{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 21/02/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 15/01/2021<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 21/02/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili firmanın, atık alımı ve bertaraf işlemi yaptığını, müvekkili firma tarafından 16/04/2018 tarihinde nakliye ve .... dışındaki talaş, yonga, kıymık, ahşap, kontrplak ve kaplama atıklarının ''atık yönetimi yönetmeliği'' çerçevesinde geri kazanım/bertaraf işlemlerini gerçekleştirmek amacı ile teklif formu gönderildiğini, iş bu teklif formunda KG dökme başına 0,70 TL ve nakliye bedeli olarak 1.500,00 TL belirtildiğini, teklif formu ve sözleşme hükümlerinin davalı tarafça kabul edildiğini, bu sözleşmeye göre davalı firmadan 18.240,00 KG tehlikesiz atık alındığını, 07/05/2018 tarihli ...yevmiye nolu 13.457,47 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini, bu faturanın davalıya kargo yoluyla gönderildiğini, davalı firmanın faturayı teslim almadığını, davalı firmanın müvekkili firma ile aralarındaki sözleşme gereği geri kazanım/bertaraf işlemi neticesinde bir ödeme yapmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.457,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili,  müvekkilinin Antalya'da faaliyet gösteren firma olduğunu, davanın Antalya'da açılması gerekirken Denizli'de açıldığını, davacı tarafın imza edildiğini iddia ettiği sözleşme üzerinde müvekkili firmanın hiçbir yetkilisinin imzası olmadığını, davacı tarafın ilgili personelin dikkatsizliğini kullanarak kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkili firma adına sözleşme imzalama yetkisi bulunmayan personelin de davacı tarafından gönderilen teklif formundaki meblağın KG başına 0,70 olduğunu farketmeksizin görüşmeler yaptığını, durumun bu şekilde olduğunun davacının 10/05/2018 tarihinde müvekkili firmaya göndermiş olduğu fatura fotokopisi ekli mail ile ortaya çıktığını, hata olduğunu farkeden müvekkilinin 11/05/2018 tarihli cevabi mailde faturada bir hata olduğunu belirtmiş, bu şekilde faturayı kabul etmeyeceklerini ve faturanın gerçek değeri üzerinde düzeltilerek yeniden gönderilmesini talep ettiğini, kendilerinin de bu hususu biliyor olmalarına rağmen yine huzurdaki davayı açtıklarını beyanla haksız davanın reddini, dava harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre her iki tarafın ticari defter incelemesi sonucu aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan  961,25 TL alacaklı olduğu sabit olduğundan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. İlgili kanun maddesi ve Yargıtay kararına göre ispat yükü kendisinde olan  davacının davasını senet veya diğer kesin delillerle ispat etmesi gerektiğinden, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğu göz önüne alınarak mahkememizce yemin delili davacıya hatırlatılmıştır.<br>Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun md. 226). Davacının  yemin deliline  de dayanmaması, dolayısıyla  davasının kabul edilen kısım haricindeki kısmını kesin delil olan yemin delili ile de ispat edememesi sebebiyle davanın kısmen kabulü ile, 961,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında taraflar arasında sözleşme imzalandığını, müvekkili firmanın, davalı firma ile aralarındaki sözleşme gereği geri kazanım / bertaraf işlemini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin açık olduğunu, mahkeme kararında taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin tespitlerde bulunulmuş ise de kararda işbu hususların değerlendirilmediğini, mahkemenin gerekçeli kararında taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmede bulunan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı, sözleşmenin bu nedenle davalı şirket tarafından bağlayıcı olup olmadığı, davacı tarafından verilen fiyatın piyasa fiyatının çok üstünde olup olmadığı, kg başına verilen 0,70 TL fiyatın fahiş olup olmadığı, aslında verilmek istenen fiyatın 0,07 TL olduğu iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konularında olduğunu belirttiğini ancak gerekçeli kararında işbu hususlara ilişkin değerlendirme yapılmadığını, davalı şirkette bulunan ve sözleşmede bulunan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı, diğer yapılan sözleşmelerde kimin imzasının bulunduğunun tespiti yapılmadan böyle karar kurulmasının hatalı olduğunu, davalı tarafın, işbu süreçte ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili lehine delil olması gerekirken sayılmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda 6098 sayılı TBK'nın 481. Maddesi gereğince piyasa rayiçleriyle bedel tespiti yapıldığının belirtildiğini, öncelikle taraflar arasında yapılan işin bedelinin açıkça belirtildiğini, davalı tarafa teklif formunda KG dökme başına 0,70 TL ve nakliye bedeli olarak 1.500,00 TL belirtildiği ve bunu da imza yapılarak kabul ettiğinin açık olduğunu, kaldı ki rayiç bedel tespitinin sadece ...tarafından belirtilen talaş, yonga, kıymık, ahşap, kontraplak ve kaplamalara ilişkin bertaraf bedelinin 50 TL / ton + KDV olarak belirlendiğine ilişkin yazı ile yapıldığını, raporda bu firma sözleşmeye