{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1148 <br>KARAR NO\t\t: 2025/188<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 24/03/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2018/1118 Esas - 2022/262 Karar<br>DAVA             \t\t: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasından Kaynaklanan Alacak<br>DAVA TARİHİ\t\t: 02/10/2018<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli, 2018/1118 Esas ve 2022/262 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın ...'un keşide ettiği 13.01.2017 tanzim ve 17.08.2017 vade tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli olan I adet senet nedeniyle adı geçen borçludan alacaklı olduğunu, ödeme vade tarihi geçmesine rağmen senet için bugüne kadar ödeme yapılmaması üzerine davacı bankanın alacaklarının tahsilini teminen  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.08.2017 tarihli 2017/649 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararı alınarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takip işlemlerine başlanıldığını, söz konusu yasal takip dosyası ile icra işlemlerinin devam ettiğini, borçlular açısından takibin kesinleşmiş olduğunu, işbu takip dosyasından borçluların ikametgâhı olan adreslerde ve işyeri adreslerinde haciz işlemleri gerçekleştirildiğini ve borca yetecek haczi kabil mal bulunamaması nedeniyle borçlular hakkında yasal takip işlemleri devam ettiğini,  davalı ...'un ...'un oğlu olduğunu, kredi borçlusunun oğluna davalı şirketi kurdurarak muvazaa, kanuna karsı hile ve namı müstear ile diğer davalılar adı altında faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, faaliyet adreslerinin, faaliyet konularının aynı olduğunu, davalı ... 19 yaşında olup şirket kurabilcek ve yönetebilecek durumda olmadığını, fazlaya ilişkin tüm alacak ve faiz hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kredi borçlusunun bankaya olan şimdilik 250.000,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin de davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması nedeniyle davanın görevsizliğine karar verilerek görevli mahkemeye gönderilmesini, davacı tarafça ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını, somut bir delile de dayanmadığını, muvazaalı işlemi yaptıkları öne sürülen taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, ancak davacı tarafça zorunlu dava arkadaşlığı usulüne aykırı dava açıldığını, somut davada tasarrufun iptali davasına ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirecek herhangi bir mal yahut tasarruf söz konusu olmadığını, dava dışı ... ile davalı şirket arasında organik bağ olduğu, davalı şirketin tek ortağının ve yetkilisinin davalı ... olduğu, ... ile dava dışı ... arasında akrabalık olduğu, ...'un yaşının küçük olması, şirket kuramayacağı, yani somııt herhangi bir iddia yahut delil bulunmadığını, öncelikle dava dilekçesinde de belirtildiği üzere dava dışı ... aleyhine İzmir l . Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2017/649 D.İş sayılı kararı ile bu borçlu yönünden 21.08.2017 tarihinde ihtiyati haciz alındığını ve İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12835 Esas sayılı takibi üzerinden uygulanmış olduğunu belirttiğini,  Borçlunun herhangi bir malı olmadığının tespit edildiğini, banka hesaplarına da herhangi bir mevduatı bulunamaz iken borçlunun aktif mallarını 3. Şahıs üzerine aktardığı ve 3. Şahıs üzerinden yürüttüğünün ileri sürülmesinin abesle iştigal olduğunu, kaldı ki organik bağın varlığının kabulü için akrabalığın tek başına yeterli olmadığını, ticari anlamda organik bağın varlığından söz edebilmek ve perdenin kaldırılabilmesi için her şeyden önce tarafların mal varlığının birbirine karışmasına,ortak bir muhasebesel yönetimin olması iş organizasyonunun tek olması, organizasyon ve mal varlığı bakımından birbirine karışmış ve menfaat birliğinin olmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, davalı şirket ile dava dışı borçlu ...'un herhangi bir ilgisinin de bulunmadığını, yönetimsel anlamda da herhangi bir bağ bulunmadığını, açıkladığı nedenlerle 3. Kişi konumunda olan davalıların herhangi bir zarara uğramamaları ve yasa kapsamında da koşulları oluşmadığı için davacının ihtiyati haciz taleplerinin reddine, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın usulden reddine, zorunlu dava arkadaşlığına uygun dava ikame edilmemiş olduğundan davanın usulden reddine, davacının ispatlanamayan davasının esastan reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:<br>Mahkemece; \"...Davacı banka tarafından, dava dışı banka borçlusu ... aleyhine İzmir28. İcra Müdürlüğünün 2017/12835 E. Sayılı dosyasından icra takibi ikame edildiği, Dava tarihi itibariyle 3.249.230,36 TL dosya borcu olduğu, davacı banka namı müstear ve muvazaaya dayalı olarak perdenin aralanması teorisinin çapraz uygulanarak, ...’dan olan banka alacağının davalılar ...  