{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/681 Esas 2025/255 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/681 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/255<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/414 Esas 2022/58 Karar<br><br>DAVA\t: Şirket Müdürünün Azli<br>DAVA TARİHİ\t: 04/09/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki şirket müdürünün azli ilişkin istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve davalının dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %50 hisseli ortakları olduğunu, davalının aynı zamanda şirketin müdürü sıfatı bulunduğunu, davalının müvekkilinin çalışmasını engellemeye başladığını, aralarında kişisel sorunlar yaşandığını, davalının şirketteki imza yetkisini de kullanarak müvekkili üzerinde baskı kurduğunu, işlerle ilgili iletişim kurmasını engellediğini, müvekkilinin şirketin faaliyeti için müşterilerle toplantılara katıldığını, iş akışlarını belirlediğini, bu nedenle de şirket mailini kullandığını, müvekkilinin iş toplantısında bulunduğu sırada mailinin kapatıldığını, şirketin çalışanı ile görüştüğünde davalı tarafından müvekkilinin maillerinin serverlardan kapatılması yönünde talimat aldığını öğrendiğini, müvekkilinin şirket hakkında çalışanlardan da herhangi bir bilgi alamamaya başladığını, tüm bilgi akışının kesildiğini, müvekkilinin oturduğu ve protokolle müvekkiline tahsis edilen evden davalının müvekkilini atmaya çalıştığını, müvekkilinin protokolde belirtilen projede danışmanlık yapması ve proje sorumlusu olarak yer almasına istinaden kendisine şirket üzerine kayıtlı dairenin tahsis edildiğini, proje bittiğinde bedelsiz olarak müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, proje bittiği halde taşınmazın müvekkiline devredilmediğini, davalı tarafından şirket ödemeleri yapılacağı belirtilerek müvekkilinden para istendiğini, müvekkilinin elindeki tüm parayı davalıya gönderdiğini, şirketin gelirinin başka bir şirkete gizli ortak olarak aktarıldığını, şirketten bu nedenle para alamayacağının kendisine söylendiğini, müvekkilinin iş için yaptığı masrafları bile şirketten alamadığını, hesapların kontrol edilemediğini, müvekkiline bilgi verilmediğini belirterek davalının dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Sti. müdürlüğünden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ni kurduğunu, hisselerinin tamamının mülkiyetini de önceki eşinden devraldığını, davacıyla müvekkilinin işinden tamamen bağımsız olarak tanıştıklarını, özel hayatlarında ilişki başladığını, müvekkilinin işsiz olan davacıya yardım etmek amacıyla müdürü olduğu şirkette işe aldığını, davacının işçi olarak çalıştığı bu süreçte dahi fiilen iş yerinde çalışmadığını, davacının şirketin iştigal etitği alanda hiçbir iş tecrübesi, bilgisi ve eğitimi bulunmadığını, davacının kendini güvende hissetmesi için banka hesabına yüklü miktarda nakit para gönderildiğini, şirketin %50 oranındaki hissesini davacıya devrettiğini, hisse devir bedeli ödenmediğini, davacının özel hayatlarındaki ilişkisini sonlandırdığını, müvekkilinden maddi taleplerde bulunduğunu, davacının şirket işlerine zarar verecek girişimlerde bulunması sebebiyle e-posta adresinin kapatıldığını, davacının dayandığı protokolün müvekkili tarafından imzalanmadığını, davacının şirketten aldığı borçları iade etmediğini, şirket müdürünün görevinden azline ilişkin haklı sebep oluşturacak hiçbir kanuni gerekçeye dayanılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı tarafından dava konusu şirketin müdürü konumundaki davalının görevden azli talebiyle dava açılmış ise de. davacının mahkemece de benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporu