{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1486 <br>KARAR NO: 2025/187<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/149<br>KARAR NO: 2021/520<br>KARAR TARİH: 01/07/2021<br>DAVA TÜRÜ: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ: 15/03/2019<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı kooperatif yönetim kurulunun Eyüp ... Noterliği'nin 16196 yevmiye sayılı 13.11.2015 tarihli ihtarnamesi ile 5.096,00 TL borcu olduğundan bahisle 31.03.2016 tarih ve ... nolu karar ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığına karar verildiğinin tarafına bildirdiğini, 06.05.2018 tarihli kooperatif genel kuruluna usulüne uygun çağrı yapılmadığı ve toplantı nisabı olmadan karar alındığı için kararların yok hükmünde olduğunu, üyelikten çıkarma kararı verilebilmesi için üye kaydının yapılarak yönetim kurulu kararı ile birlikte tebliğ edilmesi gerekirken üye kaydının yapılmadığını bu nedenle üyelikten çıkarma kararı verilemeyeceğini, İstanbul 11. ATM'nin 2013/221 esas sayılı dosyasında kooperatif tarafından şahsının üye olmadığının savunulduğunu, bir hukuki olayın işine geldiği gibi savunulamayacağını, sözleşmenin feshi ve üyelikten çıkarma kararının yasal dayanağı ve hukuki sonuçlarının farklı olduğunu, net ve açık olmayan kararla üyelikten çıkarma yoluna gidilemeyeceğini, İstanbul 10. ATM'nin 2018/464 esas sayılı dosyasında 06.05.2018 tarihli kooperatif genel kurulunun iptali için dava açıldığını, genel kurul toplantısı iptal edilirse yönetim kurulun usul ve esas hükümlerine uygun olarak seçilmediğinin anlaşılacağından yönetim kurul tarafından verilen çıkarma kararının da kendiliğinden geçersiz ve hükümsüz olacağını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kooperatif yönetim kurulunun şahsına karşı özel husumetinin bulunduğunu, İstanbul 15. ACM'nin 2018/294 esas sayılı dosyasında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, İstanbul 21. ACM'nin 2019/47 esas sayılı dosyasında zimmet ve Gaziosmanpaşa 20. ASCM'nin 2018/553 esas sayılı dosyasında görevi kötüye kullanma, imar kirliliğine neden olma suçlarından şikayetçi olduğunu, ödemelerini aksatanın sadece kendisi olmadığını dürüst ve iyi niyetli yönetim kurulunun herkese karşı aynı işlemi yapmak zorunda olduğunu, diğer üyeler, yönetim kurulu, denetim kurulu, divan heyeti ve emanet komisyonu üyeleri ile şahsına ait ödemelerin mukayesesinin ehil bilirkişi kanalı ile banka hesapları ve kooperatif defterleri üzerinde tetkikini istediği, ruhsata onaylı projeye ve imar durumuna aykırı imalatlar nedeniyle yapı denetim şirketinin istifa ettiğini, projeye uygun hale getirmeyen binaların enkaz mahiyetinde olduğunu, davalı kooperatif yönetim kurulunun ihtarnamelerinin usul ve esasa uygun olmadığını, çelişkili olduğunu, ihtar ve ikaz bulunmadığını, yetkisiz vekil tarafından gönderildiğini, 1. Ve 2. İhtarnamelerde sözleşmenin feshinde bahsedildiğini ortaklıktan çıkarmadan bahsedilmediğini, 3. İhtarnamede ortaklıktan çıkarma kararı verildiği beyanının kooperatif hukukuna aykırı olduğunu, ihtarnamedeki vekilin vekaletnamesinin eski görev yapmayan yönetim kurulu tarafından verildiğini, ihtarnamede varlığı ileri sürülen alacak miktarının doğru olmadığını ve gerçeği aykırı olduğunu, kooperatifte ciddi suiistimallerin bulunduğunu beyanla, 31.03.2016 tarihli ve 801 sayılı kooperatif üyeliğinden çıkarılması hakkındaki kararın iptaline, üye kaydının yeniden yapılmasını ya da var ise eski üye kaydının geçerliliğinin devamını talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava ile ilgisi olmayan birçok beyan ve iddia olduğunu, davacının genel kurula ilişkin iddialarının bu davada yeri ve önemi bulunmadığını, başka bir davanın konusu olabileceğini, nitekim genel kurul iptali davalarının açıldığını, ileri sürülen hiç bir iddianın davacıya taahhüt ettiği ödemeleri yapmama hak ve yetkisi vermediğini, ihtarnameler ile ilgili iddiaların tutarsız olup dava