{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1672<br>KARAR NO\t: 2025/452<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...                 (...)<br>ÜYE\t\t: ...         (...)<br>ÜYE\t\t: ...             (...)<br>KATİP\t\t: ...            (...)<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TALEP TARİHİ                 : 06/12/2018<br>ARA KARAR TARİHİ\t : 19/12/2018<br>NUMARASI\t : 2018/642 Esas - 2024/208 Karar  <br><br>DAVACI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVALI\t:....<br>\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br><br>              <br>              BİRLEŞEN KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/381 ESAS<br><br>DAVACI \t:İZMİT SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ\t- ... - Serdar Mh. Seka Park No:59 İzmit/Kocaeli<br>VEKİLİ\t    :....<br>DAVALI\t    :.... <br>\t    :....<br>VEKİLLERİ  :....<br><br>                   BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2023/41 ESAS<br><br>DAVACI \t: İZMİT SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ\t- ... - Serdar Mh. Seka Park No:59 İzmit/Kocaeli<br>VEKİLİ\t    :....<br>DAVALI\t    :.... <br>\t    :....<br>VEKİLLERİ  :....<br><br>                  BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/467 ESAS<br><br>DAVACI \t: ... -  ...<br>VEKİLLERİ\t    :....<br>DAVALI\t    :.... <br>\t    :....<br>VEKİLLERİ            :....<br><br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: İş sahibi tarafından açılan asıl ve birleşen davalarda, eser sözleşmesinden kaynaklı teminat senetlerinin güncelleme farklarının tahsili, fazla iş bedeli ödemesi, yüklenicinin tarafından yapılması gerekirken iş sahibi tarafından tamamlanan iş bedelleri, cezai işlem, sözleşmenin feshi sonrasında kalan işin üçüncü kişilere tamamlatılmasına ilişkin zarar talebi; yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemleri<br>HÜKÜM\t: Kararın kaldırılması gönderme<br>İSTİNAF  EDEN\t:  Asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekili<br><br>İş sahibi tarafından açılan asıl ve birleşen davalarda, eser sözleşmesinden kaynaklı teminat senetlerinin güncelleme farklarının tahsili, fazla iş bedeli ödemesi, yüklenicinin tarafından yapılması gerekirken iş sahibi tarafından tamamlanan iş bedelleri, cezai işlem, sözleşmenin feshi sonrasında kalan işin üçüncü kişilere tamamlatılmasına ilişkin zarar talebi; yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemleri nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen Kocaeli 1. ATM 2021/381 Esas ve birleşen 2023/41 Esas sayılı davalarının reddine, birleşen 2019/467 Esas ve birleşen 2019/467 esas sayılı dosyanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; <br>Davacı tarafından ihalesi yapılan “Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı\" işi sonucu, davacı tarafa hitaben düzenlenen Davalı tarafa ait 07.02.2017 tarih ... numaralı 1.500.000,00 TL ve ... numaralı 3.000.000,00 TL'lik 2 adet kesin teminat mektubu ve hakediş ödeme emirleri üzerine 63.969,54 TL ek kesin teminat tutarının nakit olarak muhasebe kayıtlarına alındığını, davacı tarafın 17.09.2018 tarih 305 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile sözleşmenin feshi hususunda karar alındığını, 1.500.000,00 TL ve 3.000.000,00 TL'lik 2 adet kesin teminat mektubu ile 63.969,54 TL ek kesin teminat tutarının nakde çevrilerek irat kaydedildiğini, kesin teminat ve ek kesin teminat güncelleme farkı olan toplam 1.697.943,55 TL'lik tutarların 21.09.2018 tarih E.2963 ve 25.09.2018 tarih E.21248 sayılı yazılar ile davacı taraftan talep edildiği, davacı tarafından ihalesi yapılan “Körfez İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı\" işi sonucu, davacı tarafa hitaben düzenlenen davalı tarafa ait 29.09.2017 tarih 1525379 numaralı 15.475.859,00 TL'lik kesin teminat mektubu ve hakediş ödeme emirleri üzerine 11.852,23 TL ek kesin teminat tutarının nakit olarak muhasebe kayıtlarına alındığını, Davacı tarafın 08.10.2018 tarih 320 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile sözleşmenin feshi hususunda karar alındığını, 15.475.859,00 TL'lik kesin teminat mektubu ile 11.852,23 TL ek kesin teminat tutarının nakde çevrilerek irat kaydedildiğini, kesin teminat ve ek kesin teminat güncelleme farkı olan toplam 7.145.218,24 TL'lik tutarların 10.10.2018 tarih E.22652 ve 10.10.2018 tarih E.22656 sayılı yazılar ile davacı taraftan talep edildiği belirtilerek güncelleme bedellerinin vade tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/381 dava dilekçesinde özetle; <br>İdarece ihalesi yapılan “Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı” işi ile ilgili olarak kesin hakkediş yapıldığını; yüklenici adına kayıtlı 80072297 numaralı sicile 6 ayrı fatura olmak üzere toplam 734.796,87 TL tahakkuk ettirildiğini, yüklenici adına düzenlenen ... fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 75.852,93 TL eksi hakediş faturalandırıldığını, Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işi için düzenlenen 07.11.2019 tarih ve 151743 E. numaralı 10 no'lu hakkediş evrakından da anlaşılacağı üzere 08.10.2018 tarihine kadar bitmiş imalat 3.669.286,67 TL tutarında olduğunu, 08.10.2018 tarihinde ve 9 No'lu hakkediş tutarı 3.676.897,68 TL olup toplamda fiyat farkı ve ÖTV dahil 75.852,93 TL hak ediş tutarı çıktığını, davalının Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işine ihale yüklenicisi olarak başlamış ancak bir çok kalem tamamlanmadığını, Körfez İlçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi eski hayvan pazarı mevkiinde bulunan hafriyatın kaldırılması için idare tarafından ihaleye çıkıldığını ve dava dışı Sönmez İnşaat Nakliyat Taahhüt Tic. Ltd. Şti ihale yüklenicisi olarak hafriyatı taşıdığını, yüklenici tarafından Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işi kapsamında yapılması gereken ancak yapılmayarak sahada bırakılan hafriyatın taşınması için yapılan adına düzenlenen 61311028 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli Tatura ile 2.146.895,84 TL faturalandırıldığını, yine Körfez İlçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi eski hayvan pazarı mevkiinde bulunan hafriyatın kaldırılması için müvekkil kurum tarafından ihaleye çıkıldığını ve dava dışı Özgüven Peyzaj Taşımacılık İth. Ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. İhale yüklenicisi olarak hafriyatı taşıdığını, yüklenici tarafından Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işi kapsamında yapılması gereken ancak yapılmayarak sahada bırakılan hafriyatın taşınması için yapılan ihalenin bedeli davalı adına düzenlenen ... fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 252.371,64 TL faturalandırıldığını, yüklenici tarafından Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işinin sözleşmesine göre Düktil Font İçme suyu borusu testini yapması gerekirken yapmadığını ve borular döşendikten sonra testleri yapılmadan teslim edildiğini, idarenin Düktil Font İçme suyu borusu testi başka bir firmaya yaptırma zorunluluğu doğduğunu, toplam 8.776,49 TL tutarındaki Düktil Font İçme suyu borusu test bedeli yüklenici adına düzenlenen 61311081 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile “8.776,49 TL” faturalandırıldığını, yüklenici firmanın yüklenimi altında bulunan “Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işi” ile ilgili olarak; Hakedişe girmeyen imalat metraj tutanağı dikkate alınarak, Düktil takip çizelgesiyle elimizde olması gereken ve eksik bulunan malzemelerin miktarı hesaplandığını, Düktil Ağırlık tablosu ile de her bir malzemenin ağırlık miktarları çarpılarak kümülatif olarak idare malı Düktil borular ve idare malı Düktil Fittings malzemeler için toplam ağırlık hesaplandığını, bu hesaplamalara göre idare malı düktil borularda 10.123,48 kg, idare malı düktil fittings malzemelerinde 5.065,80 kg eksik olduğu tespit edildiğini, sözleşme gereğince idare malı düktil boruda zayiat kabul edilmediğini, sahada eksik olduğu tespit edilen toplam 167.118,62 TL tutarındaki idare malı boru ve birleşim malzeme bedeli için yüklenici Atinak Müh. İnş. San. Ve Tic. A.Ş. adına düzenlenen 61311099 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 497.199,97 TL faturalandırıldığını, yüklenici firmanın yüklenimi altında bulunan “Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işi” ile ilgili olarak; sözleşmenin 23.1 maddesinde “Yüklenici, İdareye bildirdiği teknik personelin onaylandığının kendisine bildirildiği tarihten itibaren adet ve unvanları belirtilen teknik personeli iş programına göre iş yerinde bulundurmak zorundadır.” denildiğini, sözleşmenin ilgili maddesi gereğince sahada bulundurulması gereken teknik personel ile alakalı olarak, cezai işlem uygulanması, 53.700,00 TL ceza tutarının hakedişten kesilmesi uygun görüldüğünü, teknik personel ceza bedeli için yüklenici adına düzenlenen 61311209 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 53.700,00 TL faturalandırıldığını belirterek davanın kabulüne, ... fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 75.852,93 TL'nin, 61311028 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 146.895,84 TL'nin, ... fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 252.371,64 TL'nin, 61311081 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 8.776,49 TL'nin, 61311099 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 197.199,97 TL'nin, 61311209 fatura numaralı 15.06.2020 tarihli fatura ile 53.700,00 TL'nin fatura tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/41 dava dilekçesinde özetle; <br>İdarece ihale edilen ve yüklenici firmanın taahhüdü altındaki 73.641.041,00 TL sözleşme bedelli \"Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı” işi ile ilgili olarak; İşin sözleşmesi 10/02/2017 tarihinde imzalandığını ve yer teslimi 14.02.2017 tarihinde yapıldığını, iş programına göre iş bitim tarihi 02.08.2019 olarak belirlendiğini, işin yapım sürecinde ve devamında, işe toplam 137 gün ek süre uzatımı verilerek, yeni iş bitim tarihi 17.12.2019 olarak belirlendiğini, iş kapsamında Derince ilçesinin merkez 10 adet mahallesinde içmesuyu yağmursuyu ve atıksu imalatları, 1 adet 5000m3'lük içmesuyu deposu 2 adet mevcut su deposunun bakım onarımı, 2 adet içmesuyu terfi merkezi yapılması planlandığını, ancak işin devamında iş yerindeki çalışma ve faaliyet yönünden ilerlemelerin iş programına uygun olmaması, yazılan uyarı yazılarına reaksiyon gösterilememesi geçen sürede depoların bakım onarımına ve terfi merkezlerine tam olarak başlanamaması, KBB tarafından üstyapısı yapılacak olan çalışma yapılan cadde ve sokakların tamamlanıp teslim edilememesi ve firmanın maddi bir darboğaza girip işçi ve malzeme borçlarını ödeyememesi sebebiyle işin sürdürülemez boyuta geldiği anlaşıldığından isin sözleşmesi 17.09.2018 tarih ve E.305 sayılı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Kararı ile feshedilerek, hesabın genel hükümlere göre tasfiye edilmesi kararı alındığını, \"Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı” feshi olarak kurumun uğradığı zarar bedeli, 33.625.227,54 TL olduğunu belirterek davanın kabulü ile, toplam 33.625.227,44 TL bedelin, işin fesih tarihi olan 17.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/467 dava dilekçesinde özetle; <br> Davacı şirket ile davalı arasında 20.01.2017 tarihli ve 2016-60 sayılı İhale Komisyonu Kararı ile 73.641.041,00-TL. bedelli Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı Sözleşmesi ve 08.09.2017 tarihli ve 2017-22 sayılı 84.741.041,41-TL. bedelli Körfez İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı Sözleşmeleri akdedildiğini, Davalı tarafından ihalesi yapılan ve vekil edeni şirket üzerinde bırakılan iş bu sözleşmelerden Derince Sözleşmesi için 4.500.000,00-TL. miktarlı, Körfez Sözleşmesi için 15.474.859,00-TL. miktarlı teminat mektupları, vekil edeni şirket tarafından davalı tarafa teslim edildiğini, vekil edeni şirketin ödemeler dengesi bozulunca, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/784 Esas sayılı dosyası ile konkordato ön mühlet talebinde bulunduğunu ve anılan dava dosyasından verilen 02.07.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile konkordato ön mühlet sürecine girdiğini, konkordato kesin mühlet sürecinde olduğunu, Davalı taraf, müvekkilim davacı şirkete 19.09.2018 tarihinde gönderdiği faks ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun \"İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi\" konulu 20. maddesine göre davalı ... müdürlüğünün yönetim kurulunun 17.09.2018 tarih ve 66936069-050.02.04-E.305 sayılı kararı ile Derince Sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiğini bildirdiğini, Yine davalı taraf, 09.10.2018 tarihli yazısı ile de  4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun \"İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi\" konulu 20. maddesine göre davalı ... müdürlüğünün yönetim kurulunun 08.10.2018 tarih ve 66936069-050.02.04-E.320 sayılı kararı ile Körfez Sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiğini bildirdiğini, Davalı tarafın sözleşme bedelleri toplamı yaklaşık 160.000.000,00 TL'yi bulan iki sözleşmemizi haksız ve tak taraflı olarak fesih etmesini müteakip, sözleşmeler gereği verdikleri yaklaşık 