ile dosyada mevcut diğer kanıtlar dikkate alındığında TTK'nun 630/2. maddesi gereğince görevden azlini gerektiren haklı nedenin varlığını kanıtlayamadığı, nitekim davacının haklı neden ile azil istemine dayanak bilgi alma ve inceleme talebinin davalının dosyada mevcut noter cevabi ihtarnamesi ile karşılandığının sabit olduğu gibi fiilen söz konusu hakkının tam ve gereği gibi kullanmasına davalı şirket müdürünün engel olduğuna ilişkin somut bir kanıtın da davacı tarafından dosyaya sunulmadığı, davacının şirketteki e-mailine erişim ve mail kullanmasının engellenmesinin davacı ortak ile yaşanan ortaklık ilişkisi kapsamındaki ihtilaflardan kaynaklanma ihtimali de mevcut olup hukuka aykırı bir eylem olarak değerlendirilse dahi başlı başına davalı şirket müdürünün görevden azlini gerektirecek nitelikte ve ağırlıkta hukuka aykırı bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği,  davacının haklı nedenle azil istemine dayanak protokolde yer alan dairenin teslimine ilişkin iddia yönünden ise söz konusu protokol gereğince davacının proje sorumlusu sıfatıyla kendisine daire tahsisinin taahhüt edilmiş olması ve taahhüdün yerine getirilmemesinin başlı başına azil yönünden haklı sebep oluşturmayacağı, davacının protokolden doğan hakları mevcut ise gerekli hukuki girişimlerde bulunabileceği, davacının davanın haklılığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında taraflarınca öne sürülen iddiaların bir kısmının hiç değerlendirilmediğini, hükme konu edilen iddialarının ise eksik şekilde değerlendirildiğini, işbu davada taraflarınca hiçbir zaman temsil kayyımı yahut davalı müdürün temsil yetkilerinin kısmen sınırlandırılmasının talep edilmediğini, aksine davalı müdürün yönetim hakkının tamamen kaldırılması, bu durumun mümkün olmaması halinde ise şirkete denetim kayyımı atanmasının talep edildiğini, davada müvekkilinin temel saikinin davalı müdürün müdürlük görevinden tamamen azledilerek, şirketi yönetimi ve temsili adına müdür sıfatıyla müvekkilinin atanması, bu durumun mümkün olmaması halinde ise şirkete pay sahiplerinin ve şirketin müşterek çıkarlarını gözetecek bir yönetim kayyımı atanması olduğunu, şirket müdürünün azli halinde şirketin organsız kalacağını, şirkete yönetim kayyımı atanmasının talep edilmesinin kayyımlık müessesesi ile bağdaşacağını, buna karşılık ilk derece mahkemesi tarafından kurulan gerekçeli kararda anonim ortaklıklarda temsil yetkisinin kısıtlanmasını düzenleyen TTK'nun 371. madde hükmüne atıf yapılarak sınırlamanın yalnızca ilgili madde hükmü kapsamında mümkün olabileceği ve ilgili maddede kayyım atanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığına yönelik hüküm kurularak şirketler hukuku doktrinine ve mevzuatına tamamen aykırılık teşkil eden bir karara hükmedildiğini, işbu davada müvekkilinin davalı şirket müdürünün azlini ve şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep ettiğini, müvekkilinin ortaklık sıfatından kaynaklanan hakları, davalı şirket müdürü tarafından kötü niyetli ve kasti olarak kullandırılmadığı gibi şirketin öz kaynaklarının başka şirketlere/hesaplara aktarılması tehlikesi bulunduğunu, taraflarınca denetim yahut yönetim kayyımı talep edilmesinin TTK'nun 630. maddesi ve TMK'nun sair hükümleri ile bağdaştığını, davalı şirket müdürünün, müvekkilinin ortağı olduğu ... Makina Sanayi ve Ticaret Ltd Şti. ile aynı merkezde ve neredeyse aynı ticaret unvanıyla yeni bir şirket kurduğu gerçeğinin incelemeye alınmadığını, bu durumun hukuki sonuçları konusunda dava taraflarının aydınlatılmadığını, gerekçeli kararda bu durumla alakalı herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirket ile aynı merkezde ve neredeyse aynı