{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/94 Esas<br>KARAR NO: 2025/425<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/11/2024<br>NUMARASI: 2022/452 Esas, 2024/704 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ihtiyati hacze dayalı icra takibi başlatıldığını, takip nedeniyle davacının mağdur olduğunu, takibe dayanak ...Bankası Şişli Şubesine ait ... Dış Tic. Ltd. Şti. Keşidecili ... hesap ... çek nolu 28/02/2017 keşide tarihli, 14.255,70 TL bedelli çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını, kaşenin de şirkete ait olmadığını, davacı şirkette 07/11/2016 tarihinde hırsızlık olayı olduğunu, Bakırköy CBS 2016/99065 soruşturma sayılı dosyasının halen devam ettiğini, çeklerin iptali için Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1016 Esas numarası ile dava açıldığını, imzaya itiraz  için İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/163 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, davalının kötü niyetli takip açtığını, davalı şirketin basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tarafın araştırma yapmadan muhatap banka, keşideci şirket ve müvekkil ile iletişime geçmeden çeki devir aldığını, hırsızlık konusu başka çekler de olduğunu ve bu çeklerin cirantaları hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu, dava konusu çekte de ilk cirantanın imza ve kaşesi sahte olduğundan ciro silsilesinin bozuk olduğunu, bu nedenle davalı şirketin iyi niyetli ve meşru hamil olması söz konusu olamayacağından davanın kabulü ile menfi tespit kararı verilmesini, şartlar oluştuğunda davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetle takip yapmış olması nedeni ile takip tutarının %20'si oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı dava konusu çeki müşterisi ... Tic. Ltd. Şti ile aralarında akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine binaen devir aldığını, çekin davalıya devir ve ciro edilmesini sağlayan faturaya bağlı alacak temliki işleminin 6361 sayılı Kanunda belirtilen esaslara ve BDDK'nin belirlediği kriterlere uygun olarak eksiksiz yerine getirildiğini, sözleşmede müşteri olan ... Tic. Ltd. Şti. Temlik ettiği davacı şirketten olan kambiyo senedine bağlı alacağı 6361 sayılı yasanın öngördüğü şekilde fatura ile tevsik edilmiş ve ilgili fatura asılları üzerinde temlik işlemini gösterir şekilde açıklama edilerek işlemin tamamlandığını, dava konusu çekin, davacının iddiası doğru ise hırsızlığın yapıldığı 07.11.2016 tarihinde teslim alındığını, davalı müvekkilin çeki almadan önce gerekli istihbarat araştırmalarını yaptığını ve akabinde çek için faktoring işlemi yapılmak sureti ile teslim alındığını, davacının kasa kırılmak sureti ile çekin 07.11.2016 tarihinde kırıldığını iddia ettiğini, davalı müvekkilinin çeki 07.11.2016 tarihinde teslim aldığını, davacının iddialarının gerçek olduğu kabul edilirse hırsızlık olayının faili davalıya çeki kullanan .. İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. Çeki kasa kırma sureti ile çaldığını ve hemen aynı gün fatura ile tevsik ederek müvekkile faktoring işlemi yapmak üzere verdiğini, davacının belirttiği durumun hayatın olağan akışına aykırı olup, iddialarının gerçek olmadığını, davacının çek üzerinde kendisine atfedilen kaşe ve imzasının sahte olduğu ve bu sebeple ciro silsilesinin bozulduğu iddiasının kabul edilemeyeceği, ciro silsilesinin şeklen muntazam gözükmesi ve birbirine bağlı olmasının yasanın aradığı koşul olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  İstanbul  9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  20/11/2024  tarihli 2022/452 E. - 2024/704 K.  sayılı kararıyla; \"... Mahkememizin 06/11/2019 tarih ve 2017/268 Esas- 2019/1365 Karar sayılı ilamı ile \"... Dava çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile ödenen çek bedelinin istirdatına ilişkindir. Dava konusu ... Bankası A.