{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1412 <br>KARAR NO\t\t: 2025/420<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06.07.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/394 E. - 2022/609 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 12.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.03.2025<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.07.2022 tarih 2020/394 E. - 2022/609 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, 08.01.2020 tarihinde davacı sürücüsünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ... sürücüsünün sevk ve idaresindeki  ... plakalı araçların karıştığı çift taraflı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza neticesinde  davacıya ait aracın sol ön çamurluk, sol arka çamurluk ve sol ön ve arka kapılarında göçükler meydana geldiğini, taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, davalı ... sürücüsünün kusurlu olmadığını savunduğunu ancak bu durumun gerçekle bağdaşmadığını, davacının onarıma ilişkin zararları kendisinin karşıladığını, yapılan araştırmada  kaza mahallini gören kamera kaydına ulaşılamadığını, davacının  onarımdan kaynaklı  hasar bedeli ve değer kaybı  bulunduğunu, bu zararın kazaya sebebiyet veren aracın zmms sigortacısı olan davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, 13.741,10 TL'nin  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tMahkemece davacı vekilinin  hasar bedeli ve değer kaybı talepleri bulunduğu gözetilerek davacı vekiline talebini açıklamak ve ayrıştırmak üzere 02.12.2020 tarihli celsede  2 haftalık kesin süre verildiği,  davacı vekilinin  bu ara karar üzerine  03.12.2020 tarihli  açıklama dilekçesi sunduğu, davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, dava konusu olayda 13.000,00 TL hasar bedeli, 741,10 TL değer kaybı olmak üzere toplam 13.741,10 TL alacak taleplerinin bulunduğunu bildirdiği görülmüştür. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, sorumluluklarının sigorta poliçe teminat limiti, gerçek zarar ve sigorta sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... plakalı aracının 18/01/2020 tarihinde meydana gelen kazada hasarlandığı, bu kaza nedeniyle  hasar bedeli ve değer kaybı zararı bulunduğu  ve bu zararın  kusurlu olan ... plakalı aracın zmms sigortacısı olarak davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürdüğü iş bu davada alınan kusur raporları arasında sonuç itibariyle çelişkiler bulunduğu, her ne kadar mahkemece bu çelişkileri gidermek üzere  alınan 30/03/2022 tarihli raporda  davacı ve davalı sürücüsünün eşit  %50 kusurlu olduğu kanaatine nihai olarak  ulaşılmış ise de, bu kanaatin dosya kapsamı ile örtüşmediği, dosya içerisinde bulunan kaza ve hasara ilişkin fotoğraflar ile dinlenilen tanık beyanları ve taraf sürücülerinin kaza tutanağındaki beyanları bir arada değerlendirildiğinde kaza mahallinin gidiş ve geliş olmak üzere  4 şeritli yol olduğu, gidiş ve geliş yönünde 2'şer şerit bulunduğu,  ayrıca aynı yolda emniyet şeridinin de bulunduğu, davacıya ait aracın sol ön ve arka çamurluk ve sol ön ve arka kapı kısımlarından hasar aldığı, bunun dışında başka bir hasarının bulunmadığı, çarpma noktasının davalı ... sürücüsünün aracının sağ ön ve davacının sol arka çamurluk ve sol arka kapı kısmı olduğu, buna göre  davacı sürücüsünün sağ şeritte seyir halinde olduğu sırada sol şeritteki trafik akışını ve güvenli takip mesafelerini gözetmeksizin ve davalı sürücüsünün geçişine olanak tanımaksızın paralelinde bulunan davalı ... sürücüsünün bulunduğu sol şeride katılım yaptığı, katılım sırasında  sol şeritte seyir halinde bulunan davalı ... sürücüsünün  davacıya ait araca  sol yandan çarptığı ve çarpmanın etkisi ile  aracın yönünün değiştiği, davacı aracının sol tarafı davalı aracının önünde kalacak şekilde sürüklendiği, davacı aracının arka tampon, arka panel ve arka far kısımlarında hasar bulunmadığına göre davalı sürücünün arkadan çarpmasından bahsedilemeyeceği, kazanın meydana geliş şekli ile uyumlu olmayan ve  davacı sürücüsünün sol şeritte sol şeridi ortalar şekilde hareket halinde olduğuna ilişkin tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu halde davacı sürücüsünün şerit izleme kurallarına riayet etmediğinin kabulü gerektiği, yerleşim yeri içerisinde  trafik akışına göre davalı sürücüsünün sol şeritte bulunmasının  ve seyir halinde olmasının başlı başına kusur olarak nitelendirilemeyeceği, davalı sürücüsünün ani gelişen  davacı sürücüsü eylemine karşılık kazanın önlenmesinde alabileceği herhangi bir önlem ve tedbir bulunmadığı, davacı sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu  değerlendirilmekle ve ATK'nun 08/07/2021 tarihli kusur raporundaki görüş ve olayın oluşuna ilişkin kabulüne iştirak edildiği, davalının kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kaza nedeniyle davacının aracında sol ön çamurluk, sol arka çamurluk, sol ön ve arka kapılarında göçme meydana geldiğini, davacıya ait araca vuran ... plakalı tırda ise herhangi bir maddi hasar meydana gelmediğini, taraflarca olay yerinde kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanakta davalı ... sürücüsünün, kusurlu olmadığını not düştüğünü, ancak bu durumun, kazanın oluş şekli ve gerçekle bağdaşmadığını, davacının onarıma ilişkin zararları kendisinin karşıladığını, yargılama sırasında dosyada 24.05.2021, 08.07.2021 ve  30.03.2022 tarihli üç ayrı bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bu raporlar arasında davalının kusurlu olduğuna ilişkin raporların da mevcut olduğunu, ancak bu çelişkilerin tam olarak ortadan kaldırılmadan davanın reddi yoluna gidildiğini, tamamen bilirkişi raporlarından birine dayalı olarak karar verildiğini, dosyaya ilk olarak 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğunu, raporda davalı ... tarafından sigortalanmış olan ... plakalı araç tarafından davacının aracına arkadan çarpılmış olduğu ve bu nedenle davalı ... tarafından sigortalanmış olan aracın sürücüsünün kazanın oluşmasında asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, aynı raporda davacının da şerit ihlali yapmış olabileceği ihtimali ile asli kusurlu olabileceğinin üzerinde durulduğunu, bu rapora itirazları üzerine, dosyadan yeni bir bilirkişi görevlendirilmesi ile  Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından 08.07.2021 tarihli rapor hazırlanarak dosyaya sunulduğunu, raporda sürücü ...'ın, idaresindeki çekici ile seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde sağ önünden seyir halinde olup sola kontrolsüzce manevra yapan sürücü idaresindeki otomobil ile karıştığı kazada atfı kabil kusuru olmadığı, sürücü ...'in, idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde sola manevra yapmadan evvel sol gerisini kontrol etmesi ve uygun bir zamanda sola manevra yapması gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olup dikkatsizce sola manevra yapması sonucu meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu şeklinde tespitte bulunulduğunu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 08.07.2021 tarihli raporunun 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporu ile baştan sona farklılık gösterdiğini, bu rapora ilişkin yapmış oldukları itiraz üzerine 30.03.2022 tarihli İTÜ Trafik Bölümünde görev alan akademisyenler tarafından oluşturulan heyet tarafından 30.03.2022 tarihli rapor düzenlendiğini, raporda davacı ile davalının %50'şer oranda asli kusurlu oldukları tespitine varıldığını, olayın oluş şekli itibariyle olay yeri fotoğrafları ile kaza tespit tutanağı içeriğine göre davalının sigortalısı olan ...'a ait olan ...'ın kullandığı ... Plakalı ... marka tonajlı tırın, arkadan çarparak davacının aracını 15 metre kadar sürüklediğini, bnu sürükleme mesafesinin arkadan çarpan tırın hızının 50 km den çok daha fazla olduğunun gösterdiğini, 30.03.2022 tarihli raporda da bu hususun hiç tartışılmadığını, aracın sol yan kısımlarına çarpılmasının nedeninin tanık anlatımları,  keşif sonrası hazırlanan 24.05.2021 tarihli bilirkişi tutanağı ve kaza tespit tutanağıyla da görüleceği üzere, aracın sol arka tarafından hızla çarpılması sonucu davacıya ait aracı döndürerek sol tarafını önüne katmak suretiyle sürüklemesi olduğunu, araca yandan çarpılması halinde davacıya ait aracı sağ yana atması gerekirken, sola kendi etrafında