{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/259 <br>KARAR NO: 2025/319<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 17.12.2024 tarihli ara karar<br>NUMARASI: 2024/741 Esas <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili tarafından davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalı tarafından tebliğ edilen ödeme emrine karşı itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkili firmanın sürekli olarak yurt dışına halı satan bir firma olduğunu, bu sebeple müvekkili ile davalı şirket arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin vermiş davalıya vermiş olduğu siparişlerin ufak bir kısmını gönderdiğini ve kalan kısım için davalı firma ile defalarca görüşmesine rağmen karşılığını alamadığını, müvekkilinin, davalı firma ile çakmak alma konusunda firma ile anlaştığını, ancak çakmakların çok az bir kısmının müvekkili firmaya verildiğini, müvekkilinin ve davalının banka hesap kayıtlarının üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, davanın kabulünü ve borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e sayılı dosyasına haksız yere yapmış olduğu itirazın kaldırılmasını, ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 17.12.2024 tarihli ara kararla;  \"...Davacının talebinin değerlendirilmesinden, davacının ihtiyati haciz talebinin yargılama konusu olmaması, davacının gerçek zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği...\" gerekçesiyle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki taleplerinin aynen tekrarla; dosyadaki alacaklarının semeresiz kalmaması ve dosyadaki bulunan tüm deliller incelendiğinde alacağın likit bir alacak olduğu ortada olması sebebi ile 3.şahıslarda hak ve alacakları ile haczi kabil malları mevcut olup işbu alacağın niteliği ve miktarı, alacağın rehin veya ipotek ile teminat altına alınmamış olması hususları birlikte nazara alındığında davalı borçlunun borcundan kurtulma maksadı ile mal kaçırma, gizleme veya bu maksatla müvekkilin haklarını ihlal edecek hileli işlemlerde bulunma ihtimalinin yüksek olduğu ve bu durumda müvekkili davacı yönünden hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağı ve bu bağlamda davacı tarafın ciddi bir zararının doğabileceği sabit olduğundan icra takip dosyasındaki takip prosedürü yerine getirilene kadar ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dava sonucunda hüküm altına alınacak olası alacağın tahsilini sağlamak amacıyla; davalının alacağa yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına, tazminatlarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile mallarına ihtiyati haciz konulması taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında davalıya avans olarak verilen tutar karşılığı gönderilmeyen mallara ilişkin tutarın davalıdan  tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali  istemine; istinaf başvurusu ise  İİK'nın 258/3 hükmü uyarınca, dava içinde ihtiyati haciz talebinin  reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş;  bu  ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde, ihtiyati haciz üst başlığı altında ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent hâlinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. maddesi hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı  hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati haciz talebinin, alacağın yargılamayı gerektirdiği, bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği gerekçeleriyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, davacı şirketin, müvekkil şirket ile çakmak satın almak konusunda sözlü anlaşma yaptıklarını, çakmak ücretlerini dolar bazında ve doların Türk Lirası karşılığı olarak davalı  firmaya ödediğini, ancak davalının  göndermesi gereken çakmakların çok az bir kısmını  davacı firmaya gönderildiğini, kalan çakmakların davacı firmaya teslim edilmediğini, kalan paranın iadesini talep etmelerine rağmen paranın iade edilmediğini ve ödenen paranın davacı firmaya ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş, Davalı ise cevabında, davacının gönderdiğini iddia ettiği ödemelerin çakmak satın almaya ilişkin olduğuna dair herhangi bir delil (anlaşma metni, havale, EFT Açıklaması, v.b.) sunmadığını,   davacı tarafın sunduğu tek delilin gönderilen paralara ilişkin dekontlar olduğunu, dekontlarda  gönderilen  paraların  çakmak satın almaya ilişkin avans ödemesi  olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmadığını, havale veya EFT nin  borç ödeme vasıtası olup,  havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğunu, karinenin aksinin davacı yanca kanıtlanması gerektiğini savunmuştur. Somut olayda ilk derece mahkemesine dava açılması akabinde dosya üzerinden ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği ara karar tarihi itibariyle mevcut delillere göre değerlendirme yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre ara karar tarihi itibariyle ilk derece mahkemesi kararı isabetli görülüp, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki yargılamanın ilerleyen aşamasında değişen delil durumuna göre ve talep hâlinde geçici koruma niteliğinde olan ihtiyati haciz talebi konusunda her zaman ilk derece mahkemesince değerlendirme yapılıp karar verilebilecektir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun İİK'nın 258/3 ve  HMK'nın 353/1.b.1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.  <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca esastan reddine,  2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"975e5a8dd6128231","SID":"84d892606dcd6ce2"}}