{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1476 <br>KARAR NO: 2025/325<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/327 <br>KARAR NO: 2021/395<br>KARAR TARİHİ: 28/05/2021<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu)<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı kurumun hizmet kusuru sebebiyle meydana gelen su basması neticesinde, müvekkili nezdinde ... poliçe numaralı ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı iş yerinin zarar gördüğünü, müvekkil şirkete yapılan hasar ihbarı neticesinde alınan eksper raporunda görüleceği üzere binaya giren ...'ye ait su borusunun patlaması sonucu, bodrum katta dikey olarak zeminde bulunan muhtelif cins ve miktarda kumaşın ıslanmak suretiyle hasarlanması sonucu 19/08/2019 tarihinde riziko gerçekleştiğini, bu hasarlardan dolayı sigortalıya 236.825,52 TL tazminat ödendiğini, ....'nin zararın meydana gelmesinde kusurlu ve hasardan sorumlu olduğunu belirterek, rücuen tazminat alacakları olan 236.825,52 TL'nin (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) ödeme tarihi olan 13/09/2019'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasara konu adresten arıza kaydı açıldığını ve  aynı gün şikayet mahalline ulaşıldığını, bina içerisindeki dahili tesisattaki su patlağı görüldüğünü, bina suyunun hemen kesildiğini, suyun istenildiğinde kesilebilmesi için bina dışında kaldırımdaki bina içmesuyu bağlantısına vana konulduğunu ve kaldırımdaki bağlantının yenilendiğini, dahili tesisattaki arızanın ise bina ilgililerince tesisatçı çağrılarak giderildiğini, diğer taraftan binanın fenni şartlara uygun yapılmadığını ve bu eksiklerin de hasarın oluşmasında katkısının olduğunu, zarar gören davacının sigortalısının binasının mimarı projedeki yeri ve konumunun belirlenmesi gerektiğini, bu sebeple zararı meydana getiren sebeplerin ve kusur durumunun tespiti ile binaya ait yapı ruhsatı ve projelerin getirtilmesi, binanın projesine uygun yapılıp yapılmadığının, imar mevzuatına ve ... mevzuatına uygun olup olmadığının ve iskan durumu'nun araştırılması gerektiğini, diğer taraftan bodrum katta ticari mamüllerin usulüne uygun bir şekilde depolanmadığının, palet üstüne ya da raflara yerleştirilmediğinin, gelişigüzel ortaya bırakıldığının görüldüğünü, bu durumun hasarın oluşmasında davacının sigortalısının basiretli bir tacir gibi hareket etmeyişinin de etkisinin olduğunu ortaya koyduğunu, usulüne uygun şekilde paletlerin üzerine ya da raflar yerleştirilmiş olsa bu hasarın meydana gelmeyeceğini ayrıca idarece yapılan tespitte bina önündeki kaldırımın altında, üzeri parke taşlarıyla kapatılmış halde, daha önceden kumaşların bina giriş kat kaldırımından bodrum kata iletilmesini sağlayan ancak artık aktif olmayan bir menfez olduğunun görüldüğünü, hasara sebep olan su girişinin bu menfezden kaynaklanmış olduğu bilgisine yer verildiğini, plan ve projeye aykırı yapılan bu menfezin hasarın oluşumundaki etkisinin göz ardı edilemeyeceğini, istenen tazminattaki faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren istenmesini de kabul etmediklerini, zira idarenin açılan dava ile birlikte mütemerrit hale geldiğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren istenmesini gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Somut olayda; dava dışı ... Sanayi Ltd. Şti'nin ... poliçe numaralı ... Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, 19/08/2019 tarihinde dava dışı şirketin işyerinde ...'ye ait, su borusunun patlaması sonucu, bodrum katta dikey olarak zeminde bulunan muhtelif cins ve miktarda fantazi kumaşın ıslanmak suretiyle hasarlandığı, davacı sigorta şirketinin riziko gerçekleşmesi nedeni ile dava dışı şirkete 236.825,52TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce resen görevlendirilen İnşaat Mühendisi ..., Tekstil Mühendisi ..., Sigortacı ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 26/04/2021 tarihli bilirkişi  raporunda; \"... Abone Hizmetleri ve Uygulama Yönetmeliğine göre; bina sınırları içerisinde meydana gelen dahili tesisat arızalarında bina maliklerinin sorumluluğu bulunduğu, söz konusu hasarın bina sınırları içerisindeki dahili tesisatta meydana geldiği hususu göz önüne alındığında, meydana gelen hasarda ... Genel Müdürlüğü'nün kusurlu olmadığı, tekstil ürünlerinde meydana gelen hasarda ... San. Dış Tic. Ltd. Şti'nin depolamadan kaynaklı bir kusurunun olmadığı ve tekstil ürünleri için eksper raporunda 236.825,52TL olarak belirtilen hasar miktarının uygun olduğu...