{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1773 - 2025/179<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1773 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/179<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2018/427 E 2021/519 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 24/02/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/03/2025<br><br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davacı ... Akaryakıt Peyzaj Temizlik İnşaat Turz. Nakl. İmalat Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/06/2013 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eklerinin akdedildiğini, sözleşmelerin teminatı olarak 500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini,  19/08/2011 tarihli 450.000,00 TL bedelli banka teminat mektubu verildiğini, 11/08/2017 tarihinde mektubun süresinin uzatıldığını, bayilik sözleşmesinin 05/06/2018 tarihinde biteceğini, müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığını, aksine 03/06/2018 tarihi itibariyle alacaklı olduğunu, dağıtım şirketince kurulması ve çalışır durumda olması gereken otomasyon sistemine dair işletim bedelinin haksız olarak müvekkil şirketten tahsil edildiğini belirterek teminat mektubu yönünden borçlu olunmadığının tespitine, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalması kaydıyla 2.500,00 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalı şirketin haksız olarak tahsil ettiği otomasyon sistemi bedelinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.500,00  TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen 4. ATM dosyasında davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında 05/06/2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve  05/06/2013 tarihli Akaryakıt Bayilik Protokolü imzalandığını, protokol başlangıç tarihinin 05/06/2013 olup  bitiş tarihinin 05/06/2018 tarihi olarak belirlendiğini, protokol gereğince davalının perakende standart satış fiyatından olmak ve perakende satış yapmak üzere 3.750 m3 beyaz ürünü ...'den, perakende özel satış fiyatından olmak ve perakende satış yapmak üzere 16.250 m3 beyaz ürünü ...'den, 2.500 ton LPG'yi ...'den (veya ... ile anlaşmalı LPG dağıtım şirketinden), 5 ton madeni yağı ...'den satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini,  protokolün 9. maddesinde ise asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şartın belirlendiğini, bayilik sözleşmesi ve protokol  kapsamında taahhütlerde bulunulduğunu ve bulunulan taahhütlere istinaden teminatların  verildiğini, bayilik sözleşmesinin 10. maddesi ve protokolün teminat verme yükümlülüğü başlıklı 16. maddesi kapsamında ürün alımından kaynaklanan borçlarının, her türlü cezai şart borçlarının ve kurumsal kimlik ile otomasyon sistemi de dahil olmak üzere tüm ariyet malzemelerinin teminatı  olarak  müvekkil şirkete banka teminat mektubu verildiğini, 08/06/2018 tarihli  ihtarname ile bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davalı bayiye muaccel olan cezai şartın ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen ısrarla borcunu ödememesi sebebiyle cezai şart alacağının bir kısmı bakımından da 500.000,00  TL tutarında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını,  792.463,11 USD tutar için Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2018/7442 esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, davalının  takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen 14. ATM  dosyasında davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında imzalanan 05/06/2013 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmeleri, protokoller ile ariyet sözleşmeleri kapsamında sözleşme süresince kullanılmak üzere malzeme ve ekipmanların davalı şirkete ariyet olarak teslim edildiğini, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle bayiye bırakılan malların zamanında ve eksiksiz olarak müvekkili şirkete teslim edilmesi gerektiği hususunda davalıya ihtarname çekildiğini, ancak söz konusu otomasyon malzemelerinin davacıya teslim edilmediğini, malların yıpranarak hızla değer kaybına uğradığını ve kullanılan malzemeleri teslim etmemesi sebebiyle müvekkili şirketin logo ve amblemi altında satış yapma ihtimalinin doğduğunu belirterek davalı şirketin kullanımına verilen ve müvekkili şirkete teslim edilmeyen otomasyon malzemelerinin eksiksiz ve hasarsız olarak aynen iadesine, söz konusu malzemelerin teslim edilmemesi halinde ariyetlerin bedelinin davalının temerrüte düşme tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/06/2013 tarihli sözleşme ve eklerinin akdedildiğini,  08/06/2018 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle bayiye ariyet olarak bırakılan menkul malların zamanında ve eksiksiz olarak teslim edilmesi ve muaccel olan cezai şartın ödenmesi için ihtar gönderildiğini, 22/10/2018 tarihinde müvekkili şirket yetkililerinin istasyona gittiğini, otomasyon malzemelerinin sökülmek suretiyle teslim alınmasına izin verilmediğini ve durumun tutanak altına alındığını, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/788 Esas sayılı dosyası ile otomasyon malzemelerinin iadesi talepli dava açıldığını, davacı bayinin cezai şart ve ariyet bedeli olmak üzere toplam 4.213.399,80 TL borcunun bulunduğunu, borçtan taşıt tanıma sisteminin çıkılması ile toplam 4.209.465,48 TL vade farkı hariç bakiye kaldığını, davacı tarafın satış taahhüdünü yerine getirmediğini, eksik tonaj nedeni ile cezai şart faturası tanzim edildiğini, borçlarına karşılık teminat mektubunun nakde çevrildiğini, 05/06/2018 tarihinde sözleşmenin sona ermesi ile borçların muaccel hale geldiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre otomasyon sisteminin bakım, onarım, periyodik ödemelere ilişkin her türlü masrafın davacı bayiye ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Birleşen 4. ATM dosyasında davalı ... Akaryakıt Peyzaj Temizlik İnş. Turz. Nakl.