{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/190 - 2025/242<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2025/190  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/242                 \t\t\t\t\t\t\t\t      (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t                 (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm                                                                                                         \t Kurulması 353/1-b-2)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/193 Esas-2024/385 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 11/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\t İSTEM;<br>\tDavacı vekili tarafından verilen 21/01/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle;  Davacı şirketin eser sözleşmesi ile davalı şirketin yükleniminde olan ve işin sahibinin de dava dışı Karayollan Bursa 14. Bölge Müdürlüğü olduğu “yenişehir İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği” işinin, taşeron kazı hariç projedeki takribi 25 adet menfezi kendi kalıp ve sarf malzemelerini kullanarak demir bükülmesi işçiliği, çakıl serilmesi işçiliği, kalıp malzemesi ve işçiliği yapılması konulu kısmının, çakılan kalıp yüzeyinin 1 metrekare için 50 TL fiyatla yapılması hususunda davalı şirket ile anlaştıklarını, yer tesliminin 10.08.2017 de yapıldığını, \"imalatta eski kereste kullanmayacaksın\" dendiğinden müvekkili şirketin işe yetecek miktarda yeni kereste, 215 adet pleymut döşeme ile 36 metreküp de çeşitli ebatlarda kereste alarak (tutarı 63.000,00 TL) şantiyeye getirdiğini, işe başladığını, müvekkilinin 3 adet menfezi bitirdikten sonra davalının, \"kalan işi sözleşme fiyatı ile değil, metreküp hesabı ile yapacaksın\" demesi üzerine denilen fiyatın kararlaştırılan fiyatın çok altında kalması ile müvekkilinin bu durumu kabul etmediğini, karşı tarafın da işi bırakmasını istemesi üzerine müvekkilinin 2017 yılı eylül sonu ya da ekim başlarında işi bıraktığını, davalı aleyhine Ankara 25. Noterliği'nin 07.11.2017 günlü,  22720 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin 13.11.2017 günü davalıya tebliğ edildiğini, kalan kerestelerin satan firma tarafından 30.000,00 TL eksik bedelle geri alınacağı bildirildiğinden bu eksikliğin ihtarname ile talep edildiğini ancak kalan kerestelerin kendilerine de verilmediğini, davalı tarafından kendi işlerinde kullanıldığını, bu sebeplerle işin haksız feshi nedeni ile yaptıkları 3 adet menfezin bedelinin, kalan kerestenin imalatta kullanılan kısmı tenzil edilerek bakiye bedelinin, kalan işi yaptırmamalarından dolayı müvekkilinin uğradığı kazanç kaybının %18 KDV'si ile birlikte tahsilini talep ettiklerini ve bu sebeple tüm alacaklarının 24.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tYANIT:<br>\tDavalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı asile usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı ancak yargılama aşamasında davalı vekili tarafından dosyaya vekaletname sunularak esasa ilişkin beyanların sunulduğu, beyan dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlerin müvekkili tarafından alt yüklenici olan dava dışı ... Grup LTD ŞTİ. ne taşere edildiğini, dosyaya sunulan taşeron sözleşmesini imzalayanın da ... Grup LTD. ŞTİ'nin yetkili temsilcisi olan ... olduğunu, bu kişinin müvekkili şirketin temsilcisi olmadığını ve ... LTD. ŞTİ. ile müvekkili arasında iş ortaklığının da bulunmadığını, bu sebeplerle müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2024 tarihli 2023/193 Esas 2024/385 Karar sayılı kararında özetle; Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasında asıl iş sahibi olan Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürlüğü olan Yenişehir-İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği adlı işin bir kısmını yapmak için  tanzim edilen 25 adet menfezin kazı hariç, kalıp ve sarf malzemeleri kullanılarak demir ve beton işçiliği için imzalanan eser sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından dava konusu iş için şantiye kurulduktan, kereste ve diğer malzemeler çalışma alanına getirildikten ve üç adet menfez işi bitirildikten sonra davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, yapılan feshin haksız fesih olduğu ve davacının şantiye alanındaki malzemenin davalı yedinde kaldığı, davacının sözleşmeye göre 22 menfez daha yapamayıp kar mahrumiyetine uğradığı, sözleşmenin feshinde davacının kusurunun bulunmadığı, davalının feshe ilişkin bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı, davacı tarafından yapılan iş tutarının 