{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1801 <br>KARAR NO:2025/321<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:06.07.2021<br>NUMARASI:2020/45 Esas - 2021/646 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen  kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin müvekkili ...'e olan borcu sebebiyle ... sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını ve borçlu şirket tarafından 19.10.2018 tarihinde sadece borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında 01.02.2018 tarihinde imzalanan ref:2018/02-02 numaralı ve 20 ton Ukrayna Cevizinin millileştirilip gümrük işlerinin tamamlanması sonrası müvekkili alıcıya teslimi konulu Ticari Alım-Satım) sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin imzalanan sözleşme gereği 07.02.2018 tarihinde davalı satıcıya banka havalesi ile 115.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili ile ilgili ticari satım sözleşmesinin kendine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirirken davalı satıcı imzalanan sözleşmeden doğan hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin 16.04.2018 tarihinde, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini aksi takdirde sözleşmeden dönme hakkını kullanacağını ihtiva eden ihtarnameyi davalıya gönderdiğini, davalının ihtarnameye hiçbir şekilde cevap vermediğini, müvekkili ilgili ihtarnamede belirtilen 7 günlük süreyi bekledikten sonra, davalıdan hiçbir cevap gelmemesi üzerine; 08.08.2018 tarihinde davalı satıcıya sözleşmeden döndüğünü ve sözleşmenin başında banka havalesiyle gönderdiği 115.000,00 TL'nin derhal tarafına iade edilmesini davalı şirketten talep ettiğini, davalı ilgili ihtarnamenin kendisine ulaşmasından sonra müvekkiline 30.000,00 TL bir bedel iadesinde bulunduğunu, ancak bugüne kadar başka bir ödeme yapmadığım, müvekkilinin 85.000,00 TL'yi satıcıdan geri alabilmek için icra takibi başlattığım, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, davanın kabulü sonrası müvekkilinin alacağını tahsil edememe riski mevcut olduğunun teminatsız olarak, kabul görmemesi halinde Mahkemece belirlenecek teminat karşılığtndan davalının menkul ve gayrimenkul malları ile bankalarda bulunan likitlerine dava sonunda hak kaybına uğramaması için tedbir karar verilmesini, itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu şirket tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin %20'sinden ak olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu ihtilaf, taraflar arasında yapılmış olan 01.02.2018 tarihli Ticari Alım-Satım Sözleşmesinden kaynaklandığım, sözleşmenin 6. maddesinde, uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu düzenlendiğini, HMK MADDE 17-'(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.' hükmünü havi olduğunu, madde hükmü gereğince tacirler arasında yapılacak yetki sözleşmesi münhasır yetki olarak kabul edildiğini, müvekkili şirket ile davacı-alacaklı arasında yapılan, sözleşmede de yetkili mahkeme, İstanbul Mahkemeleri olarak belirlendiği ve her iki tarafın da tacir olduğunun tartışmasız olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunun yetki itirazın olduğunu, Davacı sözleşmeye aykırı davrandığını ve üstüne sözleşmeden caydığını, davacının icraya konu ettiği gibi bir alacağının olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirket hakkındaki mesnetsiz ve aşağılayıcı iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin 50 yılı aşkındır faaliyet yapan Ukrayna'da ithalat ihracat işleri ile uğraşan ve Türkiye'de de faaliyet yapan köklü bir şirket olduğunu, Davanın reddini ve takibin iptalini, icra inkâr tazminatının reddini, ihtiyati tedbir talebinin reddini, kötü niyet tazminatının davacı aleyhine hükmedilmesini, yargılama masrafı ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Taraflar arasında yapılan ödemeler yönünden bir çekişmenin mevcut olmadığı, davacı yanın yapmış olduğu 115.000,00 TL tutarlı ödemeye karşılık davalı tarafından davacı yana yapılan 30.000,00 TL tutarlı avans iade bedeli düştüğünde davacı yanın davalı yandan 85.000,00 TL alacaklı durumunda olduğu tespit edilmiştir.Davacı yan 24.09.2018 tarihli icra takibinde asıl alacağına 5.086,03 TL işlemiş faiz talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 10.maddesinde \"Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.