İmalat San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacı şirketin cezai şart alacağı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacının  05/06/2013 tarihinden itibaren yıllık 4.000 metreküp akaryakıt alım taahhüdünün ihlal edildiği  gerekçesiyle  alacaklı olduğunu iddia  ettiğini, 10 yıl süren akaryakıt bayilik sözleşmesi süresince müvekkil şirketten herhangi bir şekilde cezai şart talebinde bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir ihtirazı kayıt veya ihtarname göndermediğini, dönemsel edimler içeren sözleşmelerde dönem için ifaya  bağlı cezai şart kararlaştırılmış ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/II.maddesi gereğince dönem sonunda açıkça feragat  edilmiş ise veya çekince konulmadan ifaya devam edilmiş ise o döneme ait cezai şart alacağından feragat edilmiş sayılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Birleşen 14. ATM  dosyasında davalı ... Akaryakıt Peyzaj Temizlik İnş. Turz. Nakl.İmalat San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirkete ait kurumsal kimlik ve ekipmanların 05/10/2018 tarihinde teslim edildiğini, dava konusu malzemelerin teslim edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını, müvekkil şirketin bir takım malzemelerin bedelini ödeyerek mülkiyetini kazandığını, malzemelerin tamamının 2008 ve 2009 yılında fatura edilmiş malzemeler olduğunu, bu nedenle amortisman bedellerinin düşülmesi gerektiğini, dava konusu malzeme ve ekipmanların bir kısmının dağıtım şirketince kurulumu zorunlu malzeme ve ekipmanlar olduğunu, otomasyon sisteminin ücreti ödenerek satın alındığını, kurumsal kimlik ve ekipmanların davacı tarafa teslim edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde yatırımların akıbeti konusunda bir hüküm olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Mahkemece toplanan delillere, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 05/06/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin 5 yıllık olduğu, 450.000,00 TL tutarlı 10/08/2018 tarihine kadar uzatılmış olan teminat mektubunun dağıtım şirketine verildiği, dağıtım şirketi tarafından 06/06/2018 tarihli fatura ile 4.570.589,03 TL tutarında cezai şart faturası düzenlenerek davacı şirketin cari hesabına borç kaydedildiği, dağıtım şirketinin defter ve kayıtlarında 12.578,16 TL tutarında alacak tespit edildiği, dağıtım şirketinin sözleşmeye göre 1 yıl için talep edebileceği cezai şart 189.007,89 USD, TL karşılığının ise 767.838,90 TL olduğu, cari hesap borcu ile cezai şart toplamı olan 780.417,06 TL'nin menfi talep edilen tutardan düşümü ile asıl dosyanın davacısının 3.790.171,97 TL borçlu olmadığı, asıl davada davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağı ve teminat mektubu tutarının cezai şarttan az olması nedeniyle davacının istirdat talebinin yerinde olmadığı, dağıtım şirketi tarafından otomosyan sistemlerinin iadesine yönelik birleşen 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında 50.016,33 TL talep edilmiş olup, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle taraflar arasındaki protokol hükümleri gözönünde bulundurularak bu malzeme bedelinin tutarı olan miktarın dağıtım şirketine ödenmesi gerektiği, Birleşen 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2018/7442 esas sayılı dosyasında cezai şartın faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durması sonucunda açılan itirazın iptali davası ile ilgili olarak  bilirkişi raporunda davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği cezai şart miktarının 189.007,89 USD, takipten önce temerrüt olması nedeniyle de takip tarihine kadar işlemiş faiz olarak 434,97 USD olmak üzere birleşen dosya davalısının 189.442,87 USD'ye yapmış olduğu itirazın haksız olduğu, bu dava ile ilgili alacağın likit olması nedeniyle dağıtım şirketinin inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen 4. Asliye Ticaret Mahkemesine ilişkin davaların kısmen kabulüne, birleşen 14. Asliye Ticaret Mahkemesine ilişkin davanın kabulüne,  bilirkişi raporuna bağlı kalınarak asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, istenen cezai şart tutarından, talep edilebilecek cezai şart ile alacağın toplamının düşümü sonucu fazla istenen borçlu olunmayan tutar 3.790.171,97 TL iken sehven karara 3.790.589,97 TL yazılmış ise de HMK 304.maddesine göre bu hususun maddi hata olarak kabul olunarak düzeltilmesine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Asıl davada davacı birleşen  davalarda davalı ... Akaryakıt Peyzaj Temizlik İnş. Turz. Nakl.İmalat San. ve Tic. A.Ş.  