{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1450 <br>KARAR NO\t\t: 2025/473<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03.12.2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/513 Esas 2019/747 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 19.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.03.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.12.2019 tarih 2017/513 Esas 2019/747 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı ve arkadaşlarının 1997 yılında davalı kooperatife üye olduklarını, 28.06.1997 tarihinde yapılan olağan genel kurula katılarak üyelik haklarını kullandıklarını, hiçbir yasal dayanak olmamasına rağmen, üye olmadıkları gerekçesi ile, 27.06.1998 tarihli genel kurula alınmadıklarını, 01.06.1998 tarihinden bugüne kadar kooperatif üyeliğinden doğan haklarının kullandırılmadığını, davacının üyeliğinin devam ettiğine ilişkin verilen Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/56 E. 2013/190 s. kararının kesinleştiğini, davalı kooperatifin bu haksız uygulaması nedeniyle davacının ticari kamyonunu satmak zorunda kaldığını, hayatının alt üst olduğunu, düzeninin bozulduğunu, uğradığı zararların telafisi için davalı kooperatif yöneticileri ile yaptığı görüşmelerden sonuç alınamadığını, mağduriyetinin devam ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 180.000,00-TL maddi tazminat ile 20.000,00-TL manevi tazminat toplamı 200.000,00-TL tazminatın tahakkuk ettiği tarihten itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  istemiştir.<br>\tCEVAP  : Davalı vekili, Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesinde düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayıldığından, mahkemenin görevine itirazda bulunduğunu, TBK.'nun 147/4. md. hükmü uyarınca kooperatif ile ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda 5 yıllık zaman aşımı süresi nazara alındığında, talebin zaman aşımına uğradığını, hiç kimsenin üyelik hakkını kullanamadığından bahisle ekmek kapısı olarak görünen aracını satmayacağını, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, talebe konu tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatifin  dava tarihi ve önceki yıllarda toplam ortak sayısının 357 olduğu, 357 ortağa aynı gün kooperatif tarafından iş sağlanmasının olanaklı olmadığı, davalı kooperatifin ... dışında başkaca bir firma ile taşımacılık anlaşmasının bulunmadığı, günlük ortalama 23 sefer yük taşımacılığı yapıldığı, dolayısıyla günde 23 ortağın sırasını kullandığı, kalan ortakların ise sırası gelinceye kadar beklemelerinin olağan olmadığı, benzer tonajlı kamyonların ilgili yıllarda ortalama 93.563,65-TL menfaat temin ettiği, bu gelirin mazot ve bakım gibi giderlerinin mahsubundan sonra 43.974,91-TL kaldığı, davacının 01.06.1998 - 25.02.2015 tarihleri arasında davalı kooperatifte faaliyet göstermesi durumunda elde edebileceği kazanç toplamının 43.974,91-TL, dışarda çalışması ile elde ettiği kazancın ise net asgari ücret doğrultusunda 82.923,00-TL hesaplandığı, eğer davacı sadece bu kooperatif ile çalışmış olsaydı, çalışmalarına karşılık masrafları çıktıktan sonra vergi ve sigortadan-bağkur önceki kazancının asgari ücretin bile gerisinde kalmış olacağı, 1998 yılından 2015 yılına kadarki zaman aralığında  elde edebileceği toplam 93,563,65-TL gelirden masraflarının mahsubu sonucu 43.974,91-TL, 17 yıllık kazancı nazara alındığında yıllık ortalama 2,586,76-TL tutarında bir gelir elde edeceği, kooperatifin sağlayacağı menfaatler nedeniyle davacının elde edeceği kazanç ile davacının fiilen elde ettiği kazanç karşılaştığında, davacının kooperatifin sağlayacağı menfaatlerden yararlanmaması nedeniyle herhangi bir kazanç kaybına uğramadığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin emsal 2014/8953 E. 2015/2315 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere mahrum kaldığı kazanç bulunmadığı, davacının manevi tazminat isteminin de dosya kapsamı uyarınca yerinde olmadığı anlaşılmakla, TMK. 2/2. maddesi de gözetilerek maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı  davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, anılan rapor ve hesaplama metodlarının tamamen hatalı olup açıkça hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, rapora göre davalı kooperatifin üyelerine hiçbir faydası ve ilave kazanç getirisinin  bulunmadığını, gerek kararda gerekse dayanak raporda davalı