{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACILAR\t...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: HASIMSIZ <br>ASLİ MÜDAHİL\t:...<br>VEKİLİ\t: ...<br>ASLİ MÜDAHİL\t:...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ..<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik asli müdahil ... Vekili ve asli müdahil .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Asli müdahil .... vekili 04/10/2024 havale tarihli dilekçesinde; Davacı şirketin 30/06/2024 tarihi itibariyle borca batık olduğunu, aktifin pasifi karşılama oranının 0,62 olduğunu, 19/09/2024 tarihli ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 19/09/2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... vekili 04/10/2024 havale tarihli dilekçesinde;19/09/2024 tarihli 22/12/2023 tarihinden sonra konulan blokelerin de kaldırılarak takas ve mahsup edilen paraların, ve çek bedellerinin davacı şirketin ... Şubesi nezdinde bulunan; ...  nolu hesabına, komiserlerin bilgisinde, denetiminde ve gözetiminde EFT yapılması yönündeki tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 19/09/2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi 19/09/2024 tarihli ara kararında; mahkemece yapılan değerlendirmede İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen tedbir kararlarının borçlunun mal varlığının korunmasına yönelik kararlar olduğu, yani muhafaza tedbirleri olduğu, bu kapsamda da İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen tedbirlerin muhafaza tedbiri olduğundan bu kararlara karşı Kanun yoluna başvurulamayacağı ancak borçlular vekili tarafından talep edilen diğer tedbirlerin ise bir muhafaza tedbiri olmadığından yani geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbir olduğundan mahkemece verilecek bu kararlara karşı Kanun yolunun açık olduğu Mahkemece kabul edilerek değerlendirme yapıldığını ve davacılar vekili tarafından talep edilen İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmeyen (muhafaza tedbirleri dışında kalan ) diğer tedbir talepleri yönünden bu kapsamda değerlendirilerek kabul edilen tedbirler yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca itiraz yasa yolu, reddedilen tedbirler yönünden istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildiği gerekçesiyle,  Alacaklı bankalarda davacı şirketlere  ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının İcra ve İflas Kanunu'nun 294. maddesi yollaması ile  İcra ve İflas Kanunu'nun 200. maddesinin 1., 2., 2. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren durdurulmasına yönelik tedbir talebinin kabulüne, <br>Geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında ise borçlunun mevduatına gelen para üzerinde rehin ve takas hakkının kullanılmamasına, davacı şirketlerin  bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına ve blokaja tabi tutulan bedellerin davacının ilgili banka hesabına davacının kullanımına sunulmak üzere iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine, bu kapsamda davacıların davacılara ait banka hesaplarındaki gelecek olan paraların geçici mühlet tarihinden sonra blokajının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, Geçici mühletin ilanından önce borçlunun mevduatında bulunan para üzerinde kullanılan takas ve blokaj hakları geçici mühletin ilanından önce kullanılmış ise takas ve blokaj hakkını kullanan bankaların haklarının korunmasına, ancak geçici mühletin ilanından sonra ise bu hakları kullanamamalarına, Geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında ise borçlunun mevduatına gelen para üzerinde blokaj hakkının kullanılmamasına karar verilmiştir. <br>Asli Müdahil ... vekili 30/09/2024 tarihli itiraz dilekçesinde; dosyadaki  Komiserler Kurulunun 28/08/2024 tarihli raporunda ... Bankası'nın 15/05/2024 tarihli talep dilekçesinde belirtilen hususlar taraflarınca incelendiğini, ... firmalarının cari hesap dökümlerinin talep edildiğini, gerekli incelemeler yapılmakla birlikte ön projede belirtilen borç tutarları ile uyumsuzluklar olduğu, ilgili firmalara borcun değil ilgili firmalardan alacağın olduğunun tespit edildiğini, ön projede belirtilen karlılık oranlarına 2023 sonu itibarıyla ulaşılamadığından alacak ve borç miktarlarının gerçeği yansıtmadığı konusunda tereddütler oluştuğundan dolayı projenin revize edilmesini, alacak ve borç miktarları açısından mühlet tarihi itibarıyla karşılıklı mutabakat yapılarak taraflarına ve mahkemeye bir an evvel liste halinde sunulmasını talep ettiklerini, 28/08/2024 tarihli komiser kurulu raporu ile itirazlarının ispatlandığını, kesin mühlet kararı ve tüm tedbirler kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin bu raporu görmezden gelerek ara karar tesis etmesinin sanki bu rapor yokmuşcasına ihtiyati tedbir kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin 25/12/2024 tarihli duruşmada tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermesi halinde itiraz ve istinaf ettikleri tedbir kararları ile bankalardan alınan paraların davacılar tarafından harcanmış olursa bankaların zararlarının nasıl karşılanacağını, başından beri itiraz ettikleri tedbirlerin maddi dayanaklarının davanın başından beri olmadığı, ön projede belirtilen projeksiyonla mevcut borçların ödenmesinin mümkün görünmediği komiser raporu ile tespit ve teyit edilmiş olmakla tedbir kararlarının hukuki dayanaklarının da kalmadığını belirterek 19/09/2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Asli Müdahil ... Vekili 01/10/2024 tarihli itiraz dilekçesinde; mahkemenin 24/09/2024 tarihli kararıyla Anayasa'nın 10 ve 35. Maddeleri ile koruma altına alınan mülkiyet hakkı ile eşitlik hakkı ile yine Anayasa'nın 36. Maddesi ile koruma altına alınan savunma haklarının açıkça ihlal edildiğinin bir gerçek olduğunu, müvekkili bankanın mülkiyetinde bulunan çeklerin, ... tarafından satılan ürünlerin çek keşidecilerine mal teslim ve fatura edilmelerini müteakip alınan ileri keşide tarihli ödeme çekleri olduğunu, bu çeklerin karşılığında ...tarafından çek borçlularına ürün teslim edildiğini ve faturalarının da kesildiğini, çeklerin ödenmesine ilişkin borcun doğduğunu ve fakat ödemenin vadeye bağlanarak çek keşide edilerek ...'ne teslim edildiğini,  ... tarafından bu kez \"Banka'dan kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla\" bankaya ifa uğruna ciro edilerek verildiğini, iş bu işlemin BK anlamında alacağın temliki olmayıp, TTK gereğince yapılan temlik cirosu olduğunu, yapılan işlemin alacağın temliki olmayıp, çekin bankaya ciro ve teslim edilerek çekten kaynaklı mülkiyet hakkının bankaya geçmesi işlemi olduğunu, müvekkilinin bankaya çek ciro edilmekle müvekkili banka çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, yapılan ciro işlemi, ileride doğacak alacağın temliki işlemi de olmadığını, bu nedenle müvekkili bankaya ciro edilen çekle ilgili İİK.294.madde hükmü uygulanamayacağını, TTK.684 ve 686 Madde hükmü incelendiğinde de görüleceği üzere, çekin ciro ve teslim edilmekle müvekkili bankanın çekin yetkili ve meşru hamili haline geldiğini, ciro eden ... firmasının çekle ilgili herhangi bir alacaklı sıfatının da kalmadığını, müvekkili bankanın söz konusu çeklerin karşılığında davacıya kredi kullandırdığını, çek tutarlarının iade edilecekse bu durumda çek mukabili kullandırılan kredilerin de müvekkili bankaya iadesi gerektiğini, aksi halde Anayasa'nın eşitlik kuralının da ihlal edilmiş olacağını, çeklerin yetkili hamilinin müvekkili banka olduğunu, müvekkili bankanın ciro imzası olmaksızın hukuken ödenmesi mümkün olmayan kıymetli evrak türü olduğu hususunun da atlandığını, ayrıca çek bedellerinin keşideciler tarafından ödendiğini, bu paraların müvekkili bankanın zilyetliğinde olduğunu bilindiği üzere para üzerindeki mülkiyet hakkının zilyetliğin devri ile gerçekleşeceğini, konkordatoya ilişkin yasal düzenlemenin aslında ve özünde maddi hukuka dair üçüncü kişilerin haklarını ihlal eder nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği yönünde olduğunu, alacağın temliki ile dava tarihinden önce çeklerin ciro yolu ile devredilmesinin farklı yasal düzenlemeleri bulunan farklı hususlar olduğunu, kambiyo senetlerinde alacağın devrinin istisnai bir durum olup TTK 681/2 ve 690/1 maddelerinde düzenlendiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte çeklerin alacağın devri yoluyla bankalarına devredildiği düşünülse dahi çekin düzenlemesi ile birlikte alacak hakkı doğduğundan İİK 294 maddesine göre devrin hükümsüz olmasının da mümkün olmadığını, konkordato talebi ile açılan bir davada  dava açılmadan önce yapılan tasarruflar nedeni ile alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan haklarına ilişkin bir hüküm tesis edilemeyeceğini, maddi hukuktan kaynaklanan hakları kısıtlar nitelikteki tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, bankaya verilen tüm çeklerin rehin veya alacağın temliki yoluyla verildiği varsayılarak herhangi bir sınırlama olmaksızın infazda tereddüt doğuracak şekilde temlik cirosu ile ciro edilen çeklerin de tedbir kapsamında olduğu izlenimini uyandıracak şekilde tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bloke ve rehinlerin kaldırılmasına ilişkin kararın doğru olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu , konkordato mühlet kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini ve sonuçta  22/12/2023 tarihinden sonra konulan blokelerin de kaldırılarak takas ve mahsup edilen paraların ve çek bedellerinin davacı şirketin ... Şubesi nezdinde bulunan; ...  