{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/261 <br>KARAR NO: 2025/317<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 31.12.2024<br>NUMARASI: 2024/994 Esas <br>DAVA: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, müvekkili şirkete karşı borçlu olduğu, HMK 406/2 ile iik 257 gereğince; müvekkili şirketin alacağının sürüncemede kalmaması adına gayrimenkul, menkul,  davalı şirkete ait malları ile 3. şahıslardaki hak alacaklarına karşı öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin, davalı şirkete avans ödemesi yaptığını, karşılığında aldığı 350 ton ham manyezit ürünlerinin ayıplı çıktığını, 350 ton ham manyezite ilişkin haksız olarak nakliye bedeli ödediğini, müvekkili şirket tarafından haklı nedenle sözleşmenin feshedildiğini, ödediği avans bedelinin bir kısmının da davalı şirket uhdesinde kaldığını, davaya konu alacak kalemlerine hak kazandığı İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haciz kararı verilmesi ilişkin  257. Maddesindeki şartlar sağlanmış olup davanın esasına girilmeden dahi müvekkil şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu yaklaşık olarak ispat edilmiş olduğunu, somut uyuşmazlıkta müvekkili şirkete, davalı şirketten 27.03.2024 tarihli ihtarname ile hak ve alacaklarını talep ettiğini, bu tarihe kadar müvekkili şirkete herhangi ödeme yapılmadığı gibi, sözleşme gereğince ödenmesi gereken 350 ton manyezit bedeli, nakliye bedeli,  avans iadesinin ise sürüncemede bırakıldığını, müvekkilinin telafisi güç imkansız zararlara uğramaması adına gayrimenkul, menkul, davalı şirkete ait mallar ve  davalıların 3. Şahıslardaki hak alacaklarına karşı teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 31.12.2024 tarihli ara kararında;  \"...Talep dilekçesi, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde,ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin iddiasının ancak yargılamayla belirlenebileceği, dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığına dair \"yaklaşık ispat\" koşulunun gerçekleşmediği ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı...\" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut olayda müvekkilinin  daha fazla hak kaybına uğramaması sebebiyle şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın akdedilen sözleşme uyarınca müvekkiline borcu olduğunun sabit olduğunu, huzurdaki dosyada İİK'nun 257.maddesi uyarınca ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmakla birlikte, yaklaşık ispat yükümlülüğü de yerine getirildiğini, dosya nezdinde sunmuş oldukları deliller ile ilgili kanun maddelerindeki ispat koşulları yerine getirilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından ibraz etmiş oldukları delillerin yaklaşık ispata yeterli olmadığı şeklinde gerekçesiz ve somut olmayan bir karar ile bir  ihtiyati haciz talebimizin reddedilmesi müvekkili için her geçen gün geri dönülmesi zor hak kayıplarına yol açacak olup iş bu açıklamaları ve dosya nezdinde sunmuş oldukları deliller de nazara alınarak  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/994 E. sayılı dosyasının 31.12.2024 tarihli ara kararının kaldırılması ve davalının borca yetecek miktardaki menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ivedilikle ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ayıplı olduğu iddia edilen satıma konu emtia  nedeniyle ödenen avans bakiye tutarı, ayıplı ürünler için  düzenlenen iade  fatura alacağı ve  nakliye bedeli tutarının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine; istinaf başvurusu ise İİK'nın 258/3 hükmü uyarınca, dava sırasında verilen ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, taraflar arasında 26.12.2023 tarihli ham manyezit alım sözleşmesi imzalandığını, davalıya alınacak ürünler için toplam 1.500.000 TL karşılığı dolar olarak avans ödemesi yapıldığını,  davalıdan satın aldığı 350 ton ürünün sözleşme uyarınca belirlenen nitelikte olmadığının ve  ayıplı olduğunu, bu sebeple davalıya 350 ton ürün için iade  faturası  düzenlendiğini ancak davalının bu fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek, davalıya ödenen avans bakiye tutarı, ayıplı ürünler için  düzenlenen iade  fatura alacağı ve  nakliye bedeli tutarının tahsili için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmış,  ayrıca davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının  ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiş, ilk derece  mahkemesince bu talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya satılan malın tesliminin yapıldığını, müvekkiline süresinde yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığını, malların ayıplı  olmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken  alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.  İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Eldeki dava, satın alınması kararlaştırılan manyezit ürününün teslim edilen kısmının  ayıplı  olduğu iddiasına dayanmakta olup, davacı taraf  davalı adına bu kapsamda düzenlediği bir adet faturayı sunmuştur. Dosya kapsamında sunulan delillerin incelenmesinde, bu aşamada mevcut delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması hâlinde her zaman ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında bu aşamada ihtiyati haczin koşulları mevcut olmadığından, ilk derece mahkemesi kararında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair 28.06.2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfa1c83f059ef185","SID":"2a21a40a6b280016"}}