ticaret unvanıyla 30.09.2020 tarihinde yeni bir şirket kurulmasının, TTK'da şirket müdürüne yönelik olarak düzenlenen birden çok hükme aykırılık teşkil ettiğini, birden çok tehlikeyi de içinde barındırdığını, şöyle ki her şeyden evvel ticaret şirketlerinde ultra vires ilkesi kaldırıldığından, müvekkilinin ortağı olduğu şirket ile davalı tarafça kurulan aynı unvanlı yeni şirketin esas sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularının içeriği önem taşımaksızın her iki şirketin de işletme konusu dışında ticari faaliyette bulunabileceğini, bu durumda davalı şirket müdürünün aynı ticaret unvanıyla yeni bir şirket kurmasının TTK'nun 626. madde hükmü kapsamındaki rekabet yasağının ve müdürler için öngörülmüş olan bağlılık borcunun ihlal edildiğine adeta karine teşkil ettiğini, ilk derece yargılaması sürecince anılan hususa yönelik olarak hiçbir tahkikatta bulunulmamasının eksik incelemeye sebebiyet verdiğini, yeni kurulan şirket ile müvekkilinin ortağı olduğu ... Makina Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. arasındaki ticari sözleşmelerin, paylaşılan ve ilişki kurulan ortak müşteri portföyünün, her iki şirketin yönetim merkezi ile yönetim iradesinin kaynağının ve şirket çalışanları arasındaki ilişkinin araştırılması talep edilmiş olmasına rağmen bu incelemelerin icrasından geri durulduğunu, mahkeme gerekçeli kararında ise davalı tarafça aynı ticaret unvanıyla yeni bir şirket kurulmasının hukuki yönünün değerlendirilmesi bir yana, yeni bir şirket kurulduğu hususuna dahi hiçbir surette yer verilmediğini, davalının müvekkilinin ortağı olduğu şirketin öz kaynaklarını yeni kurulan şirkete aktarma ihtimali ve davalının yönlendirmesi sonucu, müvekkilinin ortağı olduğu şirkete yabancı temsilciliklerden yapılacak ödemelerin, davalı tarafça kurulan yeni şirkete yapılma ihtimalinin de mevcut bulunduğunu, gerekçeli kararında şirket müdürünün, şirket aleyhine açılan icra takiplerini ödememesi ve ilgili takiplere karşı yasal haklarını da kullanmayarak şirketi cebri icraya maruz bırakması hususunun da değerlendirilmediğini, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davalı şirket müdürünün, şirkete bağlılık ve özen yükümüne aykırı şekilde, şirket aleyhine açılan takiplere süresi içinde müdahale etmediğini ve gerekli eylemleri almadığını tespit etmişken, ilgili hususa yönelik olarak hüküm dahi kurmadığını, gerekçeli kararında anılan hususlara hiçbir surette yer vermediğini, davalı şirket müdürünce şirketin imkanları bulunduğu halde ödemenin yapılmaması ve takibe konu borcun ferilerinin miktarının artmasında katkıda bulunulması eylemlerinin hem doktrinde hem de Yargıtay içtihatlarında şirket müdürünün azli için haklı sebep olarak değerlendirildiğini, şirketin likiditesi mevcut olmasına rağmen yönetimin ödeme yapmaktan imtina edip etmediği hususlarının araştırılması gerektiğini, davalı şirket müdürü çok yüksek bedelli bir icra takibini, şirket likiditesi mevcutken ödemediğini, kasti olarak yasal yollara da başvurmayarak şirketi haciz muamelelerinin muhatabı haline getirdiğini, tüm bunlara ek olarak şirketin gerek kasa hesabında gerekse banka hesabında yeterli nakit mevcudunun olmasına rağmen, 394.072,21 TL vergi ve sgk borcunun aynı zamanda 2.948.360,20 TL piyasa borcunun olması Yargıtay içtihatlarına göre şirket müdürünün azli için yeterli delil olduğunu, mahkemenin hatalı tespitinin müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırıldığı yönünde olsa da davalı şirket müdürü tarafından, ilgili hakkın kullandırılmasının çok uzun süre sürüncemede bırakıldığını, akabinde ise müvekkili tarafından talep edilen belgelerin müvekkilinin incelemesine sunulmadığını, müvekkilince