{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1173 Esas<br>KARAR NO: 2025/392<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/04/2021<br>NUMARASI: 2017/1104 Esas, 2021/255 Karar<br>DAVA: ALACAK-TAZMİNAT <br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilli şirketin promosyon ve tedarik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının sahibi olduğu ... Gazetesinin satışlarının artırılması için taraflar arasında 01.07.2015 ile 01.07.2016 tarihleri arasını kapsayan sözleşme imzalandığını, sözleşme incelendiğinde; gazeteyi dağıtan bayileri daha fazla satışa teşvik edebilmek amacıyla müvekkili tarafından bir promosyon kampanyası organize edileceği, kampanyanın ... com.tr internet sitesi üzerinden yürütüleceği, bayilerin sattığı gazete üzerinden puan kazanacağı, puanlar karşılığında taraflarca tespit edilen ve müvekkilinin tedarik ettiği emtiaları almaya hak kazanacakları hususlarının düzenlendiğini, sözleşmenin bitimininden 15 gün önce taraflardan biri yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin birer yıllık devreler halinde uzayacağını, süresinde fesih ihtarında bulunulmadığını ve sözleşmenin 01.07.2017 tarihine kadar sorunsuz devam ettiğini, 01.07.2017 tarihinden 15 gün öncesine kadar taraflarca yazılı bir fesih talebi olmadığından sözleşmenin 3. yılına girdiğini, ancak davalının 29.06.2017 tarihli ihtarnamesi ile; görülen ihtiyaç ve duyulan lüzum üzerine, sözleşmenin feshi ve mücbir sebep başlıklı 8. maddesi uyarınca, 01.08.2017 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmeyi tek taraflı tazminatsız feshettiğini beyan ettiğini, 8. maddede, görülen ihtiyaç ve duyulan lüzum şeklinde bir fesih sebebinin yer almadığını, davalı birimlerinin piyasadan başka bir şirketten düşük teklif almaları nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini açıkça ikrar ettiklerini, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle maddi zarara uğradığını, sözleşme hacminin artış oranının haksız yere feshedilen son dönemde % 158 oranında olması gerektiğini hesap ettiklerini, ayrıca müvekkilinin hizmet verdiği dünya devi firmalarda, müvekkilinin iyi hizmet veremediği için devre dışı bırakıldığı algısının oluştuğunu, bu durumun da müvekkilini prestij kaybına uğratarak manevi zararına neden olduğunu ileri sürerek 100.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ürünün alınıp satılmasından dolayı elde edilen kara ilişkin olarak 5.000,00 TL,  müvekkilinin ürünleri aldığı tedarikçilerden yapılan alımların hacmi doğrultusunda kazandığı tedarikçi prim bedeli olarak 1.000,00 TL, hizmet bedeli 2.000,00 TL, sistem iletişim ve geliştirme bedeli olarak 1.000,00 TL, servis ve upgrade bedeli 1.000,00 TL'nin  dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 02.12.2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile; ürün satışları kar kaybı bedelini 114.808,98 TL'ye, tedarikçi prim bedelini 61.021,18 TL'ye, hizmet bedelini 140.063,22 TL'ye, sistem iletişim ve geliştirme bedelini 14.564,73 TL'ye ve servis ve upgrade bedelini 5.502,82 TL'ye yükselterek 335.960,93 TL ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; kendilerinde bulunan sözleşme suretinde sözleşmenin yürürlük süresinin 13.07.2015 - 13.10.2015 tarihi olarak belirlendiğini, davacının sunduğu sözleşme suretinde de sözleşme suresi başlıklı maddesine el yazısı ile 13.07.2015 ve 13.10.2015 tarihinin yazıldığını, sözleşmenin yürürlüğünün sona erdiği tarih olan 13.10.2015 tarihi itibariyle herhangi bir fesih bildirimi bulunmadığından sözleşmenin bir yıl uzadığını, sonrasında sözleşme bitiminden 15 gün önce, 29.06.2017 tarihinde fesih bildiriminde bulunduklarından davacının tazminat talep hakkı bulunmadığını, maddi tazminat taleplerinin haklı bir dayanağı bulunmadığını, sözleşmeye göre davacının aylık hak ettiği ücretlerin; hizmet bedeli olarak siparişlerde kullanılan puan bedeli üzerinden % 10, sistem işletim ve geliştirme bedeli ile