{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1812 <br>KARAR NO:2025/314<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:03.12.2019<br>NUMARASI:2016/1215 Esas - 2019/1279 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında sürdürülen ticari ilişkide müvekkili şirketin davalı şirketten kalorimetre aldığını, davalı şirketçe müvekkili şirkete düzenlenen 20.10.2014 tarih ve ... numaralı faturanın fahiş olduğunun tespiti üzerine davalı şirketle yapılan şifahi görüşme sonucunda davalı talebi üzerine müvekkili şirket tarafından 22.11.2014 tarihli ve 14.986-TL'lik fiyat farkı faturasının düzenlenerek davalı yana gönderilmiş olduğunu, icra takibine konu edilen fiyat farkı faturasının davalı yanca itiraz edilmeden ticari defter kayıtlarına intikal ettirilmiş olduğunu, bu fatura nedeniyle davalı tarafından bir takım ödemeler yapılmış olduğunu, davalıdan olan alacak tutarının 7.405,85-TL'lik kısmının ödenmemiş olması sebebiyle davalı/borçlu aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı borçlunun herhangi bir somut veya hukuksal gerekçe göstermeden borcun tamamına itiraz etmesi nedeniyle  takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun ticari defterlerin incelenmesi sonucunda tespit edileceğini, davacının likit olan borcuna itirazının dayanaksız ve kötü niyeti olduğunu, davalı/borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetle icra takibine yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin devamına, borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; açılan davanın haksız, yersiz ve kötü niyetli olması nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir fiyat farkının olmadığını, müvekkilinin iddia edildiği gibi cari hesaptan kaynaklanan böyle bir borcunun da olmadığını, davacı ile müvekkili arasında bu konuda düzenlenen bir sözleşmenin de mevcut olmadığını, ayrıca davacının sürdürülen ticari ilişki nedeniyle hiçbir aşamada ihtiraz kayıt ileri sürmemiş olduğunu, bahsedilen nedenlerle davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, tüm yasal ve dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile açılan davanın reddine, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturadan kaynaklanan alacak nedeni ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali hususunda olduğu anlaşılmıştır.Talimat mahkemesince atanan bilirkişi tarafından davacı defterleri incelenerek tanzim edilen bilirkişi raporunda, ticari defterlerine göre davacının 7.405,85-TL alacaklı olduğu, mahkememizce atanan bilirkişi tarafından davalı taraf ticari defterleri, taraflara ait BA/BS formları ve dosya kapsamı incelenerek tanzim edilen raporda, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 7.405,85-TL alacaklı olduğu yönünde görüş beyan edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 22.11.2014 tarihli ve ... seri no'lu 14.986-TL (KDV Dahil) tutarlı fiyat farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Davalının kayıtlı olduğu vergi dairesine  yazılan müzekkereye verilen cevabın ekinde yer alan, ilgili fatura dönemi olan 2014 yılı Kasım Ayı BA formalarının incelenmesinde, davacı tarafından tanzim edilen 12.700,00-TL (KDV Hariç), 14.986,00-TL (KDV Dahil) faturanın davalı tarafından bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmiş olduğu, davalı tarafça düzenlenen 03.07.2014 tarih ve ... numaralı ve 261,64-TL miktarlı ve 21.07.2014 tarih ve ... numaralı ve 778,80-TL miktarlı faturaların davacı tarafça defterlerine işlenmediği görülmektedir.Bu durumunda fiyat farkına ilişkin 14.986,00-Tl miktarlı faturayı davalı taraf kayıtlarına işlemekle ve bağlı olduğu vergi dairesine bildirmekle fatura içeriğini kabul etmiş bulunmaktadır. Esasen davalı taraf söz konusu faturanın bir kısmını ödemek suretiyle de bu durumu teyit etmiştir. Buna karşılık söz konusu faturanın bakiyesinin ödendiği hususunda davalı tarafça bir iddia ileri sürülmemiş ve bu hususta bir delil de getirilmemiş olmasına göre  davacının davalıdan  takip tarihi itibariyle 7.405,85-TL alacaklı olduğu değerlendirilmiştir.Ayrıca davalı tarafça düzenlenen 261,64,TL ve 778,80-TL miktarlı faturalar davacı tarafça ticari defterlerine işlenmediğinden ve bu tutardaki faturalar beyan sınırının altında olması ve söz konusu faturaların davacı tarafa teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması sebebiyle alacak borç ilişkisinin belirlenmesinde dikkate alınamamıştır. Bununla birlikte tarafların tacir olması ve ticari ilişkiye dayalı bir iş görülmesi dolayısıyla uygulanması gereken faizin avans faizi olduğu, ancak davacının takip talebinde yasal faiz talep etmesi dolayısıyla taleple bağlı kalınarak takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek yasal faize takibin devamına karar verilmesi gerekmiştir.Davalı tarafın davacı tarafça takip öncesinde temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kayıt bulunmaması sebebiyle takip öncesi işlemiş faiz yönünden davacı talebinin reddine karar verilmiştir. Ayrıca alacak takip öncesi itibariyle belirli (likit) olduğundan İİK 67/2 uyarınca %20 oranında davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermek gerektiği... \" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin  7.405,85 TL asıl alacak ve asıl alacağa taleple bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutarın % 20  oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya  verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Açılan dava haksız ve kötü niyetli olup, davacının faiz ve vade farkı taleplerinin reddi gerektiğini,  davacı tarafın davaya konu  iddia ettiği gibi bir fiyat farkı faturası bulunmadığını, müvekkilinin iddia edilen tutarda cari hesap ilişkisinden kaynaklı bir borcu olmayıp keza, davacı  ile taraflarınca bu konuda düzenlenen bir sözleşmede mevcut olmadığını, aynı zamanda  davacı taraf hiçbir aşamada  bu konuda ihtirazı kayıt ileri sürmediğini,Bilirkişi raporunda da \" taraflar arasında faiz miktarını içerir bir sözleşme mevcut değildir, davacının cari hesap geçmişinde davalıya vade farkı uygulandığına ilişkin bir kayıt da mevcut değildir.