{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi                        <br>Tarihi:18/10/2024    <br>Davanın Türü:İtirazın İptali (Antalya Genel İcra ... Esas)<br>Karar Yazım T:27/02/2025<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, işletme devrinin yapılması amaçlı davalıya para ödediğini, ancak hisse devirlerinin yapılmadığını, verilen paranın iadesi için yapılan takibe de itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında,  davalı gerçek kişilerin  tacir olmadığını, şirket ortağı olmanın aynı zamanda tacir olma anlamını da taşımadığını, yetki anlaşmasının davalı gerçek kişileri bağlamadığını, mahkemenin ve icra müdürlüğünün yetkili olmadığını savunmuştur.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, \".....Davanın, taraflar arasında imzalanan 23/03/2022 tarihli limited şirket hisse devrine dair ön protokol ve ek satış sözleşmesine dayalı olarak ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesi davası olduğu, Hisse devri vaadine konu şirket limited şirketi olup 6102 sayılı TTK'nun 595.maddesi gereğince hisse devrine dair yapılacak sözleşmelerin noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunlu sözleşmelerden olmakla sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup geçersiz sözleşme olduğu, Buna göre sözleşme geçersiz olduğundan yine sözleşmede düzenlenen yetki koşulu da geçersiz olduğu, Yine yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 6100 HMK 17.madde gereğince tacirler arasında yapılmış olması gerektiği, Davanın her iki tarafı tacir olmadığı için HMK 17.madde gereğince yetki sözleşmesinin  de geçersiz olduğu,  Bu nedenle de geçersiz yetki sözleşmesine dayalı olarak Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılamayacağından davaya bakmaya yetkili mahkeme HMK 6.madde gereğince davalıların ikametgahı mahkemesi olmakla bütün davalıların ikametgahı Manavgat olduğundan davanın Manavgat ilçesindeki ticari davalara bakmaya yetkili olan Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması zorunlu olduğu,   hisse devrine konu limited şirketi merkezi de Manavgat'ta olup bu nedenle de davaya bakmaya yetkili mahkeme Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisizliğine...\" karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde  davalılaar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davalılaar vekili, mahkeme gerekçesinden icra müdürlüğünün de yetkisiz olduğu anlaşıldığı, kendilerin zaten bu hususta da itirazlarının bulunduğu, davada dava şartı noksanlığı bulunduğu  gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 77-82.maddelerinde düzenlenen sebepsiz  kaynaklanmakta olup, davacı işletmeyi devir almak isteyen,  davalılar ise devredecek şirket ve şirket ortaklarıdır. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davası 2004 sayılı Kanun'un 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmaması ve itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması gerekmektedir. İtirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı ise itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-1299 Esas, 2021/779 Karar sayılı kararı). <br>3.2. Bu aşamada uyuşmazlığın  çözümü için icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin değerlendirme yapılması gerekir.  İlamsız icradaki yetki, bir ilamsız icra takibine hangi yerdeki icra müdürlüğü tarafından bakılacağını gösterir. İİK'nın 50/1 inci maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 447/2 nci maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın  yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Yargıtayın yerleşik içtihatları ve kararlılık kazanmış uygulamalarına göre, itirazın iptali davasını gören mahkeme, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın,  öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2019 tarihli ve 2017/15-261 Esas, 2019/854 Karar sayılı kararı).   İtirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış ve  geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilen hallerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı müddetçe  açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır.<br>3.3.HMK 115. Maddeye göre dava şartları öncelikle incelenmeli, dava şartı noksanlığı yok ise HMK 116. Maddeye göre ilk itirazlar incelenmelidir. Bu nedenle mahkemenin öncelikle icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı ve dolayısı ile usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilip edilemeyeceği hususunda itirazın iptali davasının kendine özgü dava şartlarından olan geçerli bir takipten ( somut olayda yetkili icra müdürlüğünden başlatılmış) söz edilip edilemeyeceği hususu değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava şartlarından sonra nazara alınacak mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.  <br>3.4.Yukarıda  açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1a-4  maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>V. KARAR<br>1)Yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran tarafa iadesine, <br>3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 27/02/2025 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d60972429660528b","SID":"0e6ca5e7b7688ab7"}}