{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1579 <br>KARAR NO:2025/106<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/03/2021<br>NUMARASI:2019/312 Esas -  2021/350 Karar<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı firma aleyhine ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu icra takibine karşı sunduğu itiraz dilekçesiyle yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını sağladığını, davalının icra takibine itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu ve iptalinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davalı firmadan 2 adet ürün satın alındığını bu ürünlerin bedelini davalıya fatura karşılığı ödendiğini, satın alınan ürünlere karşılık KDV dahil toplam 43.955,00 TL tutarında ödeme yapıldığını ancak davalı tarafça ürünün müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalı şirketin ürün bedelini tahsil ettiği halde ürünü müvekkili şirkete teslim etmediğini, sonrasında ürün bedelinin iadesi hususunda yapılan icra takibine de haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, icra takibinin durdurulmasına yönelik itirazın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu ve kötü niyetli olduğunu bu nedenlerle davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine durdurulan takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği ancak cevap vermediği anlaşıldı.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Mahkememizce incelenen 26/06/2018 havale tarihli ödeme dekontunun açıklama kısmında:\"... Dış Tic Sipariş Öd.\" açıklaması bulunmaktadır. Bu durumda açıklama kısmında avans ödeme kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında 23/03/2018 tarihli proforma fatura mevcut olup, iki ayrı ürün çeşidi için fiyat belirlendiği, ödemenin %100 sipariş onayında banka havalesi ile yapılacağı yine faturanın sipariş onayında kesileceğinin yazıldığı anlaşılmıştır. VUK 231/5. Maddesine göre; fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Proforma faturada da önce ödeme yapılacağı ardından fatura düzenleneceği yönünde bir kayıt yoktur. Aksine ödemenin ve (VUK Kanunu'na göre teslimden sonra düzenlenmesi gereken) faturanın iletilmesinin %100 sipariş onayında gerçekleşeceğinin yazıldığı, farklı ifa zamanlarının belirlenmediği tespit edilmiştir. Her ne kadar dava konusu olmayan ... isimli ürüne ödeme tarihinden sonra fatura düzenlendiği anlaşılmakta ise de; bu husus tek başına ... Ekran isimli ürünlerin ödeme tarihinde teslim edildiği karinesinin aksini ispatlayacak nitelikte bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış, Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen davacının yemin teklifinde de bulunmaması sebebiyle ispatlanamayan davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulu delillerin yeterince değerlendirilmediğini, somut ve denetlenebilir bir gerekçeden yoksun şekilde davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin haklılığının bilirkişi raporu ile ortaya konulmuş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın malların tesliminin yapıldığına ilişkin bir iddiası bulunmadığını, teslim olgusunu ispat yükünün davalı tarafta olduğunu ve bu hususta hiçbir delil de sunulmadığını,  davacı şirketin malların tesliminden çok önce tüm iyi niyeti ile davalı şirkete ödeme yaptığının banka kayıtları ile ortaya konulduğunu,  davalı şirketin ödemeden sonra bir kısım ürünleri gönderip, uzun bir zaman sonra fatura  düzenlemiş olmasının, basiretli bir tacir gibi işine gereken özeni göstermediğinin bir kanıtı olduğunu, çok daha önemli hususun ise malların ödeme tarihinde teslim edildiği karinesinin ortadan kalktığını, davalının icra müdürlüğü dosyasındaki vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; davacı tarafça satım sözleşmesi için ödenen bedelin, satıma konu ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının iddiasının ispatlanmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin ... Saylı dosyası ile  \"Bedeli ödendiği halde ödenmeyen ürün bedeli\"  borcun sebebi gösterilerek 43.955,00 TL alacağın  tahsili istemiyle ilamsız icra  takibi başlatıldığı, takibe muavin defter sureti ve proforma fatura örneği eklendiği, borçlunun borca itirazı üzerine  takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı  görülmektedir.Davacının  iddiası  davalının düzenlediği proforma fatura içeriği ürünlerin sipariş edildiği  bedelinin banka havalesi ile davalıya gönderildiği, davalı tarafın proforma faturada belirtilen \"...\" ürünlerini gönderip teslim etmesine rağmen \"...\" ürünlerini teslim etmediği iddiasıyla bu ürünlere ilişkin ödenen avansın iadesi istemine ilişkindir. Davalı taraf davaya cevap vermemiş olmakla HMK 128 maddesi gereği davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılır. Yine davalı taraf ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ihtarlı duruşma tebliğine rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmamış, kendisine gönderilen bilirkişi raporuna karşı da bir itirazda bulunmamıştır. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi (28.07.2020 tarih ve 31199 S.R.G. de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren  22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiştir.) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Davacı tacirin ticari defterleri üzerinde yapılan  lehine delil olma vasfına sahip ticari defterlerine göre; proforma faturada belirtilen toplam 58.410,00 TL lik bedelin davalıya ... Bankasından yapılan havale ile gönderildiği,  davalı tarafça proforma faturada belirtilen \"kiddie ride\" ürünlerine ilişkin düzenlenen  sevk irsaliyesi ile 14.450,00 TL tutarındaki faturanın davacı defterlerine kaydedildiği, \"... ekran\" ürünlerine ilişkin ise bir kayıt ve faturanın  bulunmadığı tespiti yapılarak takip tarihi itibarıyla davacının teslim edilmeyen ürün bedeli olan 43.955 TL tutarında alacağı bulunduğu rapor edilmiştir. Mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış,  delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının takip tarihi itibarıyla takibe dayanak açık hesap ilişkisi davalıya gönderiği sipariş avansına dayalı olarak  43.955 TL alacak kaydının bulunduğu  belirlenmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığından ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu satışa ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir.  Bu durumda  HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca;  davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerle malların teslim edilmediğinin ve bu mallar için ödenen bedelin iade edilmediği  hususunun kabul edilmesi somut olaya uygun düşmektedir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde kesin delil niteliğinde olduğu ve davacının iddiasını ispatlar nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi sözleşme ilişkisi, sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile kurulur (TBK m.1/I ve 2/I). Bunun için de sözleşmenin taraflarından birinin teklifinin (icabının, önerisinin) diğeri tarafından kabul edilmesi yeterlidir. Sözleşmenin esaslı olmayan unsurlarının (ikincil hususların) bu aşamada kararlaştırılması şart değildir, bir diğer deyişle bunların kararlaştırılmamış olması hâlinde dahi sözleşme kurulmuş sayılır. Ticari teamülde de sözleşmeler tarafların çeşitli kanalları kullanarak icap ve kabul iradelerini birbirine iletmeleri ile kurulmaktadır. Proforma fatura gerek Türk Ticaret Kanunu (m.23) ve gerek Vergi Usul Kanunu (m.229 vd) anlamında bir fatura olmayıp, satıcının, satım konusu malın niteliklerini ve özellikle satış tutarını gösterdiği bir metindir (aynı yönde HGK, 14.11.1970 gün ve 1966/T-1586 E., 1970/619 K.). Yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde bu metin sadece sözleşmenin asli unsurlarını gösteriyor ve karşı yanın (alıcının) karşı tekliflerinin de dikkate alınabileceği yönünde açıklık içeriyor veya bunun mümkün olduğu metinden anlaşılıyorsa, borçlar hukuku bakımından \"icaba davet\" sayılabilirken; satım sözleşmesine konu malın niteliklerine ve semenin tartışmasız, net tutarı gibi asli ve teslim yer ve şekli ile ödeme koşulları gibi tali tüm unsurları içeriyor ve alıcının karşı tekliflerini sunmasına imkân vermiyorsa \"icap\" sayılabilir (bkz. Ünal, O. K.: Fatura ve İspat Kuvveti, 4.b., Ankara 2006, s.33 vd.). Metnin bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi üzerine icaba davet niteliğindeki bir proforma fatura bakımından alıcının iradesini açıklaması \"icap=öneri\" sayılır; oysa proforma fatura tam anlamıyla icap niteliğinde ise alacaklının iradesini açıklaması ile sözleşme kurulmuş sayılmalıdır. Sınırlı biçimde sayılmış birkaç sözleşme türü dışında, icap ve kabulün mutlak suretle sarih bir irade açıklaması yolu ile yapılması şart değildir. Gönderilmiş malın alınıp kabul edilmiş ya da tüketilmiş olması, bedelinin ödenmesi, hizmetin kullanılması gibi davranışlar da sözleşmenin kuruluşunu sağlayan irade açıklamaları olarak yorumlanabilmektedir. Davalı tarafın düzenlediği 23/03/2018 tarihli proforma faturada 2 ayrı grup ürün için satım aktinin tüm unsurları içerir şekilde toplam 58.410 TL fiyat önerilmiştir. Davacı taraf 26/06/2018 tarihli garanti bankası dekontu ile \"ATM dış tic sipariş öd\" açıklaması ile davalı hesabına proforma faturada belirtilen 58.410,00 TL bedeli ödemiştir. Bu durumda proforma faturadaki icaba uygun olarak zimni kabul ile sözleşmenin kurulduğu, sözleşme bedelini davalıya ödendiği, davacı ticari defter kayıtları ile de sözleşme konusu mallardan  43.955 TL tutarındaki kısmın davacıya teslim edilmediği  sonucuna ulaşılmakla  delillerin takdirinde hata edilerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davacının sipariş avansı olarak ödediği bedelin malların teslim edilmemesi nedeniyle iadesine ilişkin alacak talebi   likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2- Davanın KABULÜ ile; Davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,3- Asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişin oranlarda avans faizi yürütülmesine, 4-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 8.791,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5- Başlangıçta peşin olarak alınan 530,87 TL harcın,  alınması gerekli olan 3.002,56 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.471,69‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 530,87 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 137,20 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 958,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,10-Karar kesin olduğundan  HMK 333.maddesi ve Gider AvansıTarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine,11-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;a-Davacı  vekilince  yatırılan istinaf karar harcının  istemi halinde kendisine  iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 23,50 TL olmak üzere toplam 185,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"344b202e32ce5867","SID":"7c0316d217eb5f29"}}