{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1477 <br>KARAR NO: 2025/321<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/52 <br>KARAR NO: 2021/478<br>KARAR TARİHİ: 22/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Kamu İhale Mevzuatı çerçevesinde Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın iştiraki olan ... Değerlendirme AŞ'den ihale yolu ile aldığı işte alt taşeron olarak \"Çöp Suyu Nakli Hizmeti\" temin işini yaptığını, davalı şirketin söz konusu alt taşeronluk ilişkisi nedeniyle davacının mülkiyetinde olan dorseleri de kullanarak hizmet ifa etmeye başladığını ve davacı ile ticari ilişki içerisine girdiğini, davalının söz konusu ticari ilişki nedeniyle işin sona ermesinin akabinde davacıya 15.000,00 TL borcu kaldığını, icra takibinin açıldığı tarihe kadar söz konusu alacağa herhangi bir itirazının da olmadığını, söz konusu alacak için davalı hakkında 11/08/2018 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini ancak davalı tarafından takibe itiraz edilmesi akabinde takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde iddia edilen ve aleyhe olan hususların kabul etmediklerini, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu ve davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususları ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın düzenlediğini iddia ettiği ve davalıya dava dilekçesinin ekinde dahi tebliğ edilmeyen faturaların kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde belirtildiği şekli ile taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığı; davalının İmzalamadığı ya da almadığı bir hizmete dayalı olarak alacak talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının Dilovası/Kocaeli adresinde nakliye işi ile iştigal ettiğini, davacı tarafın Kocaeli Büyükşehir Başkanlığı'nın iştiraki olan ... Değerlendirme A.Ş.'den ihale yolu ile aldığı ve ihale kapsamında alınan ... yerleşkesinde oluşan Çöp Suyunun İzmit Yerleşkesine Nakliyesi işinin davacı şirket nam ve hesabına gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davalı tarafından ... yerleşkesinde biriken çöp suyunun İzmit yerleşkesine taşınması suretiyle davacı şirkete hizmet verildiğini, bu hizmetin karşılığı olarak ise davalının hakediş alacağının oluştuğunu, davacı tarafından davalının borcu olduğu beyan edilmiş olmasına rağmen bu borcun ne şekilde doğduğunun dahi açıkça belirtilemediğini, davalının, davacı şirket nam ve hesabına hizmet vermiş iken nasıl bir hukuksal durum gereği davacı şirkete borçlanmış olduğu hususunun açıklanamadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...Dava; Taraflar arasındaki alacaktan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının iitrazı üzerine açılan İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır... Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından 15.000,00 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği, davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargıla sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 12.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve davalı tarafın 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin açılış tasdikinin TTK madde 64, 66 ile VUK madde 220-226 uyarınca yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davalı tarafından verilen hizmetin ifası için 01/08/2018 tarihli, ... nolu ve 63.155,81 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, işbu fatura içerisinin yapılan işe ve sözleşmede belirlenen birim fiyata uygun olduğu, ancak sözleşmenin 8.nci maddesi hükmüne göre sözleşmede belirtilen süre içerisinde faturanın düzenlenmemiş olduğu, belirtilen faturanın geçerliliği hususunda takdirin mahkeme ait olduğu, faturanın kayıtlara alınması yönünde olması halinde davacı tarafın dava ve icra takibi (15.08.2018) tarihi itibariyle alacaklı olmadığının tespit edildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun Fatura ve teyit mektubu başlıklı 21.nci maddesinin 1. Fıkrasında \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya birmenfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.\" ifadesi bulunduğu, faturanın, genel tanımıyla, alıcı ile satıcı arasında meydana gelen ticari ilişkiyi belgelendirmeye yarayan bir araç olduğu, faturanın isteğe bağlı olarak düzenlenebilecek bir belge olmayıp, malın teslimi ve/veya hizmetin ifasının gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkmakta olduğu, faturanın, sadece Türk Ticaret Kanunu ile değil Vergi Usul Kanunu ile de kaideleri belirtilen bir belge niteliğinde olduğu, Vergi Usul Kanunu'nun \"Fatura Kullanma Mecburiyeti\" başlıklı 232. Maddesinde belirtilen hükümlere göre aynen; Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; Serbest meslek erbabına; Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara; Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; Vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler hükmü yer almakta olduğu bu nedenle Mahkememiz tarafından davalı tarafından verilen hizmetin ifası için 01/08/2018 tarihli, 626793 nolu ve 63.155,81 TL tutarlı düzenlenen faturanın içerisinin yapılan işe ve sözleşmede belirlenen birim fiyata uygun olduğu bilirkişi raporuyla da sabit olduğu bu nedenle faturanın geçerli olduğu anlaşılmakla davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; 12/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmasına rağmen mahkemece müvekkili aleyhine olan kısmın hükme esas alındığını, davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz edilerek yasal süre içerisinde davalıya iade edildiğinden, Mahkemece faturanın kayıtlara alınması yönünde takdir yetkisinin kullanılması ve davanın reddine karar verilmesi kanuna ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca raporun mahkemenin ara kararını da karşılamadığını ve eksik rapor düzenlendiğini, rapora karşı beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkiline ait ticari defterler usulüne uygun olarak tutulmuşken bu kayıtlara itibar edilmeksizin taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen sürede tanzim edilmeyen ve müvekkili tarafından davalıya iade edilen fatura dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından 63.155,81 TL bedelli faturanın borçtan kurtulmaya yönelik düzenlendiğini, fatura konusu hizmetin davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, ayrıca söz konusu faturanın sözleşmede belirlenen sürede düzenlenmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine 15.000,00 TL alacağın tahsili için 15/08/2018 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 27/08/2018 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu vekilinin 29/08/2018 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir. Davacı ile dava dışı ... Değerlendirme AŞ arasında 04/01/2018 tarihinde ... ihale kayıt numaralı Çöp Suyu Nakli Hizmeti Temini Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme gereği davacı şirket \"... Evsel Katı Atık Düzenli Depalama Alanı'nda depolanmış atıklardan kaynaklı geomerabranlı çöp suyu havuzunda, rögarda/rögarlarda, saha içerisinde ve diğer tüm çöp suyu toplama noktalarında biriken çöp sularının, Solaklar'da bulunan ... Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi'ne ve/veya K.B.B. İSU/42 Evler Kullar Arıtma Tesisi'ne taşınması\" işini yüklenmiştir. Davacı şirket ile davalı şirket arasında ise, yukarıda belirtilen sözleşme konusu işin davalı tarafından yapılmasına dönük Çöp Suyu Nakli Hizmeti Temini Sözleşmesi Tasarısı başlıklı sözleşme imzalanmıştır. İmzalanan bu sözleşmenin \"Sözleşmenin Türü ve Bedeli\" başlıklı 5.maddesi \"Bu sözleşme birim fiyat sözleşme olup, İşverence hazırlanmış cetvelde yer alan her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için Taşeron tarafından teklif edilen ton üzerinden birim fiyatı 13,75 TL (On Üç Türk Lirası Yetmiş Beş Kuruş)'dir.\", \"Ödeme Yeri ve Şartları\" başlıklı 8.maddesi; \"a-Kontrol Teşkilatı her ayın sonunda, işin yürütülmesine ilişkin tutanaklarını düzenler ve hakediş servisine iletir. b-Bu tutanaklara göre hakediş hazırlanacak ve İdare tarafından onaylanacaktır. c-Hakediş raporunun imzalanmasına müteakip 10 (on) takvim günü içinde taşeron faturayı kesecektir. d-İdare, faturanın intikalinden itibaren 10 (on) gün içinde onaylayacaktır. e-Faturanın onaylandıktan sonra 10 fon) gün içinde 60 günlük (2 ay vadeli) çek ile ödeme yapılacaktır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşme kapsamında, davalı tarafından yapılan işe istinaden, davacı adına faturalar düzenlenmiş olup, davacı tarafından ticari defterlerine kayıtlı faturalar kapsamında ödemeler yapılmıştır. Ancak davalı şirket tarafından düzenlenen 01/08/2018 tarih ve ... no.lu 63.155,81 TL bedelli faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ihtilafın anılan faturadan kaynaklandığı sabittir. Davacı, söz konusu faturayı kabul etmemekle birlikte, kendi cari hesap kaydına göre davalıya 15.000,00 TL fazladan ödeme yaptığını ileri sürmektedir. Nitekim icra takibi de bu bedel üzerinden başlatılmış ve itiraz üzerine eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı incelendiğinde; her iki taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı tarafın icra takibi ve dava dilekçesinin ekinde sunduğu dosyada mübrez muavin defter dökümünde davalı taraftan 30/06/2018 tarihinde 15.000,04 TL alacaklı olduğu ancak ilgili muavin defterde 15/06/2018 tarihli ... nolu 23.007,92 TL'lik yansıtma faturası ile 30/06/2018 tarihli ... nolu 12.336,62 TL'lik yansıtma faturasının yer almadığı, muavin defter kaydına göre 15.000,00 TL üzerinden icra takibi başlatılmış olmakla birlikte, bu tutarın içerisinde davacı tarafın kesmiş olduğu yansıtma faturalarının yer almadığından söz konusu yansıtma faturaları 15.000,00 TL alacak tutarına eklendiğinde davacının takip tarihi itibariyle alacağının 50.344,58 TL hesap edildiği, taraf defterleri arasındaki farkın davacı tarafça düzenlenen 15/06/2018 tarihli ... nolu 23.007,92 TL bedelli ve 30/06/2018 tarihli ... nolu 12.336,62 TL bedelli yansıtma faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından ve davalı defterlerinde kayıtlı olan 01/08/2018 tarih ve 626793 no.lu 63.155,81 TL bedelli faturanın ise davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Somut olayda ihtilafa konu 15/06/2018 tarihli ... nolu 23.007,92 TL bedelli yansıtma faturası ile 30/06/2018 tarihli ... nolu 12.336,62 TL bedelli yansıtma faturası davalı defterlerinde kayıtlı olmadığından bu faturalar nedeniyle alacaklı olduğu hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. Yine 63.155,81 TL bedelli fatura ise davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı için hizmetin verildiği hususunda ispat yükü davalıya aittir. Davacı tarafından yansıtma faturalarına konu bedeller yönünden alacaklı olduğu hususunda ispata elverişli bir delil sunulmamıştır. Davalı tarafından ise 63.155,81 TL bedelli faturaya konu hizmetin verildiği hususunda 2018 yılı Haziran ayına ait 118 adet İzaydaş kantar fişi ibraz edilmiştir. Bilirkişi raporunda, kantar fişlerine göre toplam 3.892,50 ton çöp suyu taşındığı tespit edilmiş ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre 3.892,50 ton x 13,75 TL = 53.521,88 TL hesap edilmiştir. Bu bedele KDV eklendiğinde ise 53.521,88 TL x 1,18 = 63.155,81 TL hesaplanmıştır. Kantar fişleri ve fatura bedelinin uyumlu olduğu, ibraz edilen kantar fişlerine istinaden hizmetin verildiği sabit hale gelmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı tarafından düzenlenen 63.155,81 TL bedelli faturaya itibar edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi davanın reddi kararı yerindedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a78fe3d392ee4c05","SID":"98d62af1ae18e92d"}}