{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/115 <br>KARAR NO\t\t: 2025/454<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.11.2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/177 Esas<br><br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 14.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.03.2025<br><br>\tİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2024 tarih 2022/177 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tTALEP :Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı vekili, her ne kadar tensip zaptıyla birlikte davanın ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile HMK'nun 389. Maddesi gereğince dava konusu hisselerin 3. kişilere devrinin engellenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, dosyanın geldiği aşama ve davacının iddialarını ispatlayamadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda, ihtiyati tedbir kararının devam etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, 22.11.2024 tarihli duruşmada ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.\t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece, gelinen aşamada kanaati değiştirecek yeni bir delil göstermediğinden, diğer yandan davalı vekilinin mahkemenin 06/02/2018 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının mahkemece değerlendirilerek reddine ilişkin olarak verilen 13/04/2018 ve 31/03/2023 tarihli kararlara yönelik itirazları ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ayrı ayrı reddedilmiş olduğundan, söz konusu kararların ardından koşullarda değişen bir durumun varlığına rastlanmadığından, davalı vekilinin 22/11/2024 tarihli duruşmada ileri sürdüğü ihtiyati tedbirin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :İhtiyati tedbire itiraz eden vekili, davacının bozma kararı sonrası dava dışı ... Şirketi’ne ait tebliğe yarar bir adres bildiremediğini, ilk derece mahkemesince de dava dışı şirketin tebliğe yarar adresinin tespit edilemediğini, davacının dosyaya sunduğu 05.02.2024 tarihli dilekçesinde dava dışı şirketin bildirdikleri adresten de taşındığını, ...’e Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla 04.07.2022 tarihinde yazılan müzekkereye 2,5 yıl geçmiş olmasına karşın cevap verilmediğini, davada 6 yıllık süre geçmesine rağmen davacı tarafça dosyaya yaklaşık ispata yarar herhangi bir kanıt sunulmadığını davacı tarafça bildirilen adreste dava dışı şirketin faaliyet gösterip göstermediğinin belli olmadığını, tüm bu hususlar ve davacının davayı aydınlatmaya yönelik herhangi bir çaba göstermemesi göz önünde bulundurulduğunda, devam eden tedbirin müvekkili şirketin mağduriyetine sebebiyet olacağını belirterek ihtiyati tedbir kararının devam etmesinin usule ve kanuna aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE: İstem, hisse devir sözleşmesinin iptali ile devredilen hisselerin iadesi ve sözleşmeden doğan alacağın tahsili istemiyle açılan dava kapsamında ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin talebi üzerine davalı adına kayıtlı %50 oranındaki 13.800.000 adet hissenin dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar başkalarına devir ve temlikinin engellenmesi ile bu hisselerin değerleri ve şirket sermayesi içindeki oranının azaltılmasına neden olacak sermaye artırımı vb. işlemlerin yapılmamasına ilişkin olarak verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itiraza ilişkin olup,  ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalının itirazının  reddine karar verilmiştir. <br>\tHMK'nın 355. maddesi gereği istinaf incelemesi istinafa başvuran ihtiyati tedbire itiraz eden  davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek yapılmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 394/1. maddesinde karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği belirtilmiş, aynı yasanın 394/4. maddesinde mahkemece ilgililer davet edildikten sonra itiraz hakkında karar verilebileceği, 394/5. maddesinde de itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın  341. maddesinde ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.<br>\tKanun koyucu ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını da özenle, açıkça ve ayrıntılı şekilde düzenlemiş olup HMK’nun 391. ve 394. maddelerinde yer alan kanun yollarına ilişkin düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolu açık değildir. Kanun koyucu bu yöndeki iradesini hem kanun yoluna başvurulabilecek tedbir kararlarını açıkça belirterek, hem de bunların dışındaki kararlara karşı kanun yollarına başvurulmasını yasaklayarak düzenlemiştir. HMK’nun 391. maddesinde sadece ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş iken HMK’nun 394. maddesinde ise sadece taraflar dinlenmeden verilen ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulacağı düzenlenmiştir. Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 395. maddenin 3. fıkrası ile durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 396. maddenin 2. fıkrasında, kanun yollarını düzenleyen HMK’nun 394. maddesinin 5. fıkrasına bilinçli olarak atıf yapılmamıştır. Kanun koyucunun, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunu açma gibi bir iradesinin olmadığı HMK’nun 395. ve 396. maddelerinin gerekçesinden de açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle HMK’nun 396. maddesine karşılık gelen Hükümet Tasarısının 400. maddesinin gerekçesinde bu husus çok açık ve ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir. Gerekçede belirtildiği üzere; ihtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir. Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez. Kanun yolu incelemesinde bu husus da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânı kapalı değildir.(Yargıtay 11. HD'nin 04/06/2012 tarih ve 2012/6529 E. -2012/9660 K., 30/10/2013 tarih ve 2013/14149 E. - 2013/19141 K. )<br>\tBu durumda, istinafa konu edilen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararın istinaf yoluyla incelenmesi  HMK'nın 396. maddesi kapsamında istinafı kabil bir karar niteliğinde olmamakla, istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle, <br>\t1-İhtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme ara kararının HMK'nın 396. maddesi uyarınca istinafı mümkün olmadığından davalının istinaf dilekçesinin REDDİNE, <br>\t2-İstinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 14.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5837e1922e8fd1c3","SID":"382f4a402fd26a87"}}