{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1530 <br>KARAR NO\t\t: 2025/488<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/166 Esas - 2020/37 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Markanın Hükümsüzlüğü<br>KARAR TARİHİ \t: 20/03/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 20/03/2025 <br>                     <br>\tİzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/12/2020 tarih  2019/166 Esas - 2020/37 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA \t: Davacı vekili, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda 31.05.1999 tarihinde tescilli 211232 nolu ''...\" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin aynı marka ile üretim yaptığını ve reklam faaliyetlerinde bulunduğunu, bu markayı 2017/54265 ''...\" şeklinde tescil ettirdiğini, davalı şirkete 08.11.2019 tarihli ihtarname gönderdiklerini, müvekkili şirketin tescilinin daha önceye dayandığını ve sonraki tescilin hükümsüz olduğunu, müvekkili şirkete ait marka ile iltibas yarattığını, bu nedenle markanın kullanımına son verilmesini ihtar ettiklerini, davalının 14.11.2019 tarihli cevabi ihtarnamesinde \"...\" ve \"...\" markalarının şirketleri adına tescilli olduğunu, “...” markasının jenerik haline geldiğini, başlı başına marka olarak kabul edilemeyeceğini beyan ettiklerini, ancak davalının ürünlerinde ayırt edici olan unsurun “...” ibaresi olduğunu, \"...\" markasının genel marka olduğunu, ürün bazında öne çıkan unsurun \"...\" markası olduğunu iddia ederek, davalı şirket adına tescilli 13.06.2017 tarihli 2017-54265 tescil numaralı \"...\" marka tescilinin hükümsüzlüğüne, davalı şirket tarafından \"...\" markasının her türlü kullanımının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, müvekkili adına usul ve yasaya uygun şekilde \"...\" ibareli markanın tescillendiğini; tanınmış \"...\" ibaresi esas unsuru ile birlikte ayırt ediciliği olmayan ve birçok markada yaygın olarak kullanılan \"...\" yan unsurundan oluştuğunu, müvekkilinin markada ayırt edici renk ve şekil unsurlarının kullanıldığını, markanın karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, marka vekilinden alınan 01.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre ''...\" ibaresinin ortak kelime olduğu iki markanın içerdiği tüm unsurlar bakımından değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafın \"...\" ibareli markasının \"...\" ibaresinin aynı zamanda tanınmış marka statüsünde korunması ve halk düzeyinde bilinirliğinin yüksek olması sebebiyle bileşke marka özelliği taşıyan ilgili markada markasının unsurlarından \"...\" ibaresinin tüketici zihninde akılda kalıcılığının daha yüksek olduğu, davacı tarafça \"...\" olarak tescilli olmasına rağmen farklı onlarca sahipte aynı emtialarda \"...\" ibaresi geçen tescilli markaların bulunduğu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek düzeyde olmadığı, markaların karıştırılma ihtimalinin zayıf olduğu; davalı markasının başında bulunan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, \"...\" ibaresinin birlikte kullanımının tüketiciler nezdinde  karıştırılma ihtimali doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin geniş ürün yelpazesinde kullandığı genel markası olan \"...\" markasını müvekkili şirket adına tescilli \"...\" markasının önüne koyarak kullandığını ve tescil ettirdiğini, davalı şirketin \"...\" markasının, müvekkili şirketin \"...\" markasından daha az ya da çok tanınmış olmasının marka tescilinin sağladığı korumayı azaltan bir etkisinin olmasının beklenemeyeceğini, davalı şirketin müvekkil şirkete ait \"...\" markasını \"...\" olarak kullanmasında  SMK'ya aykırılık yoksa, örneğin \"... , \"...\", \"...\", \"...\"  vb. şekilde de ... markasını başka markaların önüne getirilerek kullanılabileceğini, taraflara ait markaların ihtiva ettiği tüm unsurlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bir markanın, tescil kapsamındaki ürünler itibarıyla tanımlayıcı olup olmadığı yönünden, hedef tüketici kitlesinin bakış açısıyla birlikte, markanın esaslı unsurlarına ilişkin “görsel, işitsel ve kavramsal” özelliklerin de tartışıldığı bütünlük ilkesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, TV reklamlarında davalı şirketin ürün tanıtımlarında markayı kullanırken \"...\" ibaresi hiç kullanmadığını, \"...\"  olarak marka kullandığını, ilk derece mahkemesinin \"...'ün zerdeçallı süt anlamına geldiği ve birçok yerde tanımının bulunduğu\" yönündeki gerekçesinin Sınai Mülkiyet Hukukunun amacı ile örtüşmeyen zorlama bir yorum olduğunu, \"...\" ibaresinin Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde karşılığının bulunmadığını, yargı kararlarında, tarafların ekonomik durumları, ticari potansiyelleri gibi niteliklerinden bağımsız olarak eşit ve adil olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, davalının markasının sicilden terkini istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, davaya konu markaların tescilli olduğu sınıf ile mal ve hizmetlere ilişkin karşılaştırma ve ayrıştırma yapılmasına, davacının \"...\" markası ile davalının \"...\" markasının birbirlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olmadığının, bu nedenle iktibasın söz konusu olmadığının, “...” ibaresinin sunulan mal veya hizmeti tanımlayan veya tamlayan bir ibare olmadığının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 29. sınıf kapsamında içerisinde “...” ibaresi geçen birbirinden farklı sahipler adına onlarca tescilli marka kaydı bulunduğundan her iki markanın içerisinde geçen “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, davalının \"...\" ibareli markasının \"...\" ibaresinin aynı zamanda tanınmış marka statüsünde korunduğunun ve bu ibarenin tüketici zihninde akılda kalıcılığının daha yüksek olduğunun, bu nedenle tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin zayıf olduğunun tespit edilmesine, davalının tescilli marka kullanımın davacının tescilli markası ile birebir aynı olmamasına, kendi markasına ekleme yapılmak suretiyle kullanılmasına, davalının tescili marka kullanımının davacının tescilli markasından doğan hakkı ihlal etmemesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle<br>1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a51f8d4abb1d49d","SID":"05d17e885ca6d177"}}