servis ve upgrade bedeli kalemlerinden oluştuğunu, davacının talebinde ise bunun dışında alacak kalemleri bulunduğunu, hizmet bedeli olarak davacının ürünün alınıp satılmasından dolayı elde ettiği kar olarak tanımladığı tutarın ispatı için davacının biriken hangi puanlar karşılığında ne kadarlık ürün satışı gerçekleştirdiği ve bunların kendisine maliyetini göstermesi gerektiğini, davacının \"ürünleri aldığı tedarikçilerden yapılan alımların hacmi doğrultusunda kazandığı tedarikçi prim bedeli\" olarak tanımladığı tazminat kaleminin, davacı ile üçüncü kişiler arasında hukuki ilişkiye ilişkin olup, müvekkili şirketin sorumluluğunda olan bir bedel olmadığını, cironun bir yıl artıp bir yıl sonra düşmesi mümkün olduğundan, davacının iddia ettiği karın bir sonraki yıl için % 158 oranında artması gerektiğine dair iddiasının yerinde olmadığını, davacının sözleşmenin feshinden sonra başka bir müşteri bulmadan beklemesi doğru olmayıp, bu durumda BK'nın 52. maddesi alacaklının zararın artmasını önleme zorunluluğu bulunduğunu, sözleşmenin feshinin kişilik haklarını ihlali anlamına gelmeyeceğinden manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; sözleşme suretinde, sözleşme sürelerinin üzerine 13/07 ve 13/10 şeklinde el yazısı ile bir yazı yazılmışsa da, bu yazıların taraflarca paraf edilmediği gibi davalı tarafından dosyaya sunulan Sözleşme Takip Formunda sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/07/2015, bitiş tarihinin 01/07/2016 tarihi olarak kabul edildiği, buna göre sözleşmenin 01/07/2015-01/07/2016 tarihleri için geçerli olduğu, bitiminden önce 15 günlük süre içinde feshi istenmezse bir yıl uzayacağı, davalının 29/06/2017 tarihinde yapılan fesih ihtarının süresinde olmaması nedeniyle sözleşmenin bir yıl daha uzadığının ve davalının sözleşmeyi feshinin haksız fesih olduğunun kabulü gerektiği, sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle davacının bilirkişi rapor ve ek raporunda tespit edilen zararların tazmini gerektiği,  sözleşmenin feshinin manevi tazminat talep etme hakkı doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 335.960,93 TL alacağın 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 14/12/2017, 325.960,93 TL'sinin ıslah tarihi olan 03/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin 13.07.2015 ve 13.10.2015 tarihleri arasında geçerli olduğunu ve sonrasında birer yıl yenilendiğini, sözleşme takip formunu hazırlayan sekreterin sözleşme süresini yorumlama yetkisi bulunmadığını, davacının sunduğu sözleşmede de el yazısı ile sözleşme süresinin 13.07 - 13.10 olarak düzeltildiğini, kar kaybı müspet zararlardan olup, sözleşmenin feshi halinde açıkça bir düzenleme yoksa talep edilemeyeceğini, davacı tarafından hazırlanan tablolara göre, davacının tek müşterisi müvekkili şirketmiş gibi hesaplama yapıldığını, mükerrer alacak kalemleri hesaplandığını, davacının fesihten sonra başkaca iş gerçekleştirmiş ve kazanç elde etmişse mahrum kalınan kardan mahsubu gerektiğini, alacaklının zararın artmasını önleme zorunluluğu nedeniyle tazminat tutarının başka bir müşteri bulmak için geçecek makul süre ile sınırlı olacağını, davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerin mahrum kaldığı kardan düşülmesi gerektiğini  belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; davalının sözleşmeyi süresinden önce haksız feshi nedeniyle davacının bilirkişi rapor ve ek raporunda tespit edilen zararların tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 335.960,93 TL'nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; sözleşmenin süresi ve davalının süresinde sözleşmenin yenilenmeyeceği ihtarında bulunup bulunmadığı, ayrıca davacının uğradığı zarar miktarı hususlarında toplanmaktadır. 1-Taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde sözleşmenin süresi 01.07.2015 - 01.07.2016  tarihi olarak düzenlenmiş olup, anılan madde de el yazı ile yazılan 13/7 13/10 yazısının imzasız olması nedeniyle geçerli olmadığı gözetildiğinde, davalının sözleşmenin süresinin 13.07.2015 ve 13.10.2015 tarihi olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.  