/327 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tb-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf Karar Harçlarının, talepleri halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>3-İstinaf edenler tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2025\t\t<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ad0dd935248fde5","SID":"ccc25817935fd72b"}}