dayanak gösterilip piyasaya rayiç hesaplaması yapıldığını, ...tarafından bildirilen sözleşmenin taraflar arasında sonradan da düzenlenebilecek nitelikte bir sözleşme olduğunu, tek bir sözleşme esas alınarak rayiç bedelin hesaplanamayacağını, sözleşme serbestisi hükümleri çerçevesinde tarafların dilediği bedel üzerinde anlaşma yapabileceğini, 18/11/2020 tarihli ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda bedele ilişkin tespitlerde bulunulduğunu, işbu raporun hatalı olduğunu hükme esas alınamayacağını, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, eksik ve hatalı raporların hükme esas alınmasının mahkemenin kararını hatalı hale getirdiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayanan alacak istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulü ile 961,25 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Yetkisiz temsil TBK’nın 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir. Yetkisiz temsilde temsilcinin yaptığı sözleşme, kurulmuş olmakla birlikte yetkisiz temsil olunanın hukuk alanında hüküm ve sonuçlarını doğurmaz. Temsil olunan onayıncaya kadar sözleşme, eksik bir sözleşmedir. Bu durumda “askıda hükümsüzlük” söz konusu olur. Temsil olunan, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemleri onayabilir. Bu durumda TBK’nın 46. maddesi gereğince, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem temsil olunanı bağlar. Onama, yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukukî işleme veya sözleşmeye, daha sonra temsil olunanca verilen onaydır. Onama için herhangi bir özel şekil şartı bulunmamaktadır. Onama, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Böylece onama, yetkisiz olarak yapılan sözleşmeyi sanki baştan itibaren temsil yetkisi varmış gibi geçerli hâle getirir.<br>Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı geri kazanım, bertaraf işlemi kapsamında verilen hizmetlere ilişkin fatura bedelinin ödenmediğini belirterek, fatura alacağını tahsili talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise davaya dayanak yapılan sözleşmenin, davalı şirket adına ...tarafından imzalandığını, bu kişinin şirketi temsil ve yetkisinin bulunmadığını, ayrıca personelin teklifte yazan kg fiyatına dikkat etmeksizin görüşmeler yaptığını, fiyatların fahiş olduğunu bu nedenle faturanın iade edildiğini ileri sürmektedir. Davalı tarafça faturaya konu geri kazanım, bertaraf hizmetinin alındığı kabul edilmekte, talep edilen kg fiyatının fahiş olduğu iddia edilmektedir.<br>Sözleşmeyi imzalayan ..., tarafların kabulünde olduğu üzere, davalı şirketin temsilcisi değil çalışanıdır. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın limited şirket ile ilgili hükümlerinde şirketin ne şekilde temsil edileceği düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeler kapsamında dava dışı .... davalı şirketi temsil yetkisinin olmadığı tartışmasızdır. Ancak, aynı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 46/1. maddesinde, yetkisiz temsil başlığı ile bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlemi yapması halinde, bu işlemin ancak onanması halinde temsil olanı bağlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, gerek sözleşme öncesinde ve sonrasında  gerçekleştirilen mail yazışmaları ve davalı tarafın faturaya konu hizmeti almış olması dikkate alındığında, dava dışı yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemi davalı şirketin onadığının kabulü gerekir.<br>O halde ilk derece mahkemesince, davalı şirketin, yetkisiz temsilcisinin yapmış olduğu sözleşmeyi onayarak söz konusu sözleşmenin davalı şirketi bağlamasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak sözleşme ve teklif formunda belirtilen kg fiyat üzerinden düzenlenen fatura bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile mali müşavir bilirkişi tarafından rayiç bedel olarak bildirilen 961,25 TL'nin hüküm altına alınması Dairemizce hatalı bulunmuştur. Ne var ki bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmiştir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2021 tarih ve ...Esas, ...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ ile, 13.454,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>b-Alınması gerekli 919,07 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 229,77 TL harcın mahsubu ile baki 689,30 TL  harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına, <br>c-Davacı tarafından yatırılan 229,77 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 265,67 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>d-Davacı tarafından yapılan 114,00 TL tebligat gideri, 90,80 TL posta gideri, 1.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.204,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 13.454,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra istek halinde iadesine, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 16,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 178,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.21/02/2025      <br>.,..</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aee536b49d578827","SID":"41db9baf354a74f3"}}