ilgili belgelerin incelemeye sunulması adına davalı tarafa makul bir süre verilmesine karşılık müvekkiline anılan süre içerisinde cevap verilmediğini, davalı tarafça cevap verildiğinde ise müvekkilinin şirket merkezine davet edildiğini, ne var ki anılan tarihte şirket merkezine gidildiğinde taraflarınca keşide edilen ve ekte sunulu ihtarnamede incelenmek üzere ibrazı talep edilen şirkete ve ortaklık yapısına ait ticari belgelerin hiçbirisinin müvekkilinin incelemesine sunulmadığını, gerçekten davalı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yalnızca iki sayfadan ibaret olan 30.09.2020 tarihli e-gelir tablosu ile e-bilançonun taraflarına sunulduğunu, bilgi alma ile inceleme hakkının yalnızca taraflarına sunulan kısıtlı belgeler kapsamında kullanılabileceğinin belirtildiğini, incelemeye sunulan belgelerin aslının taraflarına teslim edilmediğini, sunulan belgelerin üzerinde mali müşavirin kaşe ve imzasının olmamasının nedeni sorulduğunda ise hiçbir cevap alınamadığını, müvekkilinin şirkete giriş ve çıkış saatleri, şirket merkezinin bulunduğu ... Office Plaza güvenlik görevlisi tarafından tutanak altına alındığını, şirket merkezine giriş ve çıkış saatlerinin oldukça yakın olduğunun görüldüğünü, 05.10.2020 tarihinde keşide edilen ihtarnamede müvekkilinin incelemesine sunulması talep edilen belgelerin bu kadar kısa süre içerisinde incelenmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket müdürü, müvekkilin ortağı olduğu ... Makina Sanayi Ve Ticaret Ltd Şti. ile aynı merkezde ve neredeyse aynı ticaret unvanıyla yeni bir şirket kurduğunu, şirket aleyhine açılan icra takiplerini ödemediğini, ilgili takiplere karşı yasal haklarını da kullanmayarak şirketi cebr-i icraya maruz bıraktığını, şirket kasasında yeterli likidite mevcutken şirketin vergi ve sair kamu borçlarını ödemediğini, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, dava dışı şirket ile müvekkili arasında akdedilen protokolün sahte olduğu iddiasıyla müvekkili aleyhine kötü niyetli icra takipleri başlattığını, tahliye davası ikame ettiğini, müvekkilinin e-postasının kapatılmasının taraflarınca davalı müdürün azli adına haklı sebep olarak gösterilen tek olgu olmadığını, tüm bu eylemlerle birlikte davalı müdürün hukuka aykırı biçimde müvekkilinin şirket e-postasını kapatması davalı şirket müdürünün görevden azlini gerektirecek nitelikte ve ağırlıkta olup ilk derece mahkemesince kurulan kararda somut olayın gerçekleri, kapsamlı şekilde ve müşterek biçimde değerlendirilemediğini, müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı şirket ile müvekkili arasında protokol başlığı altında bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin işverenin sorumlulukları başlığının 5. bendinde müvekkilinin güncel olarak ikamet ettiği konutun, sözleşmeye konu projenin sonlanması akabinde müvekkiline devredilmesi üzerinde anlaşmaya varıldığını, buna karşılık davalı müdür tarafından ilgili protokol evrakı bizzat davalının ticari faaliyetlerinde kullandığı e-posta aracılığıyla müvekkiline ulaştırılmasına rağmen, protokolün sahte olduğunun iddia edildiğini, müvekkilini yıldırmak ve taciz etmek amacıyla, müvekkili aleyhine kira bedelini konu alan birden çok icra takibi başlatıldığını, tahliye davası ikame edildiğini, davalı şirket müdürünün azli için gerekçe oluşturan hususlardan birinin de dürüstlük, iyi niyet ve ahde vefa ilkelerine tamamen aykırı ve sistematik olarak müvekkiline karşı gerçekleştirilen bu saldırılar olduğunu, müvekkilinin ilgili şirkete ortak olmasının yegane sebebinin müvekkilinin uluslararası iş bağlantıları olması nedeniyle şirket lehine yüksek bedellerde iş ortaklıkları kurması olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu uluslararası iş bağlantılarının önemini gerek şirkete ortak olmadan önceki süreçte, gerekse ortaklık sıfatını kazanması akabinde şirket nezdinde yürüttüğü ve şirket tarafından görülmesine aracılık ettiği işlerle ortaya koyduğunu, müvekkilinin anılan şirkete ortak olması akabinde şirketin 2020 yılındaki karlılığının arttığını, şirketin gelirinde artış olduğunu ve müvekkilinin şirkete ortak olmadan önce şirketin karlılığını ciddi ölçüde arttıran çalışmalarının ve aracılık faaliyetlerinin olumlu etkilerinin 12.03.2021 tarihli bilirkişi kök raporunda tespit edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/9530 sayılı takip dosyası sureti, bila tarihli protokol, kira sözleşmesi, ihtarname suretleri, güvenlik tarafından tutulan 06/11/2020 tarihli tutanak, 06/11/2020 tarihli bilgi alma tutanağı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/573 Esas 2022/16 Karar sayılı karar sureti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/177759 sr. sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, davacı vekilinin istinaf aşamasında sunduğu adli bilişim mühendisi ve adli bilişim uzmanı tarafından hazırlanan 23/06/2020 tarihli uzman görüşü, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/526 Esas 2021/133 Karar sayılı karar sureti, İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/204 Esas 2022/491 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 12/03/2021 tarihli kök, 28/06/2021 tarihli ek rapor, banka dekontları, SGK kayıtları, whatsapp yazışmaları dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı tanığı ... 31/03/2021 tarihli celsede, ... 20/10/2021 tarihli celsede dinlenmiştir. Davacı tanığı ...'in ise talimat mahkemesince beyanı alınmıştır. <br>\tDava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarından, davalının şirketin kurucu tek ortağı olduğu, 19/12/2019 tarihli genel kurul kararıyla davalının şirketteki 1500 adet payını davacıya devrinin kabul edildiği, genel kurul kararının tescil ve ilanı ile davacının ve davalının şirkette %50'şer hissedar oldukları, şirketin kuruluş tarihinden itibaren aksi karar alınıncaya kadar davalının şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafından dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin gönderilen 02/09/2020 tarihli ihtarname ile, şirketin banka ve muhasebe bilgileri hakkında bilgi verilmediği belirtilerek istenen hususlarda yazılı şekilde bilgi verilmesi, kapatılan e-mailinin  açılmasını talep etmiştir.<br>\tDavacı tarafından davalıya dava tarihinden sonra 05/10/2020 ve 01/10/2020 tarihlerinde gönderilen ihtarname ile, şirketin muhasebe kayıtlarının mali müşavir ve avukat eşliğinde incelenmesi için hazır bulundurulması istenilmiştir. <br>\tDavalı tarafından davacıya gönderilen 12/10/2020 tarihli cevabi ihtarname ile, 06/11/2020 günü saat 12:00'da yasadan doğan bilgi alma ve inceleme hakkının yasada düzenlenen şekilde kullandırılmak üzere şirket genel merkezine davetli olduğu bildirilmiştir. <br>\tDavacı, vekilleri ve mali müşavir imzası bulunan 06/11/2020 tarihli bilgi alma tutanağında, incelemeye sunulan evrakların 30/09/2020 tarihli bilanço, gelir tablosu olduğu, ihtarname ile talep edilen diğer belgelerin incelemeye sunulmadığı, incelemeye sunulan iki adet belge aslı fotokopisinin ticari sır olduğu beyanla teslim edilmediği, cep telefonu ile fotoğrafının çekilmesine müsade edildiği belirtilmiştir. <br>\tDava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin bulunduğu binanın güvenliği tarafından tutulan 06/11/2020 tarihli tutanak ile, davacı ve yanındakilerin plazanın 47 nol'lu dairesine 06/11/2020 tarihinde saat 11:55'te giriş yaptığı, saat 12:26'da çıkış yaptığı tutanağa bağlanmıştır. <br>\tDava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve davalı tarafından davacıya gönderilen 09/10/2020 tarihli ihtarnameler ile, şirketin ticari itibarını zedeleyici ve iş ilişkilerini bozucu eylemlerini durdurması istenilmiştir. <br>\tAnkara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/9530 sayılı takip dosyası ile, dava dışı ... Mühendislik ... A.