ile ilgisinin olmadığını dinlenilebilmelerinin mümkün olmadığını, kooperatife borcu olmadığı iddiasının doğru olmadığını, ihtarnamedeki vekil ile ilgili iddiaların yerinde olmadığını, tüzel kişi adına görevlendirilen vekilin azledilmedikçe ve istifa etmedikçe yetkisinin devam ettiğini, ihtarnamelerde uyarı ve ikaz olmadığı iddialarının doğru olmadığını, ihtarnamelerde verilen sürelerde ödeme yapılmaması halinde ne olacağının açıkça yazıldığını, ihtarnamelerinde düzenlenmesinde hiçbir eksiklik ve usulsüzlük bulunmadığını, kooperatif ana sözleşmesinin 14. Maddesindeki prosedürün tamamlanması şartı ile sözleşmenin feshedilebileceğini, taahhüt edilen ödemenin yapılmaması halinde Kooperatifler Kanunu'nun 27. Maddesi uyarınca üyeliğin kendiliğinden düştüğünü, davacıya tahsisli bodrum kattaki dairenin 1+1 olup 40.300,00 TL taahhüt edilen ödeme miktarı bulunduğunu, davacının değersizleştirdiği taşınmaz için ödeme yapmamasına rağmen ortak olarak kalmak istemesinde ne yararı bulunduğunu açıklaması gerektiğini, genel kurulun iptaline karar verilmesi halinde yapılan iş ve işlemlerin geçersiz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kooperatif yönetim kurulunun 31.03.2016 tarihli ve 801 sayılı kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının iptalini talebine ilişkin davada, Kooperatifler Kanunun 27. Maddesi ile Kooperatif Ana Sözleşmesinin 14. Maddesinin aynı hükmü ihtiva ettiğini, davacının, davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 10.07.2010 tarih ve 268 Sayılı kararı ile üyeliğe kabul edilen 45 numaralı üye iken yine Yönetim Kurulu'nun davaya konu 31.03.2016 tarih ve 801 Sayılı kararı ile aidat ödemelerini yapmadığı/geciktirdiği gerekçesiyle ihracına karar verildiği, davacının ödemeyi taahhüt ettiği sabit bedelin 40.300,00-TL olduğu, kooperatif kayıtlarına göre toplam 31.204,00-TL ödemesinin bulunduğu, buna göre kooperatife 9.069.00-TL borçlu olduğu, Kooperatifler Kanunu m. 27 ve Ana sözleşme m. 14 uyarınca gönderilen borcun belirtilen sürede ödenmesi gerektiği, aksi halde sözleşmenin feshi ile kooperatifle ilişiğinin kesilebileceğine ilişkin ihtarı içeren 10 gün süreli ilk ihtarnamede ve bir ay süreli ikinci ihtarnamede ödenmesi gereken borç miktarının 5.096,00-TL olarak belirtildiği, ihtarnamelerin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ihtar içeriğinde belirtilen sürede ödeme yapılmadığı, ihtarnamelerde kanunun öngördüğü usul ve esaslara aykırılık tespit edilemediği, davacının kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının  Kooperatifler Kanunu m. 27 ve Ana sözleşme m. 14 hükümlerine bir aykırılık oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davasına dayanak gösterilen ve gerekçeli kararda ayrıntılarıyla sayılan maddi vakıalara bilirkişi raporunda hiç değinilmemesi ve değerlendirilmemesinin HMK'nın 371/c ve ç maddelerine açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda davacının iddiaları \"Kooperatif üyesi olarak tahsis edilen bağımsız bölümün, hukuki yönden ayıpsız konut olmadığı, Davalı Kooperatif tarafından binaların bodrum katlarındaki sığınak ve depo olarak tüm üyelerin ortak kullanımına ayrılmış alanların imar planları, inşaat proje, plan ve ruhsatlarına aykırı olarak üretilen 221 adet bağımsız bölümden biri olduğu, bu nedenle binalara iskan izni verilmediği, uzun yıllar elektrik ve su bağlanamadığı\" olarak belirtildiğini, Arnavutköy Belediyesi Encümen Kararıyla davacının kanutunun bulunduğu mevzuata aykırı olarak üretilen 221 adet bağımsız bölümün yıkılmasına karar verildiği, inşaatların mühürlendiği, idari para cezaları düzenlendiğini, Arnavutköy Belediye Başkanlığının bu işlemleri İstanbul İdare Mahkemelerince hukuka uygun bulunarak kesinleştiğini, bu iddialar Mahkemenin kararını etkileyecek önem ve nitelikte olduğunu, bu iddiaları ispatlayan resmi belgelerin de dosyasına zamanında sunulduğunu ancak bilirkişi incelemesinde değerlendirilmeleri