Ş. ... Şişli şubesine ait keşidecisi ... Dış Tic. Ltd. Şti. Olan İstanbul 28/02/2017 keşide yer ve tarihli ... nolu 14.255,70 TL bedelli çekin arka yüzünde davacı... Sanayi Tic. Ltd. Şti. İçerikli kaşe üzerinde atılı bulunan 1. Ciranta imzasının davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı İstanbul 18. İcra Mahkemesi'nin 2017/163 Esas, 2019/190 sayılı kararı ile sabit olmuştur. Çek üzerindeki imzanın sahte olduğu, dolayısıyla cironun sahteliği mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilecek defilerdendir. Bu cironun sahteliğini bilebilecek durumda olmayan davalı taraf dahi çeki iyi niyetle devraldığını ileri süremez. Açıklanan nedenlerle çek nedeniyle davacının sorumlu tutulması mümkün değildir. Yukarıda incelenen dava ve takip dosyaları, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu bulunmadığı, çek bedeline karşılık ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren davacıya iade edilmesi gerektiği anlaşıldığından; davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu ... Bankası A.Ş. ... Şişli şubesine ait, keşideci ... San. VE Dış Tic. Ltd. Şti. Olan, İstanbul 28/02/2017 keşide yer ve tarihli, ... nolu, 14.255,70 TL bedelli çek nedeniyle ve icra takibinde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 14.255,70 TL'nin ödeme tarihi olan 16/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davalının çekteki cironun sahte olduğunu bilebilecek durumda olmaması nedeniyle kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından tazminat talebinin reddine  şeklinde... \"   karar verilmiştir. Mahkemenin bu kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi neticesinde, istinaf incelemesi yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 20/06/2022 tarih ve 2020/1060 Esas, 2022/1153 Karar sayılı ilamı ile;\" .... Bununla birlikte mahkemenin 11.12.2018 tarihli duruşma tutanağında şirket yetkilisinin imzalarının alındığı yer almış ise de; dosyada isticvap tutanağına rastlanmamıştır. Mahkemece öncelikle mahkeme kasasına alınan evraklar kontrol edilerek eksik ise; davacı şirket yetkilisinin isticvaben imza örneklerinin alınması ve çek tarihinden önceki tarihli mukayeseye esas evrak asıllarının celbi ile dava konusu çekteki imzanın davacı şirketin çek tarihindeki yetkilisine ait olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne, kaldırma sebebine göre sair hususların incelemesine yer olmadığına karar verilmesi...\" şeklinde karar verilmiştir. Kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş, davacı şirket yetkilisinin isticvaben imza örnekleri alınmış, davacı şirket yetkilisinin imzalarının bulunduğu belge asılları celbedilmiş ve dosya ATK'ye gönderilmiştir. 03/09/2024 tarihli ATK raporunda; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çekin arka yüzünde \"... Ambalaj\" kaşe izi üzerine atılı 1. Ciro imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilememiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davaya konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığını, imzanın sahteliğinin mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, davacı şirket yetkilisinin isticvabı ve bu yetkiliye ait çek tarihinden çeki mukayeseye esas evrak asıllarının celbi ile hazırlanan ATK raporunda davaya konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği gözetilerek bu sebeple davacı şirketin çek ve icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davacının icra takibinde davalı alacaklıya herhangi bir ödeme olmadığından istirdat talebi koşulları oluşmadığından reddedilmiş, davalının icra takibinde kötü niyeti ispat edilemediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, şeklinde \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalı şirketin basiretli tacir davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı şirkete sözde ciro ederek çeki devir eden ... İnş. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin faal olmayan bir tabela şirketi olduğunu, davalı tarafın dosyaya sunmuş olduğu nakliye ve yükleme bedeli açıklamalı faturanın gerçek olmadığını, sözde fatura borçlusu ...'