Ş. tarafından davalı ve dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. aleyhine senetten kaynaklanan toplam 331,39 TL ve 24.362,78 Euro alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>\tKira sözleşmesinde dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Kiraya veren, davacı kiracı olarak yer almakta olup, 09/09/2019 kira başlangıç tarihli sözleşmede kira bedelinin 2.500,00 TL olarak kararlaştırıldığı görülmüştür.<br>\tAnkara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/573 Esas 2022/16 Karar sayılı kararından, ... (davalı) tarafından ... (davacı) aleyhine hisse devir sözleşmesinin iptali talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonunda 17/01/2022 tarihinde davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\tAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/177759 sr. sayılı dosyasından, ...'nün şikayeti üzerine ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan ceza soruşturması yürütüldüğü görülmüştür. <br>\tİstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/526 Esas 2021/133 Karar sayılı kararıyla, dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından ... aleyhine kira alacağının tahsili ve tahliye talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda kira alacağına ilişkin davanın kısmen kabulüne, tahliye talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/204 Esas 2022/491 Karar sayılı kararıyla, ... tarafından kira sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği davada iddianın işbu dava dosyasına da sunulan bila tarihli ve kiralanan dairenin davacıya tahsis edilip, proje teslim edildiğinde dairenin bedelsiz olarak davacıya devredileceğine ilişkin protokole dayandırılmış olup, yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davacı vekilinin 26/01/2021 tarihli talep dilekçesinde yeni iddiaların ileri sürüldüğü, dava tarihi itibarıyla dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kayıtları incelendiğinde davacı adına cari hesap açılmadığı, yapılan 110.570,00 TL banka ödemelerinin 92.570,00 TL kısmının kasaya nakit giriş olarak yapıldığı, 18.000,00 TL ...'ya ödeme olarak kayda alındığı, ayrıca 34.590,00 TL'nin davacı tarafından şirket hesabına yatırıldığı, yatırılan bu paranın da kasadan yatırılarak kayda alındığı, davacının şirket ortaklığı öncesi ve sonrasında 1.307,972,80 TL olumlu fark bulunduğu, haklı sebeple azil için yeterli delil gösterilmediği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf aşamasında sunduğu uzman görüşünde, davacıya ait diz üstü bilgisayarında inceleme yapıldığı, 16/09/2019 tarihinde davacı e-postasına gelen protokol konulu e-posta ekindeki protokol son.docx isimli dosyanın oluşturulma ve son değişiklik tarihinin 16/09/2019 olduğu, dosyanın son yazdırılma tarihinin oluşturulma tarihinden 4 ay önce 24/05/2019 olmasının son değişikliği yapanın ... isimli kullanıcı tarafından farklı kaydet seçeneğiyle kaydedildiğini gösterdiği tespit edilmiştir. <br>\tDava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. antetli bila tarihli protokolün altında ... Ltd. Şti./... Direktör, ... (proje sorumlusu) sıfatıyla imzalı olduğu, proje sorumlusuna proje sonuna kadar 30.000,00 Euro maaş ve prim ödeneceği, açıklanan adresteki dairenin kendisine