nolu hesabına, komiserlerin bilgisinde, denetiminde ve gözetiminde EFT yapılması yönündeki tedbir kararına itiraz ettiklerini, itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise infazda tereddüt yaşanmamasını teminen, konkordato öncesinde davacı tarafından TTK..684 ve 687 kapsamında ciro ve teslim edilen çeklerin tedbir kapsamında bulunmadığı yönünde ara karar oluşturulmasını talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesi 25/12/2024 tarihli ara kararında; mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde asli müdahil ... ve ... vekili tarafından dosyaya sunulan 04/10/2024 tarihli dilekçelerin, mahkemenin 19/09/2024 tarihli ara kararından dönülmesini gerektirir bir hususu gerektirmediği, 19/09/2024 tarihli ara kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, asli müdahiller ... ve ... vekillerinin 19/09/2024 tarihli ara karardan dönülmesi talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Asli Müdahil .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; konkordato komiserlerinin üst üste iki raporunda davacı şirketin borca batık olduğu, pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğu, atiflerinin pasiflerini karşılama oranının 0,57 olduğu, davacı şirketin bir sene ödemesiz 4 senelik süre talebinin örtülü tenzilat anlamına geldiği açık açık yazılı olmasına, mahkemenin davacının iflasına, aksi halde konkordato talebinin reddine karar vermesinin ve tüm tedbirleri kaldırması gerekirken taleplerinin reddine karar vermesinin usule ve İİK'ya aykırı olup müvekkili banka ve diğer alacaklıları mağdur ettiğini ve etmeye devam ettiğini, durum bu kadar açık ve mahkemenin vereceği karar davacının iflasına veya davanın reddine ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken mahkemenin ısrarla 19/09/2024 tarihli ara karardan dönülmesini gerektirir bir hususu gerektirmediği, 19/09/2024 tarihli ara kararın yerinde olduğu kararının hukuka ve konkordatonun hüküm ve ruhuna aykırı olduğunu, şirketin 30/06/2024 tarihi itibarıyla borca batık olduğu aktifin pasifi karşılama oranının 0,62 olduğu, bilanço aktifinde fiktif olarak yer alan ve tahsil kabiliyeti olmayan büyüklüklerin bilançodan mahsup edildiği, davacı firmanın faaliyetlerine 15 işçi ile devam ettiği, mühlet tarihinden sonra doğan borçların komiserlikleri nezaretinde yapılmaya devam ettiği, 06/2024 dönemi içerisinde davacı firmanın 22.770.490 TL satışının gerçekleştiği, bu dönem içerisinde 446.437 TL kar elde ettiği bu tutarların ön projede belirtilen satış (197.945.164 TL) ve karlılık oranları ile uyumlu olmadığı, davacı yana projenin acilen revize edilmesi gerektiği, projede belirtilen kaynakların gözden geçirilmesi gerektiği, fiktif olarak bilançoda yer alan tutarlar açısından izahat yapılması gerektiği konusunda yazılı açıklamada bulunmasının uygun olacağı, 2023 yılı için kısmen yaklaşılan satış ve karlılık oranlarına 2024 yılında gerçekleşmesinin mümkün görülmediği, ön projede belirtilen projeksiyonla mevcut borçların ödenmesinin mümkün görünmediğinin yazılı olduğunu, 28/08/2024 ve 23/12/2024 tarihli komiser kurulu raporları ile itirazları ve haklılıklarının ispatlandığını ancak mahkemenin bu raporları görmezden gelerek ara karar kurduğunu, itiraz ettikleri tedbirlerin maddi dayanaklarının davanın başından beri olmadığı, ön projede belirtilen projeksiyonla mevcut borçların ödenmesinin mümkün görünmediği komiser raporları ile tespit ve teyit edilmiş olmakla, tedbir kararlarının hukuki dayanaklarının da kalmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Asli Müdahil ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin 19/09/2024 tarihli kararıyla; Anayasa'nın 10. ve 35. maddeleri ile koruma altına alınan mülkiyet hakkı ile eşitlik  hakkı ile yine Anayasa'nın 36.maddesi ile koruma altına alınan savunma haklarının açıkça ihlal edildiğini, müvekkili bankanın söz konusu çeklerin karşılığında davacıya kredi kullandırdığını, çek tutarları iade edilecekse, bu durumda çek mukabili kullandırılan kredilerin de müvekkili bankaya iadesi gerektiğini, aksi halde Anayasa'nın eşitlik kuralının da ihlal edilmiş olacağını, çeklerin yetkili hamilinin müvekkili banka olup müvekkili bankanın ciro imzası  olmaksızın hukuken ödenmesi mümkün olmayan kıymetli evrak türü olduğu hususunun da atlanıldığını, tekraren