{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1521 <br>KARAR NO: 2025/189<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/1336<br>KARAR NO: 2019/542<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2019<br>DAVA TÜRÜ: Alacak <br>DAVA TARİHİ: 30/12/2018<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlunun kısmi ödeme yaparak bakiye borca haksız olarak itiraz ettiğini, borçlunun satın aldığı malları hiçbir şekilde iade etme hakkının olmadığını, aksini davalı borçlunun ispat etmek zorunda olduğunu, taraflarına tebliğ edilen bir iade faturasının mevcut olmadığını, olsa bile borçlunun iade faturası kesme gibi bir hakkının mevcut olmadığını, müvekkiline yapılmış ayıp ihbarı vs. mevcut olmadığını, itiraz haksız, hukuksal dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kitaplara ilişkin iade faturası düzenlediğini, davacı tarafından işbu faturanın kabul edildiğini, ödeme emrine itiraz dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere müvekkili şirketin cari hesap ekstresi uyarınca davacı tarafa 3.540,66 TL borcu bulunduğunu, bu bedelin 02.03.2018 tarihinde karşı tarafa tüm ferileri ile birlikte ödendiğini, müvekkil şirketin karşı tarafa ait olan mallar bakımından ... sıra numaralı 29.04.2017 tarih ve 16.001,28 TL tutarında iade fatura düzenlediğini, işbu iade faturasını Beşiktaş ... Noterliği’ nin 23.05.2017 tarih ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gönderdiğini, ihtarnamenin 25.05.2017 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiğini, ihtarnamede iade faturanın yanı sıra iadeye konu kitapların karşı tarafın talebi halinde adreslerine teslim edileceği ya da istenilen zamanda Müvekkil Şirket adresinden teslim alınabileceği hususunun da bildirildiğini, müvekkilinin dağıtıcılık görevini üstlenerek davacıya ait olan kitapları fatura ile teslim almakta ve ülke çapında yer alan çeşitli kitapevlerine ulaştırdığını, dağıtımı yapıldığı halde satılamayan veya iade edilen kitapları iade fatura düzenlemek suretiyle davacıya iade edildiğini, cari hesaptan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirket ile davacı arasında oldukça uzun zamandır bu şekilde bir ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki teamülün bu şekilde olmasının yanı sıra, sektördeki ticari teamülün de bu şekilde olduğunu, kitapları teslim hususunda da davacının kötüniyetinin sabit olduğunu işbu nedenle taraflarınca Bakırköy 3. ATM'nin 2017/461 sayılı dosyasında tevdii mahali tayini yoluna başvurulduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davalı şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkide davalının 2016 yılında 15 adet 2017 yılında 1 adet iade faturası düzenlendiği ve bu iade faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davacının defterlerinde kayıtlı olmayan 16.959,10 TL lik iade faturasından dolayı davacının davalıdan alacaklı olduğu belirtilmiş, dolayısıyla taraflar arasında ticari tehammülde davalının davacıya iade faturası kestiği tartışmasız olup, davalının kendilerine kesmiş olduğu son iade faturasının usulsüz olarak taraflarına tebliğ edildiği, müvekkilin haberi olmadığı, bu nedenle iade faturasına itiraz edilmediğini beyan etmiş ise de, davalı Bakırköy 3 ATM'nin 2018/3 D. İş sayılı kararı ile davacıya iade edeceği 1600 adet kitap için tevdii mahalli talebinde bulunmuş, mahkemece tevdii mahalli talebi kabul edilerek Bakırköy ... İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasında kitaplar icra müdürlüğüne teslim edilmiş ve buna ilişkin icra emri davacıya tebliğ edilmiş olduğundan, davalının davacıya borçlu olmadığı gerekçesiyle Davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu itirazın iptali davasının REDDİNE, Davalı vekilinin talep etmiş olduğu %20 kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile, 16.531,31 TL üzerinden kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı taraf ticari ilişki gereği satılan mallar için 8 günlük süre içinde itiraz etmeyerek ve fatura içeriğinin kesinleştiğini, borçlu kısmi ödeme yaparak bakiye borca haksız olarak itiraz ettiğini, borçlunun satın aldığı malları hiçbir şekilde iade hakkının olmadığını,  müvekkili ile davalı arasında satılamayan malların müvekkile iade edileceğine dair herhangi bir sözleşme olmadığını, aksini ispatın davalı tarafa ait iken davalının satılamayan malların iade edileceğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığını, sadece bilirkişi raporu hükme esas alındığını, yerel mahkemece bu hususta hiçbir inceleme yapılmadığını, Bakırköy 3. ATM'nin 2017/461 D. İş esas sayılı dosyasında mahkemeyi yanıltarak haksız bir şekilde karar aldığını, müvekkilin satılmayan kitapları zaten iade alma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, davalı tarafın Beşiktaş ... Noterliği'nin 23.05.2017 tarih, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, tebligatın muhtara usulsüz olarak yapıldığını,  tüzel kişinin tebligatının muhtara yapılamayacağını, tebligat ellerine geçmediği için herhangi bir itiraz süresinin de başlamadığını, müvekkili aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuki ve fiili dayanağının mevcut olmadığını, öncelikle ortada kötü bir niyet söz konusu olmadığını, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti., borçlunun ise ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 19.960,00 TL asıl alacak ve 111,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.071,97 TL üzerinden 16.05.