20.000.000,00 TL'lik teminat mektuplarımızı nakde çevirerek irad kaydettiğini ve şirketin 31.10.2019 tarihine kadar da ihale yasaklısı duruma düşmesine sebebiyet verdiğini, inşaat sözleşmelerinin feshinden kaynaklı maddi zararları oluştuğunu, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler (harçlar, noter ücreti gibi giderler), sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilmesi için yapılan masraflar (sözleşme konusu iş için yapılan boru, beton, demir, çelik, kalas, hırdavat ve nalbur malzemeleri gibi inşaat malzemesi ve inşaat ekipmanı alımlarımız, şantiye kurulumu için şantiye ve döküm sahalarının kiralanması, şantiye yatakhane ve yemekhane ile idari ofis binalarının mobilizasyonu ve kurulmaları, iş makinası ve ekipmanların nakli, sigorta masrafları, keza fesihten sonra tüm şantiyenin de-mobilizasyonu, iş makinası ve ekipmanlarımızın tekrar taşınması, yağmalanan ve telef olan emtialarımız vb.), o güne kadar harcanmış muhafaza giderleri, personel maaş, SGK ve stopaj ödemeleri, fesihler ve ödenmeyen ve/veya eksik ödenen hak edişler sebebiyle muhatap olduğumuz ticari davalar ile iş davaları ve bu davalar için ödememiz gerekecek tazminatlar ve faizleri ile nakte çevrilen teminat mektupları ve bunlar için ödenen faizler ile huzurdaki bu davanın masrafları, başlıca menfi zarar kalemleri olduğunu, sözleşmelerin konkordato talebi sebebiyle fesih yolu kapatılmış olduğundan, davalı taraf 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna dayandığını, davalının Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20. maddesine göre de sözleşmelerimizi hukuken fesih edemeyeceğini,  ancak davalının asıl fesih sebebi vekil edeni şirketin konkordato müracaatı yapmış olması ve davalının sözleşmelerimizi fesih ederek 20.000.000,00 TL.lik teminat mektuplarını nakde çevirip irad kaydetmek istemesinden başka bir şey olmadığını, davalı tarafın sözleşmeleri fesih etmesi 4735 sayılı yasaya da açıkça aykırı olduğunu, Derince projesinin sözleşme tarihi 10.02.2017 - bitiş süresi 17.12.2019, Körfez projesinin sözleşme tarihi 02.10.2017 - bitiş süresi 10.10.2020 tarihi olduğunu, Davalı tarafın fesih için gerekçe yaptığı 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20. maddesi ve devamındaki hükümler, huzurdaki davaya konu sözleşmelerin feshi için hukuken asla haklı sebep teşkil etmediğini, anılan düzenlemenin sözleşmesi süresi dolmuş fakat süresi bitmesine rağmen tamamlanamamış işler için işletilebilecek hükümler olduğunu, oysa davaya konu sözleşmeler davalı tarafça tek taraflı olarak fesih edildikleri tarihlerde, sözleşmelerden bir tanesi için 1 yıldan fazla (15 ay), diğeri için 2 yıldan fazla (25 ay) sözleşme süresi bulunduğunu, davalı tarafın dayandığı fesih gerekçeleri olaya şamil olmadığından, tek taraflı  bu fesihlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının bu haksız fesihleri nedeniyle vekil edeni şirket telafisi imkansız zararları oluştuğunu, Davalı taraf Derince Belediyesi resmi internet sitesinden \"Derince Belediye Başkanı İSU müteahhidini kovdu\" şeklinde haberler yayınladığını, oysa bu haberin yapıldığı tarihte ortada resmi bir fesih ya da resmi bildirim olmadığını, ayrıca kovma gibi bir durum da söz konusu olmadığını, vekil edeni şirket Derince Belediye Başkanı ile muhatabı olmadığını, ancak bu beyan sebebiyle maaş ve işçilik ödemesi bekleyen taşeronların şantiyeyi yağmalandığını ve birçok makina ve ekipmanı ya götürdüklerini ya da zarar verdiklerini, davalının akabinde 02.10.2018 tarihli konkordato ilk duruşmasına da gelerek Derince Sözleşmesini fesih ettiğini, bu kez Körfez sözleşmesini de fesih edeceğini beyan ettiğini, halbuki davalı taraf bir kamu kurumu olduğunu ve Kamu İhale Kanununda fesih için resmi bir prosedürün izlenmesi gerektiğini, bu beyanatın verildiği tarihte ise yine ortada resmi bir tebligat olmadığını ve resmi feshin de duruşmadan sekiz gün sonra yapıldığını, davalının Körfez sözleşmesini de fesih edeceği, alacaklılar ve ödeme bekleyen taşeron ve işçiler arasında ikinci kez infiale sebep olduğunu ve davalı şirket bu sorumsuz beyanatları neticesinde vekil edeni şirketin telafisi imkansız zararları oluştuğunu beyanla davanın kabulüne, vekil edeni şirketin yüklenicisi olduğu Derince ve Körfez sözleşmelerinin, davalı tarafından tek taraflı haksız ve hukuka aykırı olarak fesihinden kaynaklanan zararlarımızın, tahkikat aşamasında özellikle bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelmesini müteakip, dava değerini artırmak üzere fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik asgari 200.000,00-TL. maddi tazminat ve 100.000,00-TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 300.000,00-TL.lik kısmının, haksız fesih tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle, davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle;<br>Davacının tek taraflı sözleşme fesihlerinin haksız olduğunu, Kanuna ve Hukuka da aykırı olduğunu, karşı dava açmak için arabuluculuk müracaatı yaptıklarını, davalı şirketin 02.07.2018 tarihinde konkordato ön mühlet sürecine girdiğini, davacı İdarenin ödenek yetersizliğinden hakediş ödemelerini hiçbir zaman düzenli yapmadığını, Derince Belediye Başkanlığı'nın İnternet sitesinde 05.09.2018 tarihinde “Derince Belediye Başkanı müteahhidi ilçeden kovdu.” şeklinde haber yapıldığı, davacı tarafın sözleşmeleri fesih etmesi 4735 sayılı yasaya da açıkça aykırı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/381 cevap dilekçesinde özetle; <br>Davacı aleyhine Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/642 esas sayılı dosyası ile sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle tazminat davası açtıklarını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, esas yönünden savunmalarında ise davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı vekili Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/41 cevap dilekçesinde özetle; <br>Davacı taraf mahkemenizin 2018/642 Esas sayılı dosyası ile huzurdaki bu dosyanın birleştirilmesini talep ettiğini, ancak bu dava dosyasının anılan dosya ile birleştirilmesi, yargılamada faydadan daha çok zarara sebebiyet vereceğini, anılan ilk dava dosyası 5 yıl önce açıldığını, delillerin toplandığını, tanıkların dinlendiğini, bilirkişi kök raporu ve itirazlar alınmış olup, tahkikatın neredeyse sonuna gelindiğini, ek rapor aşamasında olduğunu, anılan dosyada zaten 3 dava dosyası daha önce birleşmiş durumda olduğunu, tüm bu sebeplerle, yargıda hedef süre ilkesi ve davaların bulundukları aşama da gözetilerek, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için  birleştirme taleplerinin reddini talep