{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/206 Esas<br>KARAR NO: 2025/396<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/11/2024<br>NUMARASI: 2024/409 Esas, 2024/895 Karar<br>DAVA: TESPİT<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı kooperatifin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği imal edilen 3 blokta yer alan 60 bağımsız bölümün anahtar teslim satışını yaptığını, müvekkillerinin davalı kooperatiften daire aldıklarını ve halen aynı yerde ikamet ettiklerini, davalı kooperatifin daire alıp üye olmayan kişileri de üye kabul ederek  bunlara üyelerin sorumluluğunu yüklediğini, arsa sahiplerini dahi üye göstermeye çalıştığını, kooperatifte kimlerin üye olduklarının belli olmadığını, üye kayıt defterlerinin genel kurula sunulmadığını, kooperatifte usulüne uygun düzenlenmiş üyelik kayıtları bulunmadığını; davalı kooperatif yönetiminin gerek üyelere gerekse genel kurul toplantılarına bilgi ve belge göndermediğini; kooperatifin üyeleri ve daire satın alanları zarara sokan işler yaptığını, örneğin kooperatifin kapıcı dairesini kiraya vermesine rağmen kira alacağının tahsili için herhangi bir işlem yapmadığını, kooperatifin taşınmaza sonradan kaçak olarak 4. bloğu yaptığını ve tapu verebilmek için 3 blokta oturanlardan arsa payı talep ettiğini; 1994 yılından bu yana tasfiye aşamasında olan kooperatifin tasfiye memurlarının sorumluluklarını yerine getirmediğini; kooperatifin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olup olmadığı, kooperatifin kaç üyesi olduğu, müvekkilleri ve diğer üyeler ile ilgili tahsis işlemi yapılıp yapılmadığı, tahsisi yapılacak kaç daire bulunduğu, kura çekimi yapılıp yapılmadığı, tahsis işlemi yapılmış veya kura tutanağı düzenlenmiş ise tüm üyeler için daire bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne kuruma müzekkere yazılarak davalı kooperatifin kuruluşundan bu yana gelen kurul tutanakları ile diğer belgelerinin celbi ile rapor düzenlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; davada yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu,  delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyorsa, delil tespiti talebinde hukuki yararın bulunduğunu, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  dava, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları gidermek için gidilen bir yol olup, davanın açılış amacının, mahkemeye delil toplatmak olmaması  gerektiği, eldeki davanın tespit davası olarak açılıp söz konusu belgelerin celbinde dava konusu dikkate alındığında hukuki yararın bulunmadığı, nitekim davacıların kooperatif üyesi olması durumunda Koperatif Kanunu 98. madde ve TTK 437. madde uyarınca bilgi alma ve TTK 438. madde uyarınca denetim hakkını kullanmak sureti ile davaya konu edilen belgeleri kendilerinin de edinebileceği, kooperatif üyesi olmamaları halinde ise açılan dava ile talep edilen belgelerin getirtilmesinde davacıların hukuki yararının olmadığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; herkesin mahkemeye erişim hakkı ve hak arama özgürlüğü bulunduğunu, mahkemenin dava dilekçesinde dayanılan vakıalara uygun hukuki sebepleri kendiliğinden bulup uygulaması gerektiğini, kooperatifin  hukuka aykırı şekilde aldığı kararlar ve yaptığı işlemlerin müvekkillerini maddi anlamda zarara soktuğunu, mahkemenin yapacağı tespit ile müvekkillerinin zararının tespit edilebileceğini, açtıkları davanın müvekkillerinin bilinen maddi zararlarının araştırılarak davalıdan tazmini olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Davacılar vekili; davacıların kooperatif üyesi olup olmadığı, kooperatifin kaç üyesi olduğu, müvekkilleri ve diğer üyeler ile ilgili tahsis işlemi yapılıp yapılmadığı, tahsisi yapılacak kaç daire bulunduğu, kura çekimi yapılıp yapılmadığı, tahsis işlemi yapılmış veya kura tutanağı düzenlenmiş ise tüm üyeler için daire bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve ilgili kuruma müzekkere yazılarak davalı kooperatifin kuruluşundan bu yana gelen kurul tutanakları ile diğer belgelerinin celbi ile rapor düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacıların hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili hükmü istinaf etmiştir. 6100 sayılı Kanunun 115. maddesinin 2. fıkrasında, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. \"HMK'nın 106/1. maddesi ise; \"Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.\" hükmünü düzenlemektedir. Somut uyuşmazlıkta davacıların; kooperatife üye olup olmadıkları, kooperatifin kaç üyesi olduğu, müvekkilleri ve diğer üyeler ile ilgili tahsis işlemi yapılıp yapılmadığı, tahsisi yapılacak kaç daire bulunduğu, kura çekimi yapılıp yapılmadığı, tahsis işlemi yapılmış veya kura tutanağı düzenlenmiş ise tüm üyeler için daire bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönündeki taleplerinin konusu maddi vakıalar olup, tespit davasına konu edilemez. Ayrıca tespit davasında, davacının içerisinde bulunduğu tehlikenin alacağı bir tespit hükmü ile çözülebiliyor olması gerekir. Davacıların ilgili kurumdan kooperatif genel kurul kayıtları ile diğer evrak ve belgelerinin getirtilerek rapor tanzim edilmesi talebi ise davacıları ileri sürdükleri tehlikeli durumdan kurtarabilecek nitelikte bir talep değildir. Buna göre mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi  yerindedir. Bunun yanında davacılar vekili davanın müvekkillerinin bilinen maddi zararlarının araştırılarak davalıdan tazmini olduğunu belirmişlerse de, dava dilekçesinde herhangi bir tazminat talebi bulunmadığından, davacıların bu yöndeki istinaf nedeninin reddi gerekir. Buna göre ilk derece mahkemesinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/409 Esas, 2024/895 Karar ve 06/11/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10eb58ae7cf806be","SID":"87f57c23008e47d1"}}