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde cari hesap borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 22.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 25.05.2017 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiği, yetki itirazının kabul edilmesi nedeniyle dosyanın Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden ödeme emrinin 13.02.2018 tarihinde tekrar tebliğ edildiği, 20.02.2018 tarihinde 3.540,66 TL alacak dışında kalan kısım yönünden borca kısmen itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/461 D. İş esas sayılı dosyası incelendiğinde; ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından karşı taraf olarak yer alan ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'ye yönelik elinde bulunan kitaplar yönünden 21.11.2017 tarihinde tevdi mahali tayini talep edildiği, 04.01.2018 tarihinde talebe konu olan 1000 adet Göldeki Yıl(ciltli), 300 adet ... (ciltli), 300 adet ...(ciltli) kitarlarının İcra Müdürlüğünce ardiyeye tevdiine dair karar verildiği, kararın  Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 20.02.2018 tarihinde icra emrinin, 09.04.2018 tarihinde haciz tutanağının düzenlenerek kitapların yediemine tevdi edildiği tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 30.03.2019 tarihli raporda:\"...davacı şirkete ait 2016, 2017 ve 2018 yılı yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin açılış ve yevmiye defterinin kapanış (görülmüştür) noter tasdiklerinin yasal süresinde olduğu (2018 yılı yevmiye defterinin tasdik zamanı gelmediği için henüz yaptırılmamıştır.) (TTK Md.64/3), davacı şirketin ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı şirketin incelenen 2016 yılı ticari defterlerinde, davalı şirketin 2015 yılından 31.923,90 TL borçlu olduğu, 2016 yılında davalı şirkete 65.868,95 TL tutarında 26 adet fatura düzenlendiği ve 500,00 TL Ödeme yapıldığı, karşılığında 39.753,40 TL tutarında 15 adet iade faturası alındığı ve 14.000,00 TL tahsilat yapıldığı, yılsonu itibariyle davalı şirketin 44.539,45 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin incelenen 2017 yılı ticari defterlerinde, davalı şirketin 2016 yılından 44.539,45 TL borçlu olduğu, 2017 yılında davalı şirketten 19.500,00 TL tahsilat yapıldığı, takip tarihi ve yılsonu itibariyle davalı şirketin 25.039,45 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defterlerinde, davalı şirketin 2017 yılından 25.039,45 TL borçlu olduğu, 2018 yılında davalı şirkete 3.000,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı ve 5.080,35 TL düzeltme kaydı yapıldığı, dava tarihi ve yılsonu itibariyle davalı şirketin 16.959,10 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. İncelenen davalı şirkete ait 2016, 2017 ve 2018 yılı yevmiye, defteri kebir e-defterlerinin açılış ve yevmiye e-defterinin kapanış (görülmüştür) beratları ile envanter defterlerinin noter tasdiklerinin yasal süresinde olduğu, (2018 yılı yevmiye e-defterinin kapanış (görülmüştür) beratlarının yükleme zamanı gelmemiştir.) (TTK Md.64/3), davalı şirketin ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı şirketin incelenen 2016 yılı ticari defterlerinde, davacı şirketin 2015 yılından 31.926,26 TL alacaklı olduğu, 2016 yılında davacı şirketten 65.869,08 TL tutarında 26 adet fatura alındığı, karşılığında 19.000,00 TL ödeme yapıldığı ve 39.753,40 TL tutarında 15 adet iade faturası düzenlendiği, yılsonu itibariyle davacı şirketin 39.041,94 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin incelenen 2017 yılı ticari defterlerinde, davacı şirketin 2016 yılından 39.041,94 TL alacaklı olduğu, 2017 yılında davacı şirkete 19.500,00 TL ödeme yapıldığı ve 16.001,28 TL tutarında 1 adet iade faturası düzenlendiği, takip tarihi ve yılsonu itibariyle davacı şirketin 3.540,66 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defterlerinde, davacı şirketin 2017 yılından 3.540,66 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında 2018 yılında herhangi bir işlem olmadığı, davalı şirketin icra dosyasına yaptığı ödemenin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin 3.540,66 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mali açıdan değerlendirme: Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, davalı şirketin davacı şirkete takip tarihi itibariyle 16.959,10 TL borçlu olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacı şirketin 3.540,66 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında fark davalı şirketin 29.04.2017 tarihinde düzenlediği 16.001,28 TL tutarındaki faturadan kaynaklanmaktadır. Davalı şirket bu faturayı T.C. Beşiktaş ... Noterliğinin 23.