kooperatif üyeliğinin ''katma bir değer olduğu'' hususunun da göz ardı edildiğini, işbu yanlışlıkla davacının kazanacağı varsayılan miktarları kazanmasının muhtemel olan miktardan tenzil edildiğini, dava konusu edilen zarar dönemi için başlı başına günün rayiçleri dikkate alınarak gerçekçi bir hesaplama yapılması gerektiğini, her iki rapor arasındaki çelişki ve hesaplama yöntemleri arasında dağlar olduğunu, yasaya aykırı işbu kararın ve rapordaki gelir hesabı da hatalı olup ilk üyelik tarihindeki şartlara göre hesaplama yapıldığını, dava konusu edilen kazanç kaybı döneminde davacının başka gelir elde edip etmediği ve aracının olup olmadığı hususunun da dava konusu olmadığını, mantık dışı raporda bilirkişi heyeti ülkemizdeki her insanın asgari ücrete denk bir kazanç sağladığını ifade ederek kooperatif üyeliğinin ise gelir getirmediğini aksine üyelerine külfet olduğunu iddia ettiğini, dava dilekçesinde kooperatif üyelerinin sadece ... A.Ş.'nin işlerinde dahi yetişemediğini bu denli bir karlılıkla faaliyet gösterdiğini, davacının işbu gelir kaybından mahrum bırakıldığının iddia edildiğini, delil listesinde dayanılan ... A.Ş. kayıtları usulüne uygun olarak celp edilmemiş olup, farazi bir hesaplama ile dava konusu zararın göz ardı edildiğini, manevi tazminat takdir edilmemesi hususunun da yasaya aykırı olduğunu, davalı kooperatifin haksız ve keyfi eylemi nedeniyle yıllarca gelir kaybına uğrayan davalı hakkında manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini, davalı yararına takdir olunan miktar olan 16.750,00 TL vekalet ücretinin takdirinin hatalı olduğunu, 2.725,00 TL (maktu) olarak hükmedilmesi gerekir iken nispi değerlendirmenin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, kooperatif üyelik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİDM' ce, davalı kooperatifin  dava tarihi ve önceki yıllarda toplam ortak sayısının 357 olduğu, 357 ortağa aynı gün kooperatif tarafından iş sağlanmasının olanaklı olmadığı, davalı kooperatifin ... dışında başkaca bir firma ile taşımacılık anlaşmasının bulunmadığı, günlük ortalama 23 sefer yük taşımacılığı yapıldığı, dolayısıyla günde 23 ortağın sırasını kullandığı, kalan ortakların ise sırası gelinceye kadar beklemelerinin olağan olmadığı, benzer tonajlı kamyonların ilgili yıllarda ortalama 93.563,65-TL menfaat temin ettiği, bu gelirin mazot ve bakım gibi giderlerinin mahsubundan sonra 43.974,91-TL kaldığı, davacının 01.06.1998 - 25.02.2015 tarihleri arasında davalı kooperatifte faaliyet göstermesi durumunda elde edebileceği kazanç toplamının 43.974,91-TL, dışarda çalışması ile elde ettiği kazancın ise net asgari ücret doğrultusunda 82.923,00-TL hesaplandığı, eğer davacı sadece bu kooperatif ile çalışmış olsaydı, çalışmalarına karşılık masrafları çıktıktan sonra vergi ve sigortadan-bağkur önceki kazancının asgari ücretin bile gerisinde kalmış olacağı, 1998 yılından 2015 yılına kadarki zaman aralığında  elde edebileceği toplam 93,563,65-TL gelirden masraflarının mahsubu sonucu 43.974,91-TL, 17 yıllık kazancı nazara alındığında yıllık ortalama 2,586,76-TL tutarında bir gelir elde edeceği, kooperatifin sağlayacağı menfaatler nedeniyle davacının elde edeceği kazanç ile davacının fiilen elde ettiği kazanç karşılaştığında, davacının kooperatifin sağlayacağı menfaatlerden yararlanmaması nedeniyle herhangi bir kazanç kaybına uğramadığı yönündeki kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tManevi tazminat yönünden istinaf istemlerinin incelenmesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin ( manevi zararın )giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Somut olayda , manevi tazminat koşullarının oluşmadığı yönündeki kararda da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tİstinafa gelen tarafın davalı yararına takdir olunan miktar olan 16.750,00 TL vekalet ücretinin takdirinin hatalı olduğu, 2.725,00 TL (maktu) olarak hükmedilmesi gerekir iken nispi değerlendirilemeyeceğine yönelik istinaf nedeninin incelenmesinde; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesine nazaran yerel mahkemece davanın maddi ve manevi tazminat kalemleri yönünden hükmedilen vekalet ücretinin istinafa gelen taraf yönünden isabetli olduğu anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 161,40TL'nin mahsubu ile bakiye 454,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c431365f8f63cda","SID":"133bc5e8595b5537"}}