{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1580 Esas<br>KARAR NO: 2025/351<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2021<br>NUMARASI: 2020/633 Esas, 2021/627 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden <br>Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait işyerinde ve davalının göstereceği diğer işyerlerinde güvenlik hizmetinin sağlanması konusunda taraflar arasında Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının hizmet bedelini ödemediğini, bu nedenle faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkiline özel güvenlik hizmeti sunulması için sözleşme imzalandığını, davacı sözleşme uyarınca güvenlik görevlilerinin ücretlerinden sorumlu olsa da işçilerine maaş ve diğer haklarını ödemediğini, bu nedenle işçilerin, müvekkilini de davalı göstererek davalar açtığını, halihazırda açılmış 4 dava olup 8 işçi için de arabuluculuk sürecinin tamamlanma aşamasında olduğunu, çalışanlarının işçilik alacaklarını ödemeyen davacının sözleşmeye aykırı davrandığını ve yüklendiği edimi ifa etmedikçe müvekkilinden hiçbir talepte bulunamayacağını, bu aşamada müvekkilinin borcunun da muaccel hale gelmediğini, davacı edimini ifa etmediği gibi ifa etmeyi teklif dahi etmediği için davanın TBK'nun 97. maddesi uyarınca haksız olduğunu belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraflar arasında sözleşme ilişkisi ve hizmetin verildiğiyle ilgili bir ihtilaf bulunmadığı, davaya konu faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı, güvenlik hizmetinde çalıştırılan işçilerin ücret ve işçilikten kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini ve bu nedenle tarafına açılan davalar olduğunu belirterek davacının fatura alacağını talep edemeyeceğini belirtmiş ise de, işçiye karşı alt işveren ve asıl işveren arasında müteselsil sorumluluk olduğundan davalı aleyhine açıldığı belirtilen işçilik alacaklarına ilişkin davalar rücu ilişkisi kapsamında ayrı bir davanın konusu olup takibe konu faturaların verilen güvenlik hizmetine ilişkin olduğu ve hizmetin verilmediğine ilişkin bir savunma bulunmadığı, kaldı ki faturaların da defterlere kaydedildiği gerekçeleri ile davacının davasında haklı bulunduğu, asıl alacak miktarları yönünden resen faiz hesabı yapılarak işlemiş faize ilişkin taleplerin de kısmen kabul edildiği, ayrıca alacağın likit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile 87.668,15 TL asıl alacak, 2.014,56 TL işlemiş faiz, 87.668,15 TL asıl alacak, 1.023,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.374,65 TL alacak yönünden davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin hükmedilen alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  3095 Sayılı kanunun 2/2. maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 35.674,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; faiz türü ve faiz oranının Mahkemece hatalı tespit edildiğini, TTK'nun 1530. maddesinde ticari işletmeler arasında yapılan mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde temerrüt faizine ilişkin özel düzenlemelere yer verildiğini, faiz oranının da buna göre hesaplanması ve ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme bedelinin fatura kesim tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde müvekkili şirket hesabına ödeneceği belirtildiğinden davalının 5 günün sonunda temerrüte düşeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşme uyarınca çalışanlarının işçilik alacaklarını ödemeyerek yüklendiği edimi ifa etmeyen davacının, müvekkilinden hiçbir talepte bulanamayacağını, bunun için davacının önce kendi borcunu yerine getirmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin borcunun da bu aşamada muaccel hale gelmediğini, halihazırda derdest işçilik alacaklarına ilişkin davalar bulunduğu gibi bu amaçla yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de olduğunu, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapıldığından hükme esas alınamayacağını, zira HMK uyarınca bilirkişilerin hukuki konularda görüş bildirmelerinin yasak olduğunu, davacı faizin başlangıç tarihlerini 10/12/2019 ve 10/01/2020 olarak gösterilmiş ise de taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde bu tarihlerin bilirkişi raporunda 04/12/2019 ve 04/01/2020 olarak esas alındığını, davacının HMK'nun 141. maddesinde düzenlenen iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı davrandığını, zira davacının 17/05/2021 tarihinde dosyaya yeni bir ödem emri, tahsilat makbuzu sunarak bilirkişinin yaptığı hesaba itiraz ettiğini, buna muvafakatleri olmadığından bu delillere dayanarak karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sözleşme ilişkisinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında iki adet faturaya dayalı 87.668,15 TL asıl alacak ve 2.600,02 TL işlemiş faiz ile 87.668,15 TL asıl alacak ve 1.152,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 179.089,22 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca  itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;Taraflar