{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2010 <br>KARAR NO: 2025/191<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/727<br>KARAR NO: 2023/566<br>KARAR TARİHİ: 22/06/2023<br>DAVA TÜRÜ: İflas <br>DAVA TARİHİ: 25/12/2019<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Tic. A.Ş.'nin 1986 yılında faaliyete başladığını, şirketin 2018 ve 2019 yılında oluşan gelişmeler nedeni ile finansal olarak borca batık hale geldiğini, şirketin kârlılığının mevcut gelişmeler nedeni ile eridiğini, şirketin banka kredileri ile borçlanmak zorunda kaldığını, gerekli alacak tahsilatının yapılamadığını, bu nedenle şirketin iflası  için başvuruda bulunulmasının zorunlu hale geldiğini, bu çerçevede borca batık olan şirket ile ilgili iflas kararı verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK'nın 178. ve 179. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkin davada, şirketin borca batıklık durumu ile ilgili şirketin borca batıklığını tespit etmeye yarayan açıklamaların sunulduğu, resmi ve özel kurumlar nezdinde özellikle bankalar ve finansal kurumlar nezdinde gerekli tüm araştırmaların tam ve eksiksiz olarak sağlandığı, iflas avansının depo olunduğu, gerekli ilanların yapıldığı, bu arada müdahale harcını dahi depo eden ve ilandan itibaren süresi içinde başvuranların müdahale taleplerinin kabul olunduğu, alınan ek rapor içeriği ve incelenen kayıtlara göre incelemeye konu dekont ödeme tarihlerinin 2016 yılı  olduğu, hayatın olağan akışı içinde ve dava tarihinden yaklaşık üç yıl öncesi olan bu dönemde, itiraza konu ortaklara borçlu hesabında fiktif olarak bu kaydın oluştuğu kabul edilemeyeceği, esasen dekonta konu olanan miktar, davacı şirkete ait 331 ortaklara borçlar hesabı kısmında bulunmakta olduğu, bu durumun şirketin alacakları için yapılmış bir ödeme olarak kabul edilebilir olmadığını, müdahiller ... Bankası A.Ş., ... T.A.Ş. ve ... ve diğer vekillerin itirazları dikkate alındığında şirketin borca batıklığı noktasında ortaklara borçlar hesabında yer almakta bulunan bu rakamın şirkete verilmiş bir borç olarak kabulü mevcut şirket defter ve kayıtlarıyla dahi uyumlu olduğu, kaldı ki şirkete borç verildiği tarih itibariyle dahi şirketi, ...İ'nin alacaklı olarak gösterme imkanı mevcut olduğu halde bu imkanın kullanılmamış olması şirketin kayıtlarının doğruluğunu göstermekte olduğu gibi aksine müdahillerin somutlaştırmış olduğu bir vakıa ve delil durumu söz konusu olmadığı, sebebi ne olursa olsun günümüzdeki ticari hayat içinde ortakların, ortağı olduğu şirkete borç verdiği, finansal kaynak sağladığı bilinen ve sıkça rastlanabilen bir hal olduğu, nitekim konusunda ehil bilirkişi kurulunun belirtmiş olduğu üzere ortakların şirkete koymuş oldukları tutarların sermayeye eklenmesinin zorunlu olduğuna dair herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı, muhasebenin temel kavramlarından olan kişilik ilkesi gereği olduğu, ortaklar dahil olmak üzere bunun dışındakilerin şirkete göre üçüncü şahıs hususunda bulunduğu, bu nedenle dahi iddia olunan tutarın sermayeye eklenemeyeceğinin kabul edilerek itirazlar karşılandığı, şirketin incelenen ticari defter ve kayıtları lehine delil teşkil ettiği gibi dava tarihi 2019 olup şirketin 2018 ve 2019 yılı itibariyle ise finansal sıkıntıya girdiğinin beyan edildiği, nitekim gerek borca batıklık talebine esas olan icra dosyalarındaki kesinleşmiş borç miktarları ve ayrıca diğer kayıtlar dikkate alındığında bu kayıtlar genel olarak 2018 ve 2019 yılına ait olduğu, bu durumda 2016 yılında şirkete borç olarak verilen bu ödemelerin muvazaalı olduğunun kabulü mümkün olmadığı, zira şirketin 2018 ve 2019 yıllarında ekonomik anlamda sıkıntı içine girmeye başladığı, ekonomik sıkıntı öncesi şirketin ortaklara ödeme