42.349,00 TL, davacıya verilmeyen kereste bedelinin 46.900,00 TL, davacının uğradığı kar mahrumiyeti bedelinin 31.055,93 TL olduğu anlaşılmış ve bu sebeplerle davacının davasının kabulü ile bu kalem alacaklardan oluşan toplam 120.304,00 TL'nin 24/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İstinaf kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ise; <br>Davacı taşeron vekili, müvekkilinin sözleşmenin imzasından sonra işe başladığını, 3 adet menfezi yaptığını ancak bu aşamadan sonra davalı yüklenicinin işin sözleşme fiyatlarıyla değil daha altında fiyatlarla yapılmasını talep etmesi ve bu talebin müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine işi bıraktırarak sözleşmeyi haksız yere feshettiğini, sözleşmenin feshinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalının haksız feshinden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek yapmış olduğu masraflar ile kâr kaybı da dahil olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde 15.000,00 TL alacağın tahsili isteğinde bulunmuş ve ıslah dilekçesi ile bu talebini tüm alacak kalemleri yönünden 120.304,00 TL'ye yükseltmiştir.<br>İstinaf mahkemesince, davacı taşeron sözleşmenin imzalanmasına ve işe başlanmasına karşın, imalata devam edemediğini, bu nedenle menfi (olumsuz) zararları yanında kâr kaybına uğradığını ileri sürerek bu davayı açtığı, davadaki bu istem niteliği itibariyle müsbet (olumlu) zarar niteliğinde olduğu belirtilmiştir.<br>Davanın dayanağı mülga 818 sayılı BK'nın 370/2. maddesi (6098 sayılı TBK.nın 485/2) olup, mülga 818 sayılı BK'nın 370. maddesinin 2. fıkrasında; \"bu hususta iş sahibinin taksiri varsa müteahhidin başkaca zarar ve ziyan istemeye hakkı olur\" düzenlemesi ile işe devam imkansızlığı iş sahibinin bir kusurundan ileri geliyorsa müteahhit müsbet zararının tamamının, yoksun kaldığı karın tamamının tazminini isteyebilir. Yüklenicinin durumu, bu takdirde iş sahibinin işi keyfi olarak yarıda bıraktırması halindekine (BK.nın 369) benzer. İş sahibi işin ifasını kendi davranışıyla kasten veya ihmaliyle imkansız hale sokarsa, BK.nın 370. maddesinin 2. fıkrası anlamında kusurlu sayılır. Burada akdi bir borcun ihlali ve teknik anlamda bir kusur bulunması şart değildir (Turgut Uygur, Açıklamalı-içtihatlı Borçlar Kanunu  7. cilt sh. 8396). Öte yandan, Yargıtay HGK.nın 22.5.1992 tarih ve 15/154-278 sayılı direnmeye konu Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesinin kararında; \"kural olarak, işe devam imkansızlığı iş sahibinin kusurundan ileri gelmişse, yüklenici olumlu zararın tamamını isteyebilir. Çünkü iş sahibi kendi ihmali ile yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ifayı imkansızlaştırmış olacağından, BK'nın 370. maddesinin 2. fıkrası hükmü geregince, yüklenici aynı kanunun 369. maddesinde hüküm altına alınan tazminatı isteme hakkını elde eder. Çünkü eserin tamamlanması için iş sahibine düşen işleri yapmaktan kaçınması, tek başına kusur teşkil eder. Bunun kendi dışındaki üst mercilerin caydırıcılık yönünde etki yapmaları, özel hukuk ilişkileri açısından sonucu değiştirmez.\" denilmiş olup, direnme kararının, daire görüşü doğrultusunda bozulduğu anlaşılmaktadır.<br>Olumlu zarar (pozitiv interesse), sözleşmenin, hiç veya gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanabilir. Bu nedenle  müsbet zarar  üzerinde de durulmalıdır. Olumlu zarar, alacaklının, ifaya olan çıkarının beklentisinin gerçekleşmemesi nedeniyle uğradığı zarar olarak da tanımlanabilir. Başka bir anlatımla alacaklının malvarlığının mevcut durumu ile sözleşmenin tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı ulaşacağı durum arasındaki farktır. Kural olarak, cebe girmesi beklenen paradır. Borçlunun direnimi üzerine alacaklının, borcun ifası ile birlikte isteyebileceği gecikme nedeniyle tazminat ile gecikme cezası, eksik-ayıplı işler zararı (TBK'nın 125/I- mülga 818 sayılı BK'nın 106/II, ilk cümle) ve ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı (TBK'nın 125/II, ilk- 818 sayılı BK'nın 106/ikinci cümle), olumlu zarar kapsamında olup, olumlu zararların istenebilmesi için sözleşmenin saklı tutulması, yani, sözleşmeden dönülmemiş olması gerekir. Olumlu zarar, kusursuz olan tarafın, sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusu olan zarardır. Borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür (TBK'nın 112- 818 sayılı BK'nın 96.md.). Bu maddeye göre borçlu, zararı gidermek istemiyorsa, kusursuzluğunu kanıtlamak zorundadır. Oysa alacaklı, sadece zararını ve miktarını kanıtlamakta ve kusur yönünden de lehine olan yasal karineden yararlanmaktadır. Bu arada her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını, yasanın geri verme hükmüne göre isteyebilirler. Geri vermenin kapsamının tayinde de kıyasen, nedensiz zenginleşme kuralları uygulanır (Y.Engin Selimoğlu, Eser sözleşmesi, 2. baskı, sh.339,Adalet Yayınevi ).