dönmesini sağlayıp, önüne katıp sürükleyebilmesi için araca sol arka tarafından çarpılmış olması gerektiğini, araca arkadan çarpılmasının da davacıya ait  ... plakalı aracın sol şeritte olduğunun göstergesi olduğunu, bir kazada her iki tarafın da asli kusurlu olmasının mümkün olamayacağını, davacıya ait aracın şerit ihlali yapmış olma ihtimaline dayalı olarak ihtimalli bir rapor hazırlanması ve bu rapora dayalı olarak davanın reddi kararı verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, 08.01.2020 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacı aracında oluşan hasar bedeli ve değer kaybının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİDM'ce taraf delillerinin toplanmasından sonra, dava konusu kazanın meydana geldiği mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması, ayrıca taraf tanıklarının dinlenmesi hususunda Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesine  talimat yazıldığı, Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi'nce keşfin gerçekleştirildiği, davacı tanıklarının kaza mahallinde dinlenildiği, dosyanın kusur bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişinin 24/05/2021 tarihli  raporunu sunduğu, söz konusu raporda davacı sürücüsünün şeride tecavüz ettiği, davalı ... sürücüsünün ise güvenli ve gerekli takip mesafesini korumadığı gerekçesi ile her iki sürücünün asli kusurlu olduğu yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. <br>\tTaraf vekillerinin 24/05/2021 tarihli kusur raporuna itirazı üzerine mahkemece dosyanın kusur yönünden  yeniden inceleme yapılmak üzere  Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, ATK'nun 08/07/2021 tarihli kusur raporunda; olay tarihinde idaresindeki çekici ile seyir halinde olan davalı ... sürücüsünün sağ önünden seyir halinde olup sola kontrolsüzce manevra yapan davacı sürücüsünün idaresindeki araç ile karıştığı kazada kusurunun bulunmadığı,  davacı sürücüsünün ise sol şeridi kontrol etmesi, uygun bir zamanda  sola manevra yapması gerekirken buna riayet etmediği,  meydana gelen kazada asli ve %100 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. <br>\tMahkemece alınan 24/05/2021 ve 08/07/2021 tarihli raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek üzere dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinden alınan 30/03/2022  tarihli raporda;  davalı ... sürücüsünün  sürekli olarak sol şeritte seyretmemesi, sağ şeride geçerek diğer plakası belirsiz tırın arkasından gitmesi, önündeki araçlarla arasında güvenli ve yeterli bir takip mesafesi bırakması gerekirken bu kurala uymadığı, nitekim sürücü ...'ın kaza tutanağındaki ifadesinde, önündeki tır ile arasında 15 metre takip mesafesi bıraktığını söylemek durumunda kalmasına rağmen kazanın meydana gelişinden önündeki diğer tır ile aynı şeritte seyretmediği, diğer tır sağ şeritte olmasına rağmen kendisinin sol şeritte seyrettiği, önündeki tır ile takip mesafesi bırakmadan aşırı süratli seyrini sürdürerek plakası belirsiz diğer tırın önündeki davacı  otomobiline çarptığı, dolayısıyla meskun mahalde dikkatsiz, tedbirsiz araç kullanan, sol şeridi kullanmaması gerekirken kullanan, sağ şeritte ve takip mesafesini koruyarak seyretmeyen, iki şeridi ortalar vaziyette seyreden davacı aracına aşırı sürati ve dikkatsizliği sonucu hızla çarpıp önüne katarak sürükleyen davalı  sürücüsü ...'ın olayda % 50 oranında asli kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in ise, iki şeridi ortalar şekilde seyretmemesi, sağ veya sol şeritte seyretmesi, bu sırada seyrettiği şeritteki araçlarla arasında güvenli ve yeterli mesafe bırakması gerekirken bu kurallara uymadığı, şerit izleme kurallarını ihlal ettiğinden olayda % 50 oranında asli kusurlu olduğu yönünde rapor alındığı, işbu raporun mahallinde keşif yolu ile inceleme yapılarak alınan 26.05.2021 havale tarihli trafik bilirkişisi raporu ile de uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.<br>\tHer ne kadar İDM'ce Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı kabul edilmiş ise de, işbu raporda, davacıya ait aracın sürücüsü ...'in sola doğru manevra yaptığının belirtildiği, bu durumda ise davalı taraf aracı tırın sürücüsü ...