{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1237 Esas<br>KARAR NO: 2025/375<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/04/2021<br>NUMARASI: 2019/318 Esas, 2021/290 Karar<br>DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin yapımını üstlendiği “ ... “  adlı dizinin ışık ve kamera ekipmanını davalı şirketin sağladığını, davalı şirketin, hizmet bedelinin ödenmediği gerekçesiyle haksız olarak müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı aldığını ve takip başlattığını, takibe itiraz üzerine de İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, oysa tam aksine davalının müvekkiline borcu bulunduğunu, taraflar arasında 2017 yılı Ekim ayında yapılan mutabakatta; davalının sunacağı hizmet karşılığında müvekkili şirketin ödeyeceği 2.450.000,00 TL'nin, müvekkili şirket yetkilisi adına olan taşınmazın davalı şirket yetkilisine devredilmesi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki mutabakat ve whatsapp yazışmalarında, davalının, taşınmazın hizmete karşılık devredildiğini kabul de ettiğini, ancak taşınmazın tadilatı da yapılarak devrine rağmen davalının hizmeti durdurduğunu, müvekkilinin davalıdan alamadığı hizmet için başka şirketlerle anlaşarak bölüm başına 15.000,00 TL fazla ödemek zorunda kaldığını, ayrıca yapılan haksız takip ve icra işlemlerinin müvekkilin ticari faaliyetini sarstığını, davalının cari hesap ve mutabataklarını tek taraflı ve kötü niyetli hazırladığını, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek verilmeyen hizmet için davalıya ödenen ücret yönünden şimdilik 70.000,00 TL ve  davalının kusuru ile uğradıkları zarara ilişkin şimdilik 30.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; davacı şirketin, dava dışı malik tarafından gerçekleştirilen taşınmaz devrinin taraflar arasındaki hizmet ilişkisi kapsamında yapıldığını ileri süremeyeceğini, bu nedenle davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, düzenledikleri faturalara itiraz edilmediğini, 27.09.2018 tarihli mutabakat ve BA BS formları ile de sabit olduğu üzere müvekkilinin 2018 yılı Eylül ayı itibariyle davacıdan 1.687.637,97 TL alacaklı olduğunu, ihtiyati hacze itiraz üzerine değişik iş dosyasında yapılan duruşmada davalının mutabakatı kabul ettiğini, davacının sunduğu mutabakat metninin ise müvekkili tarafından imzalanmayıp sahte olduğunu, devredilen taşınmazın müvekkili şirketin davacıdan alacağı ile ilgisi olmadığı gibi davacının sunduğu mutabakatta da taşınmazın borca mahsuben devredildiğine dair kayıt bulunmadığını,  sahte olan mutabakatın tarihi 2017 yılı Ekim ayı iken, taşınmazın daha önce, 2017 yılı Nisan ayında devredildiğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; yapılan imza incelemesine göre davacı tarafından sunulan cari hesap mutabakat belgesindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı,  taşınmaz devrinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden yapıldığına dair dosyaya sunulan bir belge olmadığından, taşınmaz devrinin borca mahsuben yapıldığı hususunun ispat edilmediği,  davacının, davalıya 1.687.637,97TL borcu olması ve davalının alacağının tahsili için takip başlatması karşısında davalının ifadan kaçınmakta haklı olduğu, davacının davalıdan kaynaklı bir zarara uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; whatsapp yazışmalarının delil olarak kabul edilmediğini, tanıklarının dinlenmediğini,  davalı şirket yetkilisi hakkındaki soruşturma dosyasının sonucu beklenmeden karar verildiğini,  Ekim 2017 tarihli mutabakatın tanıkların huzurunda davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, imza incelemesi için alınan raporda, ulaşılan sonucun maddi dayanaklarının ortaya konulmadığını, davalı şirketin dava açıldığı tarihte değil, imzanın kendi yetkilisine ait olmadığına dair karardan sonra suç duyurusunda bulunduğunu, kök raporda alacaklı bulundukları tespit edilmesine rağmen mahkemenin İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan rapora istinaden yeniden inceleme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, bu dosyada davalının defteri kebir defterinin tasdikinin yapılmadığı tespit edildikten sonra davalının İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde sonradan yapılan bilirkişi incelemesine defteri kebiri kötü niyetli sunmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, fazla ödendiği ileri sürülen hizmet bedelinin iadesi ve işin ifa edilmemesinden kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; davalının hizmet alacağı bulunduğu, bu nedenle işi ifa etmemesinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. Davacının yapımını üstlendiği dizinin ışık ve kamera ekipmanının davalı şirket tarafından sağlanması hususunda taraflar arasında anlaşma bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; davacı şirketin, davalıya taşınmaz devri yaparak hizmet karşılığını ödeyip ödemediği ve davalının haksız olarak hizmeti ifadan kaçınıp kaçınmadığı hususlarında toplanmaktadır. Davacı şirket; davalıya gördüğü hizmete karşılık taşınmaz devredildiğini ve bu nedenle davalıya borcu olmayıp, tam aksine alacaklı olduklarını, buna rağmen davalının hizmet bedelinin ödenmediği iddiasıyla haklarında takip başlattığını ve hizmeti ifa etmeyerek müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürmektedir. Diğer taraftan davalı hizmet alacağının tahsili için davacı aleyhine takip başlatmış, takibe itiraz üzerine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açmıştır. Davacı 2018/1228 Esas sayılı dosyada davaya cevabında da, taşınmaz devri ile borcunu ödediğini savunmuştur. Sözkonusu dosya henüz sonuçlanmamıştır. Davacı şirket eldeki dosyada davalıya hizmet karşılığı taşınmaz devretmesi nedeniyle fazla ödeme yaptığını, ayrıca davalının alacağı bulunmamasına rağmen hizmeti ifa etmeyerek zararına neden olduğunu ileri sürmüş olup, taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında da, taşınmaz devri ile borcun ödenip ödenmediği ve davalının alacağı bulunup bulunmadığı hususunda karar verilecektir. Bu durumda İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında verilecek kararın eldeki dosyanın sonucunu etkileyeceği açıktır. 6100 Sayılı  HMK. 165. maddesi; (1) \"Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir\" hükmünü içermektedir.  Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca bir davanın bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de bu husus hakime keyfiyet derecesinde takdir yetkisi bahşetmez. Zira, yargılama süreci sonrasında mahkemenin kabulünün aksi bir neticenin ortaya çıkması durumunda karar gerekçesinde dayanılan vakıaların ve buna bağlı olarak varılan hukuki sonucun bir önemi kalmayacak, dava dayanağı tümden geçersiz hale gelecektir. Buna göre mahkemece İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1228 Esas sayılı dosyasında verilecek kararın eldeki dosyanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek, anılan dosyanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kararın kaldırılmasına  karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/318 Esas, 2021/290 Karar ve 13/04/2021 tarihli  kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"957e50030a3b765d","SID":"3f144583e5aa6720"}}