{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/113 <br>KARAR NO: 2025/473<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2024<br>NUMARASI: 2021/806 Esas -  2024/595 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/03/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 13.08.2021 tarihinde, davalının trafik sigortacısı olduğu  ... plakalı aracın müvekkillerinin müşterek çocuğu ...'e  kusurlu olarak  çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, müvekkillerinin  destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne ve baba için ayrı ayrı 1.500'er-TL   destekten yoksun kalma tazminatının  temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 10/07/2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... için 234.582,23-TL, davacı ... için 141.598,19-TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların yaptıkları başvuru üzerine alınan aktüer raporu doğrultusunda 16.11.2021 tarihinde davacı ... için 22.996,49-TL ve ... için 30.823,09-TL olmak üzere toplamda 53.819,58-TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, söz konusu ödemelerin yapıldığına ve müvekkili şirketten başka hak veya alacak talebinde bulunulmayacağına ilişkin olarak davacı tarafça ibraname imzalandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''..davalı tarafından davacılara yapılan ödeme ve ibra nedeniyle sorumluluğun kalmadığı ileri sürülmüş ise de davalı tarafından hazırlanıp davacıların imzasına sunulduğu anlaşılan '' kesin mutabakatname,ibraname,feragatmame, makbuz'' başlıklı belgenin fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla notu düşülmek suretiyle imzalandığı dolayısıyla davacıların davalıyı ibra etmediği, dosya kapsamında alınan  ATK raporunda ve Gaziosmanpaşa 8. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan ATK raporlarında davacıların desteği müteveffa yaya ...'in tam kusurlu olduğu, savcılık soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise dava dışı sigortalı sürücünün tali, yaya desteğin ise asli kusurlu olduğunun belirtildiği,  çelişki oluştuğu, İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyetten yeni bir rapor alındığı, 16/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda video görüntülerinden, dava konusu aracın hızının düşük olmadığı, yayaya çarpmadan önce direksiyon tedbiri almış olmasına karşın etkili fren tedbiri alınmadığı, üçlü kavşak niteliğinde olan mahalde hızın düşürülmemiş olmasının ve etkili fren tedbiri almamış olmanın kazaya etkisinin %20 oranında, desteğin ise yaya geçişi bariyerle kapatılan yola  kontrolsüz, tedbirsiz ve dikkatsiz olarak girmesinin kazanın etkisinin  %80 oranında olduğunun açıklandığı,  dava dışı sigortalı araç sürücüsü hakkında dava konusu kaza nedeniyle yargılandığı Gaziosmanpaşa 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/445 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verilmiş ise de verilen beraat kararının bilirkişi raporuna dayandığı, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemelerinin beraat kararları ile bağlı olmadığı, dava dışı sigortalı sürücünün hızının fazla olması ve etkin fren tertibatı almaması nedeniyle kusurunun bulunduğu kanaati oluştuğundan 16/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edildiği, hesaba ilişkin bilirkişi raporunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve güncel Yargıtay kararları doğrultusunda TRH-2010/ Yaşam Tablosu kullanılarak, Progresif Rant Yöntemine göre, yapılan kısmi ödeme güncellenerek ve garame hesabı yapılarak, kaza tarihi  itibariyle poliçe limiti olan 430.000,00 TL gözetilerek yapılan hesaplama, hüküm kurmaya yeterli denetime elverişi olduğundan davacıların davasının kabulüne karar vermek gerektiği'', gerekçesiyle, Davacıların davasının kabulü ile davacı ... için 234.582,23  TL, davacı ... için 141.598,19 TL olmak üzere toplam 376.180,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının 16.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, müteveffanın yaya üst geçidini kullanmayıp yayaların geçişine kapalı demir bariyerlerden atlayarak kazanın meydana gelmesine %100 kusurlu ile sebep olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, kusur hususunda çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, aktüerya hesabında desteklik süresinin başlangıç ve bitiş sürelerinin hatalı belirlendiğini, TRH yaşam tablosu ve 1,65 iskonto oranına göre hesaplama yapılması gerektiğini, yerel mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.  Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağında, araç sürücüsü ...'ın araç hızını yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından kusurlu, yaya ...'in ise 100 metreye kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunduğu halde bu yerlerden geçiş yapmadığından kusurlu olduğu belirtilmiş; istinaf edilmeden kesinleşen ve  sanık sürücünün beraatine karar verilen  ceza yargılamasında hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 18.03.2022 tarihli raporu ve Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 10/11/2022 tarihli raporunda ise sürücü ...'