{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br>KARAR TARİHİ : 24/02/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 03/02/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit - İstirdat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 24/02/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davalı şirketin, icra takibine  konu etmiş olduğu 11/08/2018 tarihli ... nolu 37.767,08.-TL tutarındaki  faturada birtakım hizmetleri  faturalandırdığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında takibe konu faturadaki  hizmetlerin sunulması adına şifahi  görüşme yapıldığını ancak bu hususta taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi  kurulmadığını, davalı şirket tarafından sunulacak hizmete karşı  avans niteliğinde müvekkilince  davalıya 26/01/2018 tarihinde yani fatura tarihinden evvel 10.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin avans ödemesi yapılmasına rağmen fatura içeriğindeki  hizmetler hususunda  herhangi bir  ifada bulunmadığını, davalının  hem fatura içeriğindeki  hizmetleri sunmadığı gibi müvekkili tarafından davalı şirkete ödenen 10.000,00TL tutarındaki avans ödemesini de mahsup etmeden icra takibi başlattığını, takibe konu faturanın kötü niyetli olarak düzenlendiğini, davalı şirketin  sunmadığı hizmetin karşılığı olarak fatura düzenlemiş olduğundan müvekkilinin davalı şirkete karşı icra takibine konu etmiş olduğu faturadan  dolayı müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, müvekkili şirket aleyhine  davalı yan tarafından 11/08/2018 tarihli ...nolu 37.767,08.-TL tutarındaki  fatura dayanak gösterilerek Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyası ile yapılan ilamsız icra takibi başlatıldığını belirterek  davalının müvekkilinden herhangi bir  hak ve alacağının bulunmadığının tespitine, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takibin iptaline,  davalıya teminat  olarak 16/01/2018  tarihinde ödenen 10.000,00 TL bedelin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; davacı tarafın davalı şirkete banka aracılığı ile gönderilen tutarın, banka kayıtlarında avans açıklaması ile gönderildiği; davacı şirketin  ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise, davacı şirket tarafından davalı şirkete  sipariş  avansı olarak 10.000,00 TL gönderdiği ve bu tutarın da kayıtlara borç olarak yansıtıldığı; davalı tarafından herhangi bir mal teslimi yapıldığına dair dosya içerisinde kayıt bulunamadığı, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek davanın kabulü ile; takip ve faturadan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 10.000,00.-TL avansın istirdatı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>Yine Mahkemece 17/09/2021 tarihli ek karar ile; istinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 345-346. maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen  17/09/2021 tarihli ek karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davalı vekili 17/09/2021 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında, icra takibine dayanak olan 11.08.2018 tarih ve ,...numaralı 37.767,08 TL tutarındaki fatura karşılığının müvekkili fatura içeriğindeki tüm hizmetleri sunmuş olmasına rağmen ödenmediğini, davacı taraf, müvekkilinin hak ve alacaklarının bulunmadığının tespiti amacıyla işbu davayı açmışsa da Yerel Mahkemenin verdiği hem gerekçeli karar hem de gerekçeli karara karşı yaptıkları istinaf taleplerinin reddi kararının hukuka uygun olmadığını, yargılama süreci içerisinde usulüne uygun tebligatların yapılmaması sebebiyle taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmiş olup açıkça müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini, tebligatların usule uygun yapılmaması sebebiyle Yerel Mahkemenin vermiş olduğu gerekçeli karardan bilgilerinin olmadığını ve istinaf kanun yoluna haklı gerekçeleri sebebiyle 22/06/2021 tarihinde başvurulduğunu, dava açılmadan önce ticari dava şartı zorunlu arabuluculuk görüşmelerine bizzat katılmış bulunduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde davalı vekili olarak hazır bulunmuşken taraf vekili olarak işbu davanın yöneltilmemiş olmasının izahı olmadığını, karşı tarafça menfi tespit davası açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınması amacıyla Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını, karşı tarafın burada da taraflarını vekil olarak belirtmiş olmasına karşın devamı niteliğinde olan işbu menfi tespit davasında vekil olarak belirtmemiş olmalarının açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebliğ zorunluluğu bulunduğundan bu yönüyle de işlemlerin usulsüz olduğunu, icra takibinde ve Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı şikayet dosyasında vekil olmalarına rağmen karşı tarafın kötü niyetli şekilde işbu menfi tespit davasında taraflarını vekil olarak belirtmediğini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarının icra takibiyle sıkı bir ilişki içerisinde olduğundan işbu davanın vekil olarak taraflarına yöneltilmemiş olmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, vekil olarak gösterilmemiş olmaları sebebiyle doğrudan müvekkiline yapılan tebligatların müvekkiline ulaşmadığını, karşı tarafın kasıtlı hareket ederek kötü niyetli şekilde müvekkilinin savunma hakkının ihlal edilmesine sebep olduğunu, Yerel Mahkeme'nin ise gerekli incelemeleri yapmayıp taraf teşkili sağlanmadan karar verdiğini, yaptıkları istinaf başvurusunda da bu hususların göz ardı edildiğini, davanın