{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2405 <br>KARAR NO: 2025/758<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/07/2024<br>NUMARASI: 2024/380 2024/511<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki davada İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 4.Asliye Ticaret  Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>KARAR Dava,Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) talebine  ilişkindir. İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesince,\"...Uyuşmazlığa konu Menfi Tespit talebine bağlı borçların ise iflastan sonra olduğu, bu durumda Menfi Tespit davasına konu borç, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz  edilebilecek, İİK'nın 235.  maddesine  dayalı  kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan genel nitelikli bir alacak niteliğindedir. Kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığının ihtisas mahkemelerince değerlendirilmesinin daha uygun olacağı kanaati gerektiği ve dava konusu talebin iflas kararının tenfizi istemine ilişkin olması ve 5 Nisan 2018 tarih 30382 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren HSK Birinci Dairesinin 03/04/2018 tarih 538 sayılı kararı ile,  iflas hukukuna ilişkin davalarda istanbul 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri İhtisas Mahkemeleri olarak belirlendiğinden dosyanın uyuşmazlığın çözümünde görevli ihtisas mahkemeleri olan İstanbul 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret mahkemeleri  görevlidir  ...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir. İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesince,\"... davacı tarafça 30/12/2013 ödeme tarihli 2.000,00-TL miktarlı ve 30/01/2014 ödeme tarihli 2.000,00-TL miktarlı senetlere ilişkin borçlu olmadığının tespiti istemiyle iş bu davanın açıldığı, dava konusu bakımından iflas masasına kaydedilmesine karar verilebilecek bir hak ve alacak bulunmadığı, davanın kayıt ve kabul (sıra cetveline itiraz davası) olmadığı, salt davalının iflas etmesinin uyuşmazlığı ihtisas mahkemelerinde görmeyi gerektirmeyeceği,  uyuşmazlığın tümüyle genel hükümlere göre çözülecek bir menfi tespit davası olduğu, netice olarak kurulacak hükmün davanın kabulü halinde borçlu olmadığının tespitine yönelik olabileceği, kaldı ki zaman aşımına uğramış kambiyo senedi yönünden eldeki davada senede yazılı delil başlangıcı ve ispat vasıtası olarak dayanıldığı, bu durumda zaman aşımına uğramış kambiyo senedi ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin gerekmediği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/19-1241 Esas 2016/1033 Karar), kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler bakımından 2004 sayılı İİK'nın 235/1.maddesindeki kayıt kabul  ve 154/3 maddesindeki iflas davaları gibi Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesinin zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması ve doğal hakim ilkesi nedeniyle, yapılan açıklamalar karşısında Mahkememizin \"ihtisas mahkemesi olarak\" bu davada özel görevli bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114 hükmü uyarınca davanın usulden reddine, dava dosyasının \"doğal hakim ilkesi gereği İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine...\" gerekçesiyle  görevsizlik kararı verilmiştir. HSK'nın 03/04/2018 tarih 538 sayılı kararı ile;...\"4) İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) (İcra ve İflâs Kanunu 235. Madde),... hususlarından kaynaklanan davalara; 1-Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ticaret mahkemesinin, 2-Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise 1, 2 ve 3 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine,..\" şeklinde karar verilmiştir. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir.(İİK. m. 184) Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar.Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) Somut olayda, borçlu olunmadığı iddia olunan şirket dava tarihinden önce  İstanbul  21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/167 Esas sayılı  02/09/2014 tarihli kararı ile iflasına karar verilmiş olup, davacı, davalı müflis ile  hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı, bu sebeple borçlu olmadığının tespiti talep etmektedir. Bu durumda talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler bakımından İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul  ve 154/3 maddesindeki iflas davaları gibi Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının tacir sıfatını haiz olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi bulunmamaktadır.  Bu durumda işbu menfi tespit davasına bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait olmaktadır.Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması nedeniyle, uyuşmazlık çıkaran mahkemelerce sınırlı olmaksızın yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 19/03/2025 gününde oy birliği ile karar verildi.<br>KANUN YOLU: Kesin olmak üzere</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32f2eddec3b2ff9c","SID":"735323067ebf7b47"}}