gerekirken bu işlemlerin yapılmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi kararlarıyla davalı kooperatifin yasal bir kooperatif değil ekonomik amaçlı suç örgütü gibi işlediğinin kanıtlanmasına karşın bilirkişi raporunda mahkeme kararlarının yok sayılmasının bilirkişi raporunun maddi gerçeklere ve hukuk kurallarına aykırı düzenlenmesine neden olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatif yöneticileri tarafından nitelikli dolandırıcılık suçundaki eylemlerle zarar uğratıldığının kanıtlandığını, bilirkişi raporunda bu yargılamalarla ilgili bir tek kelime edilmediğini, bilirkişi yemininde belirtilen ilkelere ayrı düzenlenmiş raporun karara dayanak gösterilmesinin mahkeme kararının hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olmasına neden olduğunu, rapora süresinde itiraz edildiğini, Kooperatif Kanunu gereğince yasalarla yüklenen görev ve edimlerini yerine getirmeyen davalı kooperatifin davacından edimlerini yerine getirmesini talep etmesi ve ödemelerini yapmadığı gerekçesiyle üyelikten ihraç etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile davalı kooperatif arasında kooperatif ortaklık senedi ve ödeme sözleşmesi düzenlendiğini, davalı kooperatifin taraflar arasında imzalanan ortaklık senedi ve ödeme sözleşmesiyle yükümlendiği hukuki ayıpsız, kooperatif tarafından yapılmış ve kat mülkiyeti kanunu hükümlerine göre tapulu bir konut teslim etme yükümünü kendi kusuru ile yerine getirmediğini, davalı kooperatifin kendi edimini yerine getirmeden davacının ödemelerini yapmadığı gerekçesiyle üyelikten ihracı kararınin TMK'nın 2. maddesindeki Dürüstlük Kuralına açıkça aykırı olduğunu, davalı kooperatif hakkında açılan davacı gibi bir kooperatif üyesi tarafından açılan ihraç kararının iptaline ilişkin İstanbul 5. ATM'nin 2016/524 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi heyeti raporunda bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunun bildirildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve 31.03.2016 tarihli ve 801 sayılı kooperatif üyeliğinden çıkarılması hakkındaki kararın iptalini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz başlıklı 16 ncı maddesi:\"Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içerisinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içerisinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.Üç aylık süre içerisinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir...\" hükmü düzenlenmiştir.Aynı Kanunun 27 nci maddesi ise:\"Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek  yükümlerini  yerine  getirmelerini  ister.  İlk  isteğe  uymayan  ve  ikinci  istemeden  sonra  da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez.\" düzenlemesine  yer vermiştir.Davalı ... Yapı Kooperatifi Ana Sözleşmesinin 14 üncü maddesi ikinci fıkrasında ise, ihraç kararı verilmeden önce parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortakların noter aracılığıyla yapılacak ihtarı takip eden 10 gün içinde bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde ikinci kez ihtar edileceği, ikinci ihtarı takip eden bir ay içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin ihraç edileceği düzenlenmiştir.İlk Derece Mahkemesince kooperatif uzmanı bilirkişiden aldırılan 12.11.2020 tarihli raporda:\"Davacı ...'nın davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 10.07.2010 tarih, 268 Sayılı kararı ile üyeliğe kabul edilen 45 numaralı üye iken yine Yönetim Kurulu'nun iş bu davaya konu 31.03.2016 tarih 801 No.lu kararı ile aidat ödemelerini yapmadığı/geciktirdiği gerekçesiyle ihracına karar verildiği,Davacının ödemeyi taahhüt ettiği sabit bedelin 40.300,00-TL olduğu, kooperatif kayıtlarına göre toplam 31.204,00-TL ödemesinin bulunduğu, buna göre kooperatife 9.069.00-TL borçlu olduğu,<br>Kooperatifler Kanunu m. 27 ve Ana sözleşme m. 14 uyarınca gönderilen borcun belirtilen sürede ödenmesi gerektiği, aksi halde sözleşmenin feshi ile kooperatifle ilişiğinin kesilebileceğine ilişkin ihtarı içeren 10 gün süreli ilk ihtarnamede ve bir ay süreli ikinci ihtarnamede ödenmesi gereken borç miktarının 5.096,00-TL olarak belirtildiği,İhtarların davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ihtar içeriğinde belirtilen sürede ödeme yapılmadığı,İhtarnamelerde kanunun öngördüğü usul ve esaslara aykırılık tespit edilemediği...'