ettiklerini, birleştirme talebi yerinde değilse Mahkememizin 2018/642 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı yanın,  dava dilekçesinde zararlarının yaklaşık 33 milyon TL. olduğunu sadece afaki olarak iddia ettiğini, en küçük bir delil sunmadığını ve herhangi bir açıklama da yapmadığını, davacı yanın zarar ziyan talebinde bulunabilmesi için öncelikle sözleşmenin feshinde haklı olması gerektiğini, oysa  mahkememizin 2018/642 Esas sayılı dosyasından tanzim olunan bilirkişi raporunda; sözleşmelerin fesih tarihleri itibariyle her ne kadar çalışma programının gerisinde kalınmış olsa da bir sözleşme için 15 ay, diğeri için 24 aylık sürelerin varlığı gözetildiğinde, kalan sürede sahadaki makina ve ekipmanın artırılarak işlerin yetiştirilebileceği ve kalan işlerin bitirilebileceği kanaatine varıldığının belirtildiğini, bilirkişi heyeti kalan sözleşme süresinde iş bitirebilirdi diyerek davacının bu gerekçesini çürütmüş olduğunu, davacının maddi darboğaz ile ne kast ettiğini ise anlamadıklarını, davacının haksız, hukuki ve fiili mesnetten yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>Davalı vekili Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/467 cevap dilekçesinde özetle; <br>Açılan davanın usül ve yasaya uygun olmadığını, söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ancak alacağın kendilerince belirlenebilir olduğunu, özellikle şirket konkordato da kesin mühlet süreci içinde olan bir şirket olduğunu belirttiklerini, sadece haksız fesih olarak izah edilenin bu dava olmadığını, tüm zararın bu dosya kapsamında incelendiğini, ayrıca dava konusu işin belgeli ve miktarlı olduğunu, teminatın ve hak edişlerin hepsinin kayıtlı olduğunu, bu durumda davanın belirsiz alacak talebinin yerinde olmadığını, iddia edilen alacağın miktarını ya da değerinin tam olarak belirlenmesinin imkansız olmadığını, belirsiz alacak davası mahkemece kabul edilse dahi faiz başlangıç tarihi hesabının yanlış olduğunu, faiz başlangıcının, tahkikat aşaması sonucu belirlenen net miktarının tamamı için temerrüt veya dava tarihinin esas olacağını, fesih sürecinin haklı ve usülüne uygun olarak yürütüldüğünü, Derince İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı işinin sözleşmesinin 10/02/2017 tarihinde imzalandığını, yer tesliminin 14/02/2017 tarihinde yapıldığını, iş bitim tarihinin 17/12/2019 olarak belirlendiğini belirterek davanın reddine, vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; \"Asıl davanın, birleşen Kocaeli 1. ATM 2021/381 Esas ve birleşen 2023/41 Esas sayılı davalarının reddine, birleşen 2019/467 Esas sayılı dosyanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 200.000,00 TL maddi tazminatın birleşen dava tarihi olan 05/11/2019 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, birleşen 2019/467 esas sayılı dosyanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın birleşen dava tarihi olan 05/11/2019 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekili  istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>TBK 473. maddenin olayda uygulanma imkanı bulunmadığını, dava konusu iş , Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna Tabi olarak yapılan ihale süreci hakkında olduğunu ve bu mevzuata göre sözleşme haklı olarak fesh edildiğini, mahkemenin feshin haksız olduğuna ilişkin bilirkişilerin işçi ve makine ilavesi ilelişin süresinde bitirilebileceği iddiasının yerinde olmadığını, yüklenici ve idarenin işçiler dava ettiğini ve idarenin üst işveren olarak sorumlu tutulduğunu, teminat olarak bir kısmını dosyaya ödendiğini, bir kısmında ise istinaf sonucu beklendiğini, bilirkişinin mali kaynaklarını yeterince incelemeden bizce afaki bir değerlendirme yaptığını, ihale feshinden önce doğan bu alacakları ve şirketin mali durumunu göz önüne alınması gerektiğini, fesih haklı olduğundan ve idarenin kusuru olmadığından davacının maddi tazminat davasının reddi gerektiğini, ihalenin feshinde kusurlu olmadığımız gibi, manevi tazminatın şartları da oluşmadığını, bilirkişilerin arta kalan süre sözleşmenin ifası için yeterli olduğunu değerlendirmesinin doğru olmadığını, idarenin basında yazılı ve e görsel haber yapma iddiasında bulundukların, bu haberin ücret alamayan işçilerin yaptırıldığını, Derince Belediyesi tarafından haber yapıldığını davacının beyan ettiğini, İdaremiz belediye ile bağı bulunmadığını belirterek kararın istinaf incelemesi neticesinde “kaldırılmasına” ve mahkemesine iadesine yada talepleri doğrultusunda, açtıkları davalar yönünden kabul, birleşen davanın reddine olarak düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br> Davalı-birleşen dava davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; <br>Davacı ...'nün istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü  istinaf taleplerinin hukuki ve fiili mesnetten yoksun olduğunu, bu nedenle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, iş sahibi tarafından açılan asıl ve birleşen davalarda, eser sözleşmesinden kaynaklı teminat senetlerinin güncelleme farklarının tahsili, fazla iş bedeli ödemesi, yüklenicinin tarafından yapılması gerekirken iş sahibi tarafından tamamlanan iş bedelleri, cezai işlem, sözleşmenin feshi sonrasında kalan işin üçüncü kişilere tamamlatılmasına ilişkin zarar talebi; yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>İş sahibi tarafından açılan asıl ve birleşen davalarda, eser sözleşmesinden kaynaklı teminat senetlerinin güncelleme farklarının tahsili, fazla iş bedeli ödemesi, yüklenicinin tarafından yapılması gerekirken iş sahibi tarafından tamamlanan iş bedelleri, cezai işlem, sözleşmenin feshi sonrasında kalan işin üçüncü kişilere tamamlatılmasına ilişkin zarar talebi; yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece, asıl davanın, birleşen Kocaeli 1. ATM 2021/381 Esas ve birleşen 2023/41 Esas sayılı davalarının reddine, Birleşen 2019/467 Esas sayılı dosyanın maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı-birleşen dava davalısı iş sahibi, davalı-birleşen dava davacısı ise iş sahibidir.<br>Taraflar arasında 10/02/2017 tarihli toplam 73.641.041,00 TL birim fiyatlı “Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı\" yapım işine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 9.2. maddesinde işin süresinin 900 gün olduğu,  sözleşmenin 8.2.1. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin (YİGŞ) öncelik sıralamasında 1. sırada olmakla sözleşmenin eki olarak belirlendiği, sözleşmenin 9.4. maddesinde iş yerinde havanın fen noktasından çalışmasından uygun olmadığı günlerin 01.01–15.03 tarihleri arasındaki 74 gün olduğu, sözleşmenin 11.2. Maddesinde ödenek dilimlerinin 2017 ila 2019 yılları için tespit edildiği, sözleşmenin 12.1 maddesinde yüklenici, iş programını yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde, sözleşme bedeli üzerinden bir günde yapılması gereken iş tutarını hesaplayarak, ödeneklerin yıllara göre dağılım esasları ile varsa işin kısımları ile bitirme tarihlerini de dikkate alarak İdarece verilen örneklere uygun olarak hazırlayacağı, bu programda ayrıca; iş kalemleri, aylık imalat ve iş miktarları, yıllık ödenek dilimleri ve bunların aylara dağılımı gösterileceği ve iş programı en az dört nüsha hazırlanarak onaylanmak üzere İdareye teslim edileceği, idare, iş programını verildiği tarihten başlamak üzere 15 gün içinde onaylanacağı, iş programının hazırlanması ve uygulanması ile ilgili diğer hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı, sözleşmenin 25.1 maddesinde sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanacağı,  sözleşmenin 25.2 maddesinde yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,06 (on binde altı) oranında gecikme cezası uygulanacağı, sözleşmenin 25.3 maddesinde ihtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edileceği, sözleşmenin 26.1 maddesinde idare veya yüklenici tarafından feshedilmesine ilişkin şartlar ve sözleşmeye ilişkin diğer hususlarda 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı kararlaştırılmıştır.<br>Sözleşme kapsamında yükleniciye işe çalışılamayan ve yapılamayan imalatlar için 137 iş günü ek süre verildiği, iş sahibi tarafından işin hızlandırılması, onaylı iş programına uygun olarak yürütülmesi ve işin süresinde tamamlanabilmesi için yükleniciye uyarı yazıları yazıldığı, 17/09/2018 tarihli yazı ile eksik kalan işlerin 10 (on) gün süre içerisinde onaylı iş programına uygun hale getirilmesinin son kez ihtar edildiği, aksi takdirde sözleşmenin ilgili hükümlere göre feshedileceği bildirildiği, 17/09/2018 tarihinde idare tarafından yüklenicinin  yapılan ikaz ve uyarılara rağmen, ihale dokümanı, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak devam ettirmediği, iş programına uygun çalışmadığı, işi süresinde tamamlama şartları ve gayretinin bulunmadığı, yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmediğinden sözleşme feshedilerek hesabın genel hükümlerine göre tasfiye edilmesine karar verildiği, teminatların gelir kaydedildiği, taraflarca 16 adet hakediş düzenlendiği anlaşılmaktadır.<br>Yine, taraflar arasında 02/10/2017 tarihli toplam 84.741.041,41 TL birim fiyatlı “Körfez İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı\" yapım işine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 9.2. maddesinde işin süresinin 1100 gün olduğu, sözleşmenin 8.2.1. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin (YİGŞ) öncelik sıralamasında 1. sırada olmakla sözleşmenin eki olarak belirlendiği, sözleşmenin 9.4. maddesinde iş yerinde havanın fen noktasından çalışmasından uygun olmadığı günlerin 01.01–15.03 tarihleri arasındaki 74 gün olduğu, sözleşmenin 11.2. Maddesinde ödenek dilimlerinin 2017 ila 2020 yılları için tespit edildiği, sözleşmenin 12.1 maddesinde yüklenici, iş programını yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde, sözleşme bedeli üzerinden bir günde yapılması gereken iş tutarını hesaplayarak, ödeneklerin yıllara göre dağılım esasları ile varsa işin kısımları ile bitirme tarihlerini de dikkate alarak İdarece verilen örneklere uygun olarak hazırlayacağı, bu programda ayrıca; iş kalemleri, aylık imalat ve iş miktarları, yıllık ödenek dilimleri ve bunların aylara dağılımı gösterileceği ve iş programı en az dört nüsha hazırlanarak onaylanmak üzere İdareye teslim edileceği, idare, iş programını verildiği tarihten başlamak üzere 15 gün içinde onaylanacağı, iş programının hazırlanması ve uygulanması ile ilgili diğer hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı, sözleşmenin 25.1 maddesinde sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanacağı,  sözleşmenin 25.2 maddesinde yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,06 (on binde altı) oranında gecikme cezası uygulanacağı, sözleşmenin 25.3 maddesinde ihtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edileceği, sözleşmenin 26.1 maddesinde İdare veya yüklenici tarafından feshedilmesine ilişkin şartlar ve sözleşmeye ilişkin diğer hususlarda 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı kararlaştırılmıştır.<br>Sözleşme kapsamında iş sahibi tarafından işin hızlandırılması, onaylı iş programına uygun olarak yürütülmesi ve işin süresinde tamamlanabilmesi için yükleniciye uyarı yazıları yazıldığı, 08/10/2018 tarihinde idare tarafından yüklenicinin yapılan ikaz ve uyarılara rağmen, ihale dokümanı, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak devam ettirmediği, iş programına uygun çalışmadığı, işi süresinde tamamlama şartları ve gayretinin bulunmadığı, yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmediğinden sözleşme feshedilerek hesabın genel hükümlerine göre tasfiye edilmesine karar verildiği, teminatların gelir kaydedildiği, taraflarca 8 adet hakediş düzenlendiği anlaşılmaktadır.<br><br>Mahkemece teknik bilirkişi raporundaki Derince inşaatına ilişkin olarak sözleşmenin feshedildiği 17.09.2018 tarihinden itibaren işin bitimine 15 ay gibi bir sürenin bulunduğu, Körfez inşaatına ilişkin olarak sözleşmenin feshedildiği, 08.10.2018 tarihinden itibaren işin bitimine 24 ay gibi bir sürenin bulunduğu, her iki sözleşme konusu iş içinde ekip, iş makinelerinin artırımı ile kalan işlerin bitirilebileceği kanaati sebebiyle iş sahibi tarafından sözleşmenin haksız feshedildiğinin kabulü ile iş sahibi tarafından açılan asıl ve birleşen davaların reddine, yüklenici tarafından açılan birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.<br>Bu kapsamda;<br>1-Asıl ve birleşen davalar davalısı-birleşen dosya davacısı yüklenici tarafından açılan Birleşen 2019/467 Esas sayılı dosyasında sözleşme kapsamındaki maddi ve manevi zararlarının tazmini talebinde bulunmuştur. Yüklenici dava dilekçesinde maddi zararlarını inşaat sözleşmelerinin feshinden kaynaklı maddi zararları oluştuğunu belirterek sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler (harçlar, noter ücreti gibi giderler), sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilmesi için yapılan masraflar (sözleşme konusu iş için yapılan boru, beton, demir, çelik, kalas, hırdavat ve nalbur malzemeleri gibi inşaat malzemesi ve inşaat ekipmanı alımlarımız, şantiye kurulumu için şantiye ve döküm sahalarının kiralanması, şantiye yatakhane ve yemekhane ile idari ofis binalarının mobilizasyonu ve kurulmaları, iş makinası ve ekipmanların nakli, sigorta masrafları, keza fesihten sonra tüm şantiyenin de-mobilizasyonu, iş makinası ve ekipmanlarımızın tekrar taşınması, yağmalanan ve telef olan emtialarımız vb.), o güne kadar harcanmış muhafaza giderleri, personel maaş, SGK ve stopaj ödemeleri, fesihler ve ödenmeyen ve/veya eksik ödenen hak edişler sebebiyle muhatap olduğumuz ticari davalar ile iş davaları ve bu davalar için ödememiz gerekecek tazminatlar ve faizleri ile nakte çevrilen teminat mektupları ve bunlar için ödenen faizler ile bu davanın masrafları, başlıca menfi zarar kalemleri olduğunu belirtmiştir.