{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1409 <br>KARAR NO\t\t: 2025/448<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2014/780 Esas - 2022/442 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ \t: 06/03/2014<br>KARAR TARİHİ \t: 13/03/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 13/03/2025 <br>                      <br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/04/2022 tarih 2014/780 Esas 2022/442 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların işleteni ZMM sigortacı olduğu aracın karıştığı kaza nedeniyle davacıların yaralanmasına neden olduğunu, olay nedeni ile davacıların iş gücü kaybına uğradığını, kusurun karşı tarafta bulunduğunu, davalıların oluşan zararı karşılması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yeterli olmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 10.000,00-TL maddi 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep  etmiştir.<br>CEVAP : Davalı ... vekili, Burhaniye mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Burhaniye mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davacı tarafa 62.806,77-TL ödeme yapıldığını, kaza ile ilgili olarak 14.416,33-TL rücu ödemesi yapıldığını, bakiye sorumluluğunun kalmadığını, sorumluluk kabul edilmesi halinde sürücünün kusuru ve poliçe limiti ile sorumluluklarının sınırlı olduğunu, kusur ve malüliyetin ıspat edilmesi gerektiğini, temerrüdünün oluşmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakakalı aracın davacının kullandığı araca çarpması neticesinden davacının yaralandığı, meydana gelen kazada davalı sürücü ...'ın tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, olay nedeniyle davacının % 16 oranında maluliyetin bulunduğu, davacının yaralanması sebebi ile toplam maluliyet zararının 258.920,99-TL olduğu, sigorta şirketinin yapmış olduğu  62.806,77-TL ödemenin güncellenmiş değeri 107.902,03-TL'nin mahsubu ile bakiye zararın 151.018,96-TL olduğu, sigorta şirketinin bakiye poliçe limitinin 150.000,00-TL kaldığı, ödemenin mahsubu ile sorumlu olduğu miktarın 87.193,23-TL olduğu, bakiye zararının tamamından davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, olay nedeniyle davacı lehine 20.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, belirtilerek; davacının davasının kabulüne karar verilmiştir<br>Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, davalının işleten sıfaı bulunmadığın, kaza tarihinden önce kazaya neden olan racı haricen diğer davalıya satıp devrettiğini, araç üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmadığını, davalının işleten sıfatının kalmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının kazanın oluşumunda hiçbir dahili ve kusuru bulunmadığını, hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporunun oldukça karışık, anlaşılması çok güç bir rapor olduğunu, davacının maluliyet oranının yerinde olmadığını, rapora itirazların karşılanmadığını, zamanaşımına ilişkin itirazlarının dikkte alınmadığını, ıslaha konu kısım bakımından zamanaşımı söz konusu olduğunu, hükmedilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davanın kısmi dava olarak açıldığını, dava değerinin bedel artırım dilekçesi ile artırılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın ve dolayısıyla ıslahla talep edilen tutarın reddine karar verilmesi belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı  ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın kısmi dava olduğunu, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak olduğuna ilişkin  olduğuna ilişkin bir  kayıt ve açıklama  bulunmadığını, maluliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, davacının yaralnması ile maluliyeti rasında illiyet bağı bulunmadığını, hükmedilen tazminatların fahiş olduğunu  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS poliçesi kapsamında trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle iş gücü kaybı zararına hak kazanmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, iş görmezlik tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, davalı sigorta şirketinin davadan önce ödediği miktar ile ödemesi gereken miktar arasında açık yetersizlik bulunduğundan  ödenen bedelin güncelleştirilerek tazminattan mahsup edilmesine, kusur ve iş gücü kaybı zararın yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, trafik kazasından kaynaklı iş görmezlik zararı bakımından işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminat yönünden davalıların sorumluluğunun talebe uygun şekilde müşterek ve mütesilen sorumluluk ilkesine uygun düşecek şekilde belirlenmesine, maddi tazminat yönünden işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin birlikte, manevi tazminat yönünden ise yanlızca davalı işletenlerin sorumluluğunun söz konusu olmasına, maddi tazminatın bakiye poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, poliçe limiti aşan miktar yönünden ise davalı işletenlerin sorumlu tutulmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmamasına, cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen zamanaşımın ancak cevap dilekçesinin ıslahı veya davacının bu hususta açık rızası ile dinlenilebilecek olmasına, bu hususta davalının bir ıslahının bulunmamasına,  davacının ıslah dilekçesine karşı davalı tarafından ileri sürülen zamanlaşımı define karşı davacının açık rızasının da söz konusu olmamasına, zamanaşımı def’inin ancak bunu ileri süren müteselsil borçlu hakkında hüküm doğuracak olup süresinde zamanaşımı definde bulunmayan davalı sigorta şirketi yönünden hüküm ifade etmeyecek olmasına (Yargıtay 17. HD'nin 11.06.2020 tarih ve 2018/3875 E. - 2020/3386 K.), sonuç itibariyle davalı sigorta şirketinin zamanaaşımına yönelik savunması yerinde görülmemesine, maddi olay ve davacının mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, tazminata davalıların sıfatına uygun şekilde belirlenen temerrüt tarihinden yasal faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki tarafların sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>3.