tahsis edileceği, proje teslim edildiğinde aynı dairenin proje sorumlusuna bedelsiz devredileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nde davalıyla birlikte %50'şer oranda hissedar olduklarını, davalının dava dışı limited şirketin münferit temsile yetkili müdürü olduğunu, davalının şirkette çalışmasını engellediğini, şirketten bilgi almasının önlendiğini, şirket e-posta adresinin kapatıldığını, oturduğu ve protokol ile kendisine tahsis edilen konuttan kendisini atmaya çalıştığını, protokol uyarınca konutun kendisine devredilmediğini, şirketin gelirlerini gizli ortağı olduğu başka bir şirkete aktardığını, iş için yaptığı masrafları şirketten alamadığını, bilgi alma hakkının engellendiğini, haklı sebeple limited şirket müdürünün azli koşulunun oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davacı iddialarının yerinde olmadığını, şirket hisselerinin devir bedelinin davalı tarafından ödenmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında dava dışı ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %50 hissesinin davacıya, %50 hissesinin ise davalıya ait bulunduğu, davalının şirketin kuruluşundan itibaren aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azline ilişkin haklı sebep koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/06/2018 tarih  2016/13526 Esas 2018/4741 Karar sayılı ilamı).<br>\tYapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tDavacı yan davalı şirket müdürünün davalının şirkette çalışmasını engellediği, şirketten bilgi almasının önlendiği, şirket e-posta adresinin kapatıldığı, oturduğu ve protokol ile kendisine tahsis edilen konuttan kendisini atmaya çalıştığı, protokol uyarınca konutun kendisine devredilmediği, şirketin gelirlerini gizli ortağı olduğu başka bir şirkete aktardığı, iş için yaptığı masrafları şirketten alamadığı, bilgi alma hakkının engellendiği iddiasıyla davalının şirket müdürlüğünden azlini talep etmiştir. <br>\tYargılama alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, haklı sebeple azil için yeterli delil gösterilmediği tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalının şirketten bilgi alma hakkının engellendiğini ileri sürmüş ise de, bu hususta dava dışı şirkete gönderilen ihtarname üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname ile bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması için şirket genel merkezine davet edilmiş, davacı tarafından da dava tarihinden sonraki tarihli bilgi alma tutanağı düzenlenmiştir. Davacının şirketten bilgi alma hakkının gereği gibi kullanılmasının davalı şirket müdürü tarafından engellendiğine ilişkin dosyaya somut bir delil sunulmamıştır.<br>\tDavacının kullandığı davalı şirkete ait e-posta adresinin kapatılmış olması tek başına davalı şirket müdürünün azli için haklı sebep teşkil etmeyecektir. <br>\tDavacının haklı sebep olarak ileri sürdüğü nedenlerden biri olan ve dosyaya sunulan bila tarihli protokol dayanak yapılan kendisine tahsis edilen daireden haksız olarak davalı tarafından çıkarıldığı, protokolün gereğinin yerine getirilmediği, dairenin kendisine devredilmediği iddiasına ilişkin olarak ise davacının protokole dayalı haklarına ilişkin hukuki yollara başvurabileceği, ileri sürülen bu aykırılığın davalı limited şirket müdürünün azli için haklı sebep oluşturmayacağı anlaşılmıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün azlini gerektirir haklı sebebin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br> \tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/03/2025 <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ... <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"318c3b045265141c","SID":"f204ca88ea4ad5a0"}}