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirkete göndermiş, ancak posta dağıtıcısı bu ihtarnameyi davacı şirket adresinde olmadığından mahalle muhtarına bırakmıştır. Davacı şirkette mahalle muhtarına bırakılan tebligattan haberi olmadığını, tüzel kişinin tebligatımn muhtara yapılamayacağını belirtmiştir. Hukuki değerlendirme gerektiren bu hususta Sayın Mahkeme’nin tebligatın usulüne uygun olduğu görüşünde olması durumunda davacı şirketin davalı şirketten alacağı olmadığı, aksi durumda ise davacı şirketin davalı şirketten 16.959,10 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte davalı şirket ettiğini bildirmiştir. Ticari defter incelemelerimizde davalı şirketin en son 2016 yılı Ekim ayında bu iadeye konu olacak tutarda mal alımı yaptığı tespit edilmiştir. Davalı şirketin TTK 23/c madde hükmü uyarınca 8 gün içinde aldığı kitaptan iade veya ihbar etmesi gerekirken ihbar işlemini ürünleri aldığı tarihten 6 ay sonra yapmıştır. Takdir Sayın Mahkememize aittir. Davalı şirket düzenlediği ve ihbar ettiği iade faturasında belirtilen kitaplann davacı şirkete teslim edilmediğini, hali hazırda kendi uhdesinde olduğunu belirtmiştir. Faiz: Davacı şirket vekili, takip talebinde 111,97 TL işlemiş faiz talep etmiştir. Bir alacağa faiz talep edilebilmesi için ödeneceği tarihin kesin olarak belli olması ya da karşı borçlunun bir ihtar ya da ihbarla temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dosya incelemelerimizde, davacı şirket takip öncesinde dosyaya karşılıklı bir anlaşma ve belirlenmiş bir vadeye ilişkin belge ya da takip öncesi bir ihtar sunmamıştır. Bu nedenle takipten önce işlemiş faiz hesaplaması yapılmamıştır. Davacı şirketin takip tarihi itibariyle 3095 sayılı kanım 2. Mad. göre değişen oranlarda faiz talep edebilir...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamı itibariyle taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça cari hesap alacağına konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu sabit olup uyuşmazlık konusu değildir. Davalı tarafça davacı tarafa karşı düzenlenen 29.04.2017 tarihli 16.001,28 TL bedelli iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmaması nedeniyle davacının ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu kayıtlıdır. Davalı tarafça bu iade faturasının düzenlenmesinden sonra davacı tarafça 16.05.2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası başlatılmış, davalı taraf ise iade faturasını Beşiktaş ... Noterliğinin 23.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafa bildirmiş, ihtarname 25.05.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 inci maddesinin uyarınca adresin kapalı olması nedeniyle muhtara tebliğ edilmiş, davalı tarafça 21.11.2017 tarihinde iade faturasına konu kitaplar yönünden Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/461 D. İş esas sayılı dosyası ile tevdi mahaali talep edilerek, 09.04.2018 tarihinde kitaplar yediemine tevdi edilmiş, ardından 30.12.2018 tarihinde iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.12.2012 Tarih ve 2012/12679 E., 2012/18618 K. ilamı:\"Taraflar arasındaki uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel  Kurulu’nun 27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas, 2003/1 karar sayılı  kararına göre, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşme ya da teamül haline gelmiş fiili  bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının vade farkı talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. Dairemizin  istikrarlı uygulaması da bu yöndedir...\"şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince alınan denetime açık tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan mali müşavir raporuna göre 2016 yılında davacı tarafça davalı tarafa yönelik 26 ayrı fatura düzenlendiği, davalı tarafça bu faturalara kaşı 15 iade faturası düzenlendiği taraf defterlerinde aynı şekilde kayıtlıdır. 2017 yılında ise 1 adet 29.04.2017 tarihli 16.001,28 TL bedelli iade faturası düzenlenmiş olup bu iade faturasının davacı defterlerinde kaydı bulunmamaktadır. Taraflar arasında davalı tarafça satılamayan kitapların davacı tarafından iade alınacağına dair yazılı herhangi bir sözleşme bulunmasa da yukarıda yer alan içtihat minvalinde taraflar arasında oluşan teamül şeklindeki uyuşmazlık öncesi dönemde benzer şekilde ikiden daha fazla iade faturalarının düzenlenmiş olması, davalı tarafın iade faturasını takip tarihinden önce keserek, dava öncesi iade faturasına konu edilen kitaplar için tevdi mahalli tayin ettirmiş olması dikkat alındığında davanın reddine dair karar verilmesinin isabetli olduğu kanaatine varılmakla aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Davacının aleyhine tazminatına hükmedilmesi için takibinde haksız olmasının yanında kötü niyetli olması da gerekmektedir. Davacının icra takip tarihi itibariyle takibinde kötü niyetli olduğunu gösteren bir delil dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerekmekte olup davacının bu kısım yönünden istinaf sebebine itibar edilmiştir.Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kötü niyet tazminatına ilişkin kısım yönünden HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE,  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1336 Esas, 2019/542 Karar sayılı ve 16/05/2019 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak;a-Davanın reddine,b-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken  615,40 TL harçtan peşin alınan 329,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 285,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,b-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,ç-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafça sarf edilen 285,40 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davalı tarafça sarf edilen 10,00 TL (posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,e-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fd4d1034f2b047b","SID":"006a8e388c0fe67d"}}