arasında 14/08/2018 tarihinde 1 yıllık olarak akdedilen özel güvenlik hizmet sözleşmesinin süresi 10/08/2019 tarihli ek protokol ile 31/12/2019 tarihine kadar uzatılmıştır. Davacı taraf sürenin sonunda sözleşmenin yenilenmeyerek feshedileceğini davalıya ihtar etmiş olup uyuşmazlık 29/11/2019 ve 30/12/2019 tarihli her biri 87.668,15 TL bedelli güvenlik hizmet bedeli faturasından kaynaklanmaktadır.Sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve hizmetin verildiği konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Zaten takip konusu faturaların her iki tarafın  ticari defterlerinde kayıtlı olduğu da bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davalı vekili TBK'nun 97. maddesi uyarınca, sözleşme uyarınca çalışanlarının işçilik alacaklarını ödeme yükümlülüğünü yerine getirmedikçe davacının, müvekkilinden talepte bulunamayacağını ileri sürmektedir.Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir (TBK.m. 97). Tam iki taraflı sözleşmelerde kendi edimini ifa etmeyen veya kötü ifa eden taraf, diğer taraftan karşı edimi talep ettiğinde ödemezlik ile karşılaşabilir. Ödemezlik def’i taraflara karşı edim ifa edilinceye ya da ifası teklif edilinceye kadar kendi borcunu ifadan kaçınma imkanı sağlar.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.16 maddesi uyarınca, hak eden personellerin kıdem tazminatları ve tüm işçilik alacaklarının davacı şirket tarafından personele ödeneceği kararlaştırılmış ise de, sözleşme uyarınca davacının asli edim yükümlülüğü güvenlik hizmetinin verilmesine yöneliktir. Bu hizmetin ise hiç veya gereği gibi ifa edilmediğine yönelik bir itiraz bulunmadığından TBK'nun 97. maddesinin somut olayda uygulanma yeri yoktur. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede davalıya ödeme yapmama hak ve yetkisi veren bir hüküm de bulunmamaktadır.Takip konusu faturaların kayıtlı olduğu her iki tarafın ticari defterleri arasındaki fark davalı ticari defterlerinde yer alan 14.650,00 TL ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkan bu duruma karşı davacının delil sunması iddianın genişletilmesi kapsamında değerlendirilemez. Kaldı ki bu delil dikkate alınmasa bile söz konusu ödemenin \"Beykoz İcra Dairesi ... dosya ödemesi\" olarak gösterildiği dekonttan anlaşılmakla ortada takip konusu faturalara ilişkin bir ödeme bulunduğundan da söz edilemez. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2 maddesinde, sözleşme bedelinin fatura kesim tarihinden itibaren en geç 5 gün içerisinde davacı şirket hesabına nakit olarak havale edileceği belirtilmiştir. Davacı ise takip talebinde 29/11/2019 tarihli fatura bakımından 10/12/2019 tarihinden; 30/12/2019 tarihli fatura bakımından 10/01/2020 tarihinden itibaren faiz talep etmiş olup bilirkişi raporunda ise, davalının ticari defterlerinde kayıtlı 14.650,00 TL takip tutarından düşülerek sözleşmenin bu hükmüne göre faiz hesabı yapılmıştır. Bu ödemenin takip konusu borca ilişkin olduğunun kabul edilemeyeceği yukarıda açıklanmış olup Mahkemece de bu kabul doğrultusunda sözleşme ve bilirkişinin görüşü yerine takip talebinde belirtilen faiz tarihleri ile uyumlu şekilde resen hesaplama yapılarak neticede tesis edilen karar yerinde ve isabetli olmuştur. Bu nedenle talebin aşılarak karar verildiğine yönelik davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan esasen hukuki olan ve hukuki görüş olarak ileri sürülen bilirkişi raporu ile mahkemelerin bağlı olmadığı ve değerlendirmenin mahkeme tarafından yapılmasının asıl olduğu dikkate alındığında hukuki görüş bildirdiğinden bahisle bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağına yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;Davacı vekili, TTK'nun 1530/7 maddesinde yer alan düzenleme dikkate alınmaksızın faizin türü ve oranının hatalı belirlendiğini ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir. TTK'nun 1530. maddesi \"Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları\" başlığı altında düzenlenmiş olup maddenin 7. fıkrası \"Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır.\" hükmünü içermektedir. Gerekçesi ve düzenlenme amacı dikkate alındığında, küçük ve orta ölçekli işletmeleri, güçlü ve büyük işletmelere karşı korumak amacıyla getirilen 6102 sayılı TTK'nun 1530. maddesinin, her iki tarafının tacir olduğu güvenlik hizmeti alımına dair sözleşmeden kaynaklı işbu somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığından Mahkemenin bu madde hükmünü uygulamamasına yönelik davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/633 Esas, 2021/627 Karar sayılı ve 16/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.046,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.430,80 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,4-Davalı tarafından fazla yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalıya İADESİNE,5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.06/03/2025\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32614413e5338b49","SID":"649118c51f7c5e31"}}