<br>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.01.1990 gün ve 13/392 sayılı kararında da; müsbet zarar açıklanırken, \"müsbet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır; yalnız, alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müsbet zararın tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.\" denilmiştir.  <br>Yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zarar (kâr kaybı) ise  kesinti yöntemine göre hesaplanmalıdır. Kesinti yöntemi mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 408. maddesi) düzenlenmiştir. Yargıtay'ın ve özel dairenin  kabul ettiği bu yönteme göre, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 11.4.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 9.5.2013 gün ve 7521-3029 sayılı kararları).<br>Dava konusu uyuşmazlıkta da, davalı iş sahibi konumunda yüklenici şirketin, davacı taşeronun işe başlamasından sonra sözleşme fiyatları altında işin yapılmasını talep etmesi ve bu talebin davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davacıya işi yarım bıraktırarak sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği, bu itibarla kusurlu olduğu, ancak davacı taşerona yüklenebilecek bir kusurun varlığının ispat edilemediği anlaşıldığından davacının isteyebileceği kâr kaybının az yukarıda açıklanan yöntemle, BK'nın 325. maddesi de gözetilerek HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır. Noksan soruşturmayla ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde  karar verilmesi doğru olmadığından bu konudaki davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2014/3199 Esas, 2015/1875 Karar sayılı kararı.)<br>İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda yeni bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınmış, 30/10/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporundan sonraki açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında asıl iş sahibi olan Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürlüğü olan Yenişehir-İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği adlı işin bir kısmını yapmak için  tanzim edilen 25 adet menfezin kazı hariç, kalıp ve sarf malzemeleri kullanılarak demir ve beton işçiliği için tarihsiz eser sözleşmesi imzalandığı, davalı iş sahibi konumunda olan yüklenici şirketin, davacı taşeronun işe başlamasından sonra sözleşme fiyatları altında işin yapılmasını talep etmesi ve bu talebin davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davacıya işi yarım bıraktırarak sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği, bu itibarla kusurlu olduğu, davacı taşerona yüklenebilecek bir kusurun varlığının ispat edilemediği, yüklenicinin iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zararın (kâr kaybı) ise  kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, kesinti yönteminin mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 408. maddesi) düzenlendiği, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybının bulunması gerektiği, bu yönteme göre hesaplanan, mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 15/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı  tarafından  yapılan 3 adet menfezde yapılan iş tutarının 50,00 TL/m2x728,1m2-36.405,00 TL (KDV dahil) olduğu, davalının bu bedeli ödediğini ispatlayamadığı, davacı tarafından yapılmayan 22 adet menfez bedelinin 268.595,00 TL olduğu,  davacının tasarruf edemediği masraflar dahil kar kaybının 145.391,74 TL (KDV dahil) olduğu anlaşıldığından, taleple bağlı kalınarak ve mahkememizin kaldırılan kararını yalnızca davalı vekilinin temyiz ettiği gözetilerek davanın kabulüne, 42.349,00 TL yapılan iş bedeli, 46.900,00 TL kereste bedeli, 31.055,00 TL kar mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 120.304,00 TL'nin 15.000,00 TL'sinin 24/11/2017 tarihinden, 105.304,00 TL'sinin 08/02/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine  dair karar verildiği görülmüştür. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavalı vekili vekili tarafından verilen 30/09/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını,  müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında akdedilen \"İnegöl-Yenişehir Devlet Yolu Km:0+000-24+482 Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları ve Üst Yapı Yapımı İkmal İnşaatı\" işine ait sözleşme akdedildiğini ve  işbu sözleşmeden görüleceği üzere idare makamının Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü, müvekkili şirketin ise yüklenici olduğunu, yüklenici bilgilerinden görüleceği üzere yüklenicinin tek başına ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, yapım işlerinin pek çok uzmanlık konusunu birlikte içermesi ve bu işlerin yapılmasında yüklenicilerin alt yüklenici çalıştırmasını adeta bir zorunluluk haline getirdiğini, her ne kadar yerel mahkeme kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ... İnşaat ile davalı ... arasında tarihsiz bir sözleşme imzalandığından bahsedilmekte ise de davacı şirketle müvekkili şirket arasında herhangi bir görüşme olmadığını, hiçbir akdi ilişki de kurulmadığını, tanık beyanı ile de bu durumun ortaya konduğunu, ayrıca yerel mahkemeden işbu davanın ... Grup Enerji Pet. İnş. Nak. Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye ihbar edilmesini talep etmelerine rağmen taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirketten alacaklı olduğunu iddia etmesine rağmen ticari defterlerinden dava konusu alacağa ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının ortada olup, müvekkili şirketin fesih bildirim yükümlülüğüne uymadığının tespitinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ısrarla müvekkili şirketle sözleşme akdettiklerini iddiasında olmasına rağmen ticari defterlerinde söz konusu alacağa ilişkin hiçbir kaydın yer olmadığını, davacının şantiye sahasında kalan herhangi bir malzemesinin de bulunmadığını, davacı tarafça alacak iddiasına ilişkin hiçbir somut delil sunulmadığını, Plywood ve kereste aldığını iddia eden davacıda, aldığına dair bir faturanın, bunların şantiyeye getirildiğine dair bir teslim belgesinin, yahut yaptığı işe ilişkin kestiği bir faturanın dahi bulunmadığını, davacı tanıklarının beyanlarının dikkate alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafça süresinde tanık bildirilmediğini, bu nedenle bu beyanların hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ön inceleme duruşmasında taraflara delillerini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini ancak davacının bu sürede tanık bildirmediğini, akabinde bir sonraki celsede yeniden tanık bildirmek için süre talep ettiğini, mahkemece de hukuka aykırı bir şekilde davacı tarafa yeniden süre verildiğini, ön inceleme duruşmasında kesin süre verilmiş olup, süresinde tanık bildirmeyen davacının sonradan tanık bildirmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talebi aşılarak yapılan hesaplama ve buna dayanak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacının, 215 adet Plywood ile 36 m³ keresteyi şantiye sahasına getirdiğini iddia ettiğini, bu kapsamda davacının talebi aşılarak 50 m³ kereste üzerinden hesap yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca dosyadaki raporlar arasında çelişkiler mevcut olup, bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçilik maliyeti hesabının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kar mahrumiyeti hesabında kereste bedelinin içinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hüküm kurulurken bu hususun dikkate alınması gerektiğini, gerekçeli kararın ve hüküm kısmının birbiriyle çelişkili olup, bu haliyle hukuka uygun bir hükümden bahsedilemeyeceğini, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen herhangi bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan sözleşmede müvekkili adına imza attığı söylenen ...'nin imzaya yetkili kimse olmadığını, müvekkili şirketin kaşesinin bulunmadığını ve müvekkili şirket adı altına atılan imzanın müvekkili şirketin yetkilisine veya yetkili kıldığı bir kimseye ait olmadığını, ...-... İş Ortaklığı diye bir ortaklığın bulunmadığını, sadece tanık beyanlarına dayanarak farazi bir hesaplama ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının süresi geçtikten sonra tanık bildirildiğini, bu nedenle tanık dinlenilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçe ve hüküm kısmının birbirili ile çelişkili olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da hatalı ve çelişkili olduğunu, mahkeme kararının tamamiyle hayali ve soyut iddialar üzerine kurulduğunu, dosya içeriğinde alacağın varlığını gösterir tek bir somut delilin, bir faturanın, bir tutanağın dahi bulunmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı  vekili tarafından katılma yoluyla 09/10/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi sunulmuş ise de davacı yanca istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle mahkemece davacı vekiline 24/10/2024 tarihinde harç ve masrafların tamamlanması için HMK'nın 344. Maddesi uyarınca muhtıra çıkarılmış ve 1 haftalık kesin süre verilmiş, bu muhtıranın davacı vekiline 30/10/2024 tarihinde tebliğine rağmen davacı vekilinin yasal süre içerisinde istinaf harç ve masraflarını yatırmadığı anlaşıldığından mahkemece 26/01/2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu ek kararın davacı vekiline tebliğine rağmen davacı tarafın yasal süre içerisinde ek karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı anlaşılmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava; taraflar arasında düzenlendiği söylenen ve konusu, davalının yüklenicisi olduğu, Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürlüğünün \"Yenişehir-İnegöl Ayrımı Sanat Yapıları Yapılması İşçiliği\" işinin yapılması olan taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı vekili eldeki davada, müvekkili taşeronun sözleşme kapsamında işe başladığını, yer tesliminin 10/08/2017 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin bu iş için yeni kereste aldığını ancak işin yapımına başlanmasından ve 3 adet menfezin tamamlanmasından sonra taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı yanca, sözleşmenin altındaki fiyatlarla işin yapılmasının talep edilmesi ve müvekkili tarafından bu teklifin kabul edilmemesi üzerine davalı tarafından işin yarım bırakılması istenerek haksız şekilde sözleşmenin feshedildiğini belirterek ödenmeyen 3 adet menfez yapım bedelinin, müvekkili tarafından alınan ancak müvekkiline geri verilmeyerek davalı elinde kalan kereste bedelinden imalatta kullanılan kısmının bedelinin tenzih edilerek kalan kereste bedelinin, ile kazanç kaybı bedelinin davalıdan tahsili isteğinde bulunmuştur. <br>Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesiyle taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, bu sebeple müvekkili davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 05/03/2021 tarihli 2019/6 Esas 2021/164 Karar sayılı kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 01/03/2023 tarihli 2021/459 Esas 2023/258 Karar sayılı kararı ile; davalı adına taşeron sözleşmesini imzalayan ... isimli şahsın, davalı şirket tarafından verilen vekaletname ile yükleniciliğini yaptığı iş kapsamında her türlü tasarrufta bulunmaya ve sözleşme yapmaya yetkilendirilmiş olması sebebi ile taşeron sözleşmesinin davalı ile akdedildiğinin kabulü gerektiği, bu sebeple husumet itirazlarının reddine karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir durum görülmediği,  yine uyuşmazlığın, eser sözleşmesinden kaynaklanan imalat bedeli alacağı ile müspet zararların tazminine ilişkin dava olduğu, davadaki müspet zarar istemi yönünden yüklenicinin, iş sahibinin (somut olayda davalı yüklenicinin) sözleşmeden kusurlu olarak dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zararın (kar kaybının) kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği ve bu şekilde kar kaybı alacağının bulunması gerektiği, somut uyuşmazlıkta mahkemece de doğru şekilde belirtildiği üzere davalı iş sahibi konumunda olan yüklenici şirketin sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiği ve fesihte kusurlu olduğu, bu nedenle davacı taşeronun davalı yüklenicinden kar kaybı talebinde bulunabileceği, davacının kar kaybının da kaldırma kararımızda ayrıntılarıyla belirtildiği şekilde 818 Sayılı BK'nın 325. Maddesine göre kesinti yöntemine göre uzman bilirkişi kurulu oluşturularak hesaplanması gerektiği, bu sebeple noksan soruşturma ve hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olması sebebi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak yeni bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>Dairemiz kaldırma kararından sonra, ilk derece mahkemesince, dairemiz kaldırma kararı gereklerine göre kar mahrumiyeti alacağının hesaplanması için yeni bir bilirkişi kurulundan kök ve ek rapor alınmış, raporlarda davacının talep edebileceği kar kaybı alacağının 145.391,74 TL olduğunun belirlendiği görülmüş ve mahkemece de bu rapora itibar edilmek suretiyle davanın kabulüne, 42.349,00 TL yapılan iş bedeli alacağı, 46.900,00 TL kereste bedeli alacağı, 31.055,00 TL kar mahrumiyeti zararı olmak üzere toplam 120.304,00 TL'nin 15.000,00 TL'sinin 24/11/2017 tarihinden 105.304,00 TL'sinin ise 08/02/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; davacı taşeronun, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davalı yüklenicinden talep edebileceği kesinti yöntemine göre kar mahrumiyeti