{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/550 <br>KARAR NO\t: 2025/414<br>KARAR TARİHİ\t: 10/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/... Esas, 2021/... Karar <br><br>DAVACI\t: ... - TCK NO:...\t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...\t  <br>\t  Av. ...\t  <br>\t  Av. ..., <br>DAVALILAR\t: 1-...<br>\t  2-...- \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ..., <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 10/03/2025<br>YAZIM TARİHİ                   : 10/03/2025<br><br>Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... esas ve 2021/... karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ...'un müvekkili ... ...'un boşandığı eşi olduğunu, davalınun kurguladığı korkutma yöntemli ve hileli davranışlar sonucu 29 yıllık eşi müvekkil ... ... ile boşandığını, müvekkili davalı tarafından kandırıldığını ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra anladığını, buna yönelik yargılamanın iadesi davası açıldığını, verilen kararın henüz kesinleşmediğini, davalı ... ...'un, boşanma davası öncesi müvekkili ...'un ...Şti'de bulunan %10 hissesini sahte imzalı şirket kararı ile devir aldığını, müvekkilinin bu hisse devrinin iptali amacıyla Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... esas sayılı dosyasından ikame ettiği davanın halen devam ettiğini, ancak müvekkiline geçersiz bu devir tarihine kadar %10 pay sahibi olarak da kendisine hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin kendisine hiç ödenmemiş kar ve kazanç payı ile, hazırlık devresi faiz alacakları, öz varlık üzerindeki hakları yanında ayrıca esas mukavele ile tanınmış mali nitelikteki diğer haklarının bulunduğunu,  müvekkilinin hissesinin elinden sahte kararla alınmasından önce de hissedarı bulunduğu ... şirketi, adına kayıtlı 150'den fazla gayrimenkulü olan, aylık 2-3 milyon TL arası kira geliri olan ve yüksek bir marka değeri olan bir şirket olduğunu, bu hususta net bir hesaplama yapılamamakla birlikte bizzat ... tarafından ...in aylık 8-10 milyon Euro arasında ciro elde ettiğine dair bizzat kendisi tarafından açıklamaları söz konusu olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin müktesep hakkı olan kar ve kazanç payı alacakları ile öz varlık üzerindeki hakları ve ayrıca esas mukavele ile tanınmış diğer mali nitelikteki alacaklarının, 26.05.2017 tarihli sahte ortaklar kurulu toplantısında alınan kararla yapılan hisse devrinin iptali davası neticesi bu tarihten sonra doğan haklar saklı kalmak kaydıyla ve HMK'nin 107 maddesi kapsamında belli olduğunda tamamlanmak üzere şimdilik 100.000,00.TL ve bankalarca mevduat kredisine uygulanan faiz oranından düşük olmamak kaydıyla mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle yargılama neticesinde doğabilecek davacının taleplerinin tamamının müvekkili şirketten talep edilecek alacak kalemleri olması sebebiyle bu taleplerin ...’dan talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili ... açısından iş bu davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, dava konusu talebin TBK'nin madde 147 gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, limited şirketler nezdinde ortaklar tarafından talep edilebilecek kar payının gerek oluşumu bakımından gerekse zamanaşımına uğraması bakımından kanuni düzenlemelere tabi tutulduğunu,  ortaklardan birinin pay devri, şirket pay defterine tescil ile sonuç doğuracağından kar payı talebine ilişkin zamanaşımı devir tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği üzere, “sahte imzalı şirket kararı” ile müvekkili ...’un , haksız ve hukuka aykırı olarak davacının hisselerini devir aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu iddiların tamamının Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/... hazırlık numaralı soruşturma dosyasının konusunu oluşturduğunu, müvekkilinin olarak ifadesini verdiğini, soruşturma dosyasının bilirkişi incelemesi aşamasında olduğunu, soruşturma dosyasını bekletici mesele yapması gerektiğini, davanın reddini, aksi kanaatte olması halinde İstanbul 4.Aile Mahkemesi’nin 2018/... esas sayılı iade-i muhakeme dava dosyasını bekletici mesele yapmasını, davacı aleyhine devam ettiği iddia edilen savcılık soruşturma dosyalarının celbi ve bu soruşturmalarının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacının davalı şirketin eski ortağı olup, şirketteki ortaklık payını aktif ve pasifleri ile birlikte 26/07/2013 tarihinde davalı ... ...'a devretmiş, devir işlemi aynı tarihte şirket ortaklar kurulu kararı ile kabul edildiği, başka bir deyişle ortaklar kurulu kararı alınmakla pay devri işlemi geçerli hale geldiği, davacının açmış olduğu bu davada şirketin dağıtılması gereken kar payının dağıtılmamasından kaynaklı geçmiş dönem şirket karına yönelik alacak talep etmiş ise de, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılları arası şirket karının dağıtılmamasına ilişkin ortaklar kurulunca oy birliğince karar alındığı bu kararların iptali yönde herhangi bir dava da açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece şirketin kar  dağıtmama kararına