\tDavalılar ... ve  ... tarafından süresinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. Zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu halde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (obligatio naturalis) haline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir. İşte, bu nedenle zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır. ( Yargıtay HGK’nun  05/05/2010 tarih ve 2010/8-231 E. - 2010/255 K. )<br>4.\t2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2.maddesinde ise, \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilerek Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise;  davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin, maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.<br>5.\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2.maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGKurulu’nun 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K., 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. - 2011/710 K. )<br>6.\tHaksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.(Yargıtay 4. HD'nin 12.12.2022 tarih ve 2021/21079 E. -  2022/16718 K. )<br>7.\tEldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,  alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.  6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir.( Yargıtay 4. HD'nin 18.10.2022 tarih ve 2021/21378 E. - 2022/12496 K., 17.10.2022 tarih ve  2021/17233 E. -  2022/12293 K.)<br>8.\tSomut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 17.04.2009 tarihinde meydana gelmiş, 06.03.2014 tarihine kısmi dava şeklinde açılan dava 12.03.2022 tarihinde  ıslah edilmiştir. Davada fazlaya  ilişkin hak saklı tutulmuş ise de; saklı tutulan alacak miktarı yönünden zamanaşımı işlemeye devam eder. Gerek cevap gerek ise ıslah dilekçesine karşı süresinde verilen beyan dilekçesinde davalılar ... ve  ... tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olup KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde düzenlenen raporlarda davacının tedavisinin devam ettiği ya da gelişen durum olduğuna dair  bir tespitin yer almadığı gibi artan maluliyete dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında süresinde zamanaşımı definde bulunan davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminat istemine ilişkin ıslahla de artılaran miktar için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, aksi şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.(Yargıtay 4. HD'nin 04.05.2023 tarih ve  2021/26766 E. - 2023/4933 K .,17. HD'nin 19.01.2015 tarih ve  2013/12723 E. -  2015/450 K.)<br>Bu durumda, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, diger davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalılar ... ve  ...'in istinaf başvurusunun KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>İstinaf nedenleri  ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle ile sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>Maddi tazminat yönünden davanın KABULÜ İLE 87.193,23-TL kalıcı iş gücü kaybı zararının davalılar ... ve ... yönünden 10.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla bu davalılar için kaza tarihi olan 17.04.2009, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ise için ise temerrüt tarihi olan 16.09.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar arasında tahsilde tekerrür oluşturulmamasına, davalılar ... ve ... yönünden ıslah ile artırılan fazlaya ilişkin talebin ise zamaaşımı nedeniyle REDDİNE,<br>Manevi tazminat yönünden davanın KABULÜ İLE 20.000-TL manevi tazminatın 17.04.2019 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve  ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.322,37-TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 102,50-TL ve 413,31-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 515,81‬-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 6.806,56-TL harcın davalılar ... ve ... yönünden 1.904,94-TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin  davalılar  ... ve ... yönünden 3.440,63-TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Maddi tazminat yönünden davalılar ... ve ...  kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacından tahsili ile davalılar ... ve ...'a verilmesine, <br>Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacı tarafından yapılan 102,50-TL peşin harç, 25,20-TL başvurma harcı, 3,80 TL vekalet harcı, 413,31-TL ıslah harcı,  bilirkişi ücreti 1.050-TL, davetiye ve posta gideri 753,90-TL olmak üzere toplam 2.348,71-TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... yönünden 657,33-TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>3-... ve ...'ın yerinde görülmeyen sair istinaf itirazların REDDİNE,<br>4-Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 5.956,16-TL'den peşin alınan 1.489,04-TL'nin mahsubu ile bakiye 4.467,12-TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, <br>5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davalılar ... ve ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>7-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... tarafından yapılan gider olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13/03/2025  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04b3725d5365c8e5","SID":"c04e1eca222df5ca"}}