alacağının 145.391,74 TL olduğu, davacı tarafından yapılan işin bedelinin 36.405,00 TL olduğu belirlenmiş ve bu belirlemeden sonra davacı tarafından yapılan işin tutarının 42.349,00 TL olduğu ve kereste bedelinin ise 46.900,00 TL olduğu kabul edilmek suretiyle ve davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti zararının ise 31.055,00 TL olduğu kabul edilmek suretiyle toplam 120.304,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesindeki istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonucunda, davalı yanın sair istinaf sebeplerinde dairemizce isabet görülmemiş ve reddine karar verilmiş ise de davalı vekilinin bilirkişi raporu ile verilen hükmün çelişkili olduğu yönündeki istinaf gerekçesi yönünden dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda; davacı vekili tarafından kaldırma kararından önce dosyadaki dava dilekçesi ile bilirkişi raporuna göre dosyaya sunulan ıslah dilekçesi yapılan iş tutarı 42.349,00 TL, verilmeyen kereste bedeli 46.900,00 TL ve kar mahrumiyeti alacağı olarak 31.055,00 TL talep edilmiş olup önceki hükümle bu alacakların kabulüne karar verildiği ve önceki hükme karşı sadece davalı yanın istinaf yasa yoluna başvurmuş olması sebebi ile davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek bu sebeple mahkemece hüküm kurulurken esas alınan son bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda davacı tarafından yapılan işin tutarının 36.405,00 TL olduğu hesaplandığı halde önceki hükümde ve önceki bilirkişi raporunda belirlenen yapılan iş bedeli alacağı olan 42.349,00 TL'nin iş bedeli alacağı olarak kabulü ile bu alacak üzerinden davanın tamamen kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile bu husus davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakka ve itibar edilen son bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporuna aykırı olduğundan davalı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden  mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 36.405,00 TL yapılan iş bedeli alacağı, 46.900,00 TL kereste bedeli alacağı ve 31.055,00 TL kar mahrumiyeti zararı olmak üzere toplam 114.360,00 TL alacağın 15.000,00 TL'sinin 24/11/2017 tarihinden itibaren kalan 99.360,00 TL alacağın ise 08/02/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye alacak isteminin reddine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,<br>2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2024 tarih ve 2023/193 Esas 2024/385 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,<br> 4-36.405,00 TL iş bedeli alacağı, 46.900,00 TL kereste bedeli alacağı ve 31.055,00 TL kar mahrumiyeti zararı olmak üzere toplam 114.360,00 TL alacağın  15.000,00 TL'sinin 24/11/2017 tarihinden itibaren kalan 99.360,00 TL alacağın ise 08/02/2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>5-Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihi itibariyle alınması gerekli  7.811,93 TL karar ve ilam harç bedelinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 2.054,50 TL harcın mahsubu ile kalan 5.757,43 TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 2.054,50 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>İlk derece mahkemesinin 05/07/2024 tarihli 2023/193 Esas 2024/385 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalıdan alınmasına karar verilen 6.163,47 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmiş ise davalıya iadesi, tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi konusundaki prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 18.297,60 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Reddedilen dava değeri üzerinden davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1,2 ve 3. maddeleri uyarınca hesaplanan 5.944,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında harç, bilirkişi ücretleri ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 8.517,15 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 8.091,29 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,  <br>10- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>11-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 2.054,50 TL peşin harç bedelinin talep halinde davalıya iadesine,<br>12-Davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 360,00 TL dosya gönderme gideri 80,00 TL  8 adet tebligat giderinden oluşan toplam 1.609,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan                      Üye                   Üye              Katip <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85d222f1518af4c6","SID":"de001e527b6d337c"}}