San.ve Tic. Ltd. Şti.’ ile şirket ortağı ...’dan tahsilinin talep edildiği, davalı ...  San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2018 yılı 3,4,5,6,7,8,9,10 ayına ait prim ve hizmet belgelerinde beyan edilen çalışanlar ve dava dışı ...’un incelenen belgelerine göre,  davalı şirket ile belirtilen dönemlerde birlikte faaliyette bulunmadıkları, davalı ...  San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin işyeri adresinin ... Mah. ... Sok. No:... ... ... olarak kayıtlı olduğu, dava dışı ...’un ise hurda ticareti yaptığı adresin aynı adres olduğu, taraflar  arasındaki ortak noktalar, şirket adresi ile dava dışı banka borçlusunun adreslerinin aynı olması ve diğer davalı ile baba – oğul olmaları olduğu, şirketlerin başkaca ortak ticari iş yaptıkları, birbirlerini kullanarak 3. Kişilerle alışveriş yaptıkları tespit edilemediği tespitleri yapılmıştır. Somut olaya bakıldığında, tespit edilen hususlar çerçevesinde davalı şirketin davacının salt alacaklıları zarara uğratma kastı ile kurulduğu ve faaliyet gösterdiğinin davacı tarafından ispatlanması gerekeceği ve ispatlanamadığı, tarafların birbirlerini kullanarak 3. kişilerle alışveriş yaptıklarının da tespit edilemediği,  banka borçlusu ...'un bankaya olan borcundan kaynaklı, davalı şirket  ve davalı ...'un  sorumlu tutulamayacağı,  davacının davasını somut ve yazılı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği..\" gerekçesiyle \"...Davacının davasının reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili banka, ... tarafından keşide edilen 13.01.2017 tanzim ve 17.08.2017 vade tarihli 3.000.000,00-TL bedelli senet sebebiyle adı geçen borçludan alacaklı olduğunu, imzalanan 26.09.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile adı geçen firmaya kredinin açıldığını ve kullandırıldığını, senet borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine davalı borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İzmir 28. İcra Müdürlüğü’nün 2017/12835 E. sayılı dosyası üzerinden yasal takip işlemlerinin başlatıldığını, söz konusu takip dosyası ile icra işlemleri devam etmekte olup borçluların ikametgah ve işyeri adreslerinde haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini ancak hacze kabil malın bulunamadığını, banka borçlusu ... ile davalı ... ...Ltd.Şti. arasında fiili ve organik bağ bulunması ve mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ve namı müstear kullanarak davalı firma üzerinden faaliyetini devam ettirmekte olması sebebiyle bu davanın açıldığını, şirket adresi ile dava dışı banka borçlusunun adreslerinin aynı olduğunu ve diğer davalı ile baba – oğul olduklarını,  “Nam-ı müstear”  (Perdeyi Kaldırma Teorisi) ve Kanuna karşı Hile ile ayrı ayrı Muvazaa sebebi ile butlana dayandıklarını, davalılar arasındaki ticari ilişkinin danışıklı olmadığı kabul edilse dahi; yapılan işlemler ticari işletmenin devri niteliğinde bulunduğundan İ.İ.K.' nun 44. ve B.K.'nun 179. maddelerinin uygulanmasının gerektiğini, banka borçlusu ... ile ... ...Ltd. Şti.  arasında fiili ve organik bağ bulunmakta olup borçlular mal kaçırmak için muvazaalı olarak namı müstear kullanarak faaliyetlerini kanuna karşı hile yaparak bu firma üzerinden devam ettirdiğini, asıl borçlu ...'un iş yeri ve ikamet adreslerinde yapılan hacizlerde hacze kabil bir malvarlığı değerinin bulunamadığını ancak ...'un hileli işlemlerle muvazaalı bir şekilde toplam 10 adet taşınmazını başka kişilerin üzerine geçirdiği ve bu konuda İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/346 Esas sayılı dosya numarasına kayden müvekkili banka tarafından tasarrufun iptali davası ikame edildiğini