çekin bir ödeme aracı olduğu hususunun da atlandığını, ayrıca çek bedelerinin keşideciler tarafından ödendiğini, bu paraların müvekkili bankanın zilyetliğinde olduğunu, bilindiği üzere para üzerindeki mülkiyet hakkının zilyetliğin devri ile gerçekleştiğini, konkordatoya ilişkin yasal düzenlemenin; aslında ve özünde maddi hukuka dair üçüncü kişilerin haklarını ihlal eder nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği yönünde olduğunu, alacağın temliki ile dava tarihinden önce çeklerin ciro yolu ile devredilmesinin farklı yasal düzenlemeleri bulunan farklı hususlar olduğunu, kambiyo senetlerinde alacağın devrinin istisnai bir durum olup TTK md. 681/2. ve 690/1. maddelerinde düzenlendiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; çeklerin alacağın devri yolu ile bankalarına devredildiği düşünülse dahi çekin düzenlenmesi ile birlikte alacak hakkı doğduğundan iik 294. maddesine göre devrin hükümsüz olmasının da mümkün olmadığını, konkordato talebi ile açılan bir davada, dava açılmadan önce yapılan tasarruflar nedeni ile alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan haklarına ilişkin  bir  hüküm tesis edilemeyeceğini, başka bir ifade ile konkordato hükümlerinin geçmişe yönelik tasarruflar için  uygulanmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, maddi hukuktan kaynaklanan hakları kısıtlar nitelikteki tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, bankaya verilen tüm çeklerin rehin veya alacağın temliki yoluyla verildiği varsayılarak, herhangi bir sınırlama olmaksızın infazda tereddüt doğuracak şekilde temlik cirosu ile ciro edilen çeklerin de tedbir kapsamında olduğu izlemini uyandıracak şekilde tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya  aykırı olduğunu,  bloke ve rehinlerin kaldırılmasına ilişkin kararın doğru olmadığını, müvekkili bankanın verilen söz konusu karar nedeniyle telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya olduğunu, mahkemenin, bu karar sebebiyle oluşabilecek zararlar için teminat dahi almadan tedbir kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi veya projenin tasdiki halinde fesih durumunda, alacaklıların zararının ne şekilde giderileceği hususunun mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca açılmış konkordato yargılamasında verilen ihtiyati tedbir kararına yöneliktir.<br>HMK'nun, \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341/(1). maddesi, \"İlk Derece Mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmünü,<br>İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik \"Geçici mühlet\" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, \"Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmünü içermektedir.  <br>Pozitif hukukta aynı konuyu düzenleyen birden fazla yasal düzenlemenin bulunması durumunda, hangi düzenlemenin uygulanacağı konusunda özel yasa-genel yasa ölçütü esas alındığında özel yasa hükmünün; önceki yasa-sonraki yasa ölçütü bakımından değerlendirme yapıldığında ise sonraki yasa hükmünün uygulanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir.<br>Buna göre, 6100 sayılı HMK'nun 12/01/2011 tarihinde kabul edildiği ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Yasanın ise 28/02/2018 tarihinde kabul edilerek 15/03/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Ayrıca 6100 sayılı HMK, hukuk davalarındaki yargılama usulünü düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken, 7101 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrası usule ilişkin özel bir düzenlemedir.<br>Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerle ilgili kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir.<br>Gerek özel yasa-genel yasa ilişkisi, gerekse önceki yasa-sonraki yasa ilişkisi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen, konkordato istemi sırasındaki tedbirlere yönelik kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 6 . HD. 2024/3146 Esas - 2024/4044 Karar, 2024/2558 Esas - 2024/3133 Karar sayılı ilamları)<br>Bu nedenle istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında verilen 25/12/2024 tarihli ara karara karşı asli müdahiller .... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 346/1 . maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, <br>2-Asli müdahil .... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-Asli müdahil ... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>4-Asli Müdahiller tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. ...<br>\t\t\t<br>...<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"499396d2c5230d9c","SID":"8a050a193c71b3f6"}}