yapmasının değil onlardan borç almasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğunun değerlendirildiği, bir başka deyişle bu ödemelerin açıklanan nedenlerle muvazaalı olduğu kabul edilemeyeceği, zaten konusunda ehil bilirkişi kurulu da itiraza konu olan bu ödemelerin şirkete borç vermek amacıyla yapılmış ödemeler olduğunu açıkça ifade ettiği, bu nedenle belirtilen miktarların şirketin pasif kalemleri arasında yer aldığı, şirketin 31/10/2022 tarihli rayiç değer bilançosuna göre öz varlık tutarının eksi 1.792.443,19 TL olarak hesaplandığı, buna göre şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, açıklanan genel kuralların dışında ortakların şirkete koymuş olduğu tutarın sermayeye eklenmesinin ise mümkün bulunmadığı, bilirkişinin münferiden sunmuş olduğu rapor ve akabinde konusunda ehil bilirkişi kurulunun sunmuş olduğu rapor gerekçeli, denetime elverişli, ara karara uygun olduğu, şirketin borca batıklığının azalmasına yol açabilecek herhangi bir veri ise yapılan tüm araştırmalara rağmen tespit edilmediği gibi en son raporun hazırlandığı tarih itibariyle aktifinin artmasına yol açabilecek herhangi bir duran varlık yani taşınmaz, araç ve benzeri bir mal varlığının dahi tespit edilemediği, bu itibarla hazırlanan rapora itibar etmeye engel bir fiili ve hukuki bir durumun mevcut olmadığı re'sen yapılan araştırmadan dahi anlaşıldığı, borca batıklığa dair incelemenin eksiksiz tamamlandığı, borca batıklığa dair yasal koşulların tam olarak gerçekleştiği, bu itibarla iflas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle Davacının davasının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı ... Ticaret Anonim Şirketi'nin  iflasına, İflasın  22/06/2023 günü saat 14:32 itibariyle açılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirketten müvekkili bankanın hesap kat tarihi itibariyle 2.783.049,42 TL nakdi 52.780,00 TL gayri nakdi kredi alacağı bulunduğunu, davacıların borçlu şirket hakkında bulunmuş oldukları iflas isteminin haksız ve kötü niyetli olduğunu, iflası istenen şirketin defterlerini usulüne uygun tutmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, 2018 yılına ait defterler haricinde diğer yıllara ait herhangi bir ticari defterini ibraz etmediğini, bu nedenle bilirkişi raporunun dayandığı belge ve kayıtların delil niteliği yönünden borca batıklık durumunu tespit için yeterli olmadığını, iflasına karar verilen şirketin kötüniyetli olarak kendi iflasına yol açtığını böylece alacaklarını erteleme ve sürüncemede bırakma amacı güttüğünü, borca batıklık bilançosunda senetli şüpheli alacakların hesap bakiyesi aktiften düşülmesi gerektiğini, takip dosyası celp edilmeden 7.097.745,41-TL alacağın şüpheli alacak olarak kaydedilmesi ve bilançonun aktifinden düşülmesinin hukuka uygun olmadığını, dava süresince müflis şirkete ait bir çok taşınır ve taşınmaz yasal takip dosyalarından satışı gerçekleşmiş olmakla aktifte gerçekleşen bu azalmanın şirketin borçlarını ödendiği ölçüde pasifinden de düşülmesi gerektiğini, ortaklar tarafından yapılan ödemelerin kapsamı hakkında ek bilirkişi raporunda nitelikli bir değerlendirmeye yer verilmediğini, bu ödemelerin şirketin borca batıklığının tespitinde dikkate alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinde ise iflası talep edilen şirketin borca batıklığının 15.230.346,53-TL olduğu iddia edildiği gözetildiğinde davanın seyri sırasında borca batıklığın giderek azaldığı ortaya konulduğunu, Mahkemenin akıbeti tespit olunamayan havalelerin borca batıklığa etkisinin takdirinde 331 nolu hesabın yarı yarıya azaldığı gözetildiğinde aynı oranda indirimli olarak dikkate almasını talep ettiklerini, şirketin borca batıklık bulunmayıp ancak sermayesinin bir kısmını kaybettiği veya acz halinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek, iflas kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 178 ve 179 ncu maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 376 ncı maddesinin üçüncü fırkası uyarınca davacının borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 376 ncı maddesinin üçüncü fırkası uyarınca şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hemde muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılacağı, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceğine yer verilmiştir.Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, ticari işlerinin kötüye gitmesi nedeniyle  borçlarını ödeyemez ve borca batık duruma düştüğünü belirterek ''borca batıklık'' ile \"aciz hali\"  nedeniyle  doğrudan iflasını talep etmiştir.Somut olayda; davacı şirketin Şişli/ İSTANBUL ticaret sicil adresine göre 2004 sayılı Kanunun 154 ncü maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, 2004 sayılı Kanunun 178 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan atıfla aynı yasanın 166 ncı maddesi uyarınca usulen ilanlar yaptırılmış, davacı tarafın iflas avansını yatırmış olduğu dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince şirketin malvarlıklarının değerlerinin tespiti yönünden bilirkişi raporlarının aldırılmasının ardından mali müşavir bilirkişiden aldırılan 30.11.2022 tarihli raporda:\"  şirketin 31.10.2022 tarihli verileri üzerinden borca batıklık incelemesinin yapıldığı; iflası talep edilen ... Ticaret A.Ş.'nin varlıklarının muhtemel satış değerlerine göre hazırlanan 31.10.2022 tarihli rayiç değer bilançosuna göre öz varlık tutarının (-) 3.071.328,74 TL olarak hesaplanmakla, borca batık durumda bulunduğunun anlaşıldığı...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince mali müşavir, Muhasebe ve Vergi Bölümü Öğretim Üyesi ile Muhasebe -Finans Öğretim Üyesi Bağımsız Denetçiden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 24.05.2023 tarihli raporda:\" ...Kök Rapor Rayiç değer bilançosunda Ortaklara Borçlar Hesap bakiyesi 10.982.983,30 TL'dır. Müdahillerce hesap bakiyesinin fiktif olduğu, belgeye dayanmadığı iddia edilmektedir. Davacılar vekilince sunulan dayanak belgeler incelenmiş ve hesap bakiyesi ile ilgili olarak 430.554, USD ve 1.700.960,00 TL'lik dekont sunulduğu görülmüştür. Sunulan belgeler dışında bir ispat vesikası bulunmadığından aşağıdaki hesaplamalarda hesabın bu iki dekonta dayalı kısmı esas alınmış kalan kısım için ispata muhtaç olmakla birlikte, ispat yükümlülüğü bakımından yorumu ve takdiri sayın mahkemenindir. Sayın Mahkemeniz ara kararı kapsamında davacılar vekili tarafından dava dosyasına sunulu olan ve detayı Tablo-1 ve Tablo-2 marifetiyle arz edilen banka dekontları çerçevesinde şirket ortakları tarafından şiirrket adına gönderildiği sabit olan başka bir ifadeyle, belgelendirilen Ortaklara Borçlar Hesap bakiyesi 9.704.097,75 TL olarak hesaplanmıştır. Defter bakiyesi olan 10.982.983,30 TL ile belgelenen tutar olan 9.704.097,75 TL arasındaki tutar hesaba katılmamış olup takdiri sayın mahkemenindir... Neticeten; iflası talep edilen ... TİCARET AŞ'nin varlıklarının muhtemel satış değerlerine göre hazırlanan 31.10.2022 tarihli rayiç değer bilançosuna göre Öz Varlık tutarı (-) 1.792.443,19 TL olarak hesaplanmakla, borca batık durumda bulunduğunun anlaşıldığı, Müdahiller tarafından İddia konusunu oluşturan, ortaklara borçların sermayeye ilave edilmesi halinde şirketin borca batık olmayacağı hususundaki iddia bakımından; hukuki açıdan yorumu sayın mahkemeye ait olmak üzere, Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği 1'de yer alan muhasebenin temel kavramlarından olan kişilik ilkesi gereği, işletmenin muhasebesi işletmenin ortaklar da dahil olmak üzere bunun dışındakilerin üçüncü şahıslar statüsünde olduğu ve hesapsal kişilik ile üçüncü şahıslar arasındaki ilişkinin ayrıca takip edilmesi gerektiği, tüm bu bilgiler yanında ortakların şirkete koyduğu tutarın sermayeye eklenmesinin zorunlu olduğuna ilişkin hukuki bir düzenlemenin de bulunmaması göz önüne alınarak durumun değerlendirilmesi gerektiği\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. 