ve yargılama neticesinde söz konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verildiğini, dava dilekçesinin ekinde de sunulan İzmir 28 İcra Müdürlüğünün 2017/12835 esas sayılı ilamsız dosyasından 02.08.2018 tarihinde yapılan menkul haciz tutanağı olduğunu, ...'un \"... mah. ... sok. no:... hurdacı ... ... ...' iş yeri adresine menkul haciz işlemleri için gelindiğinde '...'un adreste hazır olduğunu, adresin ... vergi nolu ... Ltd. Şti'nin bulunduğu,... ...'un \"...'u tanımadığı bir ilgisinin bulunmadığını'' belirttiğini, işyeri tabelasının halen ... olduğu (...'un kulandığı ve tanındığı isim); tabelada yazılı telefon numarasının ...'a ait olduğunu; babasının işyeri, makinaları ve işçileriyle faaliyet göstermeye devam ettiğini; şirketin kurucusu 04.01.1999 doğumlu ...'un haciz memuruna yalan beyanda bulunduğu öz babasını tanımadığını beyan ettiğini, mahkemeden düzenlenen bilirkişi raporunda da davaya konu olan icra takibinde borçludan ödenmesi istenen tutarın talep edilebilir olduğunun tespit edildiğini, davalı firmanın tek ortağı ve yetkilisinin, ...'un oğlu ... olduğunu, ... ...Ltd. Şti.'nin bulunduğu adresin, borçlu ...'un da iş yeri adresi olduğunu ve ... ...Ltd. Şti. Ve ...'un aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, şirketin kuruluş tarihi itibariyle şirket müdürü ...'un yaşı, kazancı, mesleki birikimi ve tecrübesi birlikte değerlendirildiğinde şirketi yönetemeyeceğinin ortada olduğunu, söz konusu davalı şirketin kuruluşundan sonra 1 ay içerisinde 2 kez adres değişikliğine gitmiş olmasının sebebi alacaklıları yanıltmaya yönelik muvazaalı işlemler olduğunu, eksik inceleme ile verilen davanın reddi kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ nedeniyle davacı bankanın dava dışı borçlu ...'dan olan alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişindir.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olup, mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br>Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi  organik  bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle  organik  bağ  kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak  organik  bağ  kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle  şirketler  arasında  organik  bağ  tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. <br>Yargıtay'ın yerleşik kararları gereği şirket ortaklarının akraba olması tek başına  şirketler arasında organik  bağ  olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir. Şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2022 tarihli ve 2021/(19)11-659 E., 2022/82 K. Sayılı, 2019/(19)11-149 E, 2022/894 K sayılı kararlarında da değinilmiştir.<br>Davacı tarafça,  dava dışı ...'un kredi borcunu  ödemediği  gibi  ödeme gücünün de olmadığını, ticari faaliyetini ise tamamen davalı şirket üzerine kaydırarak onun üzerinden devam ettirdiği, davalı şirketin dava dışı ...'a ait makine ve demirbaşlar ile faaliyetini sürdürdüğü iddia edilmesine rağmen mahkemece dava dışı ... ile davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmediği, davacı yanca istinaf dilekçesinde eksik inceleme ile hüküm kurulduğu bildirilmiştir.<br>Bu durumda mahkemece, dava dışı ...'un ve davalı şirketin ticari defterleri temin edilerek ya da ticari defterlerin bulunduğu adres belirlenip daha önceki bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek, davacının dava dilekçesindeki istemi, bilirkişi heyet raporuna yaptığı itirazları da gözetilerek, dava dışı ...'un iş alanının, faaliyetlerinin, demirbaşlarının ve müşteri çevresinin davalı şirkete kaydırılıp kaydırılmadığı, faaliyetine davalı şirket üzerinden devam edip etmediği, kendi işletmesinin içinin boşaltılıp iş alanını davalı şirkete kaydırıp kaydırmadığı hususlarında bilirkişi  kurulundan ek  rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre  bir  karar  verilmek gerekirken,  eksik inceleme  ile düzenlenen bilirkişi heyet raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazının belirtilen yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli, 2018/1118 Esas ve 2022/262 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile 12/02/2025 tarihinde karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e04e0c698de2087","SID":"d761a3e7c9f14c09"}}