<br>Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (HMK 107/1) Kısmi davanın düzenlendiği HMK 109/1. maddeye göre talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Somut olayda, davacı tarafça sözleşmenin haksız feshinden dolayı zarara ilişkin açılan dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de uyuşmazlık sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı ve alacak miktarı belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi mümkün değil ise de hukuki niteleme hakime ait olduğundan kısmi dava olarak görüleceği kabul edilmelidir.<br>6100 sayılı HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılırken dava dilekçesinin diğer unsurları yanında açık bir şekilde talep sonucunu da içermesi gerektiği (ğ) bendinde açıkça hüküm altına alınmıştır. Gerçekten de talep sonucu dava dilekçesinin en önemli unsurudur. Talep sonucunu içermeyen bir dilekçe dava dilekçesi olarak nitelendirilemez. Zira, mahkemelerde dava dilekçesinin talep sonucuna göre hüküm kurmak durumundadır. Bu nedenlerle dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda hukuki koruma istediğini açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında davacı dava dilekçesinde maddi zarar talebini sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler (harçlar, noter ücreti gibi giderler), sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilmesi için yapılan masraflar (sözleşme konusu iş için yapılan boru, beton, demir, çelik, kalas, hırdavat ve nalbur malzemeleri gibi inşaat malzemesi ve inşaat ekipmanı alımlarımız, şantiye kurulumu için şantiye ve döküm sahalarının kiralanması, şantiye yatakhane ve yemekhane ile idari ofis binalarının mobilizasyonu ve kurulmaları, iş makinası ve ekipmanların nakli, sigorta masrafları, keza fesihten sonra tüm şantiyenin de-mobilizasyonu, iş makinası ve ekipmanlarımızın tekrar taşınması, yağmalanan ve telef olan emtialarımız vb.), o güne kadar harcanmış muhafaza giderleri, personel maaş, SGK ve stopaj ödemeleri, fesihler ve ödenmeyen ve/veya eksik ödenen hak edişler sebebiyle muhatap olduğumuz ticari davalar ile iş davaları ve bu davalar için ödememiz gerekecek tazminatlar ve faizleri ile nakte çevrilen teminat mektupları ve bunlar için ödenen faizler ile huzurdaki bu davanın masrafları açıkladığı ancak bu zarar kaleminin her biri için talep edilen miktarın ne kadar olduğunun açıklatılmaması da doğru olmamıştır.<br> O halde mahkemece yapılacak iş; HMK'nın 31. madde hükmü gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacının maddi zarar kalemleri ve miktarları açıklattırılıp davacının maddi tazminat kalemleri ve miktarları dikkate alınarak karar verilmesi gerkiken yargılamaya devamla davanın sonuçlandırılmaması doğru bulunmamıştır.<br>2-Asıl ve birleşen davalar davacısı-birleşen dosya davalısı iş sahibi tarafından açılan Birleşen 2023/41 Esas sayılı dosyasında, \"Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı” feshi sebebiyle zarara uğradığını belireterk 33.625.227,54 TL'nin fesih tarihi olan 17.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 06.03.2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, yazı ekinde kurum yazısı ve hesaplama tablosu sunularak zarar miktarının kaynaklandığı sebepler ve miktarın ilgili yazıda belirtildiği beyan edilmiştir.<br>HMK'nın 194. maddesinde de somutlaştırma yüküne yer verilmiştir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır.<br>Dosya içeriğine göre somut dosyada, davacı vekili dava dilekçesinde  \"Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı” feshi sebebiyle zarara uğradığını belirterek 33.625.227,54 TL'nin fesih tarihi olan 17.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı cevaba cevap dilekçesinde, zararın içeriği ve kapsamı hakkında açıklamada bulunmaksızın dilekçe ekindeki kurum yazısındaki hesaplanan zararın talep edildiği beyan edilmiştir. Kurum cevabi yazı içeriğinde, zararın yüklenicinin taahhüdü altında bulunan ve yeniden ihale edilen işlerden dolayı meydana gelen fiyat farkları olduğu belirtilmiştir. Davacı zarar talebine ilişkin vakıaları ortaya koymadığı ve borcun doğum sebeplerini göstermediği, vakıaları somut olarak belirtmediği ve delillerle bağlantı kurmadığı anlaşılmakla talebini açık anlaşılır ispata elverişli şekilde ortaya koymamıştır. Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 31., 119/1-e-ğ ve 194 maddeleri hükümleri uyarınca uyuşmazlığın aydınlatılması ve taleplerin belirlenmesi için davacı vekiline süre ve imkan tanınarak zararının kapsamı ve içeriği, yüklenicinin yüklenicinin taahhüdü altında bulunan ve yeniden ihale edilen işlerin hangi işler olduğu, talep edilen iş kalemlerin miktarının ne olduğu hususlarında açıklamada bulunmak üzere süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçları açıklanarak ve davacı vekiline bu husus ihtar edilerek beyanda bulunmak için yeterli ve elverişli kesin süre verilmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.<br>3-Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi niteliğinde olup, davacı-birleşen dava davalısı iş sahibi, davalı-birleşen dava davacısı ise iş sahibidir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenicinin borcu sözleşmeye  ve fen ve tekniğine uygun şekilde ve zamanında işi teslim, iş sahibinin borcu ise, iş bedelinin ödenmesidir.<br>Kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan, 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesi uyarınca akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Menfi zarara, dava masrafları,  noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza (TBK'nın 179/2 md.), seçimlik ceza (TBK'nın 179/I. md.), eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır.<br>Olumsuz zarar; dayanağını 6098 sayılı TBK'nın 125/3. madde hükmünden almakta olup, sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa  çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde  hakim  olan  görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar, genel bir anlatımla hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarardır. Bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır. Olumsuz zarar, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği zarardır. İnşaatın yapımı süresince oturulacak ev için ödenmesi gereken kira bedeli ile yıkılan binanın enkaz bedeline yönelik talepler menfi (olumsuz) zarar kapsamındaki alacak kalemlerinden bazılarıdır.  Her iki taraf da, haksız iseler, hiçbiri olumsuz zararlarının tazminini isteyemezler; sadece, birbirlerine kazandırdıkları yararlı şeylerin iadesini, nedensiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilirler. Tazminat borcunun doğması için temel koşul \"kusur\" olduğundan, tazminat isteyen tarafın \"kusursuz\" olması gerekir. Bir tarafın \"az kusurlu\", diğer tarafın \"çok kusurlu\" olmasının bir önemi yoktur. Az kusurlu olan taraf da sözleşmenin bozulmasına kusuruyla sebebiyet vermiş sayılacağından tazminat isteyemez. Bu gibi durumlarda feshe taraflar \"ortak kusuru\" ile sebebiyet vermiş olacaklarından tazminat istenemez ve sözleşmenin tasfiyesi gerekir. Tasfiyeden amaç, tarafların sözleşme etkisinden kurtulması, sözleşmenin yapıldığı tarihteki durumlarına geri döndürülmesidir. Böylelikle taraflar eser sözleşmesi nedeniyle birbirlerinin malvarlığına kattıkları değerlerin iadesini isteyebilecektir. Borçlu, alacaklının talep ettiği olumsuz zararı ödemek istemiyorsa, direnime (temerrüde) düşmekte kusurlu olmadığını kanıtlamak zorundadır. Aksi halde, zarardan sorumlu olur. Çünkü, yasa koyucu, anılan 125/3. madde hükmünde borçlunun kusurlu olduğunu karine olarak kabul etmiştir. Bu karine, alacaklı lehine olup; alacaklı, borçlunun kusurlu olduğunu kanıtlamak zorunda değildir; sadece, kendi zararını ve bunun miktarını kanıtlaması yeterlidir. TBK'nın 125. maddede borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar), kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez.<br>Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, sözleşmenin feshinde tarafların kusurlu olup olmadığı, feshin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve tarafların zarar taleplerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda, iş sahibi tarafından açılan asıl ve bileşen davalarda teminat senetlerinin güncelleme farklarının tahsili, yüklenicinin tarafından yapılması gerekirken iş sahibi tarafından tamamlanan iş bedelleri, fazla iş bedeli ödemesi, ceza kesintisi ve zarar talebinde bulunulmuştur. Yüklenici tarafından açılan birleşen davada sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. İş sahibi, davalı idare tarafından yüklenicinin işi hızlandırması yönündeki tutanak ve yazılarına rağmen davacının iş programının gerisinde kaldığını gerekçeleriyle sözleşmeyi haklı nedenle fesh ettiğini iddia etmiş, yüklenici ise iş sahibinin hak ediş ödemelerinde temerrüde düştüğünü, iş sahibinden kaynaklı sebeplerle iş programının gerisinde kalındığını savunmuştur. Öncelikle, idarenin sözleşmenin feshinde haklı nedene dayanıp dayanmadığı, sözleşmenin feshinde tarafların kusurlu olup olmadığı ve  feshin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br> Somut olay incelendiğinde; mahkemece sözleşmenin feshinde haklılık haksızlık durumu sözleşme hükümlerine göre tespit edilmediği gibi hükme esas alınan raporunda tarafların zarar taleplerinin yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde incelenmediği de anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi nakit bedel karşılığı düzenlenmiş olduğundan tek taraflı fesih beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuç doğurur. (Yargıtay 15.Hukuk Daire'sinin 16.03.2020 tarihli, 2019/3605 Esas, 2020/1052 Karar sayılı kararı) İdarece her iki sözleşmede de yüklenicinin yapılan ikaz ve uyarılara rağmen, ihale dokümanı, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak devam ettirmediği, iş programına uygun çalışmadığı, işi süresinde tamamlama şartları ve gayretinin bulunmadığı, yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmediğinden fesh edildiği bildirilmiştir. Eser sözleşmelerinde sebep gösterilerek fesih yapılmış olması halinde ihtilaf ortaya çıktığında feshin haklı olup olmadığı araştırılıp feshin haklı olması halinde yüklenici ancak gerçekleştirdiği imalat bedelini talep edebilir. Kar kaybı gibi müspet ve menfi zararlarını isteyemez (Yargıtay 15.HD.2016/5513 E, 2018/1248 K sayılı ilamı). İş sahibi tarafından feshin haksız olması halinde fazladan ödediği iş bedelini talep edebilecek olup, kaçırılan fırsat gibi menfi ve müspet zararlarını isteyemez. Ayrıca, teminatı gelir kaydetmesi yerinde olmaz (Yargıtay 15.HD. 2014/5718 E, 2015/2452 K sayılı ilamı). <br>Sözleşmede; hakedîş raporları, sözleşmenin eki olan Yapım işleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde, kanuni kesintiler de yapılarak her ayın ilk beş iş günü içinde düzenleneceği, hazırlanan hakedişler raporlan İdarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak on beş gün içinde ödeneceği, iş programını yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde, sözleşme bedeli üzerinden bir günde yapılması gereken iş tutarını hesaplayarak, ödeneklerin yıllara göre dağılım esasları ile varsa işin kısımları ile bitirme tarihlerini de dikkate alarak İdarece verilen örneklere uygun olarak hazırlayacağı, bu programda ayrıca; iş kalemleri, aylık imalat ve iş miktarları, yıllık ödenek dilimleri ve bunların aylara dağılımı gösterileceği ve iş programı en az dört nüsha hazırlanarak onaylanmak üzere İdareye teslim edileceği, idare, iş programını verildiği tarihten başlamak üzere 15 gün içinde onaylanacağı, iş programının hazırlanması ve uygulanması ile ilgili diğer hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı, ihtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, her iki sözleşmeye ilişkin onaylı iş programı bulunduğu anlaşılmaktadır.  