2004 sayılı Kanunun 179 ncu maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun 2004 sayılı Kanunun 178 nci maddesinin üçncü fıkrasındaki durum olmadıkça kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için 6102 sayılı Kanunun 324 ncü maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. Borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için  mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, 6102 sayılı Kanunun 324 ncü maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve 2004 sayılı Kanunun 178 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.Somut olayda  müdahil ... Bankası A.Ş.'nin İİK'nın 178/2. maddesi uyarınca iflasa ilişkin ilandan itibaren 15 gün içinde müdahale talebinde bulunduğu anlaşılmakla bu kapsamda istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede, şirketin usulüne uygun tutulmayan 2018 yılı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile mali müşavir bilirkişiden kök rapor ve mahkemece temin edilen 10 yıllık kurumlar vergisi beyannameleri de dikkate alınarak bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti ve mahkeme tarafından borca batıklığın doğru şekilde tespit edilmesi gerekir. Davacının borca batıklık miktarı olarak bilirkişi heyetince ek rapor ile bildirilen 1.792.443,19 TL'nin mahkemece şirket sermayesine eklenmemesine karar verilen ortaklara borçlar hesap bakiyesi miktarı olan 9.704.097,75 TL'den düşük bir miktar olması ve şirketin ortakları tarafından verildiği iddia olunan para miktarının borca batıklığı etkileyecek boyutta olması nedeniyle bu husustaki kanaate tüm veriler dikkate alınarak varılması gerekmektedir. Bu nedenle de davacı şirkete ait tüm ticari defterlerin sunulması için davacı tarafa kesin süre verilmeli ve sunulmadığı takdirde bu durumun HMK'nın 222. maddesi de dikkate alınarak davacı aleyhine değerlendirilerek davacı iddiasının ispatlanmamiş olduğunun kabul edileceği ihtarında bulunulmalıdır. Ayrıca davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ve ilan edilen genel kurul kararları getirtilerek celp edilerek bu kayıt de defterlerin birlikte incelenmesi suretiyle ortakların şirkete borç verip vermedikleri, sirket adina yapilan ödemenin sirketin borcundan kaynaklı olup olmadığının ve fiktif bir borç olup olmadiginin açikça tespiti gerekmektedir. Ayrıca kök ve ek raporda şüpheli alacak olarak bildirilen 7.157.391,89 TL'nin hesaplama dışı bırakılan 7.097.745,41 TL'lik senetli şüpheli alacaklar hesap bakiyesine ilişkin senetler ile icra dosyaları getirttirilerek detaylı araştırma yapılması ile borçluya iliskin detaylarında dikkate alınarak alacağın niçin tahsil edilebilme kabiliyetinin olmadığına iliskin inceleme yapılarak varılacak kanaate göre değerlendirme yapılması gerekmekte iken bunlar yapılmadan soyut olarak tahsil kabiliyeti olmadığına yönelik görüş ve bilirkişi raporları doğru kabul edilerek hesaplama dışında bırakılması isabetli görülmemiştir. Tüm bu hususlar şirketin borca batıklığını etkileyecek olması nedenleriyle müdahil vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmiştir.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/727 E. 2023/566 K. sayılı 22/06/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Müdahil ... Bankası A.Ş.nin yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15eeef7e3fd0ba1a","SID":"65d31f6b056e0b8c"}}