\" dendiğini, müvekkili ile davacı taraf arasında bir sözleşme ilişkisi olmayıp davacı taraf bu konuyla ilgili hiçbir aşamada ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, davacı tarafın davalı müvekkilinden hiç bir alacağı olmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte;  sözleşme ilişkisi sözlü olsa dahi vade farkı  kabul edilemez olduğunu, sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, açıklanan itiraz nedenleri ve Yargıtay kararlarına dayanarak davalının vade farkı faturası alacağına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, emsal nitelikteki Yargıtay kararlarını sunduklarını,Mahkemenin 6 no'lu, 29.01.2019 tarihli ara kararının 3.maddesinin a bendinde; uyuşmazlığın çözümü için davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup,TTK md.83 ve HMK md.222 uyarınca dava konusu döneme ilişkin tüm ticari defter, kayıt ve dayanak belgelerini ibrazı için kesin süre verildiğini, ancak istikrar kazanmış ve ekte sundukları Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere vekilin ticari defter ve belgelerin ibrazı konusunda bir yükümlülüğü bulunmayıp, ticari defter, kayıt ve evrakların ibrazının istenilmesi için  davalı asile kesin süreli bu işlemin tebliğ edilmesi gerektiğini, mahkemece davalı asile ticari defter ve evrakların ibrazı için davalı asile tebliğ edilmediğini ve bu talebin dikkate alınmadığını, ayrıca kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından dolayı bilirkişi incelemesinden vazgeçilmesine karar verilmediğinden mahkemeye hukuka aykırı bir şekilde karar verdiğini,01/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan 7.405,85 TL alacaklı olduğu tespiti hukuka aykırı bir şekilde yapıldığını, bilirkişi raporunda değerlendirme başlıklı kısmında ileri sürüldüğünü, ancak sonradan sonuç kısmında söz konusu faturaların davacının defterinde kayıtlı olmayıp davalının defterinde  kayıtlı olduğunu söylediğini, bu değerlendirmenin kafa karışıklığına neden olduğunu, 3.7.2014 tarih ... numaralı 261,64 TL, 21.07.2014 tarih ...numaralı 778,80 TL tutarlarındaki faturaların davalı defterlerinde mi yoksa davacı defterlerinde mi kayıtlı olduğu hususunun netlik kazanması gerektiğini, buna nazaran da müvekkilinin 7.405,85 TL borcu olduğu tespitinin yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, bilirkişinin yanlış incelemeyle yapmış olduğu bu tespite itirazlarının ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını,Davacının dosyaya eksik belge sunmasından ve açılış kapanış tasdiklerinin yapılmamasından dolayı davacı belgelerine dayanılmaması gerektiğini ve müvekkilinin sunmuş olduğu belgelere dayanarak hüküm verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı yanca davalıya kesilen fiyat farkı fatura bakiyesinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı davalı ile ticari ilişkisi bulunduğunu, davalının kestiği fatura tutarlarının fahiş olduğunun tespiti üzerine davalı onayı ile 14.986,00 TL tutarla fiyat farkı faturası düzenlendiğini, davalının bu fatura kapsamında bir kısım ödemeler yaptı ise de, fatura bakiye tutarı 7.405,85 TL yi ödemediğini, bu tutarın tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz yönelttiğini ileri sürmüş, davalı ise davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince sunulu deliller, taraf ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları celbi ile alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın takipte istenen asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekilince taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, buna dayalı olarak vade farkı veya faiz talep edilemeyeceği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Ancak davadaki talep vade veya faiz talebi olmayıp, davacı tarafından davalıya kesilen fiyat farkı fatura bakiye alacağına ilişkindir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde değildir.29.01.2019 tarihli oturum 3 nolu ara kararı ile ilk derece mahkemesince davalı yanının ticari defter ve kayıtlarından inceleme  yapılması yönünde ara karar kurulmuş, iş bu duruşma tutanağı ara karar doğrultusunda mazeret bildirmiş olan  davalı vekiline   tebliğe çıkarılmış ve dosyadaki tebligat mazbatası ile davalı vekiline  tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Kaldı ki 01.07.2019 tarihli bilirkişi rapor içeriğinden davalı yanca ticari defter ve kayıtların inceleme için sunulduğu, sunulan ticari defter ve  kayıtların da incelendiği ve davalı kayıtlarında yer alan faturalara ilişkin de değerlendirme yapıldığı,  bu surette raporun hazırlandığı, bunun dışında ticari defter kayıtların dayanak ve eki niteliğindeki BA-BS formları kapsamında davalının dava ve takibe konu davacı faturasını vergi dairesine beyan ettiği tespiti ışığında sonuca varıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yukarıda söz edilen ara karar uyarınca davalı asile tebligat yapılmadığı yönündeki usuli eksiklik sonuca etkili görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır.İlk derce mahkemesince tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle alınan bilirkişi raporu içeriklerinden, davacının takip ve alacağa dayanak faturasının davalı yanca kendi kayıtlarına işlendiği, bunun dışında faturanın davalı yanca BA formu ile vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, bu surette faturanın davalı yan kabulünde olduğu, kaldı ki davalı yanca bu fatura kapsamında bir kısım ödemelerin de yapıldığı gerekçesiyle sonuca gidilmiş olması yerinde olup,  davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 488,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"836d6be6a624dd22","SID":"fd23a6ec7bc2e570"}}