yönelik açılan bir dava olmadığından bahisle verdiği kararın isabetli olmadığını, davalı şirketteki hissenin devri ile ilgili olarak alınan 26/05/2017 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın da müvekkiline ait olmadığını, bizzat hisse devrinin iptali ile ilgili olarak Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... esas sayılı dosyasından alınan kriminal incelemeye dair rapor ile sabit olduğunu, davalı tanığının ve şirket çalışanının bu beyanının davalının muhasebe çalışanları ile birlikte müvekkilini kandırarak ve iradesini fesada uğratarak işlem yaptığının yanında ayrıca sahte Genel Kurul kararlarının alındığını kanıtlar deliller olduğunu, genel kuru kararlarındaki imzanın müvekkiline ait olmamakla birlikte kuruluşundan beri hiç bir şekilde kar dağıtımı yapmadığını, açık şirkette müvekkilinin kar payı hakkının tamamen bertaraf edilmesi sonucunu doğuran kararın da haksız usul ve yasaya aykırı olduğunu, çelişkili inceleme neticesi tanzim edilen raporda bile müvekkilinin talep ve dava ... olduğunun ortaya çıktığını, mahkemece kendi hukuki nitelemesine değil bilirkişi raporundaki hukuki nitelemeye bağlı kalınarak verilen kararın haksız olduğunu, mahkemece taleplerinin sınırlandığını, bu talebe uygun olmayan şekilde eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, müvekkilinin %10 ortağı olduğu davalı şirketin kuruluşundan bu yana şirket tarafından müvekkiline kâr payı ödemesi yapılmadığını belirterek bilirkişi tarafından hesaplanacak kâr paylarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalılar ise alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca şirket genel kurulu tarafından alınmış bir kâr payı dağıtım kararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Bilindiği gibi 6102 sayılı TTK'nın limited şirketlerde genel kurulun yetkilerine ilişkin düzenleme yapan 616. maddesinde \"Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır:<br>...<br>e)Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi....\" hükmü yer almaktadır.<br>Somut olayda dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olmasının, kendiliğinden limited şirket ortağına kâr payı talep etme yetkisi vermeyeceği, şirketin ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerektiği, ancak eldeki dosyada bilirkişi kurulunca yapılan tespitler ile kâr payı dağıtımına yönelik ortaklar kurulu kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönde alınmış bir karar olmadan mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek ortağa kâr payı vermesinin mümkün olmadığı(bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/14687 Esas, 2018/7407 Karar sayılı kararı), mahkemece davalı şirket yönünden açılan davanın esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu ve davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.<br>Bununla birlikte, taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorun olup, diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, bir itirazdır. Bu nedenle mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu re'sen gözetmesi gerekir. Eldeki dosyada davacının, davalı şirket ortaklığına bağlı kâr payı alacağından kaynaklanan işbu davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, diğer davalı ortak ... ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, kararın bu sebeple re'sen kaldırılması gerektiği anlaşılmakla istinafa konu kararın res'en kaldırılmasına ve yapılan yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br>-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... esas ve 2021/... karar sayılı kararının RESEN KALDIRILMASINA, <br>YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davalı ... ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,<br>b-Davalı ... yönünden esastan REDDİNE,<br>c-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu karar harcının peşin alınan 1.707,75.TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 1.092,35.TL harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, <br>ç-Davalılar kendisini bir  vekil ile temsil ettirdiğinden, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı ve kazanılmış haklar göz önüne alınarak kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 13....,00.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,<br>d-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>e-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin,  6183 sayılı kanuna göre davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>f-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine İADESİNE,<br>İstinaf incelemesi yönünden;<br>1)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, <br>2)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden  davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>3)-4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.470,00.TL'nin altında kalması nedeniyle 10/03/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy  birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır\t <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce81484dae19b207","SID":"5641d336fbcf71db"}}