\" hükmü bulunmaktadır. Davacı yan tarafından davalı şirkete Konya ... Noterliğinden 08.05.2018 tarihinde keşide edilen ... yevmiye no.lu ihtarname ile 115.000,00 TL'nin iş bu ihtarnamenin tebliğ edildiği gün itibariyle geri ödenmesini ihtar etmiş oldukları görülmüştür. İhtarname davalı yanın çalışanı ... 12.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden davalı yanın 12.05.2018 tarihinde temerrüde düştüğü kanaatine varılmıştır. Bu durumda 12.05.2018 temerrüt tarihi ile 24.09.2018 takip tarihi arası davacı yan 85.000,00 TL tutarlı asıl alacağına takip tarihi itibariyle 4.995,21 TL İşlemiş faiz talep edebileceği kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle İş bu davanın kabulü ile ... sayılı dosyasında davalının itirazının 89.995,21 Tl üzerinden iptali ile takibin devamına takipten sonra asıl alacak olan 85.000.-Tl ye avans faizin uygulanmasına, fazla istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı likit bir borcunun varlığını bildiği halde sadece alacağın tahsilini geciktirmek için itirazda bulunduğu...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile ... sayılı dosyasında davalının itirazının 89.995,21 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, takipten sonra asıl alacak olan 85.000 TL ye avans faizin uygulanmasına, fazla istemin reddine, % 20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Usule ilişkin olarak, bilirkişi heyetinin uzman olmadıklarından dolayı inceleme yapamadıklarını raporda belirttiklerini, dosyada kök ve ek rapor bulunduğunu, kök rapora yapılan itirazlar sonucu, ek raporda talep edilen hususlarla ilgili uzmanlık alanları olmadığından dolayı inceleme yapamadıklarını belirttiklerini, mahkemenin, yeni bir bilirkişi atamak yerine dosyada karar verdiğini, bu durumun bozma nedeni olduğunu, dosyanın yetkisilik kararı sonrası mahkemede görüldüğünü, ancak yetkisizlik sebebiyle vekalet ücreti hükmedilmediğini, Yargıtay 9. HD., E. 2017/16494 K. 2020/10840 Kararı gereğince taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak, sözleşmeye göre; 20 Ton Ukrayna Menşeili kabuklu ceviz alım satımı kararlaştırıldığını, bu alım satım şartlarının sözleşmede ayrı ayrı belirtildiğini, sözleşme bedelinin 240.000 TL olup, davacı, sözleşmenin imzalanması ile  birlikte peşin avans olan 120.000 TL'yi ödeyecek, bakiye 120.000 TL'nin ise mal tesliminde ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5.maddesine göre, müvekkilinin, alıcının sözleşmede belirtilen ödeme yükümlülüklerine uymaması halinde emtiayı teslim etmeyip, ödeme yükümlülüğü yerine getirilinceye kadar bekletme hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin 7.maddesine de avans ödemesi yapılması halinde alıcının cayamayacağı, cayma halinde sözleşmenin toplam bedelinin %10 u oranında cayma tazminatı ödeyeceği, bu tutarın ödenen avanstan mahsup edileceğinin düzenlendiğini,Davacı tarafın, avans ödemesini sözleşmeye uygun olarak yapmadığını,120.000 TL ödenmesi gerekirken 115.000 TL olarak kısmi avans ödemesi yapıldığını, davacının, müvekkiline bakiye avansı da ödeyeceğini belirttiğini, müvekkilinin de davacının ödeme yapmasını beklediğini, müvekilinin bu süreçte, davacının ödeme yapacağı yönündeki beyanlarına güvenerek cevizleri teslim için hazırlatma sürecine başladığını ve masraf yaptığını, bunlara ilişkin faturalar ve USB'nin dosyada olduğunu,Müvekkilinin, davacı için hazırlattığı cevizlerin bedelini gösterir 32.400 USD'lik fatura ile davacının ödemeyi geciktirmesi sebebiyle; bekleme sürecinde Ukrayna' daki hava şartları da göz önünde bulundurulduğunda hazırlanan cevizlerin donduğunu, ikinci olarak yıkama ve paketleme işlemi yaptırılmak zorunda kalındığından buna ilişkin de 81200 UAH bedelli fatura dosyada bulunduğunu, tüm bu hazırlık ve sözleşme hükümlerine göre bekleme sürecinde, davacı haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini,Dava konusu ve savunmalarının raporda ve mahkeme kararında hiç