ın çekte cirosu dahi olmadığını, çekin tam çalındığı gün faktoring şirketine götürülerek devredildiğini, davalı tarafın araştırma yapmadan muhatap banka, müvekkil ve keşideci şirket ile iletişime geçmeden çeki devir aldığını, bu nedenlerle davalı şirketin iyi niyetli ve meşru hamil olmasının söz konusu olamayacağını, dava konusu çekler hakkında mahkeme tarafından ödeme yasağı kararı verildiğini ve soruşturma dosyası kapsamında savcılık tarafından suça konu çeklerin bankaya ibrazı halinde el konulması kararı verildiğini, söz konusu çekteki ve diğer çalıntı çeklerin cirantaları hakkında taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, yürütülen soruşturmanın devam ettiğini, dava konusu çekte ilk cirantanın( müvekkil şirket) imza ve kaşesi sahte olduğundan ciro silsilesinin bozuk olduğunu, davalı şirketin çekin çalıntı olduğundan haberdar olabilecekken araştırma yapmadan çeki devir aldığını, mahkeme tarafından davacının icra takibinde davalı alacaklıya yaptığı bir ödeme oluşmadığından istirdat talebinin reddi yönünde karar verildiğini, dava konusu çekin sahte ciro ile davalı şirketin zilyetliğine geçmiş olması ve davalı şirketin  gerekli araştırmayı yapmadan çeki kabul etmesi karşısında davalı  şirketin iyi niyetli ve meşru hamil olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağını, bu nedenlerle çekin veya icra dosyasına yatan paranın müvekkile verilmesi talebinin kabulünün gerekeceğini, davalı şirketin, müvekkil şirkete karşı başlattığı takibin haksız ve kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/452 E.- 2024/704 K. Sayılı ve 20.11.2024 tarihli usul ve yasaya aykırı davanın menfi tespit talebi yönünden kabulüne diğer talepler yönünden reddine dair kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın tüm talepler yönünden kabulüne, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davanın yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden kara verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevabında;  2024 yılı için adli yargıda istinaf sınırının 28.250 TL olarak belirlendiğini, huzurdaki davanın menfi tespit ve istirdat davası olup dava değerinin 16.286,40 TL olduğunu, dava değerinin 2024 yılı istinaf kanun yoluna başvuru parasal değeri altında kaldığından istinaf talebinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilin dava konusu çeki müşterisi ...Gayr. İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. İle aralarında akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine dayanarak devir aldığını, çekin cirosunu sağlayan faturaya bağlı alacak temliki işlemlerinin 6363 sayılı Kanunda belirtilen esaslara ve BDDK'nin belirlediği kriterlere uygun olarak yerine getirildiğini, yasanın öngördüğü prosedürü tam ve eksiksiz olarak yerine getiren müvekkilin davacıya karşı iyi niyetli ve meşru hamil sıfatını kazandığını, taraflar arasındaki ilişkiye dayanan şahsi defilerin iyi niyetli meşru hamillere karşı ileri sürülebilmesi için meşru hamilin söz konusu çeki kötü niyetle veya ağır kusuru neticesinde iktisap etmiş olması gerekeceğini, müvekkil davalının ağır kusuru ve kötü niyeti söz konusu olmayıp mevcut davada da bu durumun aksinin ispat edilemediğini, davacı tarafından icra dosyasına yatırılan bir para söz konusu olmadığından istirdat talebinin reddedilmesi hususunda mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek öncelikle huzurdaki dosyada verilen karar kesinlik sınırı altında olduğundan davacının istinaf talebinin reddine, istinaf mahkemesince inceleme yapılacak ise davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama yapılması halinde davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve istirdat  davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, \"davacının menfi tespit davasına ilişkin talebinin kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu ... Bankası A.Ş.. Şişli Şubesine ait, keşidecisi ... Tic. Ltd. Şti. Olan, İstanbul 28/02/2017 keşide yer ve tarihli, ... nolu, 14.225,70 TL bedelli çek nedeniyle ve icra takibinde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının istirdat talebinin reddine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine  \" karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK'ya eklenen Ek-madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2024 yılı için 28.250,00 TL'dir. İstinafa konu edilen miktarın 16.286,40 TL olması nedeniyle 26/11/2024 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi HMK'nin 352. Maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceğinden istinaf isteminin usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86b4c4978421735d","SID":"c595dafeeeebab40"}}