\" yönünde kanaat bildirdiği anlaşılmakla, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ...'nin kanunla belirlenen sorumluluklarının, teknik hallerde bilgisi olmayan taşınmaz sahiplerine yüklenemeyeceğini, binaya giren ...'ye ait ana su tesisat borusunun patlamasından kaynaklanan zarar nedeniyle ...'nin sorumlu olduğunu, delil niteliği taşıyan Ekspertiz raporunda ...'ye ait, binaya giren ana su tesisat borusunun patlamasından kaynaklanması tespitine rağmen bilirkişi tarafından tamaen ...'nin beyanları geçerli sayılarak rapor tanzim edildiğini, bilirkişi heyetinde teknik inceleme yapabilecek yalnızca bir adet inşaat mühendisi bilirkişinin olduğunu ancak bu bilirkişinin de teknik inceleme açısından yetersiz kaldığını, uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması gerekirken bu yöndeki taleplerinin mahkemece reddedildiğini ve eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4. Maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... San. Dış Tic. Ltd. Şti.'ye ait işyeri için 12/10/2018-2019 tarihlerinde geçerli olmak üzere \"İşyerim Paket Sigorta Poliçesi\" düzenlenmiştir. Poliçede demirbaş teminatı 150.000,00 TL, dekorasyon teminatı 130.000,00 TL, emtia teminatı 300.000,00 TL olup, dahili su hasarı ek teminatlar ile teminat altına alınmıştır. Dava konusu hasarın 19/08/2019 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 13/09/2019 tarihinde 236.825,52 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceği yukarıda yer verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ve TTK'nın 1472.maddesi gereği olup gerek ...'nin gerekse dava dışı sigortalının tacir olması karşısında işbu uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Hasar dosyası; Sigortalının beyanlarında hasarın oluş şekli; \"19 Ağustos 2019 tarihinde sabah erken saatlerinde dahili su borularının patlaması sonucu işyerimizde su baskını oluşmuştur. Üçüncü kattan başlayıp giriş kat ve zemin kat dahil olmak üzere bütün katlar suya maruz kalmış, üst katlardan akan sular zemin katta 25-30 cm'lik su birikintisi oluşturmuştur. Giriş ve zemin katta bulunan kumaşlarımız suya maruz kalmış ve ıslanmıştır. Zemin katta suyun ağırlığı sonucu kartonpiyer tavan çökmüş, elektrik tesisatı zarar görmüştür...\" şeklinde açıklanmış, Ekspertiz raporunda ise hasarın oluş şekli; \"hasarın ...'ye ait binaya giren ana su tesisat borusunun patlamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Zeminde biriken su bodrum kata sirayet etmiş, buradaki top kumaşlarda ve işyeri dekorasyonunda zarara sebebiyet verilmiştir.\" şeklinde açıklanmıştır. Raporda emtia hasarı 229.836,12 TL, dekorasyon hasarı 6.989,40 TL olmak üzere toplam 236.825,52 TL hasar hesap edilmiştir. Bilirkişi raporu; Mahkemece İnşaat Yüksek Mühendisi ..., Tekstil Mühendisi ..., Aktüer ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden 26/04/2021 tarihli rapor alınmıştır. Söz konusu raporda; Davalı ... Genel Müdürlüğü'nün kayıtlarına göre; \"...bina içerisindeki dahili tesisattaki su patlağının görüldüğü, bina suyunun hemen kesildiği, suyun istenildiğinde kesilebilmesi için bina içme suyu bağlantısına vana konulduğu ve kaldırımdaki bağlantının yenilendiği, dahili tesisattaki arızanın ise bina  ilgililerince tesisatçı çağrılarak giderildiği...\"nin belirtildiği, Her ne kadar Sigorta Eksper Raporu'nda \"...'ye ait binaya giren ana su tesisat borusunun patlamasından kaynaklandığının tespit edildiği\" belirtilmiş olsa da, Dava dışı sigortalı işyeri ... San. Dış. Tic, Ltd. Şti.'nin beyanı ve davalı ... Genel Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde; dava dosyasında mübrez dava dışı sigortalı işyeri ... San. Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin beyanında dava konusu olayın \"dahili su borularının patlaması sonucu işyerimizde su baskını oluşmuştur. Üçüncü kattan başlayıp giriş kat ve zemin kat dahil olmak üzere bütün katlar suya maruz kalmış\" şeklinde açıklanması ve davalı ... Genel Müdürlüğü'nün kayıtlarına göre; \"...bina içerisindeki dahili tesisattaki su patlağının görüldüğü...\"nün belirtilmesi karşısında; ... Abone Hizmetleri ve Uygulama Yönetmeliğine göre; bina sınırları içerisinde meydana gelen dahili tesisat arızalarında bina maliklerinin sorumluluğunun bulunduğu da göz önüne alındığında, söz konusu hasarın bina sınırları içerisindeki dahili tesisatta meydana gelmesi sebebiyle ... Genel Müdürlüğü'nün kusurlu olmadığı, Ekspertiz raporunda emtia ve dekorasyon hasarı için tespit edilen bedellerin hasar miktarı ile uyumlu olduğu ancak meydana gelen hasarda davalı ... Genel Müdürlüğü'ne kusur izafe edilemeyeceğinin Mahkeme tarafından kabulü halinde rücu hakkı için aranan kusur şartı gerçekleşmediğinden davacı sigorta şirketinin her ne kadar poliçe kapsamında dava dışı sigortalısına tazminat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa dahi, davadışı sigortalının davalıdan tazminat isteme hakkı bulunamayacağından, sigorta şirketinin de ödemiş olduğu tazminat tutarını davalıdan talep edemeyeceği hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi; 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde \"İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\", b bendinde \"Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\", d bendinde ise \"Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak\" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. ... