{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1861 <br>KARAR NO:2025/815<br>KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/12/2021<br>NUMARASI:2021/382 2021/971<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki davada İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R:İstanbul 7. Tüketici Mahkemesince, \"...her iki tarafın tüketici veya satıcı olduğu ya da taraflardan biri tüketici olsa bile gelir elde etme amacı ile sözleşmeyi yaptığı takdirde taraflar arasındaki sözleşme Tüketici sözleşmesi olarak kabul edilmemektedir. Tüketici sözleşmelerinde taraflardan birinin Tüketici, diğer tarafın satıcı, sağlayıcı imalatçı, üretici yani girişimci olması zorunludur. Keza tüketicinin yaptığı sözleşmenin gelir elde etme amacı dışında amaçla yapılması gerekmektedir. Yine her iki tarafın tacir olması durumunda sadece gelir elde etmeyi amaçlayan sözleşmelerde Tüketici Mahkemeleri görevli değildir. ...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir.İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"... mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere; davalı ile davacı temlik eden banka arasındaki sözleşmenin bireysel nitelikte olduğu, ticari niteliğinin bulunmadığı, dava ve takip konusu kredi kartının bireysel kredi kartı olduğu, dava tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4077 sayılı yasanın 3-e maddesi uyarınca davalının dava konusu kredi kartını ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edindiği ve dava konusunun tüketici işlemi olduğu, böylece banka karşısında davacının tüketici sıfatını haiz olduğu, bu haliyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davanın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği...\" gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunun incelenmesinde ticari nitelikte olmayan bireysel kredi kartlarından kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kredi kartı hamilinin sözleşmedeki bilgilerine göre tüketici konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dava tarihi 6502 sayılı yasının yürürlüğünden önceki bir tarih olan 01/08/2013 tarihidir.Merci tayinine konu meseleye dair Yargıtay 20 HD 2015/4698-8352 Esas ve Karar sayılı kararında meseleyi aşağıdaki şekilde çözümlemiştirGörev hususundaki ihtilafın çözümü için, mülga 4077 sayılı Yasa ile 5464, 6102 ve 6502 sayılı  sayılı yasa hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.Banka kredi kartları, 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununa 14.03.2003 tarihinde 4822 sayılı Yasa ile eklenen 10/A maddesi ile tüketici ilişkisi kapsamına alınmıştır. Yasada, kart hamili ve kartı veren kurum ayrımı yapılmadığından, bu tarihten sonra kredi kartlarından kaynaklanan davalarda, 4077 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca tüketici mahkemeleri görevli hale gelmiştir.01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 44. maddesinde konu yeniden düzenlenmiş ve \"kart hamili / kart çıkaran kuruluş\" ayrımına gidilmiştir. Maddenin 1. fıkrası, \"tüketici olan kart hamili\" tarafından açılacak davalarda 4077 sayılı Yasanın 22 ve 23. maddelerinin uygulanacağı ve dolayısı ile tüketici mahkemelerinin görevli olacağı açıklanmışken; ikinci fıkrada, \"kart çıkaran kuruluşlar\" tarafından kart hamili aleyhine açılacak davalar yönünden 1086 sayılı HUMK'nın (6100 sayılı HMK'nın 447/2. maddesinde, başka kanunların HUMK'ya yaptığı atıfların HMK'ya yapılmış sayılacağı belirtildiğinden 01.10.2011 tarihinden itibaren bu atıf HMK olarak anlaşılmalıdır) görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, gerek 44/1. maddenin metninden ve gerekse de aynı Yasanın 43. maddesinden, \"tacir\" olan kart hamilleri ile kart çıkaran kuruluşlar arasındaki ihtilafların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu ve Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli bulunduğu anlaşılmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi, malvarlığı haklarından kaynaklanan davalar yönünden, sulh ve asliye hukuk mahkemeleri arasında dava konusunun değerine bağlı görev ayrımı kaldırarak, bu tür davalarda, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.13.01.2011 tarihinde kabul edilen ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde ticari davaların genel tanımı yapılarak \"her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan\" davaların ticari dava olduğu belirtilirken, devam eden fıkrasında, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılacak işler arasında \"bankalara, diğer kredi kuruluşlarına,finansal kurumlara ve diğer ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde\" öngörülen hususlardan kaynaklanan davalar da sayılmıştır. Kanunun 5. maddesi ise ticari davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu hükmünü amirdir. Kanun yürürlüğe girmeden, 6335 sayılı Kanun ile 5. maddede değişiklik yapılmış ve asliye ticaret  mahkemesi  ile  asliye hukuk (ve diğer hukuk mahkemeleri) arasındaki  ilişki, \"işbölümü\" ilişkisi olmaktan çıkarılıp, \"görev\" ilişkisine dönüştürülmüştür. Bilindiği üzere mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Ancak, 6335 sayılı Kanunla 6102 sayılı TTK'na eklenen Geçici-10. madde, görev düzenlemesinin derdest davaları etkilemeyeceğini hükme bağlamıştır.07.11.2013 tarihinde kabul edilip, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici, \"ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler\" olarak tarif edilmiş, 3/l maddesinde ise \"bankacılık\" sözleşmeleri de \"tüketici işlemleri\" arasında sayılmıştır. Yasanın 73/1. Maddesinde \"tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri\"nin görevli olduğu belirtilmiş; 83/2.maddesinde ise \"taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez\" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi 6502 sayılı Yasada, \"kart hamili / kartı veren kuruluş\" ayrımı yeniden ortadan kaldırılarak, kredi kartından kaynaklanan uyuşmazlıklarda (kart hamilinin tacir olması hali hariç) görevli mahkemenin, dava açanın sıfatına bakılmaksızın Tüketici Mahkemeleri olacağı benimsenmiştir.Bu yasal düzenlemeler karşısında, yasaların yürürlük tarihiyle bağıntılı olmaksızın, kart hamilinin de tacir olduğu durumlarda, kart veren kuruluş ile tacir olan kart hamili arasındaki davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olacağı tartışmasızdır.Kart hamilinin \"tüketici\" sayıldığı durumlara gelince;1. 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, dava açanın sıfatına (kart hamili ya da kartı veren kuruluş olup olmamasına) bakılmaksızın tüketici mahkemeleridir.2. 6502 sayılı Kanunun yürürlüğünden (28.05.2014) önce açılan davalarda ise;(a) 5464 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden (01.03.2006) önce açılan davalarda görevli mahkeme, dava açanın sıfatına bakılmaksızın tüketici mahkemesidir.(b) 5464 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden (01.03.2006) sonra açılan davalarda;i.Tüketici olan kart hamilinin, kart veren kuruluşa karşı açtığı davalarda görevli mahkeme, 5464 sayılı Kanunun 44/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemesidir. ii. Kartı veren kuruluş tarafından, tüketici sıfatını haiz kart hamiline karşı açılan davalarda, 5464 sayılı Kanunun 44/2. maddesi uyarınca, dava değerine göre sulh hukuk ya da asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmışsa,  Kanunun 2. maddesi uyarınca görevli mahkeme, dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir. Diğer taraftan dava, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmeden önce, asliye ticaret mahkemesine açılmış ve taraflarca işbölümü itirazında bulunulmamışsa, ortada \"görev uyuşmazlığı\" bulunmadığından bu davaya asliye ticaret mahkemesince devam edilmesi gerekecektir. Somut olayda, dava, kredi kartını veren banka tarafından kart hamiline karşı açılmıştır. 6100 sayılı HMK ve 5464 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan dava tarihi (01/08/2013), 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisine dönüştürüldükten sonraki bir tarihtir. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında davaya bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır.Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması nedeniyle, uyuşmazlık çıkaran mahkemelerce sınırlı olmaksızın yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.<br>SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 20/03/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f42ce091a6baedc","SID":"6b0a2154c6b57dc0"}}