ın sol tarafında buluna orta refüj üzerinden, demir korkulukları aşarak koşar adımlarla karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya karşı tedbir alabilecek yeterli zaman ve mesafe olmamasından dolayı kusuru bulunmadığı, 2011 doğumlu ( müdrik yaşta olmayan) müteveffa yaya ...'in  kaza mahalline yakın yerde bulunan yaya üst geçidini kullanması gerekirken, yayaların geçişinin demir korkuluklarla engellendiği yol bölümüne kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde sağ tarafından gelmekte olan araca rağmen koşar adımlarla taşıt yoluna girmesi nedeniyle gerçekleşen kazada davranışlarının asli etken olduğu belirtilmiştir. Eldeki dosya kapsamında alınan 30/03/2023 tarihli ATK raporunda, sürücü ...'ın demir bariyerleri aşarak yola aniden giren yayaya çarptığı olayda atfı kusur bulunmadığı, müteveffa yaya ...'in ise geçişini kaza mahalline yakın yerde bulunan yaya üst geçidini kullanarak yapması gerekirken, yayaların geçişinin engellendiği demir bariyerlerden atlamak suretiyle kaplamaya girip  kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette gerçekleştirmek istediğinden meydana gelen kazada yaşı gereği sergilemiş olduğu davranış faktörlerinin asli etken olduğu açıklanmıştır. Yine iş bu dosya kapsamında alınan 14.05.2024 tarihli  İTÜ 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda, kazanın gündüz vakti, meskun mahalde gerçekleştiği,  kazaya ilişkin 2 adet CD kaydının incelenmesinde , olay yerinde kamyonete ait fren izine rastlanmadığı ve maktülün 6-7 metre ileriye savrulmuş olması dikkate alındığında aracın hızının  hız limitini olan 50 km nin üzerinde olduğu, olay yerinin 3 lü kavşak olması nedeniyle araç hızının düşürülmemiş olduğu, sürücünün yayaya çarpmadan önce direksiyon tedbiri almasına rağmen etkili fren tedbiri almamış olması hususları nazara alındığında  sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde %20 tali kusurlu olduğu, kazanın ana etkeninin ise  bariyerle yaya geçişine kapatılan orta refüjde yayanın atlayarak aracın önünden koşması olduğu, bu nedene  müteveffa yaya ...'in %80 asli kusurlu olduğu açıklanmıştır. Hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ve kusur raporu ile bağlı değildir, ancak maddi vakıa ile bağlıdır. Ceza dosyasındaki maddi vakıa kabulü ile eldeki hukuk davasında maddi vakıa kabulü aynı olup, hükme esas alınan kusur değerlendirmesi farklıdır. Yerel mahkemece dosya kapsamında alınıp hükme dayanak yapılan İTÜ heyet raporunda, ceza dosyasında ve eldeki dosyada alınan tüm raporlar değerlendirilmiş olup, maddi vakıanın gerçekleme biçimine göre, her ne kadar kazanın meydana gelmesinde  asli etken müteveffa yaşı küçük yayanın davranışları ise de, kazanın bulunduğu yerde 3 lü kavşak olması, vaktin gündüz, yerin meskun mahal olması, aracın  hızının 50 km hız sınırının üstünde olması ve sürücünün etkin fren tedbirine başvurmamış olması nedeniyle sürücünün de kazada tali kusuru bulunduğu belirgindir. Bu nedenlerle, İTÜ heyet raporu, somut olayın özelliklerine , kazanın meydana geliş biçimine ve kaza tespit tutanağına uygun olmakla yerel mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki iş bu raporda, tüm raporlar değerlendirilmiş olup esasen bir çelişki de mevcut değildir.Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarına ilişkin olarak; 02.07.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılmış olup,  iskonto oranı uygulanmamasının dairece de benimsenen Yargıtay içtihatlarına uygun olmasına; 10 yaşında vefat eden yaya için 18 yaşın ikmali ile gelir elde edeceği kabulü ile asgari ücret üzerinden ve davalı tarafın %20 kusuruna göre  hesaplama yapılmış olmasına; hesaplamada  davadan önce yapılan kısmi ödemlerin davacıların ödeme tarihi itibari ile zararını karşılamadığı tespit edilerek ve kaza tarihindeki verilere göre hesaplanan rakamlardan kısmi ödemelerin güncellenmiş tutarlarının tenzil edilmiş bulunmasına göre, aktüer raporunda bir hesaplama hatası tespit edilememiştir. Bundan ayrı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakta olup davacılar lehine ayrı ayrı, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi gereğince doğru şekilde hesaplanan  vekalet ücretlerine hükmedilmesinde bir yanılgı bulunmamaktadır.Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeye tüm istinaf itirazlarının HMK 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 25.696,88-TL harçtan peşin yatırılan 6.424,30-TL harcın düşümü ile bakiye 19.272,58-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.24/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f45dfca381a8d08","SID":"aa61cb9acbd09d57"}}