bilgileri dışında ilerlediğinin bilinmesi üzerine yokluklarından faydalanılarak iddialarda bulunulduğunu ve neticesinde anayasal haklarının ihlal edildiğini, söz konusu menfi tespit davasında taraf vekili olarak belirtilmiş olsalardı ve müvekkiline yapılan tebligatlar usule uygun gerçekleşse idi işbu davada haklılıklarını ortaya koyacak raporları tanzim edecekken savunma haklarının ihlal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme'nin ek kararında her ne kadar gerekçeli kararı kesinleşmesinden yaklaşık üç ay sonra istinaf ettikleri belirterek talebi reddetse de yargılamanın başından itibaren müvekkiline usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığını, istinaf başvuru dilekçelerinde bu hususu önemle belirtmiş olmalarına rağmen müvekkilinin içerisinde olduğu hak kaybı göz ardı edilerek taleplerinin reddine karar verildiğini, dava dilekçesi müvekkiline ulaşmamış olup yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığından yargılamanın hiçbir aşamasında davaya dahil olunamadığını, bilgisi dışında ilerleyen yargılama süreci sonucunda da hak kayıpları yaşadığını, tebliğ mazbatalarını gösterir dokümanlarda görüleceği üzere, kanun ve yerleşik içtihatlarda aranan şartlara uygun bir tebliğden bahsedilemeyeceğini, tebliğ mazbatasının üzerinde yalnızca \"çarşıda\" ve \"komşu\" ibareleri yer aldığından Tebligat Kanunu'nun 21/1, 23/7 ve ilgili Yönetmeliğin 30. ve 35. maddelerine göre tebligat işleminin usulüne uygun yapıldığından bahsedilemeyeceğini, açıklanan hususlar gözetilmeden, davalı müvekkili şirketin savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bunun yanında verilen hukuka aykırı kararı öğrenmelerini takiben yaptıkları istinaf başvurularının reddine karar verilmesinin olaydaki hukuka aykırılığı silsile haline getirdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin 17/09/2021 tarihli ek kararının kaldırılarak esasa ilişkin yeniden karar verilmesi aksi halde yeniden yargılama yapılmak üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi'nin 03/02/2021<br>tarihli gerekçeli kararının davalı şirketin UETS adresine 12/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı vekilince istinaf dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 345/1. maddesinde öngörülen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre geçtikten sonra 22/06/2021 tarihinde verildiği; İlk Derece Mahkemesi'nce 17/09/2021 tarihli ek karar ile istinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 345-346. maddeleri gereğince reddine karar verildiği, davalı vekilinin süresinde işbu ek karara karşı istinaf yoluna başvurduğu görülmüş olup; davalı vekilince arabuluculuk görüşmelerinde, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ihtiyati tedbir talepli dosyada ve Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı şikayet dosyasında davalının vekili olarak gösterilmelerine rağmen icra takibine bağlı eldeki menfi tespit davasında dava açılırken davanın, vekil olarak kendilerine yöneltilmemesinin usulsüz olduğunu, vekille takip edilen işlerde vekile tebliğ zorunluluğu bulunduğunu ileri sürmüş ise de; davacı tarafça açılan menfi tespit davasında davalının kendisini vekil ile temsil ettirme zorunluluğu bulunmadığı, davalının icra takip dosyasında, arabuluculuk aşamasında, ihtiyati tedbir dosyasında ve icra takibine ilişkin şikayet dosyasında vekil ile temsil edilmiş olmasının işbu davada da aynı vekil ile temsil edileceği sonucunu doğurmayacağı, davalının eldeki menfi tespit istemli davada kendisini vekil ile temsil ettirip ettirmeyeceği de belli olmadığından dava açılırken dilekçede davalı vekilinin gösterilmemesi ve Mahkemece bizzat davalı asile tebligat çıkartılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin asıl karara ve ek karara yönelik istinaf dilekçeleri ekinde yer alan ve usulsüz olduğunu ileri sürdüğü tebligatların dava dilekçesi tebliği, tahkikat duruşma günü tebliği ve ticari defterlerin ibrazı için yapılan tebligatlar olduğu, yargılama sırasında yapılan diğer tüm tebligatların (ara karar, bilirkişi raporu tebliği vs.)  davalı şirketin UETS adresine yapıldığı, Mahkemece verilen gerekçeli kararın da davalı şirketin UETS adresine 12/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, esasen davalı vekilince asıl karara ve ek karara yönelik istinaf dilekçelerinde UETS adresine yapılan tebligatların usulsüz olduğunun da ileri sürülmediği, davalı tarafın istinaf süresi 29/03/2021 tarihinde dolmakla istinaf başvuru dilekçesinin bu tarihten çok sonra 22/06/2021 tarihinde dosyaya sunulduğu, istinaf başvurusunun süresinde olmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi'nin istinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine dair 17/09/2021 tarihli ek kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla; 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi'nin istinaf dilekçesinin verildiği tarih itibariyle iki haftalık istinaf başvuru süresinin geçmiş olması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2021 tarihli ...Esas ,...Karar sayılı ek kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.579,86 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 644,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.934,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harçla ilgili işlemlerin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/02/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b75d41087de01135","SID":"e8d68847bd691ce1"}}