{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:24/06/2021<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:27/02/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  Müvekkilinin emekli olduktan sonra davalı şirketin 09/07/2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalı şirkete 2 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, seçildiği tarihten 18/04/2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını 31/03/2014 tarihinden yapılan yerel seçimler sonucu belediye yönetiminin değişmesi üzerine kendisinin yönetim kurulu üyeliğinin hiçbir haklı sebebi dayanmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin düşürüldü- ğünü, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu TBK 512. Mad. ne göre uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren tarafın diğer tarafın bu sözleşmenin uygun olmayan zamanda sona erdirilmesinden doğan zararını karşılamak ile yükümlü olduğunu, bu anlamda müvekkili 2 yıl süre ile görevde kalsaydı yani 09/07/2015 tarihine kadar görevde kalsaydı elde edeceği maddi kazancın müvekkiline öden- mesi gerektiğini belirterek 1.000,00.-TL nin 23/10/2019 tarihli dilekçesi ile de bakiye 32.000,00.-TL daha olmak üzere 33.000,00.-TL nin davalıdan haksız fesih tarihi olan 18/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, 09/04/2014 tarihinde 18/04/2019 tarihinde yapıla- cak olağanüstü genel kurul toplantı gündeminin belirlendiğini, gündemde yeni yönetim kuru- lu üyelerinin seçilmesi ve huzur hakkı maddesinin tespitinin de yer aldığını, davacının belir- tilen maddeyi de içeren olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına dair kararı ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imzaladığını, bu genel kurulda 10 kişi olan yönetim kurulunun 5 kişiye dü- şürülmek sureti ile yıllık 360.000,00.-TL kar elde edildiğini, bu durumun da davacının haklı sebep ile görevden alındığını gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilme- sini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda mahkememizce Yargıtay kararında belirtildiği üzere TBK nın 408 maddesi gereğince iş veren iş görme ediminin yerine getirilmesini kusuru ile engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez, ancak işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu masraflar ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir hükmü gereğince SGK dan aynı dönemde çalışıp çalışmadığı tespiti yapılmış, toplantılara gidiş geliş masrafları tespit edilmiş ve bilirkişiden aynı dönemde elde etmesi gereken toplam huzur hakkı bedeli tespit ettirilmiştir, buna göre davacının huzur hakkı olarak davalıdan talep edebileceği miktar 44.100,00.-TL olup bu miktardan 144,00TL nin ulaşım masrafı olarak mahsubu gerekmekte olup 43.956,00.-TL alacağı ortaya çıkmıştır. Davacı 13/04/20121 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 11.100,00.-TL ıslah etmek suretiyle arttırmış, ayrıca fesih tarihin- den itibaren yasal faizi ile ödeme yapılmasını talep etmekte ise de bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ödeme tarihleri fesih tarihinde değil, fesihten sonraki periyodik tarihlere bağlıdır, davacının talebi bu periyodik ödeme tarihleri gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.  ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece, müvekkili şirket ve davacı arasındaki uyuşmazlığın yanlış nitelendirildiğini, ilgili kanun maddesinin de metodolojik açıdan yanlış yorumlandığını, davacı tarafından eksik harç yatırılmak sureti ile yargılamaya devam olunduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, tek taraflı sona erdirme hakkının uygun olmayan zamanda kullanıldığını, tazminat talep eden tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının yalnızca Yönetim Kurulu üyeliği düşürülmüş olup müvekkili şirket bünyesinde başka görevlerde çalışmaya devam ettiğini, bu sebeple davacının her hangi bir zarara uğratmadığını  istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, TTK'nın 364/2. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyesinin  haksız azli nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, TTK'nın 364/2. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyesinin  haksız azli nedeniyle huzur hakkından mahrum kaldığı iddiası ile  tazminat istemine ilişkindir. 6102 Sayılı TTK'nın 364. Maddesinde \"Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir. (2) 334 üncü madde hükmü ve görevden alınan üyenin tazminat hakkı saklıdır.\" düzenlemesi yer almış olup, genel kurulun yönetim kurulu üyesini görevden alma yetkisi yasadan kaynaklanmakta olup, azlin haklı nedene dayalı olup olmaması sonuca etkili değildir.   <br>6102 Sayılı TTK'nın 364/2. maddesinde tazminat miktarının nasıl belirleneceği hususunda bir hüküm yer almamaktadır. Bununla birlikte anonim şirket yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki hukuki ilişkilere somut olayın niteliğine uygun olacak biçimde hizmet akti veya vekalet aktine ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilecektir. Davacı tarafından yönetim kurulu üyesi seçilmesine dair genel kurul kararına uyulması halinde kazanılması muhtemel ücretlerin dava konusu edilmesi ve davacının belirli süreyle yönetim kurulu üyesi olarak görev yapacak oluşu gözetildiğinde somut olaya belirli süreli hizmet aktine ilişkin yasa hükümlerinin uygulanması yerinde olacaktır. <br>TBK'nın 438. maddesinde \"İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir. Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir. Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir, ancak belirlenecek tazminat miktarı işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.\" şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu madde uyarınca somut olay değerlendirildiğinde, davacı yararına hükmedilebilecek tazminat miktarı yönetim kurulu üyesi seçilen süre boyunca elde edilebilecek gelir olmakla birlikte bu miktardan yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi nedeniyle tasarruf edilen miktarlar ile başka bir işten elde edilen gelir veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin tenkisi gereklidir. Mahkemece TBK'nın 438/2. maddesi uyarınca davacı yararına hükmedilecek tazminat miktarından tenkis edilmesi gerekecektir. (Yargıtay 11. H.D. 30/11/2017 T. 2016/3773 E. 2017/6778 K. )<br>Davacının yönetim kurulu üyeliğine son verilmesinin genel kurulun yetkisinde olduğu, ancak TTK'nın 364/2.maddesinde tazminat hakkının saklı tutulduğu, feshin haklı bir nedene dayandığını ispat yükü davalı kuruma ait olduğu,  davalının davacının görevine son verme gerekçesi olarak belirttiği kurum karının arttırılması için feshedildiği iddiası aynı davacının 09/07/2013 tarihli genel kurul toplantısında davalı tarafından söz konusu edilmeksizin 18/04/2014 tarihinde söz konusu edilmesinin haklı neden olamayacağı gerekçesine dayanan mahkemenin haksız fesih değerlendirmesinin yerinde olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından benimsenen bilirkişi raporunda davacının yoksun kaldığı huzur hakkı tutarının 44.100,00.-TL olarak belirlendiği, davacının aynı döneme ilişkin bir çalışmasının bulunmadığı SGK kayıtlarından anlaşıldığı bu sebeple tenkisi gereken bir ücretin olmadığı bu sebeplerle  mahkemece  ıslah edilmiş davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu nedenle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.002,63 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 750,60 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭2.252,03‬ TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8a75a2730048774","SID":"8585c8782cc32dba"}}