\" şeklinde kanaat bildirilmiştir.Davacının davalı kooperatifin 11.07.2010 tarih 268 sayılı yönetim kurulu kararı ile ortak olduğu, 11.07.2010 tarihli ortaklık senedine göre 40.300,00 TL bedelli sabit fiyat ödemesi karşılığında ... Blok No:... 1+1 giriş bağımsız bölümün davacıya tahsis edildiği, davalı kooperatifin 10.11.2015 tarihli ... nolu ve 12.11.2015 tarihli 758 nolu yönetim kurulu kararları uyarınca davacı için parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ihraca/sözleşmenin feshine yönelik ihtarnamelerin gönderilmesi için karar alındığı, Eyüp ... Noterliği'nin 13.11.2015 tarihli ... yevmiye numaralı 1. ihtarname ile 10 gün içinde 31.10.2015 tarihi itibariyle ödemesi gereken 5.096,00 TL borcunu ödemesi ile ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin feshi ve kooperatif ortaklığından çıkarılacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin 18.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği, ardından Eyüp ... Noterliği'nin 19.02.2016 tarihli ... yevmiye numaralı 2. ihtarnamesi ile davacıya bir ay içinde (30 gün) 31.10.2015 tarihi itibariyle ödemesi gereken 5.096,00 TL borcunu ödemesi ile ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin feshi ve kooperatif ortaklığından çıkarılacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin 29.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 31.03.2016 tarihli ve 801 sayılı kooperatif yönetim kurulu kararı uyarınca davacının ortaklıkdan çıkarılmasına karar verildiği, Eyüp ... Noterliği'nin 05.04.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya kooperatif ortaklığından çıkarılmasına dair kararın bildirildiği, ihtarnamenin 11.04.2016 tarihinde muhatabın adresten taşınmış olması nedeniyle iade edildiği, iş bu davanın 15.03.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Kooperatif tarafından ihraca gönderilen ilişkin gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilemediği dikkate alındığında davacının bildirdiği öğrenme tarihine göre davasını 3 aylık hak düşürücü süre içinde açtığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun kooperatif defter ve kayıtları üzerinde inceleme neticesinde hazırlandığı denetime açık hesaplamalar içerdiği ihtarnamede bildirilen 31.10.2015 tarihi itibariyle davacının ihtarnamede bildirilen 5.096,00 TL'den daha fazla miktarda olan 9.096,00 TL borcunun bulunduğu, ihtarnamelerde ödeme için gerekli yasal sürelerin davacıya verildiği, kooperatif ortaklığından çıkarılacağı ihtaratında bulunulduğu,  verilen süreler içerisinde davacı tarafça ödeme yapılmadığı, ikinci ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1 aylık sürenin de ihraca ilişkin yönetim kurulu karar tarihi itibariyle de geçmiş olduğu anlaşılmakla kooperatif yönetim kurulu kararının ortaklıktan çıkarmaya ilişkin yönetim kurulu kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ceza mahkemesi ve genel kurul kararı iptaline yönelik hukuk davalarının somut olaya ilişkin olmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince bu konuda bir inceleme ve araştırma yapılmamasında isabetisizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilince Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kanalı ile 12.01.2023 tarihinde ödeme yapıldığına dair beyanına 6100 sayılı Kanunun 357 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iş bu kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali davasında itibar edilememiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35cc7b7c2e4b1203","SID":"59bd966cdf1f13bf"}}