Anılan maddede sözleşmenin bitiminden 15 gün önce taraflardan herhangi birinin yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin bir yıl daha uzayacağı düzenlendiğine göre, davalının sözleşmenin bitim tarihi olan 01.07.2017 tarihinden itibaren 15 gün önce yapılmayan 29.06.2017 tarihli feshi haksız fesihtir. 2-Davalı vekili, müspet zararın talep edilemeyeceğini, yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, zarardan kesinti yapılması gerektiğini savunarak hükmü istinaf etmiştir.  İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; satılan mal ve hizmetin maliyeti ve faaliyet giderleri düşülerek yapılan hesaplamada; davacının sözleşme süresince (01.07.2015 - 31.07.2017) elde ettiği net satış karı toplamının 260.942,49 TL olmasına göre, (sözleşmenin ifa edilmeyen) kalan 11 aylık dönemindeki kar kaybının 114.808,98 TL olduğu; davacının sözleşme süresince elde ettiği net tedarikçi prim bedeli toplamının 138.684,52 TL olmasına göre, kalan 11 aylık tedarikçi prim bedelinin 61.021,18 TL olduğu; davacının sözleşme süresince elde ettiği hizmet bedeli toplamının 318.325,44 TL olmasına göre, kalan 11 aylık hizmet bedelinin 140.063,22 TL olduğu; davacının sözleşme süresince elde ettiği sistem iletişim ve geliştirme bedelinin toplam 33.101,67 TL olmasına göre, kalan 11 aylık sistem iletişim ve geliştirme bedelinin  14.564,73 TL olduğu;  davacının sözleşme süresince elde ettiği servis ve upgrade bedelinin toplam 33.101,67 TL olmasına göre, kalan 11 aylık sistem iletişim ve geliştirme bedelinin  5.502,82 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporunda; kök raporda yapılan hesaplamalarda maliyetlere ek olarak faaliyet giderlerinden de pay verilerek oluşacak brüt karlılıktan net karlılığa geçildiğini, faaliyet giderlerinden dağıtılan payın, davalının, davacının müşterisiz bir şekilde durarak zararın artmasına neden olduğu itirazı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Taraflar arasındaki sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen ve sürekli bir borç ilişkisi doğuran hizmet sözleşmesi niteliğindedir. Ancak davalının süresinde sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtar etmemesi nedeniyle sözleşme bir yıl daha uzamasına rağmen, davalı 01.08.2017 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshederek davacının hizmet edimini yerine getirmesini imkansız hale getirmiştir. Davacının yüklendiği edimin imkansızlığına davalının fiili sebep olduğundan, davacının edimini yerine getirmemesine rağmen, sözleşmenin süresinden önce haksız feshi halinde talep edilebilecek zararını 6098 sayılı TBK'nun 408. maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerekir. Buna göre davacının edimini ifa etmekten kurtulması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile işgücünü başka surette değerlendirmek suretiyle elde ettiği kazancın tazminattan indirilmesi gerekir. Alınan rapor ve ek raporda sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle davacının uğradığı zarar kalemleri davacının edimini ifa etmekten kurtulması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler düşülerek hesaplanmıştır. Yine bilirkişi rapor ve ek raporunda,  zarar miktarlarından faaliyet giderlerinin de düşüldüğü ve bu hususun işgücününün başka surette değerlendirmek suretiyle elde ettiği kazancın indirilmesi kapsamında değerlendirmesi gerektiği tespit edildiğine göre, davalı vekilinin gerekli kesintilerin yapılmadığı yönündeki istinaf nedeni de reddedilmelidir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1104 Esas, 2021/255 Karar ve 01/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.739,30 TL harçtan  mahsubu ile bakiye 5.123,90 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"817d16abe8754706","SID":"d1933c66bfb3b09a"}}