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan \"İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır\" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir. ... Tarifeler Yönetmeliğinde; \"Şube yolu: Ana musluğun ana boruya bağlandığı noktadan başlayıp, bahçeli nizamlarda parsel sınırından bahçe duvarından en fazla bir metre içerde, bahçesi olmayan binalarda ise cephe duvarına kadar olan kısımdır.\", \"Kolon: Her müstakil birime ayrı ve tek sayaçtan su bağlama işlemidir.\", \"Şebeke: Şehir içme suyu dağıtımını yapan değişik tür ve çaplarda borulardan oluşan altyapı tesisleridir.\" şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan \"ağırlaştırılmış\" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Somut olayda her ne kadar davalıya ait ana su borusunun patladığından bahisle eldeki dava açılmış ise de, sigortalının beyanında dahili su borularının patlaması sonucu olayın meydana geldiğini, üçüncü kattan başlayıp giriş kat ve zemin kat dahil olmak üzere bütün katların suya maruz kaldığını ifade ettiği, yine ... tarafından gönderilen kayıt ve belgelere göre de bina içerisindeki dahili tesisatta su patlağının tespit edildiği, dahili tesisattaki arızanın bina ilgililerince tesisatçı çağrılarak giderildiğinin belirtildiği anlaşılmakla, bina sınırları içerisinde dahili tesisat oluşan arıza nedeniyle ...'nin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesi gereğince, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda avukatlık ücretine, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup davacı taraf karara karşı bu yönde de istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf kanun yolunda vekalet ücretine ilişkin bu kısmın düzeltilmesi söz konusu olmayıp, yeniden hüküm tesis edilmesi, yeniden hüküm tesis edildiği takdirde ise Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca vekalet ücretinin belirlenmesi gerekecektir. Zira asıl hükümde yargılama gideri olarak hükme bağlanan vekalet ücreti, asıl hükme bağlı fer'i nitelikte bir karar olduğundan istinaf yasa yolu başvurulması sonucunda kaldırılan bir hükümde fer'i nitelikte olan vekalet ücreti usuli kazanılmış hak doğurmaz. Nitekim bu husus Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 19/07/2011, 2011/5512-9527 sayılı ilamında ''... mahkemece hükmün yedinci bendinde aynen ''bozmadan önce birinci kararla taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinden bu konu da temyiz bulunmadığından ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunda taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına aynı nedenle yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına\" denilmiştir. Dairemizce, mahkemenin ilk kararı üzerine belirlenen bozma nedenlerine göre yeni bir hüküm kurulması gerekeceğinden, bozma ilamı vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden taraflar lehine kazanılmış hak oluşturmamaktadır. Bu durumda, davaların kabul veya red durumuna göre taraflar lehine ve aleyhine olmak üzere vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken bu hususta yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir...\" şeklinde belirtilmiştir. Yargılama gideri arasında yer alan vekalet ücreti, avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu halde ücret, vekil ile müvekkilin kendi aralarında düzenlenen yazılı ücret sözleşmesi uyarınca değil, davadaki sonuçlara göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmektedir. 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, Avukatlık Kanunu'nun 168/3 maddesi ''Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.Sonuç olarak; vekalet ücreti yönünden mahkeme kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi durumunda, karar tarihi nazara alınmak suretiyle vekalet ücreti belirlenerek hüküm oluşturulması gerekmektedir. Dairemizin karar tarihi itibariyle AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti 30.000,00 TL olup mahkeme tarafından hatalı olarak takdir edilen vekalet ücretinin üstündedir. Bu durumun ise davacı aleyhine olduğu gözetilerek aleyhe bozma yasağı uyarınca mahkeme kararında takdir edilen vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmemiştir. Ancak vekalet ücreti konusunda davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden istinaf aşamasındaki yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf harç ve posta masrafından oluşan 244,90 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfdd0c0aaaaa6b86","SID":"b427411db65ee78b"}}