değerlendirilmeye alınmadığını, cevap dilekçesinde, ihtilaf konusunun sözleşme hükümleri olduğunun belirtildiğini, dosyaya sunulan ve bilirkişilere teslim edilen, davacı ile yapılan sözleşmeye güvenerek cevizlerin hazırlatılması- temizletilmesi işlemleri sebebiyle uğranılan zarara ilişkin faturalar, fotoğraflar ve sözleşme hükümlerinden bahsedilmediğini, önemle belirtmek isteriz ki; sözleşmede belirtildiği üzere avans ödemesi yapıldıktan sonra cayma halinde düzenlenen cezai şart hükümleri değerlendirilmediğini,Karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun sadece hesap üzerine olup, sözleşmeye güven sebebiyle müvekkilinin yaptığı masraflar ile sözleşme hükümlerine göre %10 cayma bedeli hiç değerlendirilmediğini, dolayısıyla mahkeme kararında da bu iddialarına yer verilmediğini ve hiç değerlendirilmediğini,Mahkeme, alacak likit olduğundan ödemelere ilişkin ihtilaf olmadığından tazminata hükmettiğini, ancak, müvekkilinin, savunmaları değerlendirmeye alınmadığını, sözleşme hükmüne göre %10 cayma bedelinin değerlendirmeye alınması ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin sözleşmeye güven sebebiyle uğradığı zararın hesaplanması gerektiğini,  bu durumun da yargılamaya muhtaç olduğu aşikar olduğunu, iş bu sebeple tazminatın reddi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ve inkâr tazminatı istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen  kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, taraflar arasında 01.02.2018 tarihli Ticari Alım- Satım sözleşmesi ile ticari ilişki bulunduğunu, sözleşmeye göre davacının davalıdan ceviz emtiası almasının kararlaştırıldığını, davalıya 115.000 TL avans ödemesi yapılmasına rağmen cevizlerin teslim edilmediğini ve ödenen tutar bakiyesinin de davalı yanca iade edilmediğini, davalıya gönderilen ihtarlar ile sözleşmenin feshedildiğini ancak davalının aldığı 115.000 TL avans ödemesinden 30.000 TL'yi geri ödediğini, bakiye 85.000 TL'nin tahsili için davaya dayanak icra takibinin başlatıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğini, sözleşmeden davacı tarafından kusurlu olarak cayıldığını, bu konuda sözleşme hükümlerinin açık olduğunu, müvekkilinin davacının sözleşme hükümlerine uymaması sonucu bir kısım zararlara da uğradığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınarak yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince gerek cevap dilekçesinde gerekse alınan kök rapora itiraz dilekçesinde tarafların kabulündeki sözleşme hükümleri değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği ancak bilirkişilerce sözleşme hükümleri ile sundukları deliller ve savunma iddiaları karşılanmaksızın rapor düzenlendiği ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince itirazların karşılanması için alınan ek rapor içeriğinde de davalının bu yöndeki iddia ve savunmaları ile sözleşme hükümleri değerlendirilmeksizin ve sözleşme hükümlerine yönelik itirazların uzmanlık alanı dışında olduğu belirtilerek ek rapor sunulduğu anlaşılmaktadır.Ancak tarafların kabulündeki sözleşme hükümlerinin içeriği gerek bilirkişi raporlarında gerekse ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde hiç tartışılmamış, davalının bu yöndeki  iddia ve  savunmaları kapsamında,  hangi hukuki sebeple ve hangi maddi vakıalar sabit görülerek veya görülmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, savunma gerekçelerinin nasıl aşıldığı gösterilmeden gerekçesiz olarak karar verilmiştir.Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde  ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi  kararında bu yönüyle  gerekçe bulunduğu kabul edilemiz. Yani ilk derece mahkemesi, iddia ve savunma kapsamında delil değerlendirmesi yapmamıştır. Karar, bu haliyle istinaf incelemesine elverişli değildir.Yukarıdaki açıklamalar ve tüm bu değerlendirmeler ışığında, kararın  bu haliyle istinaf denetimine elverişli bulunmadığı anlaşıldığından,  HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca,  esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 26.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8dd5e9d9ce1b8fb8","SID":"918c68d291778bfb"}}