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, 2008-2018 yılına kadar devam eden bayilik süresi boyunca müvekkilinin borcunun olmadığının ticari defter kayıtları ile ispatlandığını, davalı tarafından müvekkiline keşide edilen cezai şart, kar mahrumiyeti vs ad altında düzenlenen fatura olmadığını, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşmenin uygulanmasında ağır kusurlu olduğunu, davalının sözleşmedeki şartlara uymayarak müvekkiline daha ağır şartlarda ürün temin ettiğini, yasal mevzuat gereği otomosyon sisteminin kurulmasının zorunlu olduğunu, bu konudaki sorumluluğun dağıtıcı şirkette olduğunu, sözleşme boyunca herhangi bir cezai şart istenmediğini, sözleşmenin sona ermesinden sonra cezai şartın istenemeyeceğini, bilirkişinin müvekkilinin cezai şartı ödeyebilecek mali yapıya sahip olduğuna dair görüşünün doğru olmadığını, bilançonun hatalı yorumlandığını,  davacı tarafından yapılan yatırımların davacı tarafından yapılması gereken yatırımlar olup sözleşmenin sona ermesi halinde yatırımların akıbeti hakkında sözleşmede düzenleme bulunmadığını, davalının iddiasının kabulü halinde dahi cari hesap bakiyesi dikkate alındığında otomosyon bedellerinin ödendiğinin ortaya çıkmakta olduğunu, otomasyon malzeme ve ekipman bedellerinin keşfen belirlenmesi gerektiği raporda belirtilmesine rağmen bu yönde inceleme ve tspit yapılmadan ve sektör bilirkişisinden rapor alınmadan karar verildiğini savunarak asıl ve birleşen davalarda verilen kararların kaldırılmasını istemiştir. <br>Asıl davada davalı birleşen davalarda davacı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  asıl dava ile Birleşen 4 ATM dosyasındaki kararların hukuka aykırı olduğunu, cezai şartın sadece son yıl üzerinden hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ariyet bedellerinin tahsiline yönelik verilen karar yerinde ise de tespit edilen bedelin eksik olduğunu, ariyet bedellerinin yeniden belirlenmesi gerekirken mevcut rapor üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek aleyhe olan kısımlar yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava menfi tespit, birleşen 4 ATM dosyası itirazın iptali, birleşen 14 ATM dosyası alacak  istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTarafların istinaf itirazlarının incelenmesinden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve hüküm ile gerekçeli karar çelişkisi bulunup bulunmadığı  hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.<br>Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin  bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre  bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili  kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. <br>HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.<br>HGK'nun 24/02/2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini  yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.\"<br>Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile  gerekçenin bir kısmı  arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.<br>Yine HMK 297/2.maddesinde; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.\" hükmü getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında \"taleplerden her biri hakkında\" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür.<br>Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında;<br>Asıl dava yönünden mahkeme kısa kararında;\"1-Asıl davanın kısmen kabülü ile cezai şarta ilişkin olarak davacının istenen 4.570.589,03 TL nin 3.790.589,97 TL'sinden borçlu olmadığının tesbitine fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmişken <br>Gerekçeli kararın, gerekçe kısmında şartları oluşmadığı halde, kabul edilen tutar 3.790.171.97 TL iken kısa karara  sehven 3.790.589.97 TL  yazıldığı HMK 304.maddesine göre maddi hata yapıldığı belirtilmek suretiyle hüküm fıkrasında; \"1-Asıl davanın kısmen kabülü ile cezai şarta ilişkin olarak davacının istenen 4.570.589,03 TL nin 3.790.171,97 TL'sinden borçlu olmadığının tesbitine fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmekle kısa karar gerekçeli karar çelişkisi yaratılmıştır. <br>Ayrıca, gerekçeli kararın gerekçe kısmında Birleşen 4 ATM dosyası ile ilgili olarak 189.007,89 USD cezai şart ile 434,97 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 189.442,87 USD yönünden itirazın iptaline karar verildiği belirtildiği halde,<br>Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; \"2-Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/869 Esas bayılı dosyasında; davalının 189.097,89 USD ana para, 437,97 USD  işlemiş faize yapmış olduğu itirazın iptaline asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesine göre faiz uygulanmasına %20 inkar  tazminatı olarak hesaplanan 174.595,89 TL'nin davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkın talebinin reddine,\" karar verildiği belirtilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. <br>Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki  denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2, maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, somut olayda maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.<br>Bu durumda Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nin 355.maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve usulüne uygun nitelikte karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi  gerekmiştir.<br>Kaldırma nedenine göre taraf vekillerinin istinaf itirazlarının esastan bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.<br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/09/2021 tarih ve 2018/427 Esas, 2021/519 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK.'nin 355. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran  vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>HMK'nin 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 24/02/2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.   <br>\t\t\t\t<br>Başkan <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38665b98ea92b712","SID":"9a04eca5e2dbe200"}}