Yüklenicinin onaylı iş programının gerisinde kaldığının tespiti halinde sözleşmenin feshinde kusur durumunun bu yönüyle incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Daire'sinin 05.11.2024 tarihli, 2023/3292 Esas,  2024/3789 Karar sayılı ilamı)<br>Hükme esas alınan tarafların kusur değerlendirilmesine ilişkin 07/10/2022 ve 07/02/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında; Derince İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı Kapsamında; 29/06/2018 tarihli 14 nolu hakediş 17.438.230,53 TL tutarında ve % 23,68 oranında nakdi gerçekleşme sağlandığı, onaylı iş programına göre 30/06/2018 tarihine kadar 26.620.930,32 TL tutarında ve % 36,15 oranında nakdi gerçekleşme sağlaması gerektiği, sözleşmenin 10/02/2017 tarihinde imzalandığı, 17/09/2018 tarihli karar ile feshedildiği, işin bitim tarihi verilen ilave süre sonrasında 17/12/2019 tarihi olduğu, feshedildiği 17/09/2018 tarihinden itibaren işin bitimine 15 ay olduğu, Körfez İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatı Kapsamında;  31/07/2018 tarihli 8 nolu hakedişin yaklaşık toplam 3.500.000,00 TL tutarında ve % 4,13 oranında nakdi gerçekleşme sağlandığı, onaylı iş programına göre 25/09/2018 tarihine kadar 27.151.918,50 TL tutarında ve %32,04 oranında nakdi gerçekleşme sağlaması gerektiği, sözleşmenin feshedilmesinden sonra kalan yaklaşık 24 aylık süre içerisinde ekip ve iş makinelerinin artırımı ile kalan işlerin bitirilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, anılan raporda, Körfez İlçesi İçmesuyu, Kanalizasyon ve Yağmursuyu Hattı İnşaatının yapım işinin onaylı iş programına göre incelenmediği gibi yüklenicinin hak edişlerin zamanında ve eksik ödendiğine dair iddiaları da değerlendirilmemiştir.<br>Diğer yandan, hükme esas alınan yüklenicinin zarar talebinin değerlendirilmesine ilişkin 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; yüklenicinin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile haksız fesih sebebiyle oluşan yüklenicinin zararının hesaplandığı görülmekle zarar hesaplaması Yargıtay İçtihatlarıyla belirlenen ilke ve kurallara göre değerlendirme yapılmadığından anılan raporun hükme esas alınması doğru bulunmamıştır. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yüklenicinin uğradığı zarar talebi kalemlerinden birinin kâr mahrumiyeti alacağı olduğu değerlendirilmesi halinde sözleşme ve  dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 408. maddesindeki kesinti yöntemine göre hesaplanması gerekmektedir. <br>               Mahkemece yapılacak iş, asıl ve birleşen davalar davalısı-birleşen dosya davacısı yüklenici tarafından açılan birleşen 2019/467 Esas sayılı dosyasında davacı vekiline maddi zarar kalemleri ve miktarları uygun süre ile açıklattırılmalı, asıl ve birleşen davalar davacısı-birleşen dosya davalısı iş sahibi tarafından açılan birleşen 2023/41 Esas sayılı dosyasında davacı vekiline yüklenicinin taahhüdü altında bulunan ve yeniden ihale edilen işlerin hangi işler olduğu ve talep edilen iş kalemlerin miktarının ne olduğunu belirleyerek talebini somutlaştırması için ve birleşen 2021/381 Esas sayılı dosyasındaki faturadan kaynaklı talepleri hakkında açıklamada bulunmak uygun süre verilmeli, dosyada eksiklik bulunması durumunda bu kapsamda yeniden ihale edilen işlere ilişkin evrak ve belgeler ile sözleşme konusu tüm evraklar eksiksiz dosyaya kazandırılması, taraflar arasındaki sözleşme, ekleri, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğu da dikkate alınarak dava konusu imalatların sözleşme ve eki şartnameler, projeler ve diğer belgelere göre sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, sözleşmenin feshinde tarafların kusurlu olup olmadığı, feshin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, yüklenicinin hak edişlerin zamanında ödenip ödenmediği, eksik ödenip ödenmediği, yüklenicinin sözleşmenin ifasının iş sahibinin kaynaklı sebeplerle geciktiği savunmalarının değerlendirilmesi, yüklenicinin her iki sözleşmede onaylı iş programlarına uygun hızda imalat yapıp yapmadığı, hakediş alacağı yönünden hakedişlere itirazların şartname kapsamında değerlendirilmesi, menfi ve müspet zarar talep edildiğinden öncelikle feshin haklı ya da haksız olduğu tespit edilerek tespite göre tarafların talep ettiği her bir kalem yönünden tarafların iddia, beyan ve delilleri değerlendirilmek suretiyle bu kalemlerin neden istenip istenemeyeceği de denetlenebilir şekilde açıklanarak ve iş bedeli yönündeki talebin ise sözleşmenin haklı haksız feshedilmesine bağlı olmaksızın sözleşmenin feshi hakkının kullanılması ile sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalkacağı için taraflar fesihten önce edimde bulunmuşlarsa bedelinin tahsilini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceğinden tarafların iddia, beyan ve delilleri mahkemesince öncesinde alınan bilirkişi raporları, bu raporlara tarafların itirazları da değerlendirilecek şekilde konusunda içerisinde ihale uzmanı olacak şekilde uzman yeni bir teknik bilirkişi kurulu oluşturularak, her bir davadaki talepler ve talep kalemleri ayrı ayrı değerlendirilerek denetlenebilir nitelikte bilirkişi raporu alınarak bu rapora itiraz edilmesi durumunda itirazlar karşılanmak suretiyle ek rapor alınarak, mahkemesince de toplanacak delillere göre her bir dava hakkında ayrı ayrı ve her bir davadaki talepler ve talep edilecek kalemler ve her bir kalem yönünden davalarda ve ıslah dilekçelerinden talep edilen miktarlar da gözetilerek kabul ve ret gerekçeleri de gösterilmek suretiyle hüküm kurulmasından ibarettir.<br>4-Kabule göre de; Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (HMK 107/1) Kısmi davanın düzenlendiği HMK 109/1. maddeye göre talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Somut olayda, davacı tarafça sözleşmenin haksız feshinden dolayı zarara ilişkin açılan dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de uyuşmazlık sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı ve alacak miktarı belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi mümkün değil ise de hukuki niteleme hakime ait olduğundan kısmi dava olarak görüleceği kabul edilmelidir. <br>Mahkemece verilecek hükümler  bazen ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler için ve dava kısmi dava niteliğinde olduğundan mahkemece davacının talep edebileceği toplam alacak miktarları gerekçede açıklanmadan ve belirtilmeden  karar verilmesi de doğru değildir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle eksikliklerin tamamlanması amacıyla asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekilinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın 6100 Sayılı H.M.K'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın  mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Asıl ve birleşen dava davacı-birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 08/05/2024 tarihli 2018/642 E. 2024/208 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf talep eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br> 4-İstinaf talep eden tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince 14.03.2024 tarihinde KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.<br><br>    \t\t                                                                 <br>...<br> Başkan<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Katip<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ce3286e0c404da1","SID":"cc08ebb4f65a4a9d"}}