ın bu araca sol arka köşe kısımlarından çarpması gerekirken sol yandan çarparak önüne doğru döndürdüğü ve yan kısımlarıyla sürüklediği dikkate alındığında, kazanın anılan ATK raporunda belirtilen şekilde meydana gelemeyeceği anlaşılmakla tarafların kusur durumlarını içerir dosyada alınan gerek trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen ilk raporda, gerekse raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla mahkemece başvurulan İTÜ öğretim görevlileri tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda belirlenen kusurun hükme esas alınması gerekirken, ATK raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf istemi bu nedenle yerindedir. <br>\tDavacı yanca talep edilen hasar bedeli ve değer kaybı bedeline ilişkin olarak dosyanın makina mühendisi bilirkişiye tevdii suretiyle alınan 13.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda, aracın hasarlı yerlerinin tek tek irdelenmek suretiyle ... plaka sayılı araçta oluşan toplam hasar bedelinin KDV dahil 20.5733,22 TL olabileceği, aracın ikinci el rayiç piyasa değerinin 125.000,00 TL ve kaza sonrası ikinci el piyasa rayiç değerinin ise 117.000,00 TL olarak tespiti ile davacı aracındaki değer kaybı bedelinin 8.000,00 TL olduğu yönündeki bilirkişi raporunun da hükme esas almaya elverişli ve yeterli içerikte tanzim kılındığı, ancak davacının dosyaya sunmuş olduğu 03.12.2020 tarihli açıklama dilekçesinde belirsiz alacak olarak açmış oldukları işbu davada hasar bedeline yönelik tazminat istemlerinin 13.000,00 TL ve değer kaybına yönelik tazminat isteminin ise 741,10 TL olduğunu beyan etmesi karşısında İTÜ kusur raporu ile belirlenen %50 oranındaki kusur durumu dikkate alınarak, davacının davalı ZMMS'den talep edebileceği hasar bedelinin 10.286,61 TL, değer kaybı bedelinin ise talepten fazlaya karar verilemeyeceğinden 741,10 TL olarak kabulü gerekmiştir. <br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK raporunun olayın oluş şekline ve dosya kapsamına göre hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dosyaya kazandırılan İTÜ Trafik kürsüsü tarafından tanzim edilen 30.03.2022 tarihli raporun ise olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle düzenlenmesi karşısında, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. \t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.07.2022 tarih 2020/394 E. - 2022/609 K. sayılı kararının  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\tDavanın KISMEN KABULÜ ile, dava konusu 10.286,61 TL hasar bedeli ile talepten fazlaya karar verilemeyeceğinden 741,10 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 11.027,71 TL'nin (poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tFazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 753,30 TL'den peşin alınan 234,67 TL'nin mahsubu ile bakiye 518,63 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tDavacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 11.027,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tDavalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 2.713,29 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tDavacı tarafından yapılan 163,85 TL posta masrafı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 938,15 TL talimat masrafı (posta+taksi ücreti+bilirkişi ücreti+keşif harcı) olmak üzere toplam 4.102,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 3.281,60 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\tİzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/2017 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca 1.056,00 TL'sinin davalıdan, 264,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>\t6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>\tKararın kesinleşmesinden sonra Pazarcık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Değişik İş sayılı dosyasının mercine iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 220,70 TL başvurma harcı, 18,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 238,70 TL istinaf